, 26 Mayıs 2018
Ahlaktan soyutlanmış bir bilgi olamaz

7054

Ahlaktan soyutlanmış bir bilgi olamaz

İLEM’in düzenlediği ‘Ahlâkın Temeli Üzerine Konuşmalar’ dizisinin ilk konuğu Tahsin Görgün idi. Tahsin Görgün kendi düşüncesi ve ulaştığı netice itibariyle ‘ahlak’ konusunda bir konferans verdi..

İlgili Yazılar
Maşallah İnşallah Nasıl Yazılır
Maşallah, İnşallah Nasıl Yazılır?

Osmanlı artık maalesef ‘ticari’ bir ürün... 'Maşallah', 'inşallah' nasıl yazılır? Hasan Aycın’ın ilk çizgisi... Bir gün Halide Edip, Adnan Adıvar, Yakup Kadri gibi isimler gemide seyahat ederken… Tahsin Görgün’ün ufuk açıcı konuşması... 'Efendime Söyleyeyim' başladı... M. Murtaza Özeren, haftanın öne çıkan bazı havadislerine değindi.
10/02/2018 11:11
Şehbenderzade Ahmed Hilmi Üzerine Konuşuldu
Şehbenderzade Ahmed Hilmi Üzerine Konuşuldu

İsmail Kara, Ahmet Koçak, Tahsin Görgün ve Uğur Uçar, geçtiğimiz günlerde Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi üzerine düzenlenen bir panelde konuştu. M. Murtaza Özeren etkinlikten notlarını aktarıyor.
02/11/2016 08:08
Tesiri devam eden bir ilim adamı Erol Güngör
Tesiri devam eden bir ilim adamı Erol Güngör

1983'te genç yaşta iken aramızdan ayrılan milliyetçi muhafazakar camianın fikir önderlerinden Prof. Dr. Erol Güngör, ardında önemli eserler bırakmıştı. Vefatının yıldönümünde Erol Güngör'ün Türk fikir hayatında katkılarını, 29 Mayıs Üniversitesi hocalarından Prof. Dr. Tahsin Görgün ile konuştuk.
27/04/2014 14:02
Dünya üzerinde kaç laik devlet var
Dünya üzerinde kaç laik devlet var?

Prof. Dr. Tahsin Görgün, İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde verdiği konferansta 'devlet' kavramı üzerinde durdu. Abdullah Said Can konferanstan notlarını aktarıyor..
18/05/2014 12:12
Batı Medeniyeti kavramı 19 yy da ortaya çıktı
Batı Medeniyeti kavramı 19. yy’da ortaya çıktı

İstanbul Şehir Üniversitesi Minval Öğrenci Topluluğu, 'İslam Siyaset Düşüncesi’ne Giriş' başlıklı bir konferans düzenledi. 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahsin Görgün’ün tebliğini sunduğu konferans, öğrencilerin yoğun ilgisi ile gerçekleştirildi. Abdullah Said Can yazdı.
06/12/2013 10:10
Gelenek farkında olmadan oynanan bir oyun
Gelenek, farkında olmadan oynanan bir oyun

1.Uluslararası Boğaziçi Film Festivali Sempozyumu Düşünce Geleneği ve Eleştiri konulu panelle başladı. Ramazan Yılmaz notlarını aktarıyor.
19/11/2013 12:12

 

İlmi Etüdler Derneği (İLEM) ve İlim Kültür Eğitim Derneği (İLKE)’nin ortaklaşa yürüttüğü "İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi” başlığı altında bir dizi çalışma başlatıldı. Doç. Dr. Ömer Türker’in koordinatörlüğünde yürütülen bu proje içerisinde tahkîk, tercüme, telif, yuvarlak masa toplantıları, seminerler ve atölye çalışmaları yer alıyor. Proje içerisinde “ahlâkın temeli”ni ele alan bir konuşma dizisi gerçekleştirilmesi de planlanıyor. Alanında uzman isimlerin yapacağı sunumlar ile şekillenecek “Ahlâkın Temeli Üzerine Konuşmalar” dizisinde her konuşmacı kendi düşüncesi ve ulaştığı netice itibariyle “Ahlâkı Nasıl Temellendirirsiniz?” sorusuna cevap teşkil edecek bir konuşma yapacak.

Tartışılan her sosyal olguda konunun bir ucunun dönüp dolaşıp mutlaka ahlâka veya etiğe dayandığı bir literatürde bu denli temel bir seminer herkes için faydalıdır muhakkak. Genel kabul gören bir ahlâk kodundan dahi söz etmek mümkün değilken; bizler konu hakkında biraz okuma yapmaya başladığımızda aslında tarihteki birçok önemli medeniyetin bu ahlâk kodları ile var olduklarını ve aslında kendilerinden sonra gelecek olanlara bıraktıkları tek mirasın bu kodlar olduğunu görüyoruz. Yani miras dediğimiz aslında üst üste konulmuş taşlardan veya yazılmış eserlerden ibaret değil. Bunlardan çok daha üst bir değer, hatta ve hatta bırakılan bu mirasları anlama/anlamlandırma ve açıklama kılavuzu olarak görülebilir.

