, 17 Ağustos 2017
Üstad elinde ekmek poşetiyle göründü

12672

Üstad, elinde ekmek poşetiyle göründü

Serdar Arslan, geçtiğimiz sene Ramazan Bayramı’nın birinci günü Sezai Karakoç'un bayramını tebrik edişini anlatıyor..

İlgili Yazılar
Sanki Cennetten İnmiş Bir Topluluk Bayram Günü Müslümanlar
Sanki Cennetten İnmiş Bir Topluluk: Bayram Günü Müslümanlar

Hız çağı müslümanları da olsak, oruç, üstad Sezai Karakoç’un o güzel ifadeleriyle, bir anne tebessümüyle durdu başucumuzda. Bir anne gibi teselli etti bizi. Yasemin Kapusuz yazdı.
24/06/2017 08:08
Sezai Karakoç u görme duasını yazıyorum
Sezai Karakoç’u görme duasını yazıyorum...

Sezai Karakoç’u seven ama henüz kitaplarını okumamış birisinin, onu görmesi, onunla hasbihal etmesi için kendisine duyduğu muhabbet yeter mi?
03/09/2012 16:04
Sezai Karakoç'tan oruç ve Ramazan'a dair
Sezai Karakoç'tan oruç ve Ramazan'a dair

Üstad Sezai Karakoç'un 'Sütun' adlı kitabında yer alan 'Oruç da Acıkır' başlıklı yazısını ç-alıntılıyoruz.
24/06/2015 14:02
Kültür Hayatımızda Bir Mümtaz Sima İhsan Babalı ve Cağaloğlu Yayınevi
Kültür Hayatımızda Bir Mümtaz Sima: İhsan Babalı ve Cağaloğlu Yayınevi

1960'lı yıllarda Cağaloğlu Yayınevi'nde önemli eserler yayınlayan; çıkardığı İslam Düşüncesi dergisi hâlâ yâd edilen; yayınevinin kapanması sonrasında pek çok hayır faaliyetinin içinde bulunan M.İhsan Babalı'nın hayatını, torunu Fatmanur Babalı kaleme aldı.
10/01/2017 13:01
Yedi Güzel Adam tam olarak kimler
Yedi Güzel Adam tam olarak kimler?

Cahit Zarifoğlu’nun şiirinde “Bu insanlar dev midir / Yatak görmemiş gövde midir” diye bahsettiği yedi güzel adam tam olarak kimler?
13/06/2012 08:08
Mevlana'yı Sezai Karakoç'tan Okumak
Mevlana'yı Sezai Karakoç'tan Okumak

Sezai Karakoç, 'Mevlana' adlı kitabıyla bizlere tür olarak özgün bir Mevlana biyografisi armağan ediyor. Mustafa Uçurum bu kitap üzerine yazdı.
23/12/2016 08:08

 

Ramazan Bayramı’nın birinci günüydü. Eşimle akraba ziyaretinden dönüyorduk. Fındıkzade durağında tramvaydan inip Kocamustafapaşa’ya doğru yürümeye başladık. Bayram sevinci, dost- akraba muhabbetiyle birleşmiş, ruhumuzda bir serinlik peyda etmişti. Bu güzel günün aydınlığı ve hafifliği ile yürüyorduk.

Her şey aniden oldu!

Mevzu neydi, bilmiyorum. Ben hararetli hararetli anlatıyor, bakışlarımı etrafta dolaştırıyor, yolda olduğumun pek de farkında olmadan yürüyordum. Yolumuzu yarılamıştık ki bir an duraksadım, durdum. Şaşkındım. Eşim bu ani hareketi anlamlandıramadı, haliyle sordu: “Ne oldu, kimi gördün?” dedi. O sırada yanımızdaki fırına giren üstadı işaret ederek “Üstat Sezai Karakoç!” dedim. Eşim de şaşırdı. Bir şiirinde “…ben öteliyim.” diyen Üstad’ı biz iki dünyalı, yürüdüğümüz kaldırımda görmüş olmanın şaşkınlığıyla bir süre birbirimize bakarak öylece durduk.

