, 18 Ocak 2017
Şamil'lerin Hamzatov'ların Aliverdiyev'lerin Vatanı Dağıstan

2939

Şamil'lerin, Hamzatov'ların, Aliverdiyev'lerin Vatanı: Dağıstan

Kafkas Dağları'nın Hazar Denizi'yle buluştuğu bir ülke Dağıstan. Binlerce yıllık geçmişe sahip ülke, tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü. Dağıstan, farklı etnik gruplara evsahipliği yapıyor.

İlgili Yazılar
Karaçay-Malkar Türkleri ve 2 Kasım 1943 Sürgünü
Karaçay-Malkar Türkleri ve 2 Kasım 1943 Sürgünü

''Karaçaylılar Kafkasya’dan sürülen ilk halktır. Onları Çeçen-İnguşlar ve Malkarlılar takip etmiştir.'' Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ufuk Tavkul, Kafkasya, Karaçay-Malkar halkı ve 2 Kasım 1943 Sürgünü'ne dair Yusuf Tunçbilek'in sorularını cevapladı.
02/11/2016 14:02
Şamil Basayev Kuzey Kafkasya nın Mücadele Eri
Şamil Basayev, Kuzey Kafkasya’nın Mücadele Eri

Basayev iyi bir asker, korkusuz bir komutan olmasının yanında dini meselelere de kafa yoran biriydi. Sloganik söylemlerin ötesinde bir duruşu vardı. Vahhabiliğe derin eleştiriler getirmişti.
13/07/2016 10:10
152 Yıldönümünde Büyük Çerkes Sürgününü Konuştuk
152. Yıldönümünde Büyük Çerkes Sürgününü Konuştuk

Doç. Dr. Fethi Güngör, Çerkeslerin kim olduğundan anayurtları Kafkasya’nın durumuna, Rusya’nın sürgündeki rolünden Çerkeslerin taleplerine, Yusuf Tunçbilek'in sorularını cevapladı.
23/05/2016 14:02
Kafkas Dağlarında Bir İnci Cohar Dudayev
Kafkas Dağlarında Bir İnci: Cohar Dudayev

''Yüzyıl köle olarak yaşamaktansa bir gün şerefli ve başı dik durmayı tercih ederim'' sözü, Cohar Dudayev’in bağımsızlık mücadelesinin senedi mahiyetinde kayıt altına alınmıştır.
24/04/2016 08:08
Murat Özer ile Emir Hattab üzerine konuştuk
Murat Özer ile Emir Hattab üzerine konuştuk

Şehadetinin 14. yılında Emir Hattab'ı ve mücadelesini hatırlamak amacıyla Murat Özer ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Muaz Ergü sordu.
25/03/2016 15:03
Çerkesler nasıl müslüman oldu
Çerkesler nasıl müslüman oldu?

Çerkeslerin Müslümanlaşması üzerine yazılmış çok az eser mevcut. Bunların en önemlilerinden bir tanesi de konu hakkında uzman Mustafa Özsaray’ın ''Çerkeslerin İslamlaşması'' isimli çalışması.. Yusuf Tunçbilek yazdı.
15/03/2016 12:12

Geçit vermeyen Kafkas Dağları, enerji zengini Hazar Denizi, gür ormanları ve çevre cumhuriyetleri besleyen nehirleriyle Dağıstan. Rusya Federasyonu'nun en güney noktasındaki idari birimi. 

Binlerce yıl öncesine uzanan tarihinde Albanlar’ın, Hazarlar’ın, Araplar’ın, Türkler’in, Ruslar’ın ve hâlâ üzerinde yaşayan onlarca halkın evi. Ellibin kilometrekare üzerine kurulu Dağıstan, İslam’la ilk tanışan bölgelerden. Bölgede dünyanın ilk camilerinden biri ve sahabe mezarları var. Dağıstanlılar bu tarihe emanet gözüyle bakıyor. Komşu Azerbaycan, Çeçenistan, İnguşetya, hatta Gürcistan'dan bile bu kutsal mekanları görmeye gelenler senenin her döneminde Dağıstan'ı ziyaret ediyor.

