, 18 Temmuz 2018
Bol küncülü pideler kömbe tadında bayramlar

Hatay kömbesi

6728

Bol küncülü pideler, kömbe tadında bayramlar

Ramazan demek, bol küncülü pide, damlarda beklenen ezanlar ve sahurun keyfine varmak demekti..

İlgili Yazılar
Lizbon'da bayram namazı kıldım
Lizbon'da bayram namazı kıldım

Endülüs'ün bu eski şehrini görme imkanı yakaladım. Neler gördüm Lizbon’da...
20/08/2012 08:08
Antep te bayramın al metifarikası yuvarlama
Antep’te bayramın alâmetifarikası yuvarlama

Kale ve civarında oturan eski Antepliler ya iftardan sonra ya da iftardan önce soluğu bugünün Güllüoğlu’su olan Güllü’de alır, tatlısını alıp evine döner ya da orada yer, oradan da meşhur Tahmis kahvesine geçerlermiş.
05/08/2013 14:02
Mohon maaf lahir bathin
Mohon maaf lahir bathin! (*)

Açe'de bayramın gelişini kutlamak için arefe gününün gecesinde yapılan "tekbiran" yürüyüşü tüm şehri heyecan ve coşkuya boğar.
10/08/2013 07:07
Ümmetin kalbi bayram sabahı Sultanahmet te bir başka atıyordu
Ümmetin kalbi bayram sabahı Sultanahmet’te bir başka atıyordu

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ev sahipliğinde ve birçok gönüllü kuruluşun çağrısı ile Ramazan Bayramı sabahı, binlerce Müslüman sabahın ilk saatlerinden itibaren İstanbul Sultanahmet Camii'nde buluştu.
13/08/2013 12:12
Malezya'da Ramazan bayramı bir ay
Malezya'da Ramazan bayramı bir ay!

Merve Dal Malezya'dan, bitmeyen bir Ramazan Bayramından bildiriyor!
11/08/2013 07:07
Sovyetler döneminde oruç ve Ramazan'a dair
Sovyetler döneminde oruç ve Ramazan'a dair

'Günah-sevap, helal-haram, Allah korkusu her vakit milletin kalbinin derinlerindeydi. İşte o gönül derinliklerine tanrısızlar hiçbir zaman hâkim olamadılar.' Doç. Dr. Kutlukhan Şakirov'un eski Sovyetler döneminde yaşanan Ramazanlara dair bir yazısını ç-alıntılıyoruz.
06/07/2015 14:02

 

Çocukluğumun Ramazanları. Böyle başlamak sanki görmüş geçirmiş, ununu elemiş eleğini asmış birinin ifadeleri gibi olsa da çocukluğumun Ramazanlarından bahsedeceğim. O Ramazanlarda evin damına çıkıp ezan beklemek var. Sonra koşarak indiğim merdivenlerden artık iftarın olduğunu haber vermek var. Sonra bol ‘küncülü’ ramazan pidesi, ille de Fırıncı Mehmet’ten olacak.

Hatay’ın Aktepe beldesinin çarşısında, daha her adımın dükkân yapılmadığı o kanaatkar zamanlarda iri okaliptüslerin (ki biz ‘sulfato’ deriz nedense) gölgesinde, çivit mavisine boyalı ahşap kapılı fırında iftara yakın ne kadar kalabalık olurdu öyle. Fazladan küncü yani susam ve çörekotu isteyen Kulaksız’dan ya da başka bir bakkaldan kağıt külahlara doldurup alır gelirlerdi. O sırada un, kepek serpilen mermer tezgahta hamur toplarının elin kenarlarıyla açılması sonra parmaklarla verilen şekil, üzerine fırçayla sürülen herhalde o nar gibi kızarmış görüntüyü veren şey hep hayranlıkla izlediğim şeylerdi.

İftarda mutlaka hurma olurdu ve hurma o zamanlar daha kıymetliydi, az bulunurdu. İftardan sonra beldenin iki camiinden büyüğü olan Fatih Camii’ne akın akın insan seli olurdu teravih namazı için. Kadınlar vaaz dinlerken oturacakları minderleri de getirirlerdi ve uzun uzun salalar kasideler okunurdu. Muhammed Hoca hayattaydı, her ‘Allah’ dedikten sonra mutlaka ‘Azze ve Celle’yi de eklerdi vaazlarında.

Hökümetin hesabına mı uyacaksın, Arapların hesabına mı?

