, 25 Kasım 2017
Kitabistan mülkünün sultanıdır Ali Emiri

Ali Emiri

7961

Kitabistan mülkünün sultanıdır Ali Emiri

Yusuf Turan Günaydın, Ali Emiri Efendi'nin kendi eserlerine ve hakkında yazılan eserlere değiniyor. 'Yemen Hatıratı'nın hazırlanma sürecini de paylaşıyor..

İlgili Yazılar
Mesnevi ve Yeniden Manzum Çevirisi
Mesnevi ve Yeniden Manzum Çevirisi

Mesnevi üzerine yapılan alan araştırmalarını, şerhleri de eklersek devasa bir külliyat çıkar. Kültürümüzde bu kadar belirleyici olan eser son olarak Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç tarafından manzum olarak çevrildi. Bilindiği gibi Kırlangıç, Mesnevi’yi nesir olarak da çevirmişti. Böylece şairimiz hem nesir hem nazım olarak Mesnevi çevirmeni olarak kayıtlara geçmiştir. Kâmil Yeşil yazdı.
29/09/2017 11:11
Kırılmalar' Şairi Faruk Uysal ve Şiiri
'Kırılmalar' Şairi Faruk Uysal ve Şiiri

Şiir kitabı özlemle beklenen şairlerdendi Faruk Uysal. Onun şiirini bilenler için bu ara oldukça uzun sürdü. Şimdi 'Kırılmalar' ile okuyucuların karşısına çıkan şairin kitabında 2000 yılından sonra yazdığı şiirler yer alıyor. Mustafa Uçurum yazdı.
11/08/2017 08:08
Gizemli Öykülerin İçli Bestesi Oysa Rüyaydı
Gizemli Öykülerin İçli Bestesi: Oysa Rüyaydı

Merve Koçak Kurt, ikinci öykü kitabı 'Oysa Rüyaydı' ile okuyucuyu gerçek dünyadan rüyaların renkli âlemine masal tadında bir yolculuğa davet ediyor. Yolculuk boyunca size eşlik eden türkülerin, şarkıların, renklerin içinize yaydığı hoşnutluk ile rüya-gerçek arasında gidip geliyorsunuz. Mustafa Uçurum yazdı.
26/06/2017 08:08
Çarpıcı Bir Roman Kaybolmuş Kaderler Müzesi
Çarpıcı Bir Roman: Kaybolmuş Kaderler Müzesi

Handan Acar Yıldız, ''Kaybolmuş Kaderler Müzesi''nde evrensel bir kadın formu yakalamış. Kırılgan çocukluklara sahip, ebeveynleriyle çatışan, onlardan kaçan, âşık olan, anlayamadığı bir yüzün peşinden senelerce koşan, tutkularına sahip çıkan, başkalarının çizdiği sınırlara karşı koyan bu kadınlar gerçekten fazlasıyla özeldir ve dünya zaten onları barındırmaz. Gülhan Tuba Çelik yazdı.
12/06/2017 12:12
Hayatı Şiir Şiiri Resim Resmi Hüzün
Hayatı Şiir, Şiiri Resim, Resmi Hüzün

Şiir hayatı değiştirir. Şair bu işin failidir. Ya hayatın gerisinde yer alıp toplumu bir yere iteler yahut önünde yer alarak peşinden sürükler. ‘Sisten Yazma’ kitabı etrafında Bünyamin K. şiirinin girintilerini Recep Şükrü Güngör yazdı.
09/05/2017 10:10
Müslümanın Şey lerle Hik yesi
Müslümanın Şey’lerle Hikâyesi

Ahmet Sarı, 'Başlangıcı Olmayan Bir Şeyin Sonu’ kitabında teknik anlamda bir farklılık yapmış ve Türk edebiyatına kavram olarak yenilik katacak 'şey hikâyeler' (ding-geschichten) anlayışının örneklerini sunmuş. Gülhan Tuba Çelik yazdı.
28/04/2017 08:08

 

Ünlü kitapsever Ali Emîrî Efendi (1857 - 23 Ocak 1924), kitapları sevmekle ve büyük bir kütüphane kurmakla kalmamış, eser de telif etmiştir. Fatih’teki Millet Kütüphanesi aslında onundur. Buradaki yazma eserler, onun sağlığında oluşturduğu kütüphanesinden yadigârdır.

Oraya ilk uğrayışım 1995’te yüksek lisans tezimi hazırlarken vuku bulmuştu. Çünkü üzerinde çalıştığım İbn-i Kemâl’in Kasîde-i Bürde’sinin yazılı olduğu mecmualardan biri de Ali Emîrî’nin yadigârıydı. Hiç unutmuyorum; Süleymaniye’den oraya kadar yürümüş ve içeri girip o zamanki kütüphane müdürü M. Serhan Tayşi Bey’le görüşmüştüm. O da son derece sevimli bir tavırla, buradaki yazmalardan yararlanmak için Süleymaniye’ye başvurmak gerektiğini usûlünce anlatmıştı. Acemilik böyle bir şey işte…Ali Emiri

Serhan Bey, emekliliği sonrasında hatıralarını Ali Emirî’nin İzinde adlı bir kitapta topladı (Timaş Y., 2009). Muhtar Tevfikoğlu’nun Kültür Bakanlığının ‘Türk Büyükleri’ dizisinden basılan küçük Ali Emîrî (1989) biyografisinden sonra Kemal Çelik de Bir Kitap Dostu Ali Emîrî Efendi (1857-1924) adlı eseriyle müellifin biyografisini kitaplık çapta çalışmış oldu (Mor Y., Ankara 2007).

Fakat Ali Emirî’nin pek güzel ve kapsamlı biyografisini Ali Birinci Hoca yazmıştır: Kitabistan Mülkünün Sultanı Ali Emîrî Efendi (Dergah dergisi, 47. sayı, Ocak-1994)... Ekrem Işın’ın hazırladığı Millet Yazma Eser Kütüphanesi’nden Bir Seçme: Ali Emiri Efendi ve Dünyası -  Fermanlar, Beratlar, Hatlar, Kitaplar (Pera Müzesi Y., 2007) künyeli çalışma da oldukça yakışıklı bir kitaptır.

Kitapkurdunun eserleri

Gelelim Ali Emîrî’nin eserlerine ve özellikle bu eserlerden çeviriyazı yoluyla günümüzde yayımlananlarına… Telif eserlerinden önce belki de tek yazma nüshasını bulup ilim dünyasına hediye ettiği Dîvânü Lugati’t-Türk’ün ikinci müellifi saymak gerekebilir kendisini… Çünkü eseri, bir sahafta varakları birbirine karışmış perişan bir vaziyette bulup da 33 altın sayarak satın almasa kim bilir ne olacaktı bu eser…

Telif eserlerinden olan ve sahaf gezilerinde bir zamanlar sık rastlanan eseri İşkodra Şairleri ve Ali Emiri’nin Diğer Eserleri adıyla Hakan Karateke’nin yayına hazırladığı kitaptır. Bu eseri Enderun Kitabevi 1995’te basmıştı.

Osmanlı Vilâyât-ı Şarkiyyesi adlı -ilk kez 1918’de Osmanlı harfleriyle basılan- eseri Osmanlı Şark Vilâyetleri adıyla birkaç kez yayına hazırlanıp neşredildi. Eser 1992’de Abