, 22 Haziran 2018
8 Avrupa Türkçe Yayınlar Sempozyumunda Yeni İpekyolu konuşuldu

787

8. Avrupa Türkçe Yayınlar Sempozyumunda Yeni İpekyolu konuşuldu

8. Avrupa Türkçe Yayınlar Sempozyumu, 'Londra’dan Pekin’e Türk Toplulukları ve Yeni İpekyolu Projesi' teması ile gerçekleşti.

Amsterdam’da faaliyet gösteren Türkevi Araştırmalar Merkezi tarafından 3 Mart Cumartesi günü düzenlenen 8. Avrupa Türkçe Yayınlar Sempozyumu, “Londra’dan Pekin’e Türk Toplulukları ve Yeni İpekyolu Projesi” teması ile gerçekleşti. Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da gerçekleşen sempozyuma Hollanda, Türkiye, Almanya, Belçika, Makedonya ve Fas’tan alanında uzman akademisyen, aktivist, bürokrat ve iş dünyası temsilcileri katıldı.

Gün boyu süren ve oturumlar halinde gerçekleşen sempozyum, Türkevi Topluluğu Başkanı Dr. Veyis Güngör’ün açış konuşması ile başladı. Güngör, Avrupa Türkçe Yayınlar Sempozyumu’nun uzun bir aradan sonra tekrar düzenlenmesinden dolayı memnuniyetini dile getirdi. Güngör konuşmasında, Avrupa Türkçe Süreli Yayınlar Sempozyumunun yıllar önce, Türkiye dışında özellikle Doğu ve Batı Avrupa’da yayın yapan Türkçe yayınların biraraya gelmesiyle ortaya çıktığını hatırlatarak, “Başlangıçta ana amaç, Türkçe yayın yapan yayıncıların, yazarların biraraya gelmeleri, ortak sorunların tartışılması, karşılıklı tecrübe ve bilgi değişimiydi. Daha sonra sempozyumlara sivil toplum ve siyaset de dahil edildi. Dolayısiyle hareket alanımız ve hedef kitlemiz medya, sivil toplum ve siyaset olarak şekillendi. Organize edilen sempozyumlarda bu doğrultuda kararlar alındı, bazı küçük ölçekli projeler de hayata geçirildi” diyerek geçmiş dönem hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

Yeni İpek Yolu Projesi sadece ticari bir yol değil

Yirmibirinci yüzyılın ikinci on yılında ‘gücün Batı’dan Doğu’ya kaymasının tartışıldığına dikkat çeken Güngör, “Çin’in günümüzde üç-dört yüzyıl önce İngiliz ve Hollandalıların yaptıkları ticaret modelini uyguladığı belirtiliyor. Çin altyapıya, özellikle de enerjiye yatırım yapıyor. 2030 yılında Çin’in enerji ihtiyacının mevcudun üç katından fazla olacağı ifade ediliyor. Devamla bu gelişmeleri siyasete yansıtıp, yani refah düzeyini yükseltip, istikrarı arttıracağı bekleniliyor. Bu gelişme dünyanın çok kutuplu bir dünyaya doğru evrildiği şeklinde de okunuyor. Ekonomik alanda gücün Avrasya kıtasına doğru kaydığını söyleyen tarihçiler de var. Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın başarısı ve yeni ‘İpek Yolu’ yatırımları ile Çin’in Rusya ve Avrupa ile ekonomik uyumu ilerleteceğine dikkat çekiliyor.

Bir başka ifadeyle, dikkatler tarihte dünya hakimiyetinde önemli rol oynamış ilk ‘İpek Yolu’na çekiliyor. İnsanlık ilk İpek Yolu’ndan sonra, ‘kölelik yolu’, ‘altın yolu’ ve ‘siyah altın yolu’na şahit olmuştu. Şimdi ise, yani yirmibirinci yüzyılda yeni bir yol yeni bir hat oluşuyor. Bu yol Türkistan ile kesişiyor. Bir başka ifadeyle ilk yol tekrar görünüyor. Tarihi ‘İpek Yolu’ geri geliyor. Yeni İpek Yolu Projesi, sadece ticaret yolu değil, aynı zamanda düşüncelerin, kültürlerin, inançların karşılaştığı, kesiştiği ve yayıldığı yoldur” sözleriyle konunun önemine vurgu yaptı.

Musa Serdar Çelebi: Türkiye bu projeye kayıtsız kalamaz

Sempozyumun ilk oturumunda konuşan Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Derneği Başkanı Musa Serdar Çelebi, Bir Kuşak ve Bir Yol insiyatifine dikkat çekerek özetle, “Bugün burada, Amsterdam’da konuştuğumuz Yeni İpek Yolu Projesi 60’a yakın ülkeyi direkt ve dolaylı şekilde ilgilendirmektedir. Proje Aysa, Afrika ve Avrupa kıtalarındaki ülkeleri birbirine bağlayan medeniyet, ekonomik ve kültürel iletişimi hedeflemektedir. ‘Bir Kuşak ve Bir Yol’ inisiyatifi diye adlandırılan bu proje kıtalar arası kara, deniz, hava ve demir yolları ve tabiiki siber alanda da işbirliklerini öngörmektedir. Çin bu çerçevede CGTN adlı bir televizyon yayınıyla sekizyüz milyon insana ulaşacak bir yayın hayata geçiriyor. Katılımcı ülkelerden her yıl 10 bin öğrenciye burs imkanı gibi bir çok getirisi olacak. Türkiye ve Türkler bu projeye kayıtsız kalamaz” dedi.

