, 25 Mart 2017
Tarihçi Gözüyle Urfa ve Mardin Kültürü

Urfa Balıklıgöl

2905

Tarihçi Gözüyle Urfa ve Mardin Kültürü

''Urfa-Mardin Hattı & Memleketime Dair Yazılar'' kitabı, Adnan Demircan'ın, ilmi bir disiplinle, Urfa ve Mardin başta olmak üzere kendisi üzerinde etkisi bulunan Diyarbakır ve Siirt üzerine yazdığı yazılardan oluşuyor. Halil Aslan yazdı.

İlgili Yazılar
Allah Elçisi nin Hayatını Sağlıklı Bir Şekilde Anlamakla Mükellefiz
Allah Elçisi’nin Hayatını Sağlıklı Bir Şekilde Anlamakla Mükellefiz

''Türkiye’de ve bilebildiğim kadarıyla Arap dünyasında siyer alanında yapılan çalışmaların önemli bir kısmının henüz başlangıç aşamasında olduğunu, Müslümanların nitelikli çalışmalar yapması için biraz daha beklememiz gerektiğini söyleyebiliriz.'' Prof. Dr. Adnan Demircan, Son Peygamber Hz. Muhammed’in hayatını, mücadelesini ve yaşadığı dönemi inceleyen Siyer ilimi üzerine Muaz Ergü'nün sorularını cevapladı.
07/12/2016 10:10
Siyaset Fitnesi Yakamızı Bırakmıyor Bir Türlü
Siyaset Fitnesi Yakamızı Bırakmıyor Bir Türlü

Adnan Demircan, geçtiğimiz günlerde Bursa'da 'Müslümanların İç Meseleleri ve Fitne' başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Ahmet Serin etkinlikten notlarını aktarıyor.
14/11/2016 12:12
Hz Peygamber'in sas Beşeri Münasebetleri
Hz. Peygamber'in (sas) Beşeri Münasebetleri

Prof. Dr. Adnan Demircan’ın derlediği ''Hz. Peygamber'in (sas) Beşeri Münasebetleri- Temel Hak ve Hürriyetler'' kitabı, Efendimizin beşeri münasebetleri ve sosyal ilişki ağı içerisinde çok fazla değinilmeyen konulara işaret eden makalelerden oluşmuş. Ümit Savaş yazdı.
17/10/2016 08:08
Kerbela yı doğru okumak boynumuzun borcudur
Kerbela’yı doğru okumak boynumuzun borcudur

Prof. Dr. Adnan Demircan, geçtiğimiz yıl yayınlanan Kerbelâ/ Keder ve Belâ kitabı ve Kerbela’yı nasıl okumamız gerektiği üzerine Ayşegül Uyar'ın sorularını cevapladı.
10/02/2015 15:03
Kerbela'nın anlaşılmasına mütevazı bir katkı
Kerbela'nın anlaşılmasına mütevazı bir katkı

Hicri 10 Muharrem 61’de meydana gelen Kerbela Vakıası, Kerbela Savaşı ya da Kerbela Katliamı da, İslam tarihinin en vahim, en trajik olaylarından biri. Bir büyük yıkımın, acının, kahrın izdüşümü. Muaz Ergü, Adnan Demircan'ın 'Kerbela-Keder ve Bela' kitabı üzerine yazdı..
05/04/2014 12:12
Sahabe dönemini nasıl anlamalıyız
Sahabe dönemini nasıl anlamalıyız?

Prof. Dr. Adnan Demircan, İÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi. Prof. Dr. Adnan Demircan, Müslümanların sarsılmaz kılavuzlarından olan sahabeleri anlatmak için, Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin Cuma Meclisi’ne konuk oldu 14 Mart gecesi. Ahmet Serin yazdı.
17/03/2014 16:04

Prof. Dr. Adnan Demircan hocamı, 1999- 2003 yıllarında Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrenciliği yıllarımdan tanıyorum. İslam tarihi alanındaki dersleri, tarih dışında akademisyenliğin, ilme duyulan iştiyakın, yaptığın işe nasıl aşk şevk katılacağının öğretilmesiydi adeta. Özellikle ilk devir İslam tarihini anlatırken şahıslardan sanki bir akrabasından, bir tanıdığından bahseder gibi bahsederdi. Alanındaki vukufiyeti kolaylıkla teslim edilen biriydi. Arkadaşlara, “derslerde Adnan hocaya soru sormayın, sordukça bilmemiz gereken şeylerin alanı daha da genişliyor” demişliğim vardır. Dersini mutlaka dikkatle dinlemeniz ve devam etmeniz gerekirdi.

