, 27 Haziran 2017
Kültür Hayatımızda Bir Mümtaz Sima İhsan Babalı ve Cağaloğlu Yayınevi

İhsan Babalı

5557

Kültür Hayatımızda Bir Mümtaz Sima: İhsan Babalı ve Cağaloğlu Yayınevi

1960'lı yıllarda Cağaloğlu Yayınevi'nde önemli eserler yayınlayan; çıkardığı İslam Düşüncesi dergisi hâlâ yâd edilen; yayınevinin kapanması sonrasında pek çok hayır faaliyetinin içinde bulunan M.İhsan Babalı'nın hayatını, torunu Fatmanur Babalı kaleme aldı.

İlgili Yazılar
Ömer Ziya Belviranlı Yayıncılığı Bırakmak Evladını Kaybetmek Gibi Birşey
Ömer Ziya Belviranlı: Yayıncılığı Bırakmak, Evladını Kaybetmek Gibi Birşey

''Yani bir insan evladının hasta hali veyahut da artık ölüm haberi gibi bir şey bana göre bu yayıncılığın bitmesi. Şimdi... o hicrânı ben yaşıyorum.'' 35 yıldır istikrarlı bir şekilde yayın hayatını sürdüren Marifet Yayınları el değiştirdi. Yayınevinin sahibi Ömer Ziya Belviranlı, Marifet Yayınları ve yayıncılık macerası üzerine Kamil Büyüker'in sorularını cevapladı.
30/01/2017 13:01
Muhammed Es-Sıbai ile Arap Dünyasında Yayıncılık Üzerine
Muhammed Es-Sıbai ile Arap Dünyasında Yayıncılık Üzerine

Arap Yayıncılar Birliği başkan yardımcısı ve Suudi Arabistan merkezli Darul Varrak Yayınevi sahibi Muhammed Es-Sıbai, Arap dünyasında yayıncılığın durumu ve Türk-Arap yayıncılık birlikleri arasındaki ilişkiler üzerine Eşref Al-Bolkiny'nin sorularını cevapladı.
09/03/2017 13:01
Hacı Kasım Efendi ve Ailesi Hakkında Nedret İşli ile Söyleşi
Hacı Kasım Efendi ve Ailesi Hakkında Nedret İşli ile Söyleşi

Hacı Kasım Efendi, Babıali’nin ilk Müslüman kitapçısı. Bir İranlı. 1860 yılında kitapçılığa-yayıncılığa başladığı tahmin ediliyor. Maarif Kitaphanesi, Türk Neşriyat Yurdu, Saatli Maarif Takvimi, Yeni Şark Maarif Kütüphanesi, Ece Ajandaları gibi yayıncılık tarihimizin bugününe kadar etkisini sürdürmüş muhtelif firmaların kurucu babası. Emin Nedret İşli, Hacı Kasım Efendi'nin yaptığı yayın faaliyetleri ve ailesi hakkında Mehmet Erken'in sorularını cevapladı.
10/03/2017 11:11
Kitap fuarı bitmeyeydi iyiydi
Kitap fuarı bitmeyeydi iyiydi!

Türkiye’de yılda 50.000 kitap yayınlanıyor. Peki 'biz bu kitapları nerelerde göreceğiz?' Mehmet Erken, günümüz yayıncılığının en büyük problemine dair yazdı.
08/08/2016 09:09
Devrin  limleri huzurunda edeple dururdu
Devrin âlimleri huzurunda edeple dururdu

Hüsrev Hoca, zor zamanlarda dahi derslerini aksatmaması, talebelerini bırakmaması ile tanınırdı. Torunu Mehmet Hüsrev Aydınlar yazdı..
31/01/2013 16:04
İlmiyle  mil İslam  limi Tipinin Bir Örneği M
İlmiyle Âmil İslam Âlimi Tipinin Bir Örneği: M. Asım Köksal

''Dedemin şahsiyeti ve dedemin kütüphanesi… Bunlar beni çok etkiledi tabii ki. Sık sık vurguladığı bir şey vardı: İslam’ı ana kaynaklarından öğrenmek. Bu mefhum bende yer etmiştir.'' Asım Cüneyd Köksal, dedesi merhum Mustafa Asım Köksal Hocamız hakkında Deniz Baran'ın sorularını cevapladı.
28/11/2016 13:01

Dedem, Mehmet İhsan Babalı 1928 yılında Mudurnu’da doğmuş.

