, 27 Haziran 2017
Cahit Çollak'ın ilk yazısı

5955

Cahit Çollak'ın ilk yazısı

İsmail Hakkı beyle tanışmamız devam ederken Dergah-Hareket ailesinin vefalı isimlerinden Cahit Çollak'ın ilk yazısıyla tesadüf ettik.

İlgili Yazılar
Kırk Yıl Sonra Dün Gibi Nurettin Topçu
Kırk Yıl Sonra Dün Gibi Nurettin Topçu

Nurettin Topçu, samimi, idealist, menfaatçiliğe karşı bir fikir ve kalp adamı olarak yaşadı. 'Kırk Yıl Sonra Dün Gibi Nurettin Topçu' kitabıyla, onun öğrencisi olan, Topçu’nun Hareket dergisinde yazıları yayınlanan, Topçu’yla sohbet etme şansı yakalayan Muzaffer Civelek, hatıralar ışığında bir kez daha hocasını gündeme getiriyor. Muaz Ergü yazdı.
09/05/2017 13:01
Bu ayıp bize yeter
Bu ayıp bize yeter!

Doğum ve ölüm yıldönümleri, bu ülkenin vefasız insanlarına önemli şahsiyetleri anlatmak için bir fırsat. Peki bu fırsat değerlendirildi mi Nurettin Topçu için?
19/11/2009 18:06
İnsan olmanın 'üç'lerini yazmıştı
İnsan olmanın 'üç'lerini yazmıştı!

Üç hâkimin hükmünde hata aranmaz: Kalbin, kaderin, ölümün.
14/07/2010 08:08
Felsefeden Sanata Ahl ka Dine Yükselmemiz L zımdır
Felsefeden Sanata, Ahlâka, Dine Yükselmemiz Lâzımdır

Ülkemizdeki eğitim sistemi üzerine bir türlü soluk aldıran, öğrenciyi yarış atından farklı kılacak bir proje geliştirilemedi. Oysa bundan 50 küsur sene evvel merhum Nurettin Topçu, o kıymetli 'Türkiye’nin Maarif Dâvası' kitabındaki 'Beklenen Gençlik' bölümünde, hem gençliğe yol göstermiş hem de hocalara nelerin üzerinde hususiyetle durmaları gerektiğini söylemişti. Yağız Gönüler alıntıladı.
24/10/2016 11:11
Nurettin Topçu İhlaslı Bir Fikir Adamıydı
Nurettin Topçu, İhlaslı Bir Fikir Adamıydı

"Topçu ihlaslı bir fikir adamıydı, sahiciydi, batılılaşmaya, otomobile karşı çıkarken, oradan beslenmeyi de reddetti. Bugünün insanına hitap eder mi etmez mi bilinmez ama nesillere kalacak en büyük mirası bu samimiyet, sahicilikti."
18/07/2016 14:02
Öğretmenler Seminer Döneminde Nurettin Topçu'yu da Konuştu
Öğretmenler Seminer Döneminde Nurettin Topçu'yu da Konuştu

Okulların seminer döneminde yapılacak çalışmaları arasında bu yıl Nurettin Topçu ve maarif davası konusu da vardı. Mustafa Uçurum yazdı.
01/07/2016 10:10

Bayram sizler için nasıl geçti bilmem ama benim için özel günlerin özel anlamları vardır. Çünkü bu günlerde iklimin bile değiştiğine çokça şahit oldum. Bu bayramda telefonla geçiştirmeye çalışacağım bir bayram olacakken Cahit Çollak’ın sevgili eşi Serpil Teyze’nin serzenişe yakın bir söylemle karşılaşınca yola revan olmak boynumuzun borcu oldu. E, ne de olsa bayramın adı kurban, boynumuzun borcu kurban.

Huzura Cahit Çollak’la beraber koyulduk. İçi huzur dolu bir evde, huzurlu bir kurban sohbeti yaptık. Bu sohbetin bereketi olarak Hareket ailesinin bir üyesiyle kitabi olarak tanıştım: İsmail Hakkı Akın.

Hatırat çalışmasını, “İsyan Ahlakı”nın çevirmeni Mustafa Kök hazırlamış. İsmail Hakkı beyle tanışmamız devam ederken Dergah-Hareket ailesinin vefalı isimlerinden Cahit Çollak’ın ilk yazısıyla tesadüf ettik. Daha doğrusu Cahit Bey, ben kitabın içeriğinin bana merhaba demesi için kitapla meşgulken, ben de yazdım, dedi. Şaşırdım ve sevindim. Çünkü Cahit Çollak yazmak konusunda vakit sorunu yaşayanlardan.-Asım Gültekin’in kulakları çınlasın.-

Daha önce Ezel Erverdi kitabı için Cahit Çollak’tan yazı istenmiş, Cahit Bey'in yazması da nasip dairesine girmediği için mümkün olmamıştı. Bu sefer yazmak vakti geldiğinden hatırat dehlizine dalmış hem de sırrı faş etmeden dertli bir yazı kaleme almış. Bu yazıda biraz da Cahit Bey’in eşi Serpil Çollak’ın “vefa” duygusunun etkisi olmuş. Şimdi sizlere bir şahidin dilinden “Kurbiyet” mefhumun bir Müslüman için ne ifade etmesi gerektiğini okuyalım:

Cahit ÇollakBir vefadır yaşamak

Bir yazıya başladın mı gerisi gelir derler. Mustafa Kök kardeşimin aylar önce beni araması üzerine İsmail Hakkı Ağabeyl'e ilgili olarak neler yazabilirim diye yola çıktım. Benim hatıra yazmak halim olmadığı  için, bugün neleri yazabilirsem onları yazacağım.

