, 27 Mart 2017
Reis Çelik 'Sanat üretirseniz tarihte varolursunuz'

Mehmet Usta ve Reis Çelik

306

Reis Çelik: 'Sanat üretirseniz tarihte varolursunuz'

Mehmet Usta, Zeytinburnu Belediyesi Gençlik Merkezi Gösteri Sanatları Akademisi'nde bu ay yönetmen Reis Çelik'i konuk etti.

Mehmet Usta, Zeytinburnu Belediyesi Gençlik Merkezi Gösteri Sanatları Akademisi'nde bu ay Reis Çelik'i konuk etti. Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi'nde 9 Mart'ta gerçekleştirilen söyleşi öncesi akademi öğrencileri usta yönetmenin "İnat Hikayeleri" adlı filmini izledi.

Gösterim sonrası Reis Çelik'in sinemadaki yol hikayesini dinleyen gençler, yönetmene filmleri ve sinema anlayışına dair sorular sordu. Gösteri Sanatları Akademisi Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Usta'nın sunumuyla gerçekleşen ve Zeytinburnu Belediyesi başkan yardımcısı Erdem İskenderoğlu'nun da hazır bulunduğu oturumda Tuncel Kurtiz'in "Türkü söylemeyen toplumlarda hiçbir şey olmaz" sözünü hatırlatan Reis Çelik, "Türkülerini, hikayelerini, mesellerini unutan toplumlar birbirlerine düşman olurlar" dedi.

Gençlere "Sinema şöyle bir şeydir, roman şöyle bir şeydir" şeklindeki kalıplar ve sınırlandırmalara çok da itibar etmemelerini salık veren Reis Çelik, "Hepimizin hayatı, yaşadıkları, gördükleri, tanık oldukları bir filmdir, romandır, şiirdir. Bir sanat eseridir." dedi. "Annemizin, babamızın hayat hikayelerini, nereden geldiğimizi ve soyumuzun hikayelerini eğer iyi bilirsek milliyetçiliği, izm'lerde aşırıya gitmeyi önlemiş oluruz. Soyunuzun nereden geldiğini bilirseniz rahat edersiniz. Bilmezseniz bir bakarsınız birbirine düşman toplumlar olmuşuz." şeklinde konuşan Reis Çelik, İstanbul'a geliş hikâyesini ve sinemaya nasıl başladığını anlattı.

Sanat eserleri ile yarına kalınır

1974 yılında gazetecilik okumak için Ardahan'dan İstanbul'a geldiğini ve adım attığı anda hayal kırıklığı yaşadığını söyleyen Çelik, yıllarca gazetecilik yaptıktan sonra 'bu ülkenin gerçeklerini, bu ülkenin yaşadıklarını, adaletli ve vicdanlı bir şekilde birilerinin anlatması lazım' düşüncesiyle film yapmaya karar verdiğini kaydetti. 'Hiçbir film setinde çalışmadım. Asistanlık da yapmadım' diyen Çelik, ilk filmi "Işıklar Sönmesin"i 'Kürt' demenin bile suç sayıldığı 1995 yılında çektiğini anlattı.

Tarihe kalmak isteyen toplumların ancak sanatlarıyla iz bırakabileceklerinin altını çizen usta yönetmen Reis Çelik, "Dünya tarihine bakın, bıraktıkları sanatla, eserlerle bir toplumdan söz edebiliyoruz. Bu bir Selçuklu mimarisi, bu bir Likya lahitidir diyoruz. Sanatçının yaptığı şey ile tarihte varsınız. Sanat üretirseniz bu toplumun tarihte kalma şansını elde edersiniz." şeklinde konuştu.

