, 25 Kasım 2017
Hangi tesbih en güzel hangisi dayanıklı

Önder Cankurtaran

98875

Hangi tesbih en güzel, hangisi dayanıklı?

Tesbih sanatının inceliklerini tesbih sanatçısı Önder Cankurtaran’la konuştuk.

İlgili Yazılar
Z hidlere hod sübha-i sad-d ne virilmiş
Zâhidlere hod sübha-i sad-dâne virilmiş

Meryem Verâ, Beyazıt Meydanı’nda o saklı köşeyi gezdi ve yazdı.
14/09/2013 16:04
Hangi tesbihler günümüzde tercih ediliyor
Hangi tesbihler günümüzde tercih ediliyor?

Asırlardır insanların ellerinde olan tesbihler, bir sanat eseri olarak da imal ediliyor. Tesbih sanatını günümüzde yaşatanlardan biri de Zekai Şenyurt. Ayşe Sonuşen, Şenyurt ile tesbihler üzerine konuştu.
17/02/2016 08:08
Ağaçta taşta rahmetin tecellisini arıyor
Ağaçta, taşta rahmetin tecellisini arıyor

Bankacı Aslan Demir, aynı zamanda tesbih sanatından da iyi anlayan bir koleksiyoner… Aslan Demir ile tesbih sanatı ve bu merakın kendisinde nasıl oluştuğunu konuştuk..
19/02/2013 14:02
Kehribar tesbihle düşmana karşı duruyorum
Kehribar tesbihle düşmana karşı duruyorum!

Bayım! Bu tesbihte inanılmaz lezzetler var. Bir tesbihiniz olsun sizin de. Allah\'a yaklaştıran, modernizmden uzaklaştıran bir tesbih...
19/11/2011 08:08
Mancınık yel değirmeni ve debbabe yapıyor
Mancınık, yel değirmeni ve debbabe yapıyor

Yücel Aşıkoğlu, yel değirmeni yapıyor, el tornasında tesbih çekiyor, mancınık yapıyor, debbabe inşa ediyor. İbrahim Ethem Gören kendisiyle konuştu..
03/03/2013 12:12
Sadreddin Özçimi Ben musikiye eğlence gözüyle bakmam
Sadreddin Özçimi: Ben musikiye eğlence gözüyle bakmam!

Neyzen ve ebru sanatçısı Sadreddin Özçimi ile arkadaşımız Abdullah Said Can konuştu.
23/11/2011 16:04

 

Namazda çektiğimiz, dualarımızın sayısını tuttuğumuz tesbihler, aslına uygun yapılırsa birer sanat eseri. Bu, tarihte de böyleymiş, günümüzde de böyle. Bu sanatı ve sanatın inceliklerini tesbih ustası Önder Cankurtaran’la İstanbul, Fatih’teki atölyesinde konuştuk.

Tesbih yapımı bir sanat mıdır? Nasıl değerlendiriliyor bu anlamda?

Bir dönem zanaat olarak bakılmış ama günümüzde o kadar gelişmiş ki; yani bir tesbihte, bir imamede, bir tepelik dediğimiz yerde, o kadar güzel oyma işçilikleri yapılıyor ki artık sanat sınıfına sokulmaya başlanmış. Tesbih artık bir sanattır bizim için. Zaten “Türk tesbih sanatı” diye adlandırılır. Biz klasik usul tesbihçilik yapıyoruz. Bu, Osmanlı dönemine dayanır ki o dönem de sanat olarak algılanırdı.

Usta-çırak ilişkisine yaslanır değil mi tesbih yapma hüneri?

Tabi ki; tüm klasik sanatlarda olduğu gibi bunda da usta-çırak ilişkisi şarttır. Bu sanatları başka türlü öğrenmek zordur. Bir ustadan bir el görmek gerekiyor.Önder Cankurtaran, tesbih

Siz kimden el aldınız?

Benim ustam, şöyle söyleyeyim, hocam ebru sanatçısı olmadan önce tesbih yaparmış. Şu an ben yaptığım tesbihleri götürüp ona gösteriyorum, o değerlendiriyor: “Şurası şöyle, burası böyle, imameyi şöyle incelt” gibi bir takım yönlendirmeler yapıyor. Bu şekilde devam ediyor.