Babası Ahmet Niyazi Babalı Nallıhan'da orman muhafaza memuru olarak çalışıyormuş.

Dedemin babası İstiklal savaşı gazisi imiş. Amcası da Çanakkale'de şehit olmuş. Dedemler altı kardeşlermiş, ikisi daha çocukken vefat etmiş.

Dedem ilk ve orta okulu Nallıhan’da bitirmiş. Daha sonra liseyi Malatya’da okumuş. İkinci dil olarak Fransızcayı da burada öğrenmiş.

Üniversite eğitimi için İstanbul’a gelmiş ve İstanbul İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi'nden 1946 yılında mezun olmuş. Asıl mesleği yeminli mali müşavirlik olmasına rağmen pek çok farklı alanda da çalışmalarda bulunmuş.

1959'da Mudurnu'da evlenmiş ve bu evlilikten iki erkek bir kız çocuğu var.

Daha sonra Balıkesir'e maliye müfettişi olmak üzere gitmiş ve bir süre müddet sonra istifa ederek İstanbul’a geri gelmiş.

1960 yılında Fatih-İtfaiye'de iki yıl oturduktan sonra 1965’e kadar Sultan Ahmet Camii’nin yakınlarında bir evde yaşamışlar.

Abdülhay Efendi'nin hizmetinde bulundu

Üniversitede okurken Yahya Efendi dergahının son şeyhi Abdülhay Efendi’nin hizmetinde bulunmuş. "Dünyada nasıl bir işin adamını bulup işlerimizi yaptırıyorsak, ahirette de adamını bulmak gerek, derdi" diye anlattı halam.

İhsan Babalı Bursa'da

lise öğrencisi iken

1961 senesinde Abdulhay Efendi hazretleri vefat edince Ramazanoğlu Mahmut Sami Efendi’nin yanına taşınıp Erenköy'de yaşamaya başlamışlar. Tasavvufi konularda okumaları olmuş, Nakşibendi tarikatının sohbetlerinde bulunmuş.

Cağaloğlu’ndaki iş yeri evlerine on beş dakikalık mesafede olmasına rağmen Erenköy’e sırf Sami Efendi ve sevenlerine yakın olmak için taşınmış. “Sultanahmet'e nazaran Erenköy o dönem çok tenha bir yerdi, sadece yazlıkçılar ve boş köşkler vardı” diyor babaannem. Bizim evimiz Erenköy’deki ilk apartman dairesindeymiş.

İstanbul’da muhasebecilik işlerinin yanında matbaacılık da yapmış M. İhsan Babalı. İslami yayıncılık o zamanlar maddi kazancı olmayan ve yapılması zor bir iş. Kızının kanaatince üniversite mezunu biri olarak hayır yapmak isteyen zenginlere yardım ediyor, bu sayede üniversite okumuş olmasının sadakasını veriyordu. Zaten müslümanların ihtilaller ile adeta sindirildği bir dönemdi ve bir bakıma azınlık oldukları için bu çevrede herkes birbirini tanıyordu.  (İslami düşünce dergisinin takdim yazılarını inceleyince ben de dergi okuyucularına duyarlı olmaları ve dergiye destek olmak konusunda çağrı yaptığını gördüm.)

İhsan Babalı'nın dostları

 O zamanlar Prof. Salih Tuğ, Prof. Asaf Ataseven, Şevket Evgi, yakınlarda vefat eden Enver Baytan Hoca gibi isimler dedemin arkadaşları idi. Balıkesir'de yaşadığı yıllarda Hasan Basri Çantay hocaefendi ile de sık sık görüşürlerdi. Özellikle zamanımızın pek çok meşhur hocalarının da hocası olan Ali Yakup Cenkçiler Hoca Efendi kendisini çok sever, adı her geçtikçe "İhsan Bey eyi adam, eyi adam" derdi.

İslami Düşünce dergisinde yazıları da bulunan Yusuf Ziya kavakçı, Mahir İz, Sezai Karakoç, Arapçadan tercümelerini yapan Yaşar Tunagür de ailece görüştüğü kimselerdi. Babaannem “Sezai Karakoç ile yakinen görüşürdü; hatta cenaze arabasında o da vardı. Kendisi evli değildi, kardeşinin evinde kalırdı. Abisinin ailesi ile görüşürdük." diye anlattı.

