, 17 Ağustos 2017
Mustafa Ruhi Şirin Çocuk edebiyatı bir edebiyatın anne sütüdür

370

Mustafa Ruhi Şirin: Çocuk edebiyatı, bir edebiyatın anne sütüdür

Çocuk ve İlk Gençlik Edebiyatı Buluşmaları, 7’nci program ile noktalandı.

Çocuk Vakfı, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi ve İBB Kültür Daire Başkanlığı’nın birlikte düzenlediği Çocuk ve İlk Gençlik Edebiyatı Buluşmaları, 18 Mayıs Perşembe günü 7’nci program ile noktalandı. “Türk Çocuk ve İlk Gençlik Edebiyatı Yerel midir?” sorusuna dair bir söyleşi gerçekleştiren Mustafa Ruhi Şirin, konuşmasında çocuk edebiyatının önceliğinin kendi kültür ve medeniyetimizi yansıtan edebî değer olduğunu vurguladı.

Çocuk ve ilk gençlik edebiyatı alanına dair kültürün sürekli güncellendiğine işaret eden Mustafa Ruhi Şirin, geleneksel çocuk edebiyatının, sözlü edebiyatın nakli ve geleneksel edebiyattan beslenme şeklinde iki hareket noktası bulunduğunu belirtti. “Geleneksel çocuk edebiyatının yeni edebiyata dönüşmesi için yöntemler üzerinde düşünmek gerekir. Dede Korkut’u yeniden yazamazsınız, ama bir türkü hikâyesini ya da miti yeniden yazabilirsiniz. Batı hem geleneksel edebiyatını yeniledi, hem de gelenekselden esinlendi. Bunda o kadar başarılı oldu ki, Binbir Gece Masalları’nı Batı’dan alıp okuduk. Görülüyor ki, medeniyet ve edebiyat ilişkisi yorumunda eksikliğimiz var.” diyen Şirin, çocuk ve ilk gençlik edebiyatımızın içe dönük oluşunun ortak bir kabul olarak karşımıza çıktığını kaydetti.

Çocuk edebiyatında evrensellik meselesine de değinen Şirin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir edebiyat kendi kültürel gerçekliğinden doğmuşsa onun bir değeri vardır. Bize ait olmayan kültürel kuşatma altındayız. Bunu kabul mü edeceğiz, yoksa ayağa mı kalkacağız? Dünyaya çocuk ve ilk gençlik edebiyatımızın tanıtılması önemlidir. Ama dünyada yaygınlaştırmak adına ‘bir dilden başka bir dile en kolay çocuk kitapları çevrilir’ anlayışı yanlıştır. Dünyada bu ürünlerin ne kadar yer edinebildiğine de bakmak gerekir. Türk dünyası, Balkanlar ve Arap-Fars coğrafyası bize en yakın coğrafyalar olmalarına rağmen, o coğrafyaya açılan kitaplarımız çok azdır. Bunu aşmak için Türkçe ve edebiyatın eğitim ve öğretimi meselesini çözmemiz gerekir. Bu iki unsur, çocuk ve ilk gençlik edebiyatıyla doğrudan ilgilidir. Çocuk edebiyatı, bir edebiyatın anne sütüdür. Türkiye’de dünya ölçeğinde bir çocuk ve ilk gençlik edebiyatı yazarı yetişmemesinin temelinde özümüzden uzaklaşma vardır.”