, 26 Nisan 2018
Üstün İnanç Romanlarımız ve Romancılarımız Üzerine Konuştu

548

Üstün İnanç Romanlarımız ve Romancılarımız Üzerine Konuştu

Romancı yazar Üstün İnanç, Bâbıâli Enderun Sohbetleri'nde Batıdaki ve bizdeki roman anlayışından kesitler vererek iz bırakan romancılarımızdan bahsetti ve, roman yazma serüvenini de dile getirdi.

Her hafta ilgi ile takip edilen Bâbıâli Enderun Sohbetleri, bu haftadan itibaren Yeni Dünya Vakfı’nın Cağaloğlu’ndaki tarihî binasında yapılıyor. 12 Nisan Perşembe günü “Romanlarımız ve Romancılarımız ” konuşuldu. Haftanın konuğu, kıymetli yazar, gazeteci, senarist Üstün İnanç’tı.

Programı takdim eden edebiyat araştırmacısı, yazar Mehmet Nuri Yardım açış konuşmasını şöyle yaptı: “Bâbıâli Enderun Sohbetleri, inşallah bu haftadan itibaren, bu güzel mekânda Yeni Dünya Vakfı’mızda olacak. Öncelikle vakıf genel başkanımız Mahmut Göksu ve diğer yöneticilerimize teşekkür ediyoruz. İnşallah hayırlı, faydalı, güzel toplantılarımız burada devam edecektir. Bizim toplantılarımız, ilim, sanat, edebiyat eksenli, medeniyet odaklıdır. Yaşayan değerli büyüklerimizi davet ediyor, onları dinliyoruz. Bu hafta da çok kıymetli yazarımız, romancımız, sanatkârımız, tiyatroya da sinemaya da, edebiyata da çok büyük katkılarda bulunmuş, talebeler yetiştirmiş büyüğümüz Üstün İnanç Beyefendiyi dinleyeceğiz. Roman Batı menşeli bir türdür. Tanzimat’tan sonra ilk romanlar yazılıyor ve sonra yerli romanlar ortaya çıkıyor. Servet-i Fünun, Cumhuriyet Dönemi’nde gelişiyor ve bugüne kadar geliyor. İsterseniz kronolojik olarak başlayalım hocam. Türk romanı nasıl başladı, ilk romancılar olarak kimleri hatırlıyoruz?”

İlk yerli ve milli romancımız Ahmet Mithat Efendi’dir

Romanın Batıda doğup, büyüyüp serpildiğini ifade ederek sözlerine başlayan Üstün İnanç, Fransa’daki bir romandan ve özelliğinden örnek verip, İslam kültüründeki roman anlayışı ile karşılaştırdıktan sonra sözlerine şöyle devam etti: “İlk roman İspanyol Cervantes’in Don Kişot’udur. Cervantes, Osmanlı toplumunu son derece merak eden bir zattır ve Muhteşem İmparator diye Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatını anlatan roman yazmıştır. Tanzimat’ın bir çeşit aydın bunalımı diyebileceğimiz döneminde roman da o şekilde gelişmiştir. Bizi geri bırakan onlara göre dindir, irticadır. İlk imza olarak Samipaşazade Sezai’nin Araba Sevdası vardır. Sonra Cumhuriyet romancılarımız geliyor. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Halide Edib Adıvar… Cumhuriyet’e gelene kadar içlerinde en soylu, en yerli ve millî romancı Ahmet Mithat Efendi’dir. Ahmet Mithat Efendi, Tanzimat’ın yanlışlarını tespit etmiş, Türkçeye dikkat çekmiş, sapılan yanlış noktaları çok güzel işlemiştir. Çok roman yazmıştır.”

Roman her şeyden önce bir dil meselesidir

Romanı büyük bir hikâye gibi görmenin yanlış olduğuna dikkat çeken İnanç, “Romanda dramı yakalamak önemlidir. Olanla olması gereken arasındaki fark dramdır. Roman her şeyden önce bir dil meselesidir. Çok büyük bir medeniyete sahip olduğumuz halde uzun yıllar romana neden mesafeli durduğumuzun sorgulanması gerekiyor.” dedi.

Türkiye’de 27 Mayıs Darbesi’nden sonra köy romancılığının ortaya çıktığını belirten Üstün İnanç, “Roman, şehir katmanlı bir yapıdır. Köyden roman çıkmaz, medeniyet de o medeniyeti anlatacak olan roman da şehirdedir.” dedi. İnanç, “Reşat Nuri resmi romancı, Peyami Safa psikolojik roman türüne eğilen bir romancıdır.” diyerek görüşünü açıkladı. Dostoyevski, Tolstoy gibi yazarların etkisi üzerinde duran Üstün İnanç, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Kemal Tahir, Tarık Buğra, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Abbas Sayar, Sâmiha Ayverdi, Safiye Erol, Mehmed Niyazi, Emine Işınsu, Mustafa Miyasoğlu ve Durali Yılmaz gibi birçok romancının bakış açılarını dinleyicilerle paylaştı.

“Ben sizin bu romanınızı okuduktan sonra tesettüre girdim”

Tarihimizin bilinmediğine dikkat çeken İnanç, sözlerine şöyle devam etti: “İlk romanımı 1987 yılında kaleme aldım. Yalnız Değilsiniz romanını yazdım. Başörtüsü üzerinde büyük bir baskı vardı. Büyük bir dram ve facialar yaşandı. Bekledim, kimse yazmayınca oturup ben yazdım. Geçen yıl Üsküdar Kitap Fuarı’nda bir hanım okuyucum, ‘Ben sizin bu romanınızı okuduktan sonra tesettüre girdim.’ deyince çok duygulandım.”

“Roman yazarken önce kafamda yazarım, uzun süre düşünürüm.” diyen İnanç, misafirlerin soruları üzerine, romanlarındaki İstanbul ve bazı karakterler hakkında bilgi verdi. Hatıra fotoğrafı çekiminin ardından, Üstün İnanç okurları için romanlarını imzaladı.

 

Hülya Günay