1960 Darbesi olduğu gece Şevket Eygi ve Necip Fazıl Kısakürek dedemlerin evinde kalmış; Kıbrıs harbi zamanlarında siyasi nedenlerle Şevket Eygi cezaevine girdiğinde kendisine zaman zaman evden yiyecek götürürmüş.

Cağaloğlu Yayınevi ve İslami Düşünce dergisi

Matbaacılık işlerini yapmak, özellikle de İslami kitapları basmak için 1960’ların başında Cağaloğlu Yayınevi'ni kurmuşlar. Cağaloğlu Yayınevi'nde büyük İslam âlimlerinden Prof. Muhammed Hamidullah'ın "İslam’a Giriş, İmam-ı Azam ve Eseri" kitapları, Seyyid Kutub’un "İslam’da Sosyal Adalet", "Yirminci Asrın Cahiliyeti", "İslam ve Günün Meseleleri" eserleri, Meryem Cemile’nin "Batı Materyalizmi Karşısında İslam" eseri, Prof. Muhammed Kutub’un "İslam’ın Etrafındaki Şüpheler", "Cihan Sulhu ve İslam" kitabı, İmam Gazali’nin "Terbiyeye Dair", "İlahi Sır" kitaplarının çevirileri yapılmış. Aynı zamanda Seyyid Kutup'un eserlerinin de ilk Türkçe çevrilerinin çıktığı yayınevlerinden bir tanesi Cağaloğlu Yayınevi olmuş. Yine bu dönemde dedemin, yakın arkadaşı Sezai Karakoç'un Diriliş dergisinde de yazıları yayınlanmış.

Yayınevi aynı zamanda Mahmut Sami Ramazanoğlu’nun kitapları ile Hac ibadeti sırasında yapılacaklar ile ilgili hazırladıkları kitapçıkları da yayınlamış. Dedem Hicaz’a kalkan vapurlarda bu kitapçıkları satmak üzere akraba çocuklarını görevlendirirmiş.

Yine bu yayınevinden, dönemin ilklerinden sayılan "İslami Fikir ve Edebiyat Mecmuası" da üç ayda bir yayımlanmaya başladı. İlk sayısı Mart 1967’de, son sayısı da Ekim 1969’da yayınlanmış. Dedem derginin sahibi iken, beşinci sayıdan itibaren aynı zamanda yazı işleri müdürlüğünü de yapmış. Dergi planlandığı gibi sekiz sayı basılmış ve ardından 1969’da ciltlenip kitap haline getirilmiş.

Bu sayılarda Mahir İz, Prof. Salih Tuğ, Sezai Karakoç, Şevket Evgi, Ali Ulvi Kurucu, Selçuk Eraydın, Esad Coşan, Hayrettin Karaman, Ahmed Davutoğlu, ecz. Uğur Derman, gibi isimlerin yazı ve şiirlerine; Prof. Yusuf Kardavi, Mevdudi, Hasan’ul Benna, Seyyid Kutup ve Muhammed Hamidullah gibi yazarların da eserlerinin tercümelerine yer verilmiş.

İlk sayının takdim kısmında “Gayemiz, İslamiyet’e ait meselelerin salahiyetli kimselerce ilmi esaslar dahilinde ve doğru bir şekilde incelenerek muayyen seviyedeki okuyucuya ulaştırılması hizmetini görmeğe çalışmaktan ibarettir.” şeklinde dergi amacı yazılmış.

Gazete ile kitap arasında, daha çok kitaba yakın olarak tanımlanan mecmuada yeni çıkan en az iki kitabın tahlil ve tenkidine, İslam mütefekkirlerinin hayatına, İslam âleminden ilgi çekici haberlere, hat yazımı ile ilgili yazılara, Arapça tercüme müsabakası sonuçlarına ve dönemin önemli yerli ve yabancı yazarlarının eserlerine yer verilmekte idi.

 Babaannem "Dedenin hayalleri çoktu Cağaloğlu ile ilgili ama sermaye olmadığından çok uzun devam edemedi. Bir de tabi yayınevine başladığı zaman, dini kitapları bastırmak için en zor zamanlardı" diye anlattı yayınevi günlerini.

