, 29 Mayıs 2016
Oğul öyle bir zata bende olmuşsun ki

Alvarlı Efe Hazretleri

10050

‘Oğul, öyle bir zata bende olmuşsun ki..’

Yaşadığımız mekânlara değer katan, ismi o yer ile özdeşlemiş kimi kıymetli simalar vardır. Bunlardan birisi de Alvarlı Efe Hazretleridir. Hüseyin Kutlu ile yapılan Efe Hazretleri nehir söyleşi kitabı Alvarlı Efe’yi anlatıyor..

İlgili Yazılar
Osmanlı Dünya Tarihinin Neresindedir
Osmanlı, Dünya Tarihinin Neresindedir?

Kemal Karpat'ın öncülüğünde 1970'lerin ortalarında düzenlenen uluslararası sempozyumda ünlü tarihçileirn sunulan tebliğler, şimdi bir kitap olarak elimizde: Osmanlı ve Dünya: Osmanlı Devleti'nin Dünya Tarihindeki Yeri... Yağız Gönüler yazdı.
26/05/2016 08:08
Bir 'emin insan' bir 'doğal öğretmen'di Nusret Abi
Bir 'emin insan', bir 'doğal öğretmen'di Nusret Abi

'Sokak Sesleri', 1958’de Eyüp’te doğmuş Nusret Özcan’ın kendi kuşağında örneğine pek rastlanmayacak biçimde yazdığı “Gündelik Hayatımızın Tarihi”dir.
09/07/2015 12:12
İnsandan insana olan yolu yeniden bulmak gerek
İnsandan insana olan yolu yeniden bulmak gerek

Şair, yazar ve psikiyatr Kemal Sayar, son kitapları bağlamında Eyyüp Akyüz'ün sorularını cevapladı: 'Dünya bizim yurdumuz değil, ondan geçip giderken kır çiçeklerini toplamaya bakalım.'
23/02/2015 15:03
Televizyonla vedalaş bilim seni bekliyor
Televizyonla vedalaş, bilim seni bekliyor

Nefise Atçakarlar, Türk ve İslam devletlerinde yetişmiş olan on üç bilgini anlatıyor 'Dâhiler ve Çılgın Yöntemleri' kitabında. Eyyüp Akyüz yazdı..
31/12/2014 12:12
Tarihin akışını değiştirdi o menhus kurşun
Tarihin akışını değiştirdi o menhus kurşun

Hakan Özdemir'in 'Abdülhamid’i Deviren Kurşun' kitabında, gün ışığına ilk kez çıkan bilgilerle Şemsi Paşa suikastı bağlamında 2. Abdülhamid dönemini yansıtan gelişmelere ve siyasi çalkantılara, entrikalara hayretle kendinizi kaptırıyorsunuz. Deniz Baran yazdı..
26/12/2014 12:12
Devşirmen'lere ilim ahlakını işaret etti
'Devşirmen'lere ilim ahlakını işaret etti

'Osmanlı Kültür Tarihinin Bilinmeyenleri' isimli kitabının önsözünde Prof. Dr. İsmail Erünsal akademik camiadaki bazı rahatsızlıklarından söz açıyor. Ahmed Öztürk yazdı..
09/12/2014 15:03

 

Erzurum’dan bir güzel çıkar, suretiyle, siretiyle gönülleri yıkar, temizler. Adı Muhammed Lütfi’dir. Herkes onu Alvarlı Efe diye bilir. Sadece bilmek yetmez, sevmek için tanımak da gerekir. Zira Alvarlı Efe Hazretleri hakkında bilgilerimiz hep sathidir. En son onun “İncitme” redifli şiirini Kutlu Doğum haftasında afişe edildiğini gördük, okuduk. Peki, kimdir bu zât?

Bu noktada bilmediklerimizi öğretecek, bilgilerimizi tazeleyecek bir eser yayınlandı. Efe Hazretleri isminde neşredilen eser şimdiki tabirle nehir söyleşi tadında bir çalışma ancak, biraz tadı damakta bırakacak bir çalışma hüviyetinde. Tuncay Opçin’in Hüseyin Kutlu Hoca ile uzun soluklu gerçekleştirdiği söyleşiden hayat bulan bu eser, Sufi Kitap Yayınları arasından çıktı.

