, 16 Aralık 2017
Buharlaşmamak için biraraya gelmek

Kadir Metin Akbaş

4414

Buharlaşmamak için biraraya gelmek

Katı dergisi, kendinden emin kişilerin çıkardığı bir dergidir. Kendinden emin, yani söyleyecek bir sözü olan, söyleyecekleri söze güvenen ve inanan insanlar… Ömer Yalçınova yazdı.

İlgili Yazılar
Yolcu dergisinin 86 sayısı çıktı
Yolcu dergisinin 86. sayısı çıktı

Yolcu dergisinin Aralık 2017 tarihli 86. sayısı çıktı.
13/12/2017 13:01
Okur dergisinin 4 sayısı çıktı
Okur dergisinin 4. sayısı çıktı

Okur dergisinin Aralık 2017-Ocak-Şubat 2018 tarihli 4. sayısı çıktı.
11/12/2017 10:10
Umran'dan 'Neo-Kemalizm' dosyası
Umran'dan 'Neo-Kemalizm' dosyası

Umran dergisinin Aralık 2017 tarihli 280. sayısı “Post-Kemalizm’den Neo-Kemalizm’e” kapağıyla çıktı.
08/12/2017 10:10
Türk Edebiyatı dergisinden Hasan Ali Toptaş dosyası
Türk Edebiyatı dergisinden Hasan Ali Toptaş dosyası

Türk Edebiyatı dergisinin Aralık 2017 tarihli 530. sayısı çıktı.
05/12/2017 13:01
Temmuz dergisinin 17 sayısı çıktı
Temmuz dergisinin 17. sayısı çıktı

Temmuz dergisinin Aralık 2017 tarihli 17. sayısı çıktı.
04/12/2017 15:03
Genç Öncüler dergisinin125 sayısı çıktı
Genç Öncüler dergisinin125. sayısı çıktı

Genç Öncüler dergisinin Aralık 2017 tarihli 125. sayısı “Sokağın Çocuğu Olur Mu?” manşetiyle çıktı.
04/12/2017 15:03

6 Ekim 2015’te Kadir Metin Akbaş’ı kısa da olsa tanıtabilir miyim veya bendeki karşılığını, yani dostluğunu ve kardeşliğini birkaç cümleyle de olsa belirtebilir miyim diye bir portre denemesi yazmıştım ve onu şu cümlelerle bitirmiştim: “Son görüşmemizde alfabe’yi yeniden çıkarmaya başlasak nasıl olur diye sordu. Bendeki cevap aynı: Boş ver, gerek yok, bizden geçti artık. Fakat o, yine beni dinlemeyecektir.” Evet, iyi ki dinlememiştir, bunun sonucunda 2016’nın Ocak ayında Katı dergisini çıkardı.

Dergi, ismini Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor kitabından almış. Buna giriş yazısında derginin editörü Kadir Metin Akbaş değiniyor. “Evet, katı olan her şeyin buharlaştığı, kutsal olan her şeyin bir şekilde dünyevileştiği bu çağda, bizler, yani bu dergiye omuz verenler, bu dergi etrafında bir araya gelenler ‘katı’ olarak kalıp buharlaşmamak, dünyevileşmemek istiyoruz.” diyerek de derginin amacını belirtiyor.

Bu şekilde Katı dergisinin sağlam bir noktadan yola çıktığını söyleyebiliriz. Fakat kitabın ismi, “Amerikalı filozof” Marshall Bermann’a ait. Yani bir ecnebi yazara… Fakat Katı’nın kaygılarını yakalamaya çalıştığımızda, Müslümanca, diğer ifadeyle “yerli bir duruş”la hareket ettiğini anlamakta güçlük çekmeyiz. Bu durum ilk önce bir çıkmaz veya uyuşmazlık olarak görülebilir. Hatta denilebilir ki durum alışla kitabın ismi ve çıkış noktası, daha doğrusu durum alışın ifadesi ve referansı arasında tenakuza düşülmüştür. Fakat öyle değil, Kadir Metin Akbaş ve Katı’nın yayın kurulu işin farkında. Dergiye dönük ne tür eleştirilerin gelebileceğini de önceden hesap etmiş olmalılar. Onlar düşünceye yönelmişler ve düşüncelerini sağlamlaştırmak, en iyi şekilde ifade etmek için, Batılı veya Doğulu söz, ifade, kavram, kitap, düşünür veya araştırmacılardan istifade edebilmektedirler. Öyleyse şöyle söylenebilir: Katı, kendinden emin kişilerin çıkardığı bir dergidir. Kendinden emin, yani söyleyecek bir sözü olan, söyleyecekleri söze güvenen ve inanan insanlar…