İsmail Hakkı ağabeyle tanışmam, Malatya’dan İstanbul’a okumaya geldiğim ve Hareket Dergisinde çalışmaya başladığımın birkaç yıl sonrasında başlar. Bizim yaptığımız yayıncılık-kitapçılık işi, ezeli ve ebedi daima buhranda olduğu için iktisadi bakımdan devamlı desteğe ihtiyacı vardı. İhtiyaçları karşılamak için de bu konuda hali vakti yerinde olan idealist ağabeylere müracaat edilirdi. Bu isimleri Hareket Dergisi’nin kurucularından, her halin içinde olan Ezel Ağabey tespit ederdi. Kapıları çalmak da bana kalırdı. Kapıları çalmak da bana kalırdı.

Peki bu idealist insanlar kimlerdi? Temel olarak aklımda kalanlar: Kayserili Mehmet Doğan, İsmail Hakkı Akın, Muammer Dolmacı, Mustafa Kavurmacı. Aklımda kalmasının sebeb-i hikmeti de her birisinin bende güzel, kalıcı anıları vardır. Onları anlatmak için anıları açmaya bile gerek yoktur.İnsanoğlu insan” olmaları yeterlidir.

İsmail Hakkı ağabeye gelince, onun kapısını çalmak ileride hayat arkadaşım olacak Serpil Hanımefendi ile tanışmama sebep oldu. Bu güzel insanın bende bıraktığı ızdırabın hal tercümesi şöyledir: genelde vatanı için, özelde kendi yöresi olan Emet’e hizmet götürmek için yola çıktığında hayatın maddi realitesine yenik düşmesidir. Bu cümleyi biraz açmak istiyorum: Buradaki yenilgide asıl sebep maddi gerçeğin içimizdeki açmazıdır. Maddeyi öne almamız kendimiz olamayışımızdandır. Buna bir de ağabeyimizin köklü ve asil bir ailenin ferdi olmasının şuur, vakar ve gururunu eklememiz lazım. Bu gerçek hepimizin gerçeğidir.

Mustafa Kök kardeşimizin benden asıl istediği Bursa’da Nurettin Topçu Hocamızı anma toplantılarından İsmail Hakkı ağabeyle ilgili anıları  yazmamdı. Hocamızı Bursa'da anma toplantılarından yola çıkarsak şunları yazabilirim: İlk toplantı Temmuz 1991, ikinci toplantı 1993, üçüncü toplantı 1996, dördüncü  toplantı 2001’de yapılmıştır. 1996 ve 2001 yıllarında yapılan anma toplantılarında İsmail Hakkı ağabey de vardı. Yukarıda bahsettiğim ızdıraptan dolayı insanlardan uzak duran bir hale geldiğinden bir şeyler hatırlamak mümkün olmadı.

Anma toplantılara katılan isimlerden bazılarını zikretmek anılarımızı  tazeler: Ezel Erverdi, Mehmet Doğan, Ebubekir Erdem, Mustafa Kutlu, İsmail Kara, Emin Işık, Osman Selim Kocahanoğlu, Tevfik Fikret Göncüler, Ahmet Tabakoğlu, Halit Işık, Muammer Çelik,Tuncer Enginertan, D. Mehmet Doğan, Orhan Okay, Mehmet Sılay, Emre Topçu, Cemil Kıvanç, Mustafa Kara, Süleyman Seyfi Öğün, Cemal Külahlı, Sefer Özdemir, Ahmet Özkul.

Bu isimleri yazarken bir yazar dostumuzun geçmişte yazmış olduğu bir yazısında bu isimlerin bazılarını sıralayarak “meşhur hareketçiler”  diye ifade etmesinin Nurettin Topçu-Hareket Dergisi ruhuna uygun olmadığını vurgulamak istedim. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duydum derseniz, meşhur olmak kendimizi olamamızın ızdırabında gizlidir.

Bu yazının  özü, son elli yıla ışık tutsun istendi. Ben ise son yüzyıla bakarak diyorum ki: Hepimizin görünmeyen arka planında maddeye yenilmişliğimiz vardır. Kendimiz olma duruşu içinde değiliz. Onun için de Allah rızası için yapılan hizmetler yarıda kalıyor.Vesselam.

Mart, 2009 Emirsultan 

Cahit Çollak, kurbiyet zamanında bizlere unutamadıklarımızı hatırlatıyor değil mi?  

 

Zeki DURSUN, vefa okuması yaparken haberledi.





Yorum
teşekkür
hafize kayitmaz
cahit bey tanımaktan büyük mutluluk duyduğum,andığım zaman dahi huzur veren hali ile kapılar açan sözü ile ruhu aydınlatan insandır
paylaşımnız için teşekkürler
06/12/2009, 00:32