Şimdi İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim üyeliğine devam eden hocamın, telif olanlar ağırlıkta olmak üzere otuzu aşkın kitabı bulunuyor. Bu yazımda üretken ve vefalı bir akademisyen olan Adnan Demircan’ın memleketine, yaşadığı, bulunduğu, ilgi duyduğu, üzerinde etkide bulunmuş yerlerle ilgili kaleme aldığı kitabından bahsedeceğim.

Adnan Demircan hocanın Beyan Yayınları’ndan çıkan Urfa-Mardin Hattı & Memleketime Dair Yazılar isimli kitabını görünce alıp okumak istedim. Dersler dışında fazla bir teşrik-i mesaimiz olmasa bile, Urfa’da uzun yıllar bulunan hocamın benim de beş yılımı geçirdiğim Urfa hakkında neler söylediğini merak ettim. Alt başlık olan “Memleketime Dair Yazılar” ise daha da heyecanlandırdı beni. Adnan hocam Urfa’yla ilgili gözlemlerini, yaşadığı ilginç ve önemli şeyleri yazmıştır; o ilmi tecessüsüyle nelere şahit olmuş, kim bilir neler biriktirmiştir diye düşünüyordum. Kitap, ilmi bir disiplinle hocamın Urfa ve Mardin başta olmak üzere kendisi üzerinde etkisi bulunan Diyarbakır ve Siirt üzerine yazdığı yazılardan oluşuyor.

Urfa’ya tarihçi gözüyle bakış

Kitapta Urfa, hocamın 1992 yılında asistan olarak başlayıp 2003’de profesör olup 2012 yılı sonunda İstanbul’a geçene kadar çalıştığı yer olması hasebiyle; Mardin/ Ömerli ise asıl memleketi olması nedeniyle daha geniş yer tutuyor.

Adnan Demircan hoca nerdeyse Urfa ile ilgili hiçbir şeyi atlamamış. Urfa’nın tarihi, Urfa’nın Hazreti İbrahim’in memleketi olup olmaması, Balıklıgöl’ün tarihi değeri genişçe irdeleniyor. “Tarihte Urfa”, “Osmanlı Hâkimiyetinde Urfa”dan sonra başlığın birinde “Evliya Çelebinin Urfa’sı”, kitabın Urfa’yla ilgili diğer alt başlıklarından bazıları.

Evliya Çelebi’nin Urfa’sı

Evliya Çelebi Urfa’ya 1646 ve 1649’da iki defa gelmiş. Urfa’yla ilgili Çelebi, “Urfa narı bütün âlemde beğenilir” deyip, “has ve beyaz lavaşa ekmeği, sacda pişen gül pembe yaprağı gibi yufka beyaz ekmeği, tandır kebabı, helvası, dut şarabı ve ipeği gayet meşhurdur” diye ekliyor. Evliya Çelebi’nin Urfa’nın maddi ve manevi kültür öğeleriyle ilgili tasvirleri günümüzde Urfa’ya gidenlere ‘burada başka bir şey var ama ne?’ dedirten sorunun da cevabı oluyor aynı zamanda.