Hayalperestlikten ziyade tecrübeyle kazanılmış bir olgunluğun heyecanı

Kadir Metin Akbaş, Konya’da yaptığımız bir sohbette sadece yazıdan oluşan haftalık veya aylık bir dergi çıkarmanın hayalinden söz etmişti. Hatta öyle bir dergi daha önce çıkarılmış, derginin ismini hatırlamıyorum. Belki de Hakan Albayrak çıkarmıştır onu da. Fotoğrafın olmadığı, sadece yazılardan oluşan, yazının ön plana çıktığı, yazılar dolayısıyla da düşüncenin görünür kılındığı, doğrudan okuyucunun zihnine, düşünme yetisine hitap edecek bir dergi. Böyle bir dergi çıkarmanın hayalini kurduğunu anlatmıştı Kadir Metin. Ben de yine bütün olumsuzluğum ve karamsarlığımla, bunun günümüzde olmayacağını, olsa da buna kimsenin iltifat etmeyeceğini söylemiştim. Fakat alfabe üç aşağı beş yukarı aslında böyle bir dergiydi. Orada metinler, düşünce ve duygular ön plana çıkardı. Dergiyle muhatap olabilmek için, onu okumak gerekirdi. Ona bakılarak, ondan bir şey alınamazdı. Öyle ayaküstü veya bir otobüste giderken sadece fotoğraflarına veya başlıklarına bakılarak sayfaları çevrilecek ve sonra da katlanıp cebe sokulacak veya masanın üzerine bırakılacak bir dergi değildi alfabe. Bu amacını Kadir Metin o zamanlar Konya’daki “bir avuç genç” üzerinde gerçekleştirmişti. Katı’da ise fotoğraflara rastladım, üstelik yazarların fotoğraflarıydı bunlar. Demek ki artık Kadir Metin’in farklı düşünceleri var dergicilik üzerine.

Katı, alfabe’ye kıyasla boyut olarak daha büyük, düşünce olarak daha derinlikli. Genç olmanın heyecanı yok Katı’da. Fakat yine de belli bir heyecan var. Olgunlaşmış, yukarıda dediğimiz gibi hayalperestlikten ziyade tecrübeyle kazanılmış bir olgunluğun heyecanı bu. Sonuçta Kadir Metin’in uzun bir habercilik geçmişi var. Bu arada sürekli okumalar yapmıştır. Takip ettiği gazete ve dergi sayısını bilmiyorum, tahmin etmem de mümkün değil. Üstelik o, sadece siyasi dergileri takip etmez, edebiyat, kültür, tarih, hatta karikatür dergilerini bile alır, okur. Bunlarda ayrı bir heyecanın ve hareketliliğin olduğunu söyler.

Yayın ve düşünce dünyamızda farklı bir yeri olacaktır Katı'nın

Katı’nın ilk sayısında yazarların fotoğrafları var. Diğer görseller, kapağındaki Simon Stratford’un bir fotoğrafı, kendisiyle söyleşi yapılan Ali Ural’ın iki adet fotoğrafı ve derginin “sahafiye” sayfasındaki kitap kapaklarıyla, hakkında kısa haber yazılan Müstakil gazetesi kapağı, Hakan Albayrak ve Teoman Duralı’nın fotoğrafları ve kısa anket sorularına cevap veren Faruk Karaarslan’ın küçük bir fotoğrafı. Demek ki Katı’da bu şekilde haber ve yazıların görsellerle zenginleştirilmesi ve desteklenmesi de hedefleniyor. Bunun için Kadir Metin’in ve derginin dizgisini, mizanpajını yapan Sertaç Dalgalıdere’nin ayrı bir dikkat ve çalışma içine girmesi gerekiyor. Örneğin -bunu bir eleştiri veya eksiklik değil, temenni olarak belirtiyorum- Adalet Canlı Akbaş, yazısında Muharrem Balcı’yı anlatmış, onun misyonunu, dikkatini ve ahlakını. Başka ifadeyle dikkatleri Muharrem Balcı’dan neler öğrenebileceğimiz üzerine çekmek istemiş. Harika bir fikir. Umarım Adalet Canlı Akbaş bu tür yazılarına devam eder. Fakat yazının sağına soluna bir Muharrem Balcı fotoğrafı eklenebilirdi, yazıdan sonra okuyucu onun fotoğrafını merak ediyor. Veya aynı yazıda hukukçuların oluşturduğu bir dernekten söz ediliyor, onunla ilgili bir görsele de yer verilebilirdi. Başka bir örnek ise, dosya konusunun görsellerle daha ilgi çekici hale getirilmemiş olmasıdır. Doğrusu Katı’nın ilk sayısının dosya konusu gayet güncel ve önemli: “Dikizleme Çağı ve Big Brother”. Big Brother teriminin nereden geldiği, çağımıza neden dikizleme çağı denildiği, çok kavram ve bilimsel araştırmalara boğulmadan, sade ve açık bir anlatımla işlenmiş. Bu konuya dikkat çekilmesi ve konuya ilgi duyacak kişilerin hangi kaynaklara yönelmesi gerektiği noktasında faydalı bir dosya çalışması yapılmış. Bizim naçizane teklifimiz; yazılarda sözü edilen kitapların kapakları, düşünürlerin fotoğraflarıyla konuya dair ilgi çekiciliğinin artırılması yönündedir.

Bunları yazdım ya, Kadir Metin’in ne diyeceğini tahmin edebiliyorum: “Dostum dergimiz siyah beyaz bir dergi, sözünü ettiğin kadar fotoğraf kullanamayız. Kullandığımızda dergi kapkara çıkar. Üstelik dergimiz ince, yazılara yer kalmaz, o kadar fotoğrafı koymaya çalıştığımızda…” diyecektir. Desin, benimkisi bir teklif, denenebilir. Neden? Çünkü yazılarda geçen cümleler, düşünceler bunu hak ediyor. Görünmesi, daha bir ön plana çıkarılması gerekiyor. Ne belli, belki ileride imkanlar artar, Katı renklendirilir.

Katı’nın farklı bir çizgide ilerleyeceğinden eminim. Yayın ve düşünce dünyamızda farklı bir yeri olacaktır. Orada söyleneceklere ister istemez kulak kabartacağımızı düşünüyorum. Kadir Metin ve Katı’nın yayın ekibi bu renkliliği ve zenginliği ilk sayıda bile göstermişlerdir. Gelecek sayıların daha dolu ve heyecanlı olacağına inanıyorum.

 

Ömer Yalçınova yazdı






İlgili Konular