Öyle ki bugün Osmanlı eserlerine baktığımızda söz konusu olan şey sadece ortaya konmuş olan bir eser değil, bu eser meydana getirilirken kullanılan tavır, oradaki ahlâki değerler, bakış açısı, din gibi çok önemli kavramlar ve olgular da mevcuttur. Genel anlamda bakıldığında son derece soyut bir tartışma gibi görülse de örnekler dâhilinde incelendiğinde en basit insan ilişkilerinde dahi, farkında olmadan dayandırılan, kaynak olarak kullanılan bir değerler sisteminden bahsediyor ve Prof. Dr. Tahsin Görgün’ün ifadesi ile buna ‘Ahlâk’ diyoruz. İşte bu kavramın açıklandığı ve İLEM’in sezonun ilk konferansı olarak düzenlenen ve Tahsin Görgün’ün konuşmacı olduğu derse katıldık.

Ahlâki süreç nereden başlar?

Prof. Dr. Tahsin Görgün konuşmasına şu sözler ile başlıyor: Kişinin insan olma süreci belli başlı bazı kuralları, davranış düzenini kabullenmesi ile başlar. Bir bebeğin de olgunlaşması bu davranış sürecini, düzenini kazanması ile olur. Bu süreç de aynı zamanda ahlâklanma sürecimizdir. Sürecin toplumu alakadar eden kısmı ‘ahlâk nedir, nerede durur?’ sorusunu gündeme getiriyor ve bir kısım düşünürler ahlâkın toplumda durduğunu ifade ediyor. Bu yaklaşım ise temellerini sosyalizmde buluyor.

Esas itibari ile ahlâk toplumsal bir şeydir ve birey toplumsal normları üstlenirken beşer olmaktan insan olmaya doğru süreci yaşamış olur. Ahlâkı toplumda nasıl yaşadığımızla ilgili literatüre bakmaya başladığımızda konuyu 18. yy’a ve Kant’a kadar götürmemiz mümkün olabiliyor. Ahlâkilik dediğimiz şeyi Kant’a soracak olursak; ahlâkiliği insanın kendisi ile irtibatında ortaya çıkan, insanın kendi kendisine yeterli olmasını ve bilgiyi, başkasına muhtaç olmadan, sadece aklı ile anlayabilme hali olarak izah ediyor. Birebir insan ilişkilerinden başlayarak, mülkiyet, ticaret, hukuk, devlet ilişkilerine varıncaya kadar olan bütün toplumsal vaka ve durumlar sadece kendisinde var olan bu yetiyi aklıyla kullanmasından tezahür ediyor. İşte bunları dikkate aldığımızda, ahlâkiliğin esası ve nerede durduğu sorusu söz konusu olduğunda Kant’ın verdiği bu cevap günümüzde dahi en baskın yaklaşım olma halini koruyor.

Kant: Allah rızası için bir şeyi yapmak ahlâki değil

Yine eğer Kant’a Allah rızası için bir şeyi yapmayı sorduğumuzda, o bunun ahlâki olmadığını söyler, çünkü yine işin içinde kendisi dışında başka bir amaç söz konusudur. O’na göre ahlâki davranış sadece insanın kendi aklı doğrultusunda, kendi kendisine hesabını verebileceği şekilde davranmasından ibarettir. Ki bu durum bir yandan da insanın kendisinin üstünde bir otorite kabul etmemesini ahlâki olmanın ön şartı olarak kabul ediyor. Bu tartışmalar da günümüze kadar gelip, Mutezilenin yaklaşımını içine alıp Aristo’ya kadar da götürülebiliyor. Bu yaklaşımlar da yine insanın kendi kendisine yettiğini, tek başına yeterli olduğunu vurguluyor.

Bütün bunları dikkate aldığımızda şöyle bir durum öne çıkıyor: Ahlâkilik ve ahlâkın nerede durduğu sorusu sorulduğunda bu yaklaşımların hepsi ‘ahlâkın temeli insandadır, başka yerde değil’ düsturundan hareket ediyor. Ahlâkın temelinin insanda olması elbette önemli bir nokta fakat bu yaklaşımın tam olarak ne anlama geldiği üzerine düşünülmesi gereken bir mesele.

