, 27 Mayıs 2017
Guenon dinlerde merkez sembolizmini yazdı

4187

Guenon, dinlerde merkez sembolizmini yazdı

Rene Guenon'un 'Âlemin Hükümdarı'nda göstermek istediği, Agarttha ve Âlemin Hükümdarı kavramlarının farklı coğrafyalardaki pek çok topluluk tarafından bilinmesidir. Muhammed Özbey yazdı.

İlgili Yazılar
Bursevi penceresinden tasavvuf sözlüğü
Bursevi penceresinden tasavvuf sözlüğü

Mahmut Erol Kılıç’a, Mustafa Rasim Efendi’nin ‘Istılahât-ı İnsan-ı Kâmil’ adlı sözlüğünü sorduk..
28/04/2012 14:02
Nur talebeleri İbn Arabi okuyamaz mı
Nur talebeleri İbn Arabi okuyamaz mı?

Geçen günlerde İbn Arabî’nin ‘İttihâdü’l Kevnî’ isimli eserini elime aldım. Okudum, hazmetmeye çalıştım. Neyi, ne kadar doğru öğrendim Allah bilir.
09/08/2012 12:12
Kur'an'ı başka bir gözle görür s fi
Kur'an'ı başka bir gözle görür sûfi

Sûfîlerin Kur'an ile münasebetleri çok gündeme getirilmeyen bir mevzu. Hâlbuki tarihte tefsir yazan birçok sûfi mevcut. Bu tefsirlerde, süluk neşvesiyle getirdikleri yorumlar, ayetlerin birçok boyutu olduğuna şahid oluyoruz. Ahmed Sadreddin yazdı.
20/03/2014 14:02
Moderniteye en etkili ilaç nedir
Moderniteye en etkili ilaç nedir?

Seyyid Hüseyn Nasr, “Modern Dünyada Geleneksel İslâm” kitabının, modernizmin açmazlarına da dikkat çekerek, zihni modernizme karşı diri tutan bir tarafı var..
11/03/2013 14:02
Medeniyetin mihengi Medine-i Münevvere
Medeniyetin mihengi Medine-i Münevvere

İnsan Yayınları, Bayram Ali Çetinkaya'nın İslam medeniyeti üzerine muhtelif mecralarda yayınladığı yazıları 'Medine'den Medeniyete' ismiyle bir kitapta topladı. Kitap, İslam medeniyetini çeşitli ögeleri ile ele alıyor. Ahmed Sadreddin yazdı.
11/03/2014 14:02
Dini İslam tavrı sünnet bir  şık Hz Hallac
Dini İslam, tavrı sünnet bir âşık: Hz. Hallac

Hz. Hallac'ın ruhi tecrübesinin çeşitli boyutlarıyla ele alındığı bir kitap yayınlandı. Rıza Bakış'ın kaleme aldığı 'Âşığın Tevhidi / Hallac'a Göre Varlık ve Dini Tecrübe' isimli kitap, Hallac-ı Mansur Hazretleri’nin hayatını, düşüncesini ve eserlerini de konu alıyor. Ahmed Sadreddin yazdı.
29/03/2014 16:04

Semboller günümüzde pek çok insan için komplo teorilerinin temel taşlarından biridir. İlluminati, masonlar, yahudiler... Halkın pek hoşlanmadığı ya da konuşmacıların-yazarların hoşlanmadığı topluluklara dair semboller, ritüeller ya da kelimeler üzerinden belirli çıkarımlar yapmak bir hayli popülerdir. Bu konular merak uyandırmanın ve ilgi çekiciliğin yanında üreticilerine şöhret ve kâr da getirir. Oysaki şifahî ve şeklî sembolleri şöhret ve para kazanmak için kullanmayanlar da vardır. Onların amaçları yalnızca ezelî ve ebedî hikmeti aramaktır. Kâh Kızılderililer’in bir tabiri kâh Sanskritçe’deki çözülmemiş bir kelime onlar için altın değerindedir. Tradisyonelist ekolün öncülerinden biri olan Rene Guenon da bu isimlerden biridir.

Guenon’un Âlemin Hükümdarı & Dinlerde Merkez Sembolizmi kitabı İnsan Yayınları tarafından tekrar basıldı. Kitap kapaklarına önem verenler için de belirtmeliyiz; İnsan Yayınları bazı kapaklarda değişime gitmiş, bu kitabın kapağına da önceki baskısına göre daha anlamlı bir kapak resmi eklenmiş.

İnisiyatik ve kutsal merkeze dair rivayetler birçok halkta görülüyor

Guenon kitap boyunca semiyolojiden ve etimolojiden faydalanıyor. Zaman içerisinde farklılaşan diller içindeki bazı kelimelerin, sembollerin kökenine indikçe aynı anlamlara sahip olduğunu görüyoruz. Guenon’un amacı bize bunu göstermek değil elbette. O’nun göstermek istediği, kitabın daha açılışında bahsedilen Agarttha ve Âlemin Hükümdarı kavramlarının birbirinden habersiz pek çok araştırıcı tarafından, farklı coğrafyalardaki pek çok topluluk tarafında bilinmesidir. Böylece Guenon bizi yitik bir hazineye değil gizli hazineye ulaştırma amacı güdüyor. “Agarttha”, yeraltında olduğuna inanılan gizemli bir inisiyatik merkezdir. “Âlemin Hükümdarı” ise buradaki inisiyatik hiyerarşinin başındaki isimdir, aynı zamanda insanın arketipidir.