Dr. Fırat Pürtaş: Kültürel etkileşim fırsatı

Hollanda Centre for Public Debate Başkanı Mehmet Emin Ateş’in başkanlığında süren sempozyumun ikinci oturumunda söz alan, Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi TÜRKSOY Genel Sekreteri Dr. Fırat Pürtaş ‘Kültürel Etkileşim’e işaret ederek şöyle konuştu: “İpek Yolu Projesi, eskiden olduğu gibi bundan sonraki yıllarda da, geçtiği bölgede, ülkelerde refahı yakından etkileyecektir. Çok somut bir örnek vermek gerekirse, Kaşgarlı Mahmut'un ünlü eseri Kitab-ı Divanü Lûgati t-Türk, tarihi İpek Yolu ile dünyayı etkilemiştir. Türkçe dünyada öğrenilen bir dil haline gelmiştir. Ayrıca, bu yıl UNESCO tarafından 950. Yılı olarak ilan edilen, Yusuf Has Hacip ve ünlü eseri Kutatgu Bilig diğer kültürleri etkilemiştir. İpek Yolu Projesi kültürel etkileşim ve zenginleşmede Türkler için önemli bir fırsattır.”

Sahra Şahin: Türkçe için önemli

Almanya’dan Avrupa Türkleri Düşünce Platformu’ndan katılan Sahra Şahin, Yeni İpek yolu’nda Türkçe’ye dikkat çekerek, “İpek Yolu güzergahına hakim olanlar dünya gidişatına da yön verirler, hükmederler. Ticaret aynı zaman da bir kültür ve medeniyet alışverişidir. İpek Yolu Doğu için bir kazanç iken, Batı için bir hedef olmuştur. İpek Yolu hem Türkiye hem Avrupa’daki Türkler için, Türkçenin konuşulması ve etkinleştirilmesi için önemli bir fırsattır” dedi

Makedonya’da Türkçe yayınlar

İngiltere’den Eurovizyon haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Köker’in oturum başkanlığını yaptığı üçüncü bölümde ise ağırlıklı olarak Avrupa’daki Türk medyasının ‘İpek yolu Projesi’nde yeri tartışıldı.

Bu bölümün ilk konuşmacısı Makedonya’dan katılan Gazeteci Mürteza Suluoca, geçmişten bugüne Makedanya’da Türkçe ve Türkçe yayınlarla ilgili katılımcıları bilgilendirerek, Türkçe yayınların yok olma sürecine girdiğinin altını çizdi. Türkçenin Makedonya’da yaşatılması için kalıcı tedbirlerin alınması gerektiğinin altını çizen Suluoca, “Anadil Türkçe’nin anayasal tedbirlerle koruma altına alınması gerekiyor” sözleriyle durumun ciddiyetini ortaya koydu.

Mahmut Aşkar: Türkçe Avrupa’da yazı dili olmalı

Türk – Alman Yazarlar Birliği Başkanı Mahmut Aşkar, İpekyolu Projesi kapsamında Avrupa ülkelerinde Türkçe’nin yeri üzerinde duran bir konuşma yaptı. Bu yol güzergahındaki Türklerin kendi aydın ve entellektüelini çıkarması gerektiğine vurgu yapan Aşkar, konuşmasında şu görüşlere yer verdi: “İpek Yolu Projesinin, beni en fazla ilgilendiren bölümü Londa’dan Edirne’ye kadar olan bölümüdür. Elbette diğer ilerleyen güzergahta da bizim insanımız var. Ancak bizim de içinde bulunduğumuz bölüm Avrupa ve Balkanlardır. Bizim de en önemli sorunumuz Türkçe’dir. Dil’dir. Avrupa’da Türkçe’nin bir yazı dili olarak yaşatılması ve geliştirilmesi zorunludur. Bunun için Brüksel merkezli bir Türkçe Dil Kurumu hayata geçirilmelidir. Sivil toplum da güçlü olmalıdır. Avrupa ve Balkan Türkleri kendi aydınını, entellektüelini çıkarmalıdır.”

Hüseyin Dönmez: Dilde, fikirde, işte birlik

Belçika Türkçe Medya Birliği Başkanı Hüseyin Dönmez konuşmasında Avrupa’da Türkçe yayınlarla ilgili geniş bir fotoğraf ortaya koydu. Türkçe yayınlarla ilgili bilgiler de veren Dönmez özetle, “Avrupa Türkleri, İsmail Gaspıralı’yı örnek alarak, kendi iletişim araçlarını, literatürünü, medya ve var olacağımız diğer organlarını güçlendirmelidir” diye konuştu.

Sempozyum, kapanış konuşmaları ve “8. Avrupa Türkçe Süreli Yayınlar Sempozyumu Sonuç Bildirgesi”nin okunmasıyla sona erdi.