"Sanatçı vicdanlı ve gerçekten merhametli olmak durumundadır. Bir tarafı tutarak sanat olmaz. 'Ben solcuyum, sağcıyı yermek ve onu yerin dibine batırmak için bir film yapayım' derseniz bu sanat falan değil, propagandadır." diyen Reis Çelik, Bertolt Brecht'in "Sanat sahneye çıkıp slogan atmak ise biz o sahneyi ajitatörlere bırakalım. Çünkü onların mesleği odur. Biz niye çıkıyoruz ki sahneye" sözünü de hatırlattı.

Bu ülkenin temelindeki maya

1990'lardaki şartlar gereği politik filmler çektiğinin altını çizen Reis Çelik, "Birisi kalksın Mehmet Akif'in bu ülkeyi niye terkettiğini, birisi Nazım Hikmet'i anlatsın. Bunların hepsini yapalım, yapmazsak toplum kendisiyle hesaplaşamaz." dedi. Bunun bir süreç olduğunun da altını çizen Çelik, bugün politik filmlerin bir karşılığı olmadığını söyledi. Çelik, İnat Hikayeleri'ni neden çektiğini ise şu sözlerle açıkladı: "Kendi kendimi anlamaya çalıştığımda bir şeyi es geçtiğimizi farkettim. Bu ülkenin tabanını var eden bir kültür, bu toplumun temelini oluşturan bir argüman, bir maya var. Bunları niye kenara koyuyoruz, niye es geçiyoruz ki? Nazım Hikmet o sözleri hiçbir şeyden etkilenmeden mi söyledi? Onun arka planında bir Yunus Emre, bir Mevlana yok mu? Pir Sultan Abdal yok mu? Cahit Sıtkı yazarken bunlardan etkilenmedi mi? Mutlaka bir devamlılık sözkonusu. O zaman kültürün mayalarına dönüp denemeler yapmam gerektiği konusunda bende bir altyapı oluştu ve Tuncel abiye gittim. 'Ne yapacağız Reis' dedi. Seninle ilginç bir şey yapacağız. Saz çalıp türkü söyleyen aşıklar senaryo yazmıyorlar. İnsanlar toplanıyorlar, bize bir hikaye anlat diyorlar. Aşık, 'bana bir ayak verin, ne anlatayım' diyor, günlerce anlatıyor sonra o ayaktan yola çıkarak. Biz kendimizi okuduk, kültürlendik zannediyoruz, biz de aşıklar gibi sadece bir ayaktan hareketle bir film çekemez miyiz?

Çok düşündü Tuncel abi. İki yılın sonunda anca kandırdım. Aldım götürdüm, 'İnat Hikayeleri'ni denedik. Bu bir denemeydi, bizim kültürümüzde ne var? Biz o kültüre dokunalım bakalım. Tuncel abi bana şunu öğretti, yapalım, yanlış yapalım. Yanlış kadar insanı doğruya taşıyacak daha büyük bir ders yoktur. Onun için böyle bir maceraya çıktık ve yanımızda ne bir ekip, ne bir senaryo vardı. Bir toplumun yarattığı şeyleri zihnimde biriktirdim ve süsleyip püsleyip tekrar topluma sattık."

Tuncel Kurtiz'le 'İnat Hikayeleri'nin devamı olarak 'Şaka Hikayeleri' ve Şeyh Bedreddin'i çekmek istediklerini de sözlerine ekleyen Çelik, özellikle Şeyh Bedreddin için çok hazırlandıklarını ancak mümkün olamadığını ifade etti.

Türkiye'nin kültüre dönüşme zamanının geldiğine dikkat çeken Reis Çelik, "Kendi kültürlerimize, varolma biçimlerimize ne kadar dikkatli bakmamız gerektiği ve onlarla nasıl oynamamız gerektiği konusunda bir kanaate varmamız lazım. O zaman dini, sosyalizmi, milliyetçiliği daha iyi konuşabiliriz. Bunlarla ilgili bilgimiz yoksa birbirimizi boğazlayarak konuşabiliriz." diyerek kimliğimizle barışık olmanın neden bu kadar önemli olduğunun altını çizdi.

 

Gülcan Tezcan