Ne yapmalı insan?Sezai Karakoç

Üstat içerdeydi.  Şaşkınlığımız biraz dindikten sonra ne yapmamız gerektiğini eşime sordum. Üstat’la aynı kaldırımda yürümenin bile haddimiz olmadığını düşündüm. Tedirgindim. Ama bugün bayramdı. Üstad’ın bayramını tebrik etmek, halini hatırını sormak haddimiz olmasa bile vazifemizdi. Ellerimizi önümüzde bağlayıp Üstad’ın çıkışını bekledik. O bekleyiş hem güzel, hem ürkünç, hem uzun hem de kısaydı.

Üstat elinde ekmek poşetiyle kapıda göründü.  O mahcup ve onurlu duruş, selamımla ürkekliğe dönüşüverdi. Üstad’ın eline uzandım. Öpmek için epey çaba sarf etmeme rağmen nafile, izin vermedi. Doğrulurken acaba elini öpmeye çalışırken Üstad’ı yordum mu? diye düşündüm. Ben tam olarak doğrulduğumda bayramlaşmamız ve hal hatır soruşumuz bitmişti. Müsaade istedik, Üstat Fındıkzade’ye doğru yürümeye başladı. Biz de yolumuza devam ettik. Ben ve eşim bir süre suskun yürüdük, bayram coşkusu yerini parıltılı bir şaşkınlığa bırakmıştı. Biraz ilerledikten sonra dönüp ardıma baktım, Üstat kaldırımda bekliyordu. Kimi, neyi, niçin bekliyordu, kim bilir? Biraz daha ilerledik, tekrar döndüm, Üstat yoktu. Nereye, kiminle, niçin gitmişti, kim bilir?

Fırıncıya Üstad’ı sordum

Aradan birkaç hafta geçti. Üstad’ın ekmek aldığı fırının önünden geçiyordum. İçeri girdim. Biraz kuru pasta istedim. Niyetim Üstad’ı sormaktı. Üstad’ı tanıyorlar mıydı?  Onun yaşayan en büyük Müslüman düşünürlerden ve şairlerden biri olduğunu bilerek ona hürmet ediyor, ekmeğin en iyisini bekletmeden, yormadan veriyorlar mıydı? Fırının çalışanı pastaları doldururken sordum: ”Üstat Sezai Karakoç’u tanıyor musunuz?” dedim. Beklediğim cevap şuydu: “Evet, tanıyoruz, bizden alır ekmeğini. Şiirlerini okuduk, ülküsünü biliriz. Hepimiz borçluyuz ona. Hürmet ederiz. Pide kuyruğunda bekletmez, damağına sert gelecek ekmeği vermeyiz.” Ama cevap bu kadar uzun sürmedi. “Hayır, dedi. ”Kim o?” “Şair”, dedim. “Üstat”, dedim. “Düşünür”, dedim. “Müslüman”, dedim. Yine “Tanımıyorum” dedi. Bayram günü kapının girişindeki bayramlaşmamızı anlattım. Belki dikkatini çekmiştir diye.  “Evet, evet” dedi. “Beklediğinizi ve bayramlaşmanızı fark ettim. Bizden ekmek alır ara ara. Sizin hocanız falandır, diye düşündüm.”

Hocamızdı ya hocamızdı... Biz ona talebe olamasak da hocamızdı. Elindeki meşale ile bizi aydınlatan ve güzel bayramlarımız olsun diye belki hiç bayramı olmamış hocamızdı.

