, 22 Ocak 2017
Bir göz buğulanması gibi içten olmuş

4754

Bir göz buğulanması gibi içten olmuş

Emine Batar’ın ilk öykü kitabı 'Uzayan Gölgeler' çıktı. Emine Batar kitabında, hayat denen koşuşturmada biraz olsun kalbini dinleyen insanların öykülerini anlatıyor. Mustafa Uçurum yazdı.

İlgili Yazılar
Hayriye Ünal Edebiyat Hurafelerini Yazdı
Hayriye Ünal Edebiyat Hurafelerini Yazdı

'Başkasının Sınırlarında Şair' kitabında Hayriye Ünal, şiir üzerine düşünmek, şiir üzerine yazmak, şiir üzerine yazılan metinleri takip etmek gibi sıkı bir disipline şiirin ve şairin ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Mustafa Uçurum yazdı.
26/11/2016 08:08
Bir Başınalığın Bariz Çığlığı Işıklar Açık Kalsın
Bir Başınalığın Bariz Çığlığı: Işıklar Açık Kalsın

21. yy insanı olarak korkular içindeyiz sürekli. Hayat çok yerden sıkıştırıyor bizi. Kapılar üstümüze üstümüze kapanıyor. 'Işıklar Açık Kalsın' diyoruz can havliyle. Mehmet Kahraman işte bu insanın yani bizim hikâyemizi yazmış. Gülhan Tuba Çelik yazdı.
20/05/2016 08:08
Üstkurgu ve Üstkurmaca Nedir
Üstkurgu ve Üstkurmaca Nedir?

'Üstkurgu/Üstkurmaca Üzerine' isimli eser, Aytaç Ören tarafından derlenen, çevrilen, telif edilen bir eser. Kitap, üstkurmacanın tarihi gelişimini, ne’liğini, nasıl’lığını, amacını ve bugün kurgunun geldiği noktayı anlatıyor. Recep Şükrü Güngör yazdı.
17/11/2016 08:08
Kalplerin de Tamire İhtiyacı Var
Kalplerin de Tamire İhtiyacı Var

Şair-yazar Eyyüp Akyüz, ilk şiir kitabı 'Biri Beni Onarsın' ile, onarılmayı bekleyen yüreklere, sevdalara, hüzünlere bir yara bandı gibi dizeler sunarak yardım ediyor ve herkesi o sonsuz maviliğe davet ediyor. Mustafa Uçurum yazdı.
04/11/2016 08:08
Bir Osmanlı Saraybosna sı Romanı Yaban Kuşların Şarkıları
Bir Osmanlı Saraybosna’sı Romanı: Yaban Kuşların Şarkıları

2009’da yazılan Yaban Kuşların Şarkıları romanı 2010 yılında Bosna Hersek’te yılın en iyi romanı seçilmiş. Enes Karić’in Türkçeye çevrilen ilk eseri de bu… Hüseyin Önal yazdı.
24/06/2016 12:12
Çiçek Kokularının ve Hüznün Bahçesine Götüren Şiirler
Çiçek Kokularının ve Hüznün Bahçesine Götüren Şiirler

Selim Erdoğan'ın ''Şeb-i Yelda''sının her bir dizesindeki hüznü, sararmış bir çınar yaprağının salınıp toprağa düşüşünden duygulanan herkes hissedecektir. Ahmet Serin yazdı.
28/05/2016 08:08

İlk kitaplar hayatın tüm ilkleri gibi özel bir yere sahiptir. Alın yazısı, sözün cümleye bürünmüş hali, kalbin ayak sesleri ya da geçen zamanla birlikte ağır bir ritmin eşliğinde uzayan gölgeler. Ne yakıştırma yapılırsa yapılsın hepsi ilk kitaplar için uygun düşer. Çünkü sonsuz bir heyecanın ete kemiğe bürünmesidir elimizde tuttuğumuz ilk kitaplar.

Emine Batar, uzun yıllar Heceöykü, Dergâh ve Yediiklim dergilerinde öyküler yayınlayan bir öykücümüz. Bir öykücü için bu üç dergide yazıyor olmak bile bu dergilerin edebiyat dünyamızdaki yerleri düşünülünce çok önemli bir artıdır. Dergilerden sonra da şimdi de Emine Batar, Hece Yayınları'ndan çıkan ilk öykü kitabı “Uzayan Gölgeler” ile okuyucularının karşısına çıktı. İlk kitap, ilk heyecan ve kalbe düşen ilk ışık gibi.

