, 23 Nisan 2017
Her sayfada modernizme yeni bir cephe açtı

5952

Her sayfada modernizme yeni bir cephe açtı

'Modern Dünyanın Bunalımı' isimli eserde Rene Guenon, geleneğin surlarına dayanarak Batının düşünce kavramlarına açıklık getirir ve savaşır. Salih Ağbalık yazdı..

İlgili Yazılar
Bize Allah Yeter' Diyor Dipköşe'de Arif Ay
'Bize Allah Yeter' Diyor Dipköşe'de Arif Ay

Arif Ay, son şiir kitabı 'Dipköşe’de kendi şiirinin tüm seslerini bir araya toplamış. Mustafa Uçurum bu kitap hakkında yazdı.
23/03/2017 10:10
Yeni Öyküler Bekleniyor Ali Karaçalı dan
Yeni Öyküler Bekleniyor Ali Karaçalı’dan

Ali Karaçalı’nın, ilk baskısı 1982 yılında yapılan 'Kamçı' adlı öykü kitabı Aralık 2016’da tekrar okuyucularla buluştu. Mustafa Uçurum bu kitap hakkında yazdı.
13/03/2017 08:08
Rüya Gören Adam'ın Şiirleri Var 'İrade'de
Rüya Gören Adam'ın Şiirleri Var 'İrade'de

Kelimelere yüklediği anlam yoğunluğu ve öznel bir dünyadan evrensele açılan çok renklilikle Şenol Korkut’un şiiri okuyucuyu sık sık sorguya çeken bir şiir. Şenol Korkut’un ilk kitabı İrade hakkında Mustafa Uçurum yazdı.
10/02/2017 08:08
Uzun Yola Çıkmış Bir Şair Mehmet Solak
Uzun Yola Çıkmış Bir Şair: Mehmet Solak

Mehmet Solak'ın ''Adına Hazırım''ı bir konum belirleme kitabıdır. Yani şairin nerede durduğunu sorgulaması ve kendince bir cevap arayışı içine girmesidir. Ömer Yalçınova yazdı.
26/01/2017 10:10
Hayriye Ünal Edebiyat Hurafelerini Yazdı
Hayriye Ünal Edebiyat Hurafelerini Yazdı

'Başkasının Sınırlarında Şair' kitabında Hayriye Ünal, şiir üzerine düşünmek, şiir üzerine yazmak, şiir üzerine yazılan metinleri takip etmek gibi sıkı bir disipline şiirin ve şairin ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Mustafa Uçurum yazdı.
26/11/2016 08:08
Bir Başınalığın Bariz Çığlığı Işıklar Açık Kalsın
Bir Başınalığın Bariz Çığlığı: Işıklar Açık Kalsın

21. yy insanı olarak korkular içindeyiz sürekli. Hayat çok yerden sıkıştırıyor bizi. Kapılar üstümüze üstümüze kapanıyor. 'Işıklar Açık Kalsın' diyoruz can havliyle. Mehmet Kahraman işte bu insanın yani bizim hikâyemizi yazmış. Gülhan Tuba Çelik yazdı.
20/05/2016 08:08

Batının dünyaya kendi toplumsal ahlakıyla yön verme sürecinden ortaya çıkan melez kültürler ve ayağı yere basmayan, henüz olgunlaşmamış bir uygarlığı evrensel bir model olarak dünya halklarına sunması sonucunda bütün dünya adeta Batı toplumunun karakterine büründürüldü. Bu demek oluyor ki Ortaçağ’dan arınmışlığını ve bu tarihsel karanlığı diğer coğrafyalara uyarlayarak aynı sorun karşısında aynı çözümün ve aynı tepkinin oluşmasını beklediler. Fakat her toplum yapısının farklı olmasından dolayı tam olarak bir kaosun yaşanmasına neden oldular.

Toplumları tekdüzeleştiren bu teorinin pratiğe geçirilmiş olması ve toplumsal karakterlerin dejenerasyonun dışında sömürü düzeninden meydana gelen Batı toplumunun ulaştığı iktisadi refahın temelinde de Hindistan, Cezayir, Afrika ve bütün Doğu halklarının emeği ve kanı vardır. Köleleştirilen halkları düşünsel ve inançsal yönden de sömüren Batı, rasyonalizmi ölçüt alırken bunu endüstrileşme odaklı, yani dünyanın en hızlı bir şekilde tüketilmesi (yok edilmesi) şeklinde pragmatist sisteme dayalı bir uygarlık oluşturmuştur. Bu uygarlığın oluşum aşamalarında Batının kendi içindeki savaşları, rekabet yarışlarının ve en nihayetinde kendi insanının da kanı ve emeğinin olduğunu unutmamak gerekir. Batının tarihsel süreci homojen olmamakla birlikte sürekli devinimler ve köklü ihtilallerle günümüze gelmiştir. Yani Doğu uygarlıklarıyla kıyaslayacak olursak, Batı toplumu Naziler gibi bir barbarlıktan, Cezayir gibi bir katliamdan bile soyutlanıp 50-60 yıl gibi bir süre içerisinde dünyaya adalet(!) dağıtan bir uygarlık haline geldi. Batının bu homojen olmayan karakterinin omurgasıdır sürekli değişim ve sürekli yenilik!

