En Çok Okunanlar
Son Yorumlananlar
Namaz Vakitleri
Not Defteri
Not Defteri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Esmâ insana Allah’ı ve kendisini tanıtıyor
Esmâ insana Allah’ı ve kendisini tanıtıyor

Mustafa İslamoğlu


Mustafa İslamoğlu’nun 2008’de başlayan ve 83 derste tamamlanan Esmâ- i Hüsna derslerinin Hıtâmuhu Misk programı geçtiğimiz günlerde gerçekleşti.
Güncelleme: 12:00, 15 Haziran 2013 Cumartesi

 

9 Haziran 2013 Pazar günü, Mustafa İslamoğlu’nun 5 yıldır devam eden ve 83. dersi ile tamamlanarak sona eren Esmâ-i Hüsna dersleri, “Hıtâmuhu Misk” programı ile sona erdi. Bu süreçte dersleri dikkatle takip edenlerin oldukça fayda aldığı Esmâ buluşmaları, arkasında 83 ders, dijital yayınlar, 3 ciltlik bir “Esmâ- i Hüsnâ” eseri ve ‘Esma dersleri geleneği’ bıraktı.

Sunuculuğunu Mehmet Can’ın yaptığı program, yoğun katılıma rağmen zamanında başladı. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe gösterilen yoğun ilgi, konuşmanın yapıldığı salonun dolmasını sağladı ve konuklar diğer salonlara yönlendirildiler. Özellikle animasyonlar katılımcılar tarafından ilgiyle izlendi.

“Ayrılığa dur diyoruz!”

İlk olarak konuşmasını yapmak üzere sahneye Akabe Vakfı’nın yönetim kurulu başkanı Selçuk Karakaş çıktı. Vakıf olarak ‘nasıl’dan ziyade ‘niçin’i öncelediklerini söyleyen Karakaş, ayetlerin ve surelerin kelimelerin içinde taşıdığı manayla kıymetli olduğunu belirtti. Vahdeti ‘sosyal tevhit’ ve tefrikayı da ‘sosyal şirk’ olarak ele aldıklarını hatırlattıktan sonra ayrılığa çağıranlara “dur” dediklerini ilave etti. Karakaş’ın yaptığı konuşmanın ardından konuklardan Bülent Arınç sahneye çıktı ve konuşmasını yaptı. Ardından Mustafa İslamoğlu çıktı konukların karşısına.

“Allah’a hamd olsun, en güzel övgüler varlığın en güzeli olan, en üstünü olan Allah’a layıktır. Rasul’une salat olsun, o güzel insana, insanlık güzeline, güzelleri güzeline…” girişiyle selam eden İslamoğlu, konuklarına da ayrıca selam verdi. Yıllar önce bir dostunun kendi kaleminden Esmâ okuması isteğini aklında tutan İslamoğlu, tefsir talebelerinin içinden bu talebi yenileyen öğrencilerinin de bulunduğunu ve bu isteğe hep “duanız olsun, amin” ile karşılık verdiğini belirtti. “Lutfetti Rabbim bir Esmâ’yı, yazmayı değil birlikte yaşamayı, birlikte anlamayı, birlikte Esmâ yolculuğuna çıkmayı…” O gün, Esmâ’nın bitmediğini, tamamlandığını hatırlattı ve ekledi: “Şükrolsun tamamlatana!”

Esmâ insana Allah’ı ve kendisini tanıtıyor!

Mustafa İslamoğlu konuklarına Allah’ı tanımanın önemini anlattı, 83 dersin özeti ve özü mahiyetinde. Azameti karşısında iflas eden mantıktan, susup kalan dillerden bahsetti ve sözün soluğunun kesildiğini hatırlattı. Esma- i Hüsna çalışmasının amacını ve önemini anlatmak adına Esmâ hakkındaki bazı sorulara cevap verdi İslamoğlu, konuşmasının devamında. Esmâ’nın iki işlevi olduğunu söyledi: İnsana Allah’ı (sonsuzluğunu, benzersizliğini) tanıtmak ve insana kendisini tanıtmak. İnsana kendisini tanıtmanın, yine Allah’la ilişkili olduğunu hatırlatan konuşmacı, Allah’ın “Ey insan, ben sonsuzum, sen sonlusun; ben ölümsüzüm, sen ölümlüsün; ben sınırsızım, sen sınırlısın… Kendini benim yerime koyma ey İnsan! Benden rol çalma, Allah gibi yapma, Allah gibi olamazsın! Sen insan ol!” benzetmesiyle, acizliğini mutlak surette kabul etmesi gereken insanın ‘yaratılmış’ olduğunu bilmesi gerektiğini oldukça güzel ve açık bir şekilde anlattı.