İsmi hocanızın?

Sadreddin Özçimi.

Şu an durum nedir tesbih sanatında; çok usta var mı, çırak yetişiyor mu?

Var tabi, çok iyi ustalar var. Bunlar çırak da yetiştiriyorlar, zaten bu sanatın ölmemesi için yetiştirmek de zorundalar. Usta çırak ilişkisiyle bu sanat sürüyor.

Tesbih Yapımının bütün aşamalarını videomuzdan da izleyebilirsiniz; 

Türkiye’de tesbihçiliğin merkezi neresidir?

İstanbul. Mesela şu an çalıştığımız tesbih modeline “İstanbul Modeli” diyoruz. İstanbul merkezdir. Ama tabi Urfa’da, Diyarbakır’da, Mardin’de, Antep’te de tesbih yapılıyor. İstanbul’a bu anlamda hatta dünyanın merkezi de diyebiliriz. Mesela Mısır’da da bir tesbihçilik vardır fakat çok iptidai yapılır. Yani, bizdeki gibi sanat boyutuna vardırılamamıştır. İstanbul’da yapılan tesbih bu anlamda özel bir tesbihtir.

Tesbih yapmanın incelikleri nelerdir? Haliyle iyi bir tesbih nasıl olur?

Şimdi bir kere tesbih bir insanı işlemek gibidir. Mesela bir ağacı, bir malzemeyi alıyorsunuz ve bu malzeme sınırlı, dolayısı ile çok ince hesaplarla ölçüp biçiyorsunuz. O malzemeden bir tesbih nasıl çıkar, hesabını yapıyor ve ona göre kesiyorsunuz.

Kesildikten sonra tornaya girer ve işlenmeye başlanır. Bu sanatın incelikleri derken şöyle: Tesbihe baktığınızda su gibi olmalıdır, zarif olmalıdır, ip deliklerinin çok ince olması gerekir. Tesbihi tuttuğunuzda çok düzgün olmalıdır. Yani bizim sarhoş tane dediğimiz türde olmamalıdır. Taneler eğri büğrü durmamalıdır. Eğer delikler büyük olur, iyi delinmez ise tanelerin her biri ayrı duracaktır. Uyum bizde çok önemlidir. “Otuz üç taneli bir tesbih için hata binde beştir” derler. En fazla bu oranda hata Önder Cankurtaran, tesbihyapılabilir. Baktığınız zaman otuz üç tanenin de aynı olması gerekir. Bu da tabi belli bir çalışmayı gerektiriyor. Oturup sürekli tane çalışmak gerekir. Bir anda otuz üç taneyi aynı yapmak zor iş.

Tesbih yapımında malzeme olarak neler kullanılmış ve günümüzde neler kullanılıyor?

Malzeme olarak aslında tornada işlenebilen her şeyden tesbih yapılabilir fakat malzemenin biraz nitelikli olması gerekir. Yani bir kavak ağacından tesbih yapmanın hiçbir anlamı olmaz. Tesbih olmaz mı kavak ağacından? Olur; ama nitelikli olmaz. Nitelikli dediğimiz bazı ağaçlar vardır. Genellikle bunlar Güney Amerika, Güney Afrika’dan gelir. Suda batacak kadar ağır ve güzel kokusu olan ağaçlar tercih edilir. Mesela Osmanlı döneminde öd ağacı dediğimiz, sandal dediğimiz kokulu ağaçlardan tesbih yapılmış. Büyükler, padişahlar el öptürürken, tesbihten dolayı ele sinen koku, el öpene hoş gelsin diye, böyle bir inceliği de varmış. Şu an tesbih yapımında ağaç grubu malzemeler, hayvansal gruba giren malzemeler ki bunlar boynuz, kemik, fildişi gibi malzemelerdir, fosil grubuna giren malzemeler ki bu grupta kehribar, mamut dişi kullanılır. Yani tesbihte malzeme geniştir.

Malzeme tesbihin değerini belirleyen bir faktör, değil mi?