Turizm Bakanlığı’nın Derbent Sorumlusu Polat Nametullaev, her geçen gün sayısı büyüyen ziyaretçiler için dini özelliği olan mekânların ayrı bir değer taşıdığını ifade etti: “Sovyetler döneminde Dağıstan, birliğin turistik merkezlerinden birisiydi. Sonrasında bu özelliğini kaybetti. Doksanlarda yaşanan şiddet olaylarının da bunda payı var. Fakat son yıllarda yeniden hem Rusya'nın hem dünyanın ilgisini doğal güzelliklerimizle çekmeye başladık. Verimli topraklarımız var. Üzümden domatese, nardan havuca kadar sebze meyve ürünlerimiz Rusya standardlarının çok üzerinde."

Dağıstan'da tarihî ve kültürel önemi bulunan anıtların sayısı onbeş bine yaklaşıyor

Dağıstan'ın Rusya için önemi büyük. Hem ekonomik hem de siyasi olarak iki merkezin birbiriyle ilişkisi bölge adına büyük önem taşıyor. Geçmişte yaşanan şiddet olaylarının psikolojik etkilerinden sıyrılmak da Dağıstan'daki halklar için önemli. Hazar Denizi'nin temiz ve sakin ortamı bu yolculukta Dağıstanlılar’ın en büyük yardımcısı.

Dağıstan'da tarihî ve kültürel önemi bulunan anıtların sayısı onbeş bine yaklaşıyor. UNESCO'nun tarihi miras listesine aldığı kutsal mekânlar sadece Dağıstan için değil, Rusya ve dünya için de büyük kıymet taşıyor.

Resul Hamzatov gibi şairlerin, Şeyh Şamil gibi direnişçilerin, Aliverdiyev gibi bilim adamlarının, olimpiyat şampiyonu sporcuların memleketi Dağıstan sıkıntılı günleri geride bırakma umuduyla, Hazar Denizi'nin ve Kafkas Dağları’nın havasını solumak isteyen misafirlerini bekliyor.

Dağıstan’ın sembolü: Narin Kala

Dağıstan'ın sembol mekânlarından biri de Narin Kala. Kafkas Dağları’nın Hazar Denizi'ne en yakın olduğu noktada 1500 yıl önce kurulmuş. Kapladığı 4,5 hektarlık alan İranlılar, Ruslar, Araplar ve Moğolların sert savaşlarına sahne olmuş; bazen geçit vermiş ama çokça da kapılarını kapatmış.

Derbent'in yüzlerce yıllık tarihinde, bu tarihin önemli bir bölümünde kapıların kapalı olduğu duyurulmuş ve hep başka insanların bilgisine sunulmuş. Fakat misafirler için açılmış bu kapı. Zaten kalenin girişinde de o misafirlerin listesine baktığımızda çok ilginç isimler görüyoruz. Ünlü gezgin Marco Polo, filozof Heredot, ünlü Rus yazarlar ve savaşçılar, Aurupa'dan gelenler var.

Kalenin içindeki bir bölüm de sergi salonu olarak hizmet veriyor. Bir süre önce başkent Moskova'da gerçekleştirilen 2000. yıl etkinliklerine Derbent'in ışıklı bir maketi yer almıştı. O dev maket bugün Narin Kala'da.

Kaleyi ve kalede geçen savaşları konu alan resimler de aynı salonun farklı bir bölümünde sergileniyor. Hemen yanında bulunan hamam ise yabancı turistlerin ilgi odağında. 16’ıncı yüzyılın sonlarına doğru yapılan hamam kaleye daha sonra eklenmiş. Haftanın 2 günü kadınlar, 1 günü de erkekler için ayrılmış. Hamamın kadınlar gününde çok ciddi güvenlik önlemleri ile korunduğunu yazıyor tarih kitapları. 