Mardin kültür ve tarihine bir yolculuk

Kitabın Mardin’i anlatan kısmı 357 sayfalık kitabın yarısını teşekkül ettirmiş. Yazarın memleket sevgisi bu satırlar boyunca kolaylıkla izlenebiliyor. Adnan hoca ilmi bir yaklaşımla Mardin’i tarihiyle, kültürüyle, siyasetiyle, gelenek görenekleriyle ele almış. Buradan yola çıkarak bir anlamda Adnan Demircan’ın memleketine olan vefası olarak da okunabilir bir eser ortaya çıkmış. Hocamın memleketi olan Mardin’in Ömerli ilçesi ayrı bir yer tutuyor kitapta. Ömerli’nin nüfusu, Ömerli’de siyaset, ekonomik hayat ve Ömerli üzümünün hikayesi, kitabın çok severek okuduğum bölümleri oldu. Benim de Hatay gibi üzümü -eskisi kadar olmasa da- bol bir yerde büyümüş olmam, üzümle ilgili bazı terimleri karşılaştırmamı sağladı. Mesela Ömerli’de üzüm kurutulan yere ‘Mıştah’ denirmiş. Hatay’da ise ‘Sergen’ denilir. Mejnune denilen dolmalık biberlerin közlenmesinden bahsetmiş hocam; pekmez yapılan yere bizde de Ma’sara/ Ma’sere denilir, bizim de Arap komşularımızın varlığı bu terimi aynıyla kullandığımızı açıklar sanırım. Üzümün şırasını çıkarmak için kullanılan çuvallara ‘telis’ denilirmiş; bu iş için bildiğim kadarıyla daha mekanik düzenekler de kullanılıyor. Bundan başka bulgur yapımı da kültürel olarak ele alınmış. Bizim oralarda da bulgur önceden evlerde yapılır, damlarda kurutulurdu. Haşlanmış buğdaya Ömerli’de ‘selîk’ denilirmiş, bulgurun küçük tanelisine ‘setik’ derler sanırım bizim orada da. Bu ve bunun gibi ayrıntılarla süslü Ömerli’yi anlatan satırlar.

Kız isteme ve düğün adetleri ayrıntılı olarak ele alınmış ve bu bölüm batıl inançlar ve hurafelerle bitirilmiş. Kitaptan bir hurafe/ batıl inanç zikredelim: “Yas tutanlar, hayatlarında bazı kısıtlamalar yaparlar. Mesela evde eğlence yapılmaz, çekirdek yenmez, banyo yapılmaz, dikiş dikilmez, çamaşır yıkanmaz, gezilere çıkılmaz, davetlere ve düğünlere gidilmez, takı takılmaz, kadınların başlarındaki beyaz ve boncuklu yazmaların oyaları sökülür ya da yerine Arapça ‘çeteye’ adı verilen koyu renkli sade yazmalar bağlanır.”

Müellif Ömerli’de yaşayan Muhallemîler’den ve Billikîler’den bahsediyor; sağlam bir tarihçi olunca elbette artık müntesiplerinin bile çok da önem vermemeye başladığı şeyi yapıyor, bu iki gurubun kökenlerinin peşine düşüyor. Dilleri ve atasözleriyle, kullanılan bitki ve hayvan isimleriyle bölge ve yaşayanları için geleceğe de vesika bırakıyor Adnan Demircan hoca. Yine kitaptan öğrendiğimize göre Ömerli’de ‘Zımenı’l-evvel ıthevvel’ (eski zaman değişti) denirmiş; yani ‘eski çamlar bardak oldu’ dediğimiz şey…

İşte böyle ‘Adnan Hocam hatıralarını mı yazmış’ diye yanlış bir zanna kapılıp aldığım kitap yine beni tarih ilminin derinliklerine götürdü. Konu Urfa, Siirt, Diyarbakır ve Mardin olmasına rağmen nasıl tarih çalışması yapılacağını bir kez daha anlatmış oldu hocam. Kitabın başlarında internetten aldığı bir kaynağa verdiği dipnotta Adnan Demircan hocam erişim tarihinin yanında erişim saatini de yazmış: 04.53… İşte bu saatte kalkmış, masasında çalışan bir ilim adamının memleketine karşı vefası, ilgisi, muhabbeti satırlar arasından rahatlıkla izlenebiliyor.

Adnan Demircan, Urfa-Mardin Hattı, Beyan Yayınları.

 

Halil Arslan