Tabi… Tabi, şu anda en pahalı malzeme kehribar çünkü az bulunuyor ve çok değerlendi. Altın gibi oldu. Ham kehribarın bir gramı 4-5 dolar gibi bir fiyattan başlıyor. Yani bir tesbih çıkarmak için -orta büyüklükte bir tesbih- 150 gram kehribar kullanmanız lazım. Bunun yanında daha zor bulunan malzemeler de var, mesela bir balina dişi. Bu malzemeden yapılan tesbih de pahalıdır. Genelde fosil grubu malzemeden yapılan tesbihler pahalı olur. Bir de hayvan dişlerinden yapılan tesbihler. Malzemenin sıkıntılı olması, bulunma zorluğu değeri etkiler.

Tesbihle ilgili bilinmesi gereken detaylar var mıdır? Mesela “Kuka tesbih çekildikçe değerlenir” derler, bunun gibi?

Tabi, kuka dediğimiz malzeme çok güzel bir malzeme, Osmanlı’da da kullanılmış, hatta 1995 senesine kadar kukanın ne olduğu bilinmiyor. Bir tesbih var, birileri yapıyor ama neden yapılıyor bilinmiyor. 1995 senesinde bir araştırma sonucunda bulunmuş. Kukadan yapılan tesbih bir defa çok dayanıklı olur. 100-150 sene kadar gittiği söylenir. Yani kolay kolay bir şey olmaz ve çekildikçe de çok güzel bir hal alır. Parlar, rengi koyulaşır. Ve bu yüzden makbul bir tesbihtir. Çok tercih edilen bir tesbihtir. Çekimi çok güzeldir.

Peki, çekilince insana iyi gelen, yani malzemeden dolayı insanı ferahlatıcı bir fonksiyonu olan tesbihler var mıdır?

Ya aslında tesbih, genel anlamda dua ve zikir aracıdır. Ama şimdi insanlar sadece rahatlamak için elinde tesbih bulunduruyor. Malzemesi çok da fark etmez, insanlar rahatlamak için elinde bulundurur. Hatta bizde tesbih için “parmakların sakızı” derler.  Fakat kehribarın vücudun elektriğini aldığı söylenir. Bu anlamda faydalı bir maddedir kehribar.

Tesbihten anlamak için neleri bilmek gerekir?

Aslında tesbihten anlamak zor iştir. Eğer iyi bir koleksiyoner değilseniz, eğer tesbih yapmıyorsanız, malzemeden iyi tesbihi anlamanız zordur. Yani siz daha önce de dediğim gibi ancak malzeme açısından bakarsınız. Ağaç ise hangi ağaçtır? Yılan ağacıdır, pelesenktir, abanozdur, cinsini öğrenirsiniz. Yine deliklerini incelersiniz. İmamesindeki zarafete bakarsınız. İmamenin tane uyumuna bakarsınız. Oranlara bakarsınız.

Ha şöyle bir şey de var: Size tesbih malzemesi olarak “kehribar” derler ama kehribar olup olmadığını şu an anlamak güçleşti. Çünkü günümüzde kehribara sahtesini karıştırdılar. Normalde nasıl anlaşılır? Mesela şöyle hafif kazırsınız, güzel bir koku çıkar. Fakat şu an onu bile yapmışlar. Yani sahte kehribarda da aynı kokuyu alabiliyorsunuz. Yani haliyle uzman olmak gerekiyor. Bir de fabrikasyon dediğimiz tesbihler var, onlar da bellidir zaten. Makinayla yapılan tesbihlerdir. Bu tesbihlerde açıkçası ruh olmuyor. Gerçi bilmeyen birinin onu da anlaması güçtür.Önder Cankurtaran, tesbih

İnsanlar el yapımı bir tesbihi niçin talep ediyor daha çok?

İki tür müşteri var aslında. Biri gerçekten “Ben bunu alacağım, tebsih çekeceğim, zikredeceğim” der. Bunlar genelde bizden doksan dokuzluk tesbih isterler. Bir de elinde oynamak için, çekmek için isteyenler var. Bunların da tabi istekleri farklı oluyor. Birisi mesela beyzi tarz isterken diğeri “yuvarlak isterim” diyor. Öbürü büyük taneli olsun istiyor. Mesela oldukça büyük otuzüçlük tesbihler vardır, siz “Ben bunu hayatta elime alıp taşımam” dersiniz. Koleksiyonerler büyük tesbihler yaptırır, evine asarlar mesela, onu izlemekten zevk alırlar. Yani iki amaçla kullanılır: rahatlama ve zikir; ama asıl amaç bizler için zikirdir tabi. Manası budur.