“Niçin Esma-i Hüsna?” diye sordu İslamoğlu ilk olarak. Allah’a inananların oluşturdukları tasavvurun, vahyin inşa etme amacında olduğu Allah tasavvurundan uzaklaştığını gördüğünü, doğru bir Allah tasavvuru olmadan sahih bir kulluk- iman- teslimiyet olamayacağını düşündüğünü ve Allah’ın doğru bilinip ama anlaşılmadan iki cihan saadetinin gerçekleşmesinin mümkün olmasının zor olduğunu söyledi. “Modern hayat, Allah’tan uzaklaştı. Allah’tan uzaklaştıkça da anlamdan uzaklaştı.” diyen İslamoğlu, anlamsız bir hayatın yük, anlamsız bir insanın hiç olduğunu belirtti. Vahyin inşa ettiği hayatın merkezinde Allah’ın olduğunu hatırlattıktan sonra bu hayatın iki kanadı olduğunu söyledi: İnsan-Yaratıcı ilişkisini düzenleyen tevhit ve insan- mahlûk yani yaratılmış ilişkini düzenleyen adalet.

Allah’ı gereği gibi tanımadan ona hakkıyla kulluk edilemeyeceği noktasına değinen Mustafa İslamoğlu, bunu kesin bir dille ifade etti ve ekledi: “Kesin olan bir şey daha var: Esmâ- i Hüsnâ bilinmeden Allah gereği gibi tanınamaz, anlaşılamaz, anlatılamaz.”

‘İnsan’ın ve ‘kâinat’ın Allah’ın iki büyük projesi olduğunu söyleyen İslamoğlu, Allah’ın insana şah damarından daha yakın olması durumunu “insanın Allah’ın projesi olması” durumuyla ilişkilendirdi. Yine, kâinatın, Allah’ın projesi olması ile de “Allah’ın göklerin ve yerin ışığı” olması durumu arasında bir bağlantı olduğunu söyledi konuklara.

Esmâ dünyevîleşmenin panzehiri!

“Esmâ nedir?” sorusuyla devam eden İslamoğlu, “Allah’ın kullarına arştan inzal ettiği vesiledir” cevabıyla yanıtladı sorusunu. Bu vesileleri, dua, salih amel ve Esmâ-i Hüsnâ olarak bildirdi. Bu 3’ten biri olan Esmâ’nın, yabancılaşmanın tam anlamıyla panzehiri olduğunu söylemesi de oldukça önemliydi. İçinde bulunduğumuz yüzyılın, insanlık tarihindeki en büyük yabancılaşmaya şahit olduğunu belirten konuşmacı, çağın salgını olan yabancılaşmanın insanı çevresindeki her şeye yabancılaştırdığını ve sonunda Allah’a da yabancı kalan bir insan profilinin ortaya çıktığını belirtti. Çözümün, Allah’ı tanımak ve Esmâ üzerinden kendimizi yeniden tanıyabilmekte olduğunu ekleyen İslamoğlu, Esmâ’yı ‘dünyevîleşmenin panzehiri’ olarak tanımladı.

İnsanoğlunun hırsının dünyayı cehenneme çevirdiğini söyledikten sonra, ayın 7’sindeki hutbesinde de bahsettiği ‘tekâsür’ kavramını hatırlattı. Çoğaltma tutkusunun tehlikesi gerçekten oldukça tehlikeli seviyelere geldi. Özellikle üst üste yığma tutkusunun yaşadığımız dönemde dikkat çekici bir hâl aldığını görmek hiç de zor değil. Doğanın ve insanın fıtratının rahatlıkla ‘tekâsür’e kurban edildiği şu dönemde, Tekâsür Suresi’ni hakkıyla tefekkür edip yaşama çabası göstermek oldukça mühim olsa gerek. Zirâ, dünyayı ‘abartılı’ ve ‘tatmin olmak bilmeyen’ çoğaltma tutkusunun yaydığı o acı zehir tez zamanda idrak edilmeli, ‘son pişmanlık’ yaşanmadan.

Mustafa İslamoğlu, Esmâ’yı ‘güncel çıkmazlar’la bağlantı kurarak anlatmayı tercih etti. Meselâ, Esmâ’nın ‘nihilizm’e panzehir olduğunun söyledi. “La ilahe anlamsızlıktır, illallah anlamdır. Anlamsızlık yoktur, ancak anlam vardır. Amaçsızlık yoktur, ancak amaç vardır.” diyen İslamoğlu, yine, Esmâ’nın bireyciliğin, otoriterliğin, diktatörlüğün, güç tutkusunun panzehiri olduğunu söyleyip, el Kadir olana iman eden insanın her şeye gücünün yetemeyeceğini itiraf etmesi gerektiğini hatırlattı.

Konuşması boyunca Allah’ın isimlerini de anlattı İslamoğlu. Metnimizde hepsini tek tek aktaramasak da bazılarını ekleme ihtiyacı hissediyoruz: Melik isminden hiçbir yöneticinin sınırsız iktidar kullanamayacağını ve Samed isminden onun parçalanmaz bir bütün olduğunu ve şirkin onu değil bizi parçaladığını anlıyoruz. Basir isminden onun gözünden hiçbir şeyi kaçırmanın mümkün olmadığını, Şehid isminden en büyük şehidin ölümsüz Allah olduğunu anladığımızı söyleyen İslamoğlu, şehit olmak için ölmenin şart olmadığını, şahit olmanın şart olduğunu hatırlattı. “Bu cihana sahip olmaya değil, şahit olmaya geldik” hatırlatması da eklenmesi gereken bir diğer hatırlatma.