Kale duvarlarının genişliği 180 metre, uzunluğu ise 300 metreye yaklaşıyor. Yirmi metre aralıklarla dizilen kuleler dışarıdan saldırıları gözlüyor. Narin-Kala’dan aşağıya doğru inen uzun şehir duvarları seller nedeniyle yıkılmış.

Yabancıların Kafkaslar’a geçişine yüzyıllar boyunca set çeken bu duvarların bir bölümünde yenileme çalışmaları yapılıyor. Bazı bölümlerin üzerinde ise artık evler var. UNESCO, Derbent’in antik bölümünü 2003'de Dünya Mirası olarak tanıdı. Hazar Denizini dağ eteklerinden gören Narin Kala UNESCO'nun da dikkatleri çekmesiyle yabancı ziyaretçileri daha fazla ağırlar oldu. 

Asırlara meydan okuyan kale, Derbent'in 2000’inci yıl kutlamalarında da ön plandaydı. Kısa bir süre önce geniş ölçekli restorasyondan geçen kale sadece Derbent'e değil, Dağıstan'a, hatta Rusya'ya gelenlerin mutlaka görmesi gereken tarihi bir miras.

Dağıstan’daki müzeler

Dağıstan, değişik kültürlere ev sahipliği yaptığı binlerce yılda el sanatlarıyla da birlikte anıldı. Son iki yüz yılda kendine özgü bu zenginliğini dış dünyaya daha fazla sunmaya başladı. Dağıstan'da federasyonun ilanıyla sayısı artan sanat galerileri ve halk sanat merkezleri yerel duyarlılıkları da ulusal düzeye taşıdı.

Halk Sanatları Merkezi’nin müdürü Marina Abramkina, merkezin Dağıstan'da yaşayan herkesin el emeğine açık olduğunu ifade ederken şu ifadeleri kullandı: "Dağıstan'ın geleneklerinden doğan kültürü yaşatma hedefiyle açtık merkezimizi. Merkez bünyesinde yer alan atölye herkese açık. Burada gördüğünüz örneklerin büyük bir bölümü öğrencilerimizin eseri. Çok büyük sanatkarlar var. Buraya gelip gönüllü olarak ders veriyorlar. Tabi burada üretilenler sadece burada kalmıyor. Hem Dağıstan’da hem farklı cumhuriyetlerde sergilere gönderiyoruz. Tabii ki Türkiye’den gelen bir ekibe el sanatlarımızı fazla övemem. Bu işler sizde çok başka, çok güzel. Fakat ortaya konan eser işin bir yönü. Bir de bunun dostluk boyutu var. Farklı milletlerden insanlar burada bir araya gelip ortak bir çalışma gerçekleştiriyorlar. Binlerce yıl süren kültür alışverişi burada, merkezimizde devam ediyor.”

Dağıstan Sanatçılar Birliği'nin sergi salonu da, şehircilik alanında önerilen projelerin maketleri ve pop art örneklerini buluşturuyor. Sanatçılar Birliği Başkanı Amirhan Magomedov, aynı zamanda cumhuriyetin tanınmış ressamlarından. Dağıstan’daki sanat çalışmaları hakkında konuşan Magomedov şunları söyledi: “Gençlerin sanatla bütünleşmesini istiyoruz. Burada sergilenen eserlerde de öğrencilere ayrıcalık tanıyoruz. Örneğin bugün resimlerin büyük bir bölümü Muhyiddin Arabi Cemal Okulu öğrencilerinin. Haftaya farklı bir okulun sergisi olacak. Bunlar tabii Mahaçkale’yle sınırlı değil. Dağıstan’ın genelinde el sanatlarına olduğu kadar resime ve diğer plastik sanatlara ilgi büyük. Bu enerjiye estetik kazandırarak üretimi daim kılmak istiyoruz. Yaz boyunca dışarıdan gelen misafirlerimiz de fazla olduğu için atölye çalışmalarına hız vereceğiz, gençlere ait sergi sayısını arttıracağız.”   