 

Serdar Arslan bir bayram gününü anlattı





Yorum
hep suç bende değil...
ibrahimarısal
olur abartmayalım söz konusu muhabbetin kendisi abartı değil midir siz hiç şiir okumaz mısınız siz hiç bir vakitte olsa divane kalmaz mısınız siz hep tariflerden geçersiniz divanı hiç mi okumazsınız bir nazara kıyametler koparanların nedir ki derdi siz ancak uzaktan özlemeyi bilirsiniz siz aşkı göğsünde çiçek gibi taşıyanlar! ne bilirsiniz aşkı göğsünde kurşun gibi taşıyan birinin elindeki ekmek poşetinin anlamını?
04/04/2013, 19:34
Sezai Karakoç haberiyle ilgili..
Zeynep Karaca
Haberin başlığını çok saçma buldum. Editör alınabilir bu eleştirime fakat alınmadan önce: Sezai Karakoç'un elinde ekmek poşetiyle görülmesindeki anormal durumu bize izah etsin! Bu insan en az bizim kadar hayatın içinde yaşayan biri... Öveceğiz, yücelteceğiz ona üstatlık bahşedeceğiz derken yapılan kıyımlar ve yıkımlar bunlar. Arz ederim...
05/09/2012, 14:04
halkın içinde bir insan
nizamettin yıldız
üstad için .dirilişin bürosuna gelen gençlere kızar, bürodan kovar, halktan uzak vb. diyenlere cevap olacak türde bir yazı ..yazıyı kaleme alan arkadaşa teşekkürler..sezai bey sürekli halkın içindedir.onun bütün yazıları halkımızın, aydınlarımızın ve islam dünyasının uyanmasını konu alır..
11/11/2011, 13:47
hangi fırın
Sevgi Vural
ben de o civarda oturuyorum ama Üstadı hiç görmedim.. hangi fırın acaba sorabilir miyim
18/10/2011, 00:20
Bu Yazı
özdemir
Ne kadar da hoş, samimi, içten bir yazı. Hakikaten yazıyı çok beğendim, hem şekil hem muhteva olarak. Yazarını tebrik ederim, yüreğine sağlık.
17/10/2011, 13:52
Bu yazı...
Serdar ARSLAN
Bu yazı Sezai KARAKOÇ\'a duyduğum hakiki saygının ifadesidir. Onun eserlerine ve eserleriyle hiçbir dönemde çelişmeyen şahsına olan hürmetimden dolayı kaleme alınmıştır. Anlatımda mübalağa varsa günahı da sevabı da benimdir. Acizane tavsiyem şudur: Kimse kimsenin kalbindeki muhabbeti ölçmeye tartmaya kalkmasın, nitekim müslümanız ve hepimiz kendi kalbimize kendi muhabbetimize kulak kesilelim...
11/10/2011, 15:08
ve evet...
halil erdoğan
merhum akif\'in emanetlerini de tam manası ile muhafaza edememişiz ve merhum oğlu bildiğim kadarı ile yoksulluk içinde aç bi ilaç bu dünya dan göç etmiş... ve gelelim bu son nefere ki... kelimelere dökmek onu çerçeveye hapsetmektir bence... ve fakat bu son damar y.kemal, m.akif, n.fazıl ve sezai karakoç son halkadır... ve illa ki üstadı göz hizasından uzak tutmamak elzemdir vesselam... ola ki hak vaki olduğunda yalnız ve kimsesiz \"üç gün sonra duyalar, soğuk suyla yuyalar\" durumu bize giryangelir
10/10/2011, 22:56
mana
fazlı adil
kendini değil davasını önemli gören putlaştırmalardan sonuna kadar kaçan dedelerine dinini öğreten bir dava insanı
10/10/2011, 12:57
Abartmayalım
Ahmet Koç
\"Şaşkınlığımız biraz dindikten sonra ne yapmamız gerektiğini eşime sordum. Üstat’la aynı kaldırımda yürümenin bile haddimiz olmadığını düşündüm.\" Böyle demiş arkadaşımız yazısında. Bu kadar da abartmayalım arkadaşım. Allah\'ın elçisine bile böyle bakmayı yasaklayan, hoş görmeyen bir dinin bağlılarıyız biz. Sezai Karakoç da öyle.
10/10/2011, 10:27

İlgili Konular