Hüseyin Kutlu Hoca, hem imamdır, hem vaizdir, hem hattattır, hem de bir büyük güzele bende olmuş bir derviştir. Bunun yanında vakıf kurar ve vakıf eserlerinin ihyasına çalışır. Bu arada Alvarlı Efe Vakfı’nın da kurucusudur. Alvarlı Efe Hazretleri ile akrabalıkları da vardır. Nitekim Alvarlı Efe’nin tek varisi Hacı Seyfettin Efendi’nin kızı ile evlidir. Hâl böyle olunca bu söyleşinin Hüseyin Kutlu ile yapılması elbette önemlidir.

Daha kitabın kapağında pir-i fâni simasıyla bizleri içeri buyur eden Efe Hazretleri bildiğimiz üzere Erzurumludur. 1853-1854 yıllarında Erzurum Pasinler (Hasankale) ilçesine bağlı Kındığı (Altınbaşak) köyünde dünyaya gelir. Yörede “Efendi” yerine bunun kısaltılmışı “Efe” kullanılır. Alvarlı Efe de yöresinin ve sonrasında geniş bir coğrafyanın Efe’si/ Efendisi olmuştur.

İlk tahsilini babası Hüseyin Efendi’den aldı

Yörede tanınan bir diğer önemli isim ise kitaptan öğrendiğimiz kadarıyla Nur Efe’dir. Nur Efe namıyla maruf kişi Alvarlı Efe Hzretlerinin babası Hâce Hüseyin Efendi’dir. İlimde ve tarikatta ilk durağı, ilk menbaı babasıdır. Hüseyin Efendi Kındığı köyünde imamlık yapmış bir zat. Nakşibendi Mevlana Hâlid-i Bağdadi’nin halifesi Hacı Feyzullah Efendi’ye intisap etmiş zikir, sohbet ehli bir zat. Kitap okumasını görenler şöyle tasvir ederler. “Caminin önüne oturur, kitabını açar, sayfayı bitirdiğinde soldan sağa doğru hafif bir kavis çizerek mübarek başını çevirir ve bir hû nefesi verir, sayfa çevrilirdi.”

Daha sonraları Amasya’da Mir Hamza Nigârî’den ders ve ilham almış. Babasının feyz ve ilham kaynağı bulduğu bu şahsiyetlerden Alvarlı Efe Hazretleri de istifade etmiştir. Hüseyin Kutlu Hoca özellikle Efe hazretlerinin mahdumu olan Hacı Seyfeddin Efendi’den nakille bu bilgileri aktarmaktadır. Kitaptan Efe hazretlerinin 1889-1890 yıllarında Hasankale’nin Sivaslı Camii Şerif’inde imamlığa başladığını öğreniyoruz. Yine 1890 yılında babasının şeyhi olan Muhammed Küfrevi Hazretlerini ziyarete gittiğini ve 1894-1895 yılında bu zattan icazet aldığını satır aralarından okuyoruz. Bu ziyareti ve sonrasını Efe hazretleri şiirleştirmiştir.

Bin üç yüz yedide oldum revâne

Erişdim ravza-i dârü’l-emâne

Mübârek bir zaman kıldım ziyaret

Ziyarete var idi bir işaret

Yine bir sohbette Küfrevi hazretlerinin nazar etmesine muhatap olan Efe hazretleri bu durumu “öyle bir nazar etti ki başım arşa değdi” diye ifade eder. Efe hazretleri, yaşadığı yörede ve havalisinde hep hayrın ve hakkın çağrıcısı olmuş. Ayaklanmalara, isyanlara karşı çıkmış. Bu noktada Şeyh Said’e de bu yoldan vazgeçmesini, şimdi kendisini alkışlayanların yarın yalnız bırakacağını ifade etmiş.

