, 20 Haziran 2018
Bir göz buğulanması gibi içten olmuş

6099

Bir göz buğulanması gibi içten olmuş

Emine Batar’ın ilk öykü kitabı 'Uzayan Gölgeler' çıktı. Emine Batar kitabında, hayat denen koşuşturmada biraz olsun kalbini dinleyen insanların öykülerini anlatıyor. Mustafa Uçurum yazdı.

İlgili Yazılar
Hans Fallada nın İçten ve Sessiz Çığlığı Herkes Yalnız Ölür
Hans Fallada’nın İçten ve Sessiz Çığlığı: Herkes Yalnız Ölür

Hans Fallada, modern klasik edebi eserler arasında sayılan ''Herkes Yalnız Ölür'' kitabında esasen çaresiz insanı anlatmış. Çaresiz, evinde ve sokakta bir biçimde mahkumu olduğu bir hayatı çeke sürükleye yaşayan zamanının insanını ve onun çok değerli çabasını... Şahin Torun yazdı.
19/06/2018 07:07
Hayrettin Orhanoğlu Kadim Doğu Metinlerindeki Zenginliğin Farkında Değiliz
Hayrettin Orhanoğlu: Kadim Doğu Metinlerindeki Zenginliğin Farkında Değiliz

''Ölse bile âşığın sevgiliye sözü devam edermiş. Tıpkı aşkın sonsuzluğu gibi sözün de sonsuzluğundan söz edebiliriz o halde..'' Akademisyen edebiyatçılarımızdan Hayrettin Orhanoğlu, son romanı 'Dullar Sokağı' ve diğer eserleri üzerine konuştuk.
01/06/2018 11:11
Sezai Karakoç un Şiir ve Hik yelerinde Şehir ve Medeniyet
Sezai Karakoç’un Şiir ve Hikâyelerinde Şehir ve Medeniyet

Mekke, Medine, Kudüs, Bağdat, Şam, İstanbul, Diyarbakır, Maraş gibi şehirler Sezai Karakoç’un dünyasında büyük önem taşıyan yerlerdir. Fikri Kula da 'Mekana Sinen Ruh' kitabında Sezai Karakoç’un düz yazılarında, Diriliş dergisinde yayınlanan hatıralarında ve şiirlerinde şehir ve medeniyet vurgusuna dikkat çekiyor. Recep Şükrü Güngör yazdı.
31/05/2018 09:09
Endülüslü Bir Sanatçının Gözünden İslam ve Çağdaş Sanat
Endülüslü Bir Sanatçının Gözünden İslam ve Çağdaş Sanat

Hashim Cabrera; resim, plastik sanatlar, edebi ve şiirsel teorik önermeler gibi farklı alanlarda çalışmalar yürüten bir sanatçı. Cabrera'nın 'İslam ve Çağdaş Sanat' kitabı üzerine Mustafa Uçurum yazdı.
20/05/2018 10:10
Son Dönem Pakistan ve Hindistan Öykücülüğü
Son Dönem Pakistan ve Hindistan Öykücülüğü

'Pakistan Hindistan Öyküleri', İslam coğrafyasının son yüzyıldaki fotoğrafını gösteriyor. İslam ülkelerinin hal-i perişanı, öykülerinden okunuyor. Yazarlar yaşadıkları dönemin fotoğrafını çekiyor. Bazıları itiraz edebilir ama hakikat böyle. Celal Soydan’ın çevirdiği öyküleri Recep Şükrü Güngör değerlendirdi.
08/05/2018 12:12
Öğretmen Tolstoy'u Tanıyalım
Öğretmen Tolstoy'u Tanıyalım

Daniel Moulin’in, romanları ve hikâyeleri ile tanıdığımız dünya edebiyatının en önemli isimlerinden Tolstoy’un eğitimci yanını anlattığı 'Eğitici Tolstoy' adlı kitabı üzerine Mustafa Uçurum yazdı.
04/05/2018 11:11

İlk kitaplar hayatın tüm ilkleri gibi özel bir yere sahiptir. Alın yazısı, sözün cümleye bürünmüş hali, kalbin ayak sesleri ya da geçen zamanla birlikte ağır bir ritmin eşliğinde uzayan gölgeler. Ne yakıştırma yapılırsa yapılsın hepsi ilk kitaplar için uygun düşer. Çünkü sonsuz bir heyecanın ete kemiğe bürünmesidir elimizde tuttuğumuz ilk kitaplar.

Emine Batar, uzun yıllar Heceöykü, Dergâh ve Yediiklim dergilerinde öyküler yayınlayan bir öykücümüz. Bir öykücü için bu üç dergide yazıyor olmak bile bu dergilerin edebiyat dünyamızdaki yerleri düşünülünce çok önemli bir artıdır. Dergilerden sonra da şimdi de Emine Batar, Hece Yayınları'ndan çıkan ilk öykü kitabı “Uzayan Gölgeler” ile okuyucularının karşısına çıktı. İlk kitap, ilk heyecan ve kalbe düşen ilk ışık gibi.