Doksan dokuz ve otuz üç haricinde tesbih formları var mı?

Bizde yoktur. Bizde otuz üç ve doksan dokuzludur. Araplarda yanılmıyorsam altmış altılı tesbih yapılıyor. Ha bir de eskiden yapılan efe tesbihleri varmış. On birlik yapılırmış, küçük. Kabadayılığın sembolüymüş. Onlar şu an çok fazla yapılmıyor tabi.

Bizim medeniyetimiz içerisinde tesbihin seyri nasıl olmuş?

Bizde 17. asırdan beri tesbih yapılıyor. Ve sanatlı yapılıyor. Diğer medeniyetlerde de tesbih var. Hristiyanlıkta Katoliklerde  tesbih var. Budistlerde var. Farklı tane sayılarında. Ama bizde olmazsa olmaz gibi bir şey haline gelmiş. Mesela bir kabadayı tesbihsiz gezmezmiş. Padişahlar çok kıymetli tesbihler yaptırırlarmış. Hatta tesbih ustalarına sarayda yer veren bile varmış.

Şöyle bir rivayet vardır: Sultan Ahmet Camii yapıldığında 1. Ahmet ilk cuma namazında caminin kaç kişi aldığını hesaplamak için, sayısını tam olarak hatırlayamadım ama, binlerce tesbih yaptırıyor o günkü ustalara. Öd ağacından… Çok nadir bulunan hoş kokulu bir ağaçtır. Caminin girişinde bu tesbihler dağıtılıyor ve şu kadar sayıda kişiyi cami alıyor. Fakat tabi bunu teyit etmek için bir de çıkışta yine güzel kokulu bir ağaçtan yapılan tesbihler dağıtılıyor. Ve aynı sayı bulunuyor. O dönemde, o sayıda tesbih nasıl yapıldı? Malzeme nasıl bulundu? Kaç usta, kaç günde yaptı? İşte hesap edin. Üstelik bizim şu an kullandığımız elektrikli tornalar da yok. Usta, bir elle çevirip bir elle de taneleri şekillendiriyormuş. Yani düşünün bu sanatın ne oranda geliştiğini. Edirnekapı’da Salma Tomruk denen caddede tesbih kemanelerini çıkarıp orda tesbihler yapıyorlarmış ve biri imame yaparken diğeri tane yaparmış. Biri delik açar, biri ipe dizermiş. Şimdiki gibi her şeyi tek usta yapmazmış. Çünkü her işlem ayrı bir ustalık istiyor.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Tesbih sanatında bizim diğer sanatlardaki gibi usta çırak ilişkisi gerekiyor. Ustalarımız yoğunluklarından çırak yetiştirmeye fazla zaman ayıramıyorlar. Bir şekilde bir iki çırak alıp yetiştirmek lazım bu sanatın ölmemesi için. Benim asıl uğraşım ebru sanatıdır. 1980’lerde Mustafa Düzgünman olmasaymış, ebru sanatı tarih oluyormuş. İki çırağı varmış: Alparslan Babaoğlu ve Fuat Başar, onun yetiştirmesi ile ebru şu an iyi bir yerde. Öyle olması lazım, çok çırak yetiştirilmesi lazım diye düşünüyorum. Zor bir sanat. Çırağın yetişmesi uzun süreler gerektiriyor. Bir iki yılda yetişmiyor hemen öyle. Yani aslında gönül işi. Gönül vermek lazım.

 

Serdar Arslan konuştu





Yorum
teşekkür
bilal çerici
Bu güzel söyleşi için Önder Cankurtaran ve Serdar Aslan'a teşekkür ederim. Dünya Bizim'den tesbihle ilgili başka çalışmalar da bekleriz; söyleşi, tesbih koleksiyonlarından örnekler ve yazılar...
31/07/2012, 17:23