“Ey âlimler! İnternet, uzay, genetik… Fıkıhları lâzım bunların!”

Allah’ın isimlerini anlattıktan sonra, toplumun çeşitli kesimlerine seslenen İslamoğlu’nun, yaptığı bu uyarılardan âlimlere yaptığı oldukça önemliydi. Âlimlerin günceli yakalaması gerektiğini söyleyen konuşmacı, “Ey âlimlerimiz! Sizi bekliyor internet fıkhı, sizi bekliyor uzay fıkhı, bizi bekliyor genetik fıkhı.” diye seslendi ve bunu geçmiş imamlardan bekleyemeyeceğimizi, bunun bugünün âlimlerinin görevi olduğunu belirtti. Ayrıca, ilimlerin dünyevî ve dînî olarak kategorize edilmesinin yanlış olduğunu hatırlatan İslamoğlu aynen aktarılması gereken şu önemli uyarıyı yaptı: “Tefsir ne kadar mübarek bir ilimse, fizik de o kadar mübarek bir ilimdir. Biri vahyin Kur’an’ını, diğeri tabiatın Kur’an’ını öğretiyor!”

İmam-ı Azam’ın şahsiyetini hatırlatan Mustafa İslamoğlu, zalim iktidarla çalışması için baskı yapan valiye onun söylediği şu sözleri hatırlattı salondakilere: “Vallahi bana mescidin kapılarını sayın dese, onu da saymam!” Gücün yanında değil, ümmetin yanında yer aldığı için dirisi hapse giren İmam’ın ölüsünün çıktığını belirten İslamoğlu, bu ümmetin aynen böyle âlimlere ihtiyacı olduğunu söyledi.

Daha sonra gelenekçilere, modernistlere, siyasetçilere, muhafazakârlara, radikallere, Şiilere- Sünnilere seslenen İslamoğlu, Allah’ın isimleriyle ilişkilendirerek net uyarılarda bulunduktan sonra helallik isteğiyle konuşmasına son verdi. Metnimiz, İslamoğlu’nun konuşmasının özeti niteliğinde. Konuşmanın bütünü ise Hilal TV internet sitesinde mevcut.

Bir Hıtâmuhu Misk daha yolda

Mustafa İslamoğlu’nun konuşmasından sonra Senai Demirci dua yaptı, Mustafa Özcan Güneşdoğdu bir esma ilahisi okudu ve kapanış konuşmasını Mehmet Okuyan yaptı.

Programın organizasyonu oldukça başarılıydı. Bu haseple Akabe Vakfı’na teşekkür etmek gerekiyor. 180 kadar gönüllünün görev yapması bu düzeni sağlamada mutlaka etkili olmuştur. Yine programın söylenen vaktinde başlaması da, bu tarz büyük organizasyonlarda uzun süredir hasret kaldığımız bir durumdu, iyi oldu. Lâkin konukların- seyircilerin, konuşmacıların sözünü her 5-6 cümlede alkışlar ile kesmeleri oldukça dikkat çekici hâle geldi bir süre sonra. Buna gerek olup olmadığı tek tek katılımcılara sorulsa, ‘hayır’ der belki birçoğu. Fakat toplu hâlde bulunmanın ve Esmâ derslerinin bitişinden kaynaklanan heyecanın varlığına dayandırarak alkışın bu kadar abartılmasını açıklayabiliyoruz. Yine, Bülent Arınç’ın programda bir konuşma yapması dikkatleri çekti. Zirâ siyasetçilere seslenirken İslamoğlu, Arınç’ı bir ‘siyasî’ olarak görmediğini belirterek sözlerine devam etti.

Son olarak, aralarda gösterilen animasyonlar oldukça başarılıydı. Özellikle insanın yaratılışı ile alâkalı olarak gösterilen ilk animasyon, detaylı bir çalışmanın ürünü olduğunu belli ediyordu. Görsel olarak başarılı olan bu animasyona Esmâ’nın dâhil edilmesi, Esma- i Hüsna- Hıtâmuhu Misk programındaki güzelliklerinden bir diğeri oldu. Ve, İslamoğlu “Siret’ul Kur’an” derslerini de uygun bir zamanda başlatarak bir Hıtâmuhu Misk daha yapmayı dilediğini söyledi, müjde olarak sevenlerine duyurdu bunu da.

 

Esad Eseoğlu gözlemledi ve aktardı


  • Google'a kaydet
  • digg'e kaydet
  • delicious'a kaydet
  • FriendFeed'de paylas
  • facebook'ta paylas
  • Haberi Paylaş
  • Yazdır
  • Arkadaşıma Gönder

İlgili Konular » Mustafa İslamoğlu |
ANKET

Çizdiğiniz bir 'mahalle' resminde ilk ne yer alır?

Anket sonuçlarını görmek için tıklayınız...
Anket sonuçları getiriliyor. Bekleyiniz...

dunyabizim.com on Facebook
TAMAM