Sahur vakti daha da farklıydı elbette. Anne babalar kıyamayıp kaldırmasa bile biz bir yolunu bulup kalkmaya çalışırdık. Tahin ve pekmez olurdu, ekmek bana bana yerdik. Kahke de yine Ramazan’a has bir şeydi. Davulcular bir de. O zamanlar motorsikletleriyle değil, yürüyerek gezerlerdi Aktepe’yi. Gürültü yapmazlar, davul çalarlardı; şimdi sırf gürültü yapıyorlarmış gibi geliyor bana. Bol yıldızlı damlarda yatarken uzun ve yanık salalarla uyanmak bir başka güzeldi.

Buralarda o zamanlar kimse kimseye daha ‘sana ne’ demiyordu. Artık mahalle baskısı mı denir ne denilirse denilsin açıktan oruç yiyenler, sigara içenler kınanırdı. O zamanlar mahallemiz daha küçüktü, tüm evler tek katlıydı ve herkes birbirini daha iyi tanırdı. Buralarda hâlâ Ramazan gelince iş güç bırakılır. Sıradan biri namaz kılmıyor bile olsa mutlaka orucunu tutar. Oruç tutmuyor bile olsa bunu açıktan bir meydan okuma, yok sayma olarak yapmaz, yapamaz.

Günler böyle gelip geçer artık Ramazan’ın son günleri geldiğinde başlarken olduğu gibi ‘hökümet hesabı, Araplar hesabı’ yapılır. Hilali gözleyenler olsa da daha çok Arapça’yı az çok bilen, sözüne itibar edilen birileri mutlaka radyodan bayram takibi yapar, sonra bir bakmışsınız bir şayia ile bayram gelivermiş. Bayram namazı olmadan nasıl bayram oluyordu anlamak güç ama öyleydi işte. Rahmetli dedem Mehmet Arslan da en azından mahallemiz için, bizim aile için böyle referans biri olduğundan ondan gelen bir haberle oruca bir gün erken başlayıp bayramı da bir gün erken yaptığımız günleri hatırlıyorum. Şimdi hemen herkes ‘hökümet hesabı’ ile hareket ediyor.

Kömbe mis kokusuyla haftalarca ağzımızı tatlandırırdı

Ramazan Bayramı’nda bayramlıklar alınmışsa onlar bayramdan sonra kaldırılır, Kurban Bayramı’nda da bayramlık görevi yapardı. Ramazan’a dair bir de unutulmaması gereken kömbemiz var elbette. Şimdilerde Ramazan’ın ortalarından sonra artık ‘hazır kömbe bulunur’ ilanları asılıyor. O zamanlar herkes kendi kömbesini kendisi yapardı. Fırınlardan kömbe pişirmek için tepsi bulmak zorlaşırdı. Evde kömbe yapılan o telaşlı iki gün biz çocuklar için başka bir heyecandı.

Büyüklerden yüz bulabilirsek elimize tahta kalıpları alıp ekmek tahtalarına tak tak vurup kömbe hamuruna şekil verme ya da en azından küncüsünü atabilme ayrıcalıklı bir şeydi. O zamanlar hazır kömbe bu kadar yaygın değildi. O mis gibi kokusuyla hazırlanan kömbeler bayramda misafirlere ikram edilecek, en az on beş yirmi gün kömbe tadı damaklardan eksik olmayacaktır.

Bir de tabii mezarlık ziyaretleri, mezarlık ziyaretlerinde karşılaşılan eş dost.  Merhum büyüklerin bizi yine bir araya getirmesi ve oluşan o sevgi halesi. Şimdilerde buna yüzlerdeki yorgunluk, telaş, koşuşturmaca, bir yerlere hep geç kalma, bir yerleri birilerini hep eksik koyma eşlik etse de bayramlar Ramazanlar böyle güzellikleri taşırdı. Buradan hepinize ağız tadıyla geçirilen nice bayramlar yaşamayı diliyorum.

 

Halil Arslan, bol küncülü pideler, kömbe tadında bayramlar diliyor





Yorum
Biz ne güzel çocuklardık!
Tayfur Bulut
Biz ne güzel çocuklardık... Küncüyle, kabak pidesiyle, saçtan alınan sıcak bir yufkayla, kömbeyle mutlu olan çocuklar... Gerçekten biz hala o çocuklar mıyız?
12/07/2013, 15:17

İlgili Konular