Hayat bir koşudur aslında

Öykücülerin olaylara bakış açıları, yaşadıkları olayları yazdıklarına yansıtmaları ve olaylardan çıkardıkları sonuçlar gözlem gücüyle birebir orantılıdır. Çevresine karşı duyarlı yazarların yazdıklarında hayatın izlerini daha net görürüz ve bu da öykücünün yazdıklarıyla okuyucunun kuracağı irtibatı daha da güçlendirir.

Emine Batar’ın öykülerini okurken sanki tanıdık bir şehirde, bildik sokaklarda, her gün görüştüğümüz insanlarla birlikteyiz gibi hissettim kendimi. Anlatılanlar o kadar bizden ve tanıdık geldi ki sayfalar arasında gönül rahatlığıyla ilerledim.

On yedi öykünün yer aldığı kitapta ilk öykü bir babanın ölümünü anlatıyor: “Babam Ölünce”. Bir babanın ölümünü, ölümün soğuk sesini çok iyi anlatmış yazar. Satırlar arasında bir boğaz düğümlenmesi gibi ölüm evden uzaklaşıp gidiyor. Mahallelinin, ev halkının bu ölüm karşısındaki tutumunu çok iyi yansıtmış Emine Batar.

Durağanlık hakim gibi görünse de öykülerde aslında içten içe bir koşuşturma da okuyucuyu içine çekiyor.“Evdeki Yabancı” öyküsünde, okumak için büyük şehre giden bir kızın teyzesinin yanında yaşadığı yabancılık anlatılıyor. Daha çok iç konuşmalar, hayaller süslüyor anlatımı.

Stres yok desek de…

Emine Batar’ın öyküleri okunurken “tam da benim gibi düşünüyor” diyeceğimiz kahramanlar karşımıza çıkıyor. Kalabalıklar içinde kendini yalnız hisseden kişiler, aile içinde günlük yaşanan sıradan olaylar, aşkını içinde yaşayan ve bir türlü ifade edemeyen gönlü kırıklar, insanların gündelik telaşları ve birçok olay bizi satırlar arasında karşılıyor. Yazarın içten anlatımı, şiirin rüzgârına tutunması, bir bahar yeliyle gönle ferahlık sunması her şeye rağmen bir tekrarı düşürüyor içimize: “Stres yok, stres yok”.

Gece vardiyasından çıkan işçi Selim bütün gürültüleri arkasında bırakarak, tarlalar arasında evine doğru yürürken hışırdayan yapraklara bakarak “Makine gürültüsünü kulaklarımdan temizlediğiniz için teşekkür ederim” diyor. Bu, herkesin arzuladığı bir huzur iklimidir. Kendimizi stres yok diye avutarak biraz olsun acılarımızı dindirmeye çalışsak da her şey aslında bir oyundan ibaret. İyiymişiz gibi yaparak yaşıyoruz.“Stres Yok” adlı öyküdeki kahramanlar da her şeye rağmen iyi olmaya çalışıyor.

Emine Batar’ın öyküleri klâsik öykü çizgisinde çalışmalar. Olay örgüsü, kahramanların çözümlemeleri, iç konuşmalar, geri dönüşler öykü çizgisinden uzaklaşmadan verilmiş. Sıkı diyaloglar ile olaylar sürekli canlı tutulmuş.

Uzayan Gölgeler” adlı öyküde bir yazar, okuyucu ve cümlelerin arasında gizlenmiş üçüncü bir dünyanın kapısı var. Bir yazarın kendi dünyasının dışında bakış açısını netleştirerek başka bir yazarın gözüyle olaylara eğildiğini görüyoruz. Aslında bu tür öyküler bir nevi biyografisi olabiliyor yazarın. Kendi dünyasını bir başkasının gözünden aktarmak isteyen yazarın tutumu olarak sık sık karşımıza çıkıyor bu tür anlatımlar. Emine Batar da bu öykü ile aslında kelimelerle kurduğu dünyanın kapısını aralamış oluyor. Hatta biraz ironi yaparak “okur- yazar” ilişkisine göndermelerde de bulunuyor: “Yazdıkça onları kaybedeksin, yani hislerini. Yazdıkça onun olacaklar, seni terk edecekler.”

Emine Batar’ın bu ilk kitabı, bir iç geçirme kadar sahih, bir göz buğulanması kadar içten olmuş. Kendinden bir şeyler bulmak bir kitap için çoğu zaman artı değerdir. Okuyucular kendilerine yakın buldukları eserlere daha sıkı sarılırlar. Uzayan Gölgeler, aradan yıllar geçse de yazarın yüz akı olacak bir kitap. Yazarının ve kitabın yolu açık olsun.



Mustafa Uçurum uzayan gölgeler eşliğinde yazdı