Sezai Karakoç Diriliş dergisi ile ilgili, "Bizde fikir ve edebiyat dergisi çıkarma, bir dağa tırmanmaya benzer. Önce uçar gibi hızla yol alırsınız. Fakat giderek yol dikleşir, en sonunda da bir yerde durur kalırsınız." diyor. Muhtemelen İslam Düşüncesi dergisi için de benzer bir durum söz konusu idi.

Kızının hatıralarından aktardığı kadarıyla yakın çevresi hep dindar insanlarmış, her gittiği yerde görüşüp konuştuğu kişiler ya imam ya müezzin ya da hoca imiş. Laik geçinen kesimle kendi görüşmediği gibi ailesini de görüştürmemeğe özellikle dikkat eder, akraba dahi olsa mesafeli olmayı tavsiye edermiş.

Sosyal faaliyetleri

Malatya'da tanışıp dostluk kurduğu Cevat Öztürk ve kardeşleri ile çeşitli İslami kuruluşlara öncülük ettiler. Özel Erenköy İlkokulu'nu Sabahattin Zaim ve Osman Kılıç ile beraber açtılar.

Milli Türk Talebe Birliği ve İlim Yayma Cemiyeti devamlı gittiği yerlerdi. 1970 yılında Üsküdar'da Amerikan Kız Koleji'nin bitişiğinde ilk kız imam hatip okulunu açtılar. O zaman kızlar imam hatip okullarına alınmadığı için gayriresmi idi.

M. İhsan Babalı, Fazilet Vakfı'nda

Süleyman Yazıcı'ya plaket takdim ediyor

Üsküdar Tuba Kız Kuran Kursu (sonradan Fazilet oldu) ve sonrasında Süleymaniye Tuba, Karagümrük Tuba, Suadiye Tuba ile Şıhlı Tubalar açıldı. Aynı şekilde Fazilet Vakfı'nın da kuruluşunda yer aldı. Hepsi ile de bizzat ilgilendi, mütevelli heyetlerinde bulundu. Milli Selamet Partisi’nin kuruluşunda da yakından ilgilenmiş, hatta Bolu’dan beşinci sırada adaylığını koymuş. 1980 ihtilali zamanlarında İlim Yayma Cemiyeti’nin de kurucuları arasında adı geçmişti.

Kızı şöyle diyor: "Babam pek konuşmayan, sakin mizaçta bir insandı ama iş hayatında sosyal ve aktif bir kişi idi. Kendinden evde hiç bahsetmediği gibi birçok şeyleri de biz sonradan öğrendik. Mesela bizim sitede bir hanımla tanıştık. 'Biz üç kız kardeştik ve okurken babanızın bize çok yardımı olmuştu' dedi.”

İslami kitaplara, Arapça öğrenilmesine ve kızların eğitimine çok önem verirdi. Hayatının sonuna kadar da bunun için çalıştı.

Pek çok hayır faaliyetinde yer almış ve önemli kitaplar yayınlamış İhsan Babalı, 1997’de çok ağır bir hastalık geçirdi ve evine çekildi; 29 Haziran 2000 tarihinde de vuslata ermiştir. Allah rahmet eylesin.

Fatmanur Babalı

İslam Düşüncesi dergisinin kapaklarına İslamcı Dergiler Projesi'nin ilgili sayfalarından ulaşabilirsiniz: http://idp.org.tr/dergiler/islam-dusuncesi

Not: Bu yazıda yaşamının yalnız son iki yılına şahit olabildiğim dedem İhsan Babalı ile ilgili kızı Emine Akkoyunlu ve hanımı Ayşe Babalı'nın hatırında kalanlar yer almaktadır. Bu bilgiler dunyabizim.com'da haber yapılmak üzere derlenmiştir.





Yorum
Örnek bir insan
Nevzat
Erenköy'de her zaman saygı ve sevgi duyulmuş bir büyüğümüzdü. Evladları Akif (Allah Rahmet Eylesin) ve Ebubekir kardeşlerimiz ile güzel muhabbetlerimiz olmuştur. Kabri nur, Mekanları Cennet olsun.
10/01/2017, 18:48
Teşekkürler
Serpico
Bu insanlarla sürekliliğimizi kurmamız lazım. Bunun için de onları genişçe tanı/t/malıyız. Zihninize kuvvet.
10/01/2017, 14:18