Batı, Doğuya karşı kültürel ve düşünsel saldırısına son vermeli

Modernizmin çıkış sürecini, getirdiği yıkımları ve Batı toplumunda baş gösteren bireyciliği konu alan Modern Dünyanın Bunalımı isimli eserde Rene Guenon, geleneğin surlarına dayanarak Batının düşünce kavramlarına açıklık getirir, savaşır ve bu savaş çok çetin bir şekilde geçmektedir. Rasyonalizmin endüstriye paralel olarak, yani salt pragmatist bir düzen içinde maddenin maneviyata karşı mücadelesinden yola çıkar, Batı düşünce sisteminin yapaylığını eleştirir. “Modern insan, aşkın alanı duyular dünyasından ayıran yanılgı yaşamaktadır, öyle ki modern insan duyular dünyasını ilahi alandan yoksun olarak algılamaktadır.’’ diyen Guenon, ilahi olmayan bu sisteme karşı bireyi manevi olan dünyaya çağırmaktadır.

Batı uygarlığını Ortaçağ’dan dünyanın istilasına kadar bölümler halinde ele aldığı bu eserinde Batının bir yıkım sürecine girdiğini ve bu yıkımı ancak Doğu uygarlığının durdurabileceğini ve bundan dolayı Batının Doğuya karşı kültürel ve düşünsel saldırısına son vermesi gerektiğine değinir. “Doğu ve Batı” isimli eserinde de geleneği her yönüyle savunan Guenon'un, Hece Yayınları'ndan çıkan ve çevirisini Mahmut Kanık’ın yaptığı “Modern Dünyanın Bunalımı”nda geleneğe özlemi daha yoğun bir şekilde işlenmiş.

Rönesanstan hümanizm ve yıkılan skolastizmden laiklik doğmuştur ve Rönesans evrensel bir süreç olarak 3. dünya ülkelerinin tek kurtuluş yolu olarak sunulmuştur. Modern çağın her şeyi insana indirgeyen ve sadece insan tabiatının maddi ihtiyaçlarının temin edilmesine çalışılan yaklaşımını “karanlık çağın en karanlık çağı” olarak niteler Guenon. Çünkü basit bir doğrulama yerine kökten bir yenilemeye giden Batı uygarlığı en ufak bir sarsıntıda bile toplumsal bir yıkımı engelleyecek tedbirleri almaktan acizdir. Bundan dolayıdır ki bu çıkmaza karşı yeni bir dirilişin olanağı olmayacaktır artık. Bireyin toplumsal değerlere ve normlara karşı duyarsızlığı bireycilik bunalımını ortaya çıkarmıştır ve tam da burada birey bu bunalımın sancılarını çok geçmeden hissederek toplumsal bir çöküşe ön ayak olmuştur.

Endüstri devrimi tarihi yıkımın bir parçasıdır sadece

Ali Şeriati, Batı ideolojilerini eleştirirken varoluşçuluğun bireyin kendini var etme sürecine ve bireye sağladığı özgürlüğün sınırsızlığına değinir. Varoluşçuluğun bireyi kendisiyle yalnız başına bıraktığına ve bireyin kendisini yarattıktan sonra hiçbir eylemine ne müdahale ne de yönlendirmede bulunmadığına değinir. Bundan dolayı bireyin eylemlerinin sınırsız özgürlükten doğacak kötü sonuçlarını belirterek bütün Batı ideolojilerini eksik görür ve hâkim ideolojinin İslam olmasını savunur. Guenon ise bu bunalımdan kurtuluşun yolunun geleneği yaşatmak olduğunu belirtir. Nitekim Ortaçağı karanlıklar ve cehalet çağı olarak gören modern anlayışı garipsediğini açıkça dile getirmekten çekinmez.

Dünyayı endüstrileşme çılgınlığıyla talan eden zihniyetin “bu çağda savaşlara son vermekten bu kadar çok söz etmesi ne garip!’’ Dünyanın talanı endüstrileşmeyle birlikte hızlandı, fakat bu yıkımların ilki tarımda yaşandı. Çünkü yerleşik hayatla birlikte tarım ve tarımla birlikte işgücü, savaşlar, talanlar ve rekabet (kapitalizm) ortaya çıkmıştır. Bundan dolayıdır ki endüstri devrimi tarihi yıkımın bir parçasıdır sadece. Endüstri devrimiyle zenginleşen azınlığın çoğunluğa hükmetmesine meşruiyet kazandıran demokrasi kavramını Guenon şöyle açıklamaktadır: “Üstün olan aşağı olandan doğamaz, çünkü büyük küçükten çıkamaz; kendisine karşı hiçbir şeyin karşı çıkamayacağı mutlak bir kesinliktir bu.” Guenon, demokrasi kavramına getirdiği eleştiriyle, demokrasinin temellerinin dayanıksız olduğunu vurgular.

Batı dünyasının düşünce sistemlerinin çok yönlü eleştirildiği “Modern Dünyanın Bunalımı’’ isimli eserin her sayfasında modernizme karşı savaşa tanık olacaksınız.

 

Salih Ağbalık yazdı