“Oğul, öyle bir zata bende olmuşsun ki…”

22 yaşında dergâha devam edip 27 yaşında tekamül eden ve icazet alan Efe hazretleri 1939’dan 1956’ya kadar Erzurum’un manevi mimarı olarak vaizler, müderrisler, hocalar yetiştirmiş. Kitapta Efe hazretleriyle irtibatı olan Bediüzzaman, Ali Haydar Efendi, Naim Hoca, Fethullah Hoca’nın babası Ramis Hoca ile ilgili bahisler yer alıyor. Bunlardan önemli olan bir kaydı zikretmekte fayda var. Efe Hazretleri, manevi evlatlarından Kandilli’de astsubay olan Mehmet Tekin Bey’in resmi görev için gideceği İstanbul’da İsmail Ağa semtinde İsmet Efendi Tekkesi’nde Ali Haydar Efendi’ye uğramasını, kendisine selamını götürmesini, ellerinden öpmesini ve duasını almasını ister. Mehmet Tekin Bey ikindi vakti İsmail Ağa Camii’ne gider, kendisinin İsmet Efendi Tekkesi’ne gitmek istediğini söylediğinde yardımcı olurlar ve tekkeye gider.

İkindi sonrası hatm-i hacegan yapılmaktadır. Ali Haydar Efendi o esnada etrafa göz gezdirmektedir. Kapı aralığında oturan Mehmet Tekin Bey’i görür ve yanına çağırır. Ve der ki; “Oğul senden güzel bir rayiha geliyor, sen hangi bağın gülüsün?” O da Alvarlı Efe Hazretlerinin bendesi olduğunu söyler. Bunu duyan Ali Haydar Efendi, “Oğul, öyle bir zata bende olmuşsun ki, şu ihtiyar hasta vücudum tahammül edeceğini bilsem o zatın ziyaretine gider, elini öper, duasını alırdım.” Ve sonrasında der ki, “Bu yanımdakiler şahittir Hocazâdem Efe Hazretlerinin mektuplarını kefenimin arasına koymalarını vasiyet ettim. O mektupları vesile kılıp Cenab-ı Hak’tan mağfiret dileneceğim.”

Uzun yıllar Alvar’da imam olarak görev yapıp Alvarlı Efe diye anılan Muhammed Lütfî hazretlerinin tek varisi ve soyunu devam ettiren isim olan Hacı Seyfeddin Efendi hakkında da kitabın son bölümünde bilgi bulabilirsiniz. Eserin sonunda Alvarlı Efe hazretlerinin hayatında önemli yeri olan mekân ve makamların fotoğrafları ve icazetnamesi yer almakta. Efe Hazretlerinin Divanından bir beyit sözün hülasası olsun:

Lutfî der-i dergâh-ı ilâhide bulursun

Devlet-i hidâyât-ı imân tâcı serimde

 

 

Kâmil Büyüker, Efe Hazretlerinin hayatını aşk ile temaşa etti





Yorum
Tebrikler
Mesut Özünlü
Kâmil beycim, Alvarlı Efe Hazretleri ile ilgili malumatım pek az idi. Feyizlendim, bilgilendim. Tebrikler, teşekkürler.
18/07/2013, 22:40
Alvarlı Efe Hazretleri ve dedem...
Fatma Râna Çerçi
Dedem Erzurumlu Bahri Hoca ile( Bahri Yeşilyurt)Alvarlı Efe Hazreleri görüşürlermiş. Dedem Kendilerinin yanına gider ziyaretlerinde bulunurmuş. O zamanlara ve hatıralara çok kıymet veriyorum. Bir seferinde annem küçük bir çocukken dedemle birlike ziyaretine gitmişler. Annemden dinlediğim o ziyareti Yediİklimde yayınlanan bir hatıra yazımda anlatmıştım. İnşallah hayırlara vesile olmuştur. Bu güzel eseri vücuda getiren ve bu eseri haber yapanlara selam ve saygılarımı sunuyorum...
18/07/2013, 12:59