Dağıstan'da her halkın farklı bir el sanatında ağırlığı mevcut. Altın işleme ustalarının Darginler arasından daha fazla çıktığı, seramik işlemeciliği konusunda ise Laklar’ın usta olduğu biliniyor. Avarlar'ın metal kakmacılığında, ağaç oymacılığının Dağıstan'ın dağlık bölgelerinde geliştiğini, sert kış koşullarına dayanıklı giysilerin de yine bu bölgede yaygın olduğunu ifade ediyor.

Dağıstan camileri

Yüzyıllardır farklı etnik gruplara ev sahipliği yapan Dağıstan'da nüfus ağırlığı Müslümanların. Bu ağırlık günlük yaşamdan devlet idaresine kadar her aşamada göze çarpıyor. Çalışma saatleri birçok yerde ibadet saatlerine göre ayarlanıyor. 

Fakat Slav kökenli Ruslar için kiliseler, Yahudiler için de sinagoglar faaliyetlerini sürdürüyor. Rusya'nın İslam’la ilk tanışmasının da Dağıstan'ın tarihi Derbent şehri üzerinden olduğu biliniyor. Ülkenin ilk camii de Derbent'te bulunuyor.

Cami görevlilerinden Ferhat Bey, farklı dinler arasındaki uyuşmazlıkların bu tarihi gerçeklik karşısında önemi olmadığını savunuyor. “Her milletten, her dinden misafirimiz var. Burada hem Şiiler, hem de Sünniler namaz kılar” diyen Ferhat Bey sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: “Fark yok, olmamalı. Avluda bulunan çınar ağaçları arasında sekiz yüz yıllık olanları var. Bu da caminin tarihiyle ilgili bilgilere delil niteliğinde. Müslümanlar Derbend'i fethettiğinde şehri yedi ayrı bölgeye ayırdılar ve her bölgeye bir cami inşa ettiler. Ama en büyüğü şu anda içinde bulunduğumuz Cuma Camii. Bazı tarihçiler Hazreti Ali'nin de Dağıstan'a geldiğini söylüyor. Atının ayak izi uzun yıllar korundu. Fakat Sovyetler Döneminde onu da kaybettik."

İki bin metrekare üzerine kurulu Cuma Camii'nde aynı anda 6 bin kişi namaz kılabiliyor. Sovyetler Birliği döneminde hapishane olarak kullanılan cami bünyesinde 600 yıl önce inşa edilmiş medreseler de hizmet veriyor. 

Yüzde doksanından fazlası Müslüman olan Dağıstan'da beş yüze yakın Kuran kursu ve yüze yakın medrese bulunuyor. Çarlık döneminde 1700 camiye ev sahipliği yapan bölge, ibadet açısından Sovyetler sonrasında büyük bir rahatlama içine girdi ama hâlâ Sovyetler öncesi zenginliği yakalayabilmiş değil. Başkent Mahaçkale'de yirmi yıl önce inşa edilen Merkez Camii 17 bin kişinin aynı anda ibadet etmesine yetecek alanıyla Avrupa’nın en büyüklerinden. Cemaat Türkiye'nin inşa sürecindeki desteğini de unutmamış.

İslam'ın yayılma sürecinde Dağıstan'ın fethedilmesi bölgede önemli bir değişme yol açtı. Zira bu sefer esnasında hayatını yitiren sahabenin mezarının Derbend'de olması şehrin tarihi açısından bir dönüm noktası oldu. Kırklar ismiyle bilinen mekân halen yurtdışından gelen ziyaretçilerin de ilgi odağında.

 

Barış Mutlu






İlgili Konular