, 23 Nisan 2017
Fotoğraflarla Kudüs'ün Hikayesi seminerleri devam ediyor

315

Fotoğraflarla Kudüs'ün Hikayesi seminerleri devam ediyor

Ömer Lekesiz, Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi'ndeki ''Fotoğraflarla Kudüs'ün Hikayesi'' seminerinde Kudüs'ün, Müslümanların tarihindeki yerini hatırlatmaya devam ediyor.

"Fotoğraflarla Kudüs'ün Hikayesi"ni anlatmaya devam eden Ömer Lekesiz, Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi'nde devam eden seminer dizisinin Mart ayı bölümünde Kudüs'ün İslam tarihi açısından öneminden ve El-Aksa Camii'nden bahsetti.

17 Mart Cuma akşamı gerçekleşen programda Kudüs'ün Yahudilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların tarihine hangi dönemlerde dahil olduğunu hatırlatan Ömer Lekesiz, "Kudüs'ün Müslümanların tarihine dahil oluşu Efendimizin hicretinden 1.5 yıl önce Mirac'a çıkışıyla beraberdir." diyerek daha önceki dönemlere de atıfta bulunmakla beraber daha çok 621 tarihinden sonra şekillenen Kudüs'ü anlattı: "Hz. Peygamber'in Hicretinin hikmetlerinden bir tanesi ondan önce farklı şeriatlar tarafından belirlenen Mekke'yi İslam şeriatı tarafından fethedilmek suretiyle İslam'ın içine tamamen çekilmesi gibi bir gerekliliğinin olmasıydı. Çünkü Mekke hiçbir peygambere mahsus değil. Ancak onu fethedecek olan son peygamberin O'nun üzerinde bir hakkı sözkonusu olabilirdi. Buradan bakınca Mirac'ın hicretten bir buçuk yıl önce gerçekleşmiş olması da hemen hemen aynı hakikate denk düşüyor. Önce 630'da Mekke'nin fethi ve 638'de Hz. Ömer tarafından fethedilişiyle beraber Allah'a ait olan iki belde İslam şeriatının içine çekilmek suretiyle kutsiyetini yeni şeriatta, yeni dinde de sürdürmüş oluyor."

Ezan ve çan sesleri orada birbirine karışıyor

Lekesiz konuşmasına, Kudüs'ün İslami manadaki kutsiyetinin Hıristiyanlık ve Yahudilikteki kudsiyet değerine denk düşmediğinin de altını çizerek şöyle devam etti: "Hz. Ömer'in gelişiyle ilgili Müslümanların yaptığı ziyadesiyle güzellemeler var. Bu güzellemeler duygusal etkiyi artırmak bakımından bir karşılık oluşturuyorsa da nesnel bir bakışla baktığımızda aslında o efsanelerin, mitleştirmelerin çoğunun gerçekleşmediğini biliyoruz." diyen Ömer Lekesiz, sözlerine şöyle devam etti: "Cebelül Mükebber (Tekbir Dağı)'e geldiğinde Hz. Ömer'in yanında Bilal-i Habeşi'nin olduğu ve Bilal-i Habeşi'den ezan okumasını istediği rivayet edilir. Oysa Bilal-i Habeşi'yle gelmesi mümkün değil, kendi kölesiyle gelmiştir oraya. Ve Bilal-i Habeşi zaten kölelikten azad edilmiş bir mümindir. Ama bir hakikat vardır ki Hz. Ömer Kamame Kilisesi'ne geldiğinde namaz vakti giriyor. Namaz kılmak için papazdan izin istediğinde onlar diyorlar ki 'Madem buraya geldiniz burası da Tanrı'nın evi, namazınızı burada kılabilirsiniz'. Hz. Ömer de son derece öngörülü bir bakışla diyor ki 'Eğer ben namazımı burada kılarsam Müslümanlar burayı camiye çevirirler.' Oradan çıkıp biraz ilerde namazını kılıyor. Oraya da Selahattin Eyyubi zamanında Hz. Ömer Mescidi denilen bir mescid yaptırılıyor. Kamame Kilisesi'ne girdiğinizde sol tarafta Ömer Mescidi sağ tarafta Kamame Kilisesi var. İkisinin de ezanı ile çan sesleri birbirine karışıyor."

Kudüs'te hakimiyet kuran İslam devletleri olan Emeviler, Abbasiler, Fatımiler, Eyyubiler'den de söz eden Ömer Lekesiz, Memlüklülerin Kudüs'ün idaresini ele aldıklarında şehirdeki sosyal yaşantının esaslarını, kanunlarla nizama sokan bir yönetim şekli icad ettiklerini kaydetti. Memluklülerin Kudüs'ü 1517'de Osmanlılara terk ettiklerini hatırlatan Ömer Lekesiz, 1517'den 1917'ye kadar Kudüs'ün Osmanlı hakimiyetinde kaldığını, yüz yıldır Kudüs'ün bizim hakimiyetimizde olmadığını kaydetti. Hz. Süleyman'dan beri zikredilen Tapınak Dağı'nın değişmeyen ölçüsünün 144 dönümle sınırlı olduğunu söyleyen Lekesiz, Beytül Makdis'te yer alan El-Aksa Camii'nin yapılış hikayesini de anlattı. Burak Mescidi, Mervan Mescidi ve Ömer Mescidi hakkında da bilgiler veren Lekesiz, "Kimi tarihçiler Kudüs'ün imarının Muaviye zamanında başladığını söylerler. Ömrü vefa etmediği için bu inşa çalışmaları onun oğulları ve kardeşinin oğullarına nasip olan bir yerdir derler." diyen Ömer Lekesiz, "Müslüman olmak bakımından siz İslam şeriatını tercih ettiğinizde aynı zamanda şehir imar etmeyi, medeniyet kurmayı zorunlu olarak üstlenmiş hale geliyorsunuz." sözleriyle bu inşa gayretinin arkaplanındaki inanç boyutuna da dikkat çekti.

El Aksa Camii'ndeki Zengi Minberi'nin yapılış ve yakılış hikayesini de hatırlatan Lekesiz, İsrailli bir meczup tarafından yakılan bu özel ve eşsiz minberin bir benzerinin bugün Cumhurbaşkanımız olan Recep Tayyip Erdoğan tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde yaptırılarak Aksa Mescidi'ne hediye edildiğini söyledi.

 

Gülcan Tezcan