İbranî Kabbalası’ndaki “Semavî aracılar” teorisinden bahsediyor Guenon. Bu aracıların Şekina ve Metatron olduğunu söylüyor. “Şekina” ilahiliğin “gerçek huzur”u anlamına geliyor. “Metatron” ise direkt olarak ‘her şeye gücü yeten’ anlamındaki ‘şadday’ ile aynı sayısal değere sahiptir. Metatronun diğer anlamları da nûr ve yağmurdur. Burada dikkat çekici nokta bu semavî aracılardan Şekina’nın, ‘hayat ağacı’ olan Sefirotgibi iki farklı tezahürüdür. Sağdaki sütun rahmeti temsil ederken soldaki sütun gazabı temsil etmektedir. Yazar bunları Allah u Teala’nın cemâl ve celâl isimlerine benzetiyor. Aynı zamanda “Metatron” ile de nûr ve yağmurun gökten yere doğru seyrine dikkat çekiyor yazar.

İnisiyatik ve kutsal merkeze dair, yani ‘yeraltı dünyası’na dair ilişkin rivayetlerin birçok halkta görüldüğünü söylüyor Guenon. Bu kültürlerdeki mağara kültünün ‘iç’ ya da ‘merkezî mahal’ ile olan bağına vurgu yapıyor. Mağara, kalbin içini temsil etmektedir ki bu varlığın merkezi olarak kabul edilir.

Yahudiler’in Luz ismini verdiği gizemli şehir de ilgi çekicidir. Luz’un yakınlarındaki bir ağacın kökünde yeraltına girilebilecek bir delik vardır, bu delikten bir geçide girilir ve bu yol insanı gizli şehre götürür. Luz kelimesi gizlenmiş, örtülü olan, sır anlamlarına gelmektedir. Aynı zamanda gökyüzü anlamına gelmesi de şaşırtıcıdır. Latince ve Sanskritçe ile söylemini destekleyen Guenon, zikrettiği kelimelerin nihayet olarak ‘hisler üstü olan’ anlamına geldiğini belirtiyor. Luz’un yeraltı anlamından ziyade gökyüzü anlamı beni daha çok ilgilendirdi. Göğe bakıp dua etsek de, vahiyler yukarıdan aşağı inse de nihayetinde gökler de Allah ile aramızda bir perdedir. Gökyüzü beşerî anlamda üzerimize örtü olduğu kadar O’nunla aramızda da bir örtüdür.

Kaybolan bir şey yoktur, ancak gizlenen bir şey vardır

Guenon’a göre bütün halklarda var olan gizli örgütlerin hakiki bir geleneksel doktrinin hâlâ mevcut olduğu her yerde etkin bir inisiyasyon sunmaktadır. Çünkü tarihî diye nitelendirilen antikideki sırlar ve inisiyatik bilgi yaşanılan dönemlerin özelliği gereğince gizlenmiştir. İnanılanın aksine kaybolan bir şey yoktur, ancak gizlenen bir şey vardır. Bu gizli olan ise niyet ve yöneliş ile sembolik bir temsile bürünmektedir. ‘Bu yöneliş ise hakiki bir manevî merkeze doğru olur’ diyen Guenon, işte bunun ‘Âlemin Merkezi’nin gerçek bir sureti olacağını söylüyor. İslam’da bu yönelişin kıble ile anlam kazandığını, hatta niyetin maddîleştiğini belirtiyor. Bayezid-i Bistami’nin “Aramakla bulunmaz ama bulanlar arayanlardır” sözü tekrar hatırıma geliyor.

Guenon’a göre Avrupa’da düzenli organizasyonlar vasıtasıyla merkezle kurulmuş olan bilinçli ilişkilerin tamamı günümüzde kopmuş vaziyettedir. Hatta bu durum birçok asır önce başlamıştır. Avrupa ile, ya da Hıristiyanlar ile özdeşleşen şövalye tarikatlarının rollerinden biri Doğu ile Batı arasında iletişim sağlamaktır. Bu iletişimin gerçek boyutunda ise söz konusu merkez daima Doğu’da tasvir edilmiştir. Tradisyon ile bağını koparan Avrupa’daki şövalye tarikatları, özellikle Gülhaççılar Asya’ya çekilmiştir. Yani bu tarikatlar artık bilgeliğin merkezine, Doğu’ya hicret etmiştir. Guenon’a göre hiçbir Batı organizasyonu, kopuşun son evresinden itibaren etkin inisiyatik bilginin deposuna sahip olamamıştır. Yazarın tanıttığı Emanuel Swedenborg’a göre artık ‘Kaybedilen Kelâm’ Tibet ve Tataristan bilgeleri arasında aranmalıdır. Rene Guenon bir dipnotta şunu da kaydetmektedir: “Burada yaptığımız tespitleri anlayanlar, bizim neden bugün Batı’da gün yüzüne çıkan birçok sözde inisiyatik kuruluşları dikkate almamızın imkânsız olduğunu da anlarlar: Bunlardan hiçbirisi, sıkı bir imtihana tâbi tutulduğunda, en ufak bir düzenlilik ispatında bulunamazlar.”

Âlemin Hükümdarı” tabiri ile İncil’deki ‘princeps hujus mundi’ arasında bağlantı kurup rahatsız olanlara bir açıklama yapıyor Guenon. “‘Dünya’ ile ‘bu dünya’ farklıdır” diyor ve Arapça’dan ‘el-âlem’ ile ‘ed-dünya’ örneğini veriyor. İncil'deki tabir anladığım kadarıyla ‘dünyanın prensi’ anlamına geliyor. Bu tabirin geçtiği bölümün İngilizce tercümelerinden anladığım kadarıyla da, Guenon, “Âlemin Hükümdarı” açıklamalarıyla ‘bu dünya imparatorluğu’na halel getirecek şeyler söylüyor. Bu yüzden ‘bu dünya’ya saplanıp kalanlar âlemşümul hikmete rahmanî yollarla değil, şeytanî yollarla ulaşma gayesindeler.

 

Muhammed Özbey yazdı