Hayat bir koşudur aslında

Öykücülerin olaylara bakış açıları, yaşadıkları olayları yazdıklarına yansıtmaları ve olaylardan çıkardıkları sonuçlar gözlem gücüyle birebir orantılıdır. Çevresine karşı duyarlı yazarların yazdıklarında hayatın izlerini daha net görürüz ve bu da öykücünün yazdıklarıyla okuyucunun kuracağı irtibatı daha da güçlendirir.

Emine Batar’ın öykülerini okurken sanki tanıdık bir şehirde, bildik sokaklarda, her gün görüştüğümüz insanlarla birlikteyiz gibi hissettim kendimi. Anlatılanlar o kadar bizden ve tanıdık geldi ki sayfalar arasında gönül rahatlığıyla ilerledim.

On yedi öykünün yer aldığı kitapta ilk öykü bir babanın ölümünü anlatıyor: “Babam Ölünce”. Bir babanın ölümünü, ölümün soğuk sesini çok iyi anlatmış yazar. Satırlar arasında bir boğaz düğümlenmesi gibi ölüm evden uzaklaşıp gidiyor. Mahallelinin, ev halkının bu ölüm karşısındaki tutumunu çok iyi yansıtmış Emine Batar.

Durağanlık hakim gibi görünse de öykülerde aslında içten içe bir koşuşturma da okuyucuyu içine çekiyor.“Evdeki Yabancı” öyküsünde, okumak için büyük şehre giden bir kızın teyzesinin yanında yaşadığı yabancılık anlatılıyor. Daha çok iç konuşmalar, hayaller süslüyor anlatımı.

Stres yok desek de…

Emine Batar’ın öyküleri okunurken “tam da benim gibi düşünüyor” diyeceğimiz kahramanlar karşımıza çıkıyor. Kalabalıklar içinde kendini yalnız hisseden kişiler, aile içinde günlük yaşanan sıradan olaylar, aşkını içinde yaşayan ve bir türlü ifade edemeyen gönlü kırıklar, insanların gündelik telaşları ve birçok olay bizi satırlar arasında karşılıyor. Yazarın içten anlatımı, şiirin rüzgârına tutunması, bir bahar yeliyle gönle ferahlık sunması her şeye rağmen bir tekrarı düşürüyor içimize: “Stres yok, stres yok”.

Gece vardiyasından çıkan işçi Selim bütün gürültüleri arkasında bırakarak, tarlalar arasında evine doğru yürürken hışırdayan yapraklara bakarak “Makine gürültüsünü kulaklarımdan temizlediğiniz için teşekkür ederim” diyor. Bu, herkesin arzuladığı bir huzur iklimidir. Kendimizi stres yok diye avutarak biraz olsun acılarımızı dindirmeye çalışsak da her şey aslında bir oyundan ibaret. İyiymişiz gibi yaparak yaşıyoruz.“Stres Yok” adlı öyküdeki kahramanlar da her şeye rağmen iyi olmaya çalışıyor.

Emine Batar’ın öyküleri klâsik öykü çizgisinde çalışmalar. Olay örgüsü, kahramanların çözümlemeleri, iç konuşmalar, geri dönüşler öykü çizgisinden uzaklaşmadan verilmiş. Sıkı diyaloglar ile olaylar sürekli canlı tutulmuş.

Uzayan Gölgeler” adlı öyküde bir yazar, okuyucu ve cümlelerin arasında gizlenmiş üçüncü bir dünyanın kapısı var. Bir yazarın kendi dünyasının dışında bakış açısını netleştirerek başka bir yazarın gözüyle olaylara eğildiğini görüyoruz. Aslında bu tür öyküler bir nevi biyografisi olabiliyor yazarın. Kendi dünyasını bir başkasının gözünden aktarmak isteyen yazarın tutumu olarak sık sık karşımıza çıkıyor bu tür anlatımlar. Emine Batar da bu öykü ile aslında kelimelerle kurduğu dünyanın kapısını aralamış oluyor. Hatta biraz ironi yaparak “okur- yazar” ilişkisine göndermelerde de bulunuyor: “Yazdıkça onları kaybedeksin, yani hislerini. Yazdıkça onun olacaklar, seni terk edecekler.”

Emine Batar’ın bu ilk kitabı, bir iç geçirme kadar sahih, bir göz buğulanması kadar içten olmuş. Kendinden bir şeyler bulmak bir kitap için çoğu zaman artı değerdir. Okuyucular kendilerine yakın buldukları eserlere daha sıkı sarılırlar. Uzayan Gölgeler, aradan yıllar geçse de yazarın yüz akı olacak bir kitap. Yazarının ve kitabın yolu açık olsun.



Mustafa Uçurum uzayan gölgeler eşliğinde yazdı