, 21 Kasım 2017
Hülya Argunşah ilk kadın yazarları anlattı

Hülya Argunşah

363

Hülya Argunşah ilk kadın yazarları anlattı

Hülya Argunşah, Konya’da ''Edebiyatımızın İlk Kadın Yazarları'' konulu bir söyleşi gerçekleştirdi.

Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi ile Konya Büyükşehir Belediyesinin birlikte düzenlediği etkinliklere Konya İl Halk Kütüphanesi’nde devam edildi. 11 Kasım Cumartesi günü gerçekleştirilen konferansta Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hülya Argunşah, “edebiyat kadın için bir iç dökme vasıtasıdır. Kadınlar dil aracılığıyla kendilerini anlatıyorlar. Edebiyat kadın için öznedir, ilham kaynağıdır. Kadınlar modernizm ile yazmaya başlıyorlar.” dedi.

Hülya Argunşah, konuşmasına şöyle devam etti: “Batı’da kadın yazarlar Emily Bronte, Anne Bronte ve Luisa Mey Alcot erkek ismiyle eser veriyorlar. ’Bir Hatun’, ‘Bir Kadın’, ‘Lisanaşina’ rumuzuyla imzasız yazılar yazıyorlar. Kadınlar bizde 1850’den sonra okullaşma sürecine girerken 1876 yılından itibaren erkeklerle birlikte okuma hakkını elde ediyorlar. Ahmet Cevdet Paşa’nın kızı Fatma Aliye Hanım ‘Mütercime-i Meram’ ismiyle eserler veriyor. Divan şiirinde 56 kadın şaire rastlanıyor. Tezkirelerdeki kadın yazar sayısı 3-5’i geçmiyor. Ahmet Mithat Efendi, Fatma Aliye Hanım’ı yönlendiriyor, Fatma Aliye Hanım üzerinden kadınların Batılı feministlerle karşılaşarak zihin parçalanmasına engel olmaya çalışıyor.”

Argunşah konuşmasında kadınlara yönelik ilk süreli yayınları şu şekilde sıraladı: “Terakki-yi Muhadderat, Mukadderat (Müslüman Kadınlar) Ayine, Aile, İnsaniyet, Şükufezer ve Parça Bohçası’dır. En uzun ömürlü gazete, 1895-1908 yılları arasında 612 sayı basılan Hanımlara Mahsus Gazete’dir.”

İlk kadın derneği

Argunşah, kadınlara özgü yazma sürecinin üç aşamasını şöyle açıkladı:“Arayış döneminde kadınlar şiirle ilgileniyorlar. Biyolojik ve kültürel babaları bulunuyor. Ailede belli bir kültürel seviye bulunuyor. Evlerindeki toplantılara kadınlar da dahil ediliyor. Taklit döneminde, kadın henüz sosyalleşmenin başındadır. Daha çok ev içi dünyasını ele alıyorlar. Roman ve hikâye deneyimi oluşuyor. Kendini bulma döneminde ise sosyal sorunları ele alıyorlar. Kadın yazarlar mektup, günlük ve hatıra defterleri yoluyla kendilerini yazıyorlar.”

İlk kadın derneğinin de bu dönemde kurulduğuna dikkat çeken Hülya Argunşah şunları söyledi: “1897 yılında ilk kadın derneği Fatma Aliye Hanım tarafından Yunan Savaşı’nda zor durumda kalan kadınlar için Şefkat Derneği olarak kuruluyor. Kadına özgü sorunlar; eğitim, evlenme ve boşanma, para ihtiyacı ve çalışma hayatı olarak ortaya çıkıyor. Savaş sırasında kadınlar evlerini hastane veya okuma kurslarına çeviriyorlar. Savaş yıllarında sosyal sorumluluk projelerinde görev alıyorlar. İlk kadın yazarlar: Zeynep Hanım, Fatma Aliye Hanım, Emine Hanım, Şair Nigar Hanım, Emine Semiye Hanım, Makbule Leman, Halide Edip Adıvar, Güzide Sabri Aygün”

Hülya Argunşah, kadın yazarları değerlendirirken onların torunu olarak “Babasının Kızı Olmak”tan mutluluk duyduğunu ifade etti. Prof. Dr. Hülya Argunşah’a günün anısına Konya Büyükşehir Belediyesi Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi başkanı Ahmet Köseoğlu ve Prof. Dr. Saim Sakaoğlu tarafından katılım belgesi takdim edildi.