Prof. Dr. Tahsin Görgün konuyu açıklamaya devam ederken bir örnekten faydalanıyor ve şu şekilde devam ediyor: Ahmet Mehmet’e diyor ki; ‘Leyla’nın 100 lirası var.’ Bu ifadenin ardından Mehmet Leyla’dan borç para istiyor, fakat Leyla ona parasının olmadığını söylüyor. Ahmet’in bu ifadesi bir tür haber verme, burada iyi veya kötü vasıflarından söz etmek mümkün değil ama onun ifadesi ve Leyla’nın parasının olmadığını söylemesi ortaya farklı bir durumu çıkartıyor. O da Leyla’nın yalan söylemesi. Durum bu iken örneği biraz daha geliştirip Leyla’nın borcu olduğunu ve bir saat sonra o parayla borcunu ödeyeceğini düşünelim. Tabi ki Ahmet Leyla’nın parasının olduğunu gördüğünde onun borcu olduğunu bilmiyor. Bu durumda ise Ahmet bilmediği, belki de istemediği halde başkasının yalancılık ile suçlanmasına sebep olabiliyor. Görgün’e göre hayatlarımızda bu tür olaylardan birçoğu var ve bunların sonuçları burada olduğu kadar çabuk anlaşılmayabiliyor. Bazen bizim veya üçüncü bir şahsın almış olduğu bir karar, söylemiş olduğu bir söz uzun yıllar bizimle beraber yaşamaya devam ediyor.

Bu duruma bakıldığında bizim ahlâki dediğimiz, doğru veya yanlış olarak tanımladığımız davranışlar görüldüğü kadar kolay ve anlaşılır olamayabiliyor.

Bilgi ahlâkidir, ahlâktan soyutlanamaz

Konuşmacı sözlerine devam ederken daha evvel açıkladığı bir hususu tekrar zikrediyor ve ahlâkın beşerlerin toplum içersinde insan olmaya doğru ilerlerken kabul ettiği kurallar bütünü olduğunu açıklıyor. İnsan bu kurallar bütününe uyduğunda ahlâklı olduğu kabul ediliyor. Konuşmasına İmam Gazâlî’den yaptığı bir alıntı ile devam ediyor sayın Görgün: ‘Ahlâk öyle bir melekedir ki, o melekeye sahip olan insanda iyi fiiller herhangi bir şekilde müzakere etmeden ortaya çıkar.’ Bu düsturun Osmanlı eğitim sisteminde de büyük oranda devam ettirildiğini görebiliyoruz. Osmanlı’da çalışılan bilgilerin gerektirdiklerini yapmaya odaklı bir sistemin uygulandığı ve bilenin bir vasfı olarak öğretildiği biliniyor. Görgün’e göre bu tavır bilgi dediğimiz şeyin aslında ahlâki olduğunu vurgular ve ahlâktan soyutlanmış bir bilginin olamayacağını vurgulamaktadır. Görgün, bunun yanında Kant sonrası modern yaklaşımlarda hem estetiği, hem de bilgiyi ahlâktan ayırmanın büyük bir başarı olarak kabul edildiğini de sözlerine ekliyor.

İLEM’in devam eden lisans ve ileri kademe seminerlerinin yanında sezon içerisinde düzenlediği çeşitli konferanslar da var. Takip etmenizi şiddetle tavsiye ederiz. Ayrıca bu ‘Ahlâkın Temeli Üzerine Konuşmalar’ dizisinin, 2 Ekim Çarşamba günü Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu’nun katılımıyla devam edeceği bilgisini de vermiş olalım. Periyodik olarak üç haftada bir yapılacak olan konuşmalarda Ekrem Demirli, Hakan Poyraz, Cafer Sadık Yaran, Zeynep Direk ve Ömer Türker de ilerleyen dönemde yer alacak.

 

Abdullah Said Can haber verdi





Yorum
yorum-2
tespih
Kapalı kapılar ardında kafayı kitaplara gömerek birşeyler yapabilir miyiz ? Binlerce tarihçimiz var ama adamlar bir dizi ile bizi dağıtmıyorlar mı? Zamanında sokaklarda kurtarılmaya çalışılan islam şimdi entelektüel çevrelerde de bence kurtarılamıyor. Hocalarımız biraz da pratikte neler yapılabilir diye düşünseler ? Dışarıda hayat devam ediyor, akşamları sihirli kutu gene herkesi büyüleyecek ama biz hala tartışmaya devam edecez ?!
26/09/2013, 22:31
yorum
tespih
Semineri dinledim.Konu önemli ve teorik olarak müslümanlar tarafından es geçilemez. Lakin pratik? Tv dizilerinde ve hatta reklamlarda bile belirli bir insan tipi ve hayat tarzı dayatılıyor. Bunlara karşı/alternatif birşeyleri kim üretecek,kim bunlara kafa yoracak?10 milyona karşı 10 kişi savaşıyoruz.Hala ahlakın temelini mi tartışmamız gerekiyor diye kendime sormadan edemiyorum? Yani nasıl düzeltecez?İsamdaki değerli hocalarımızın projeleri ile nereye varabiliriz?
26/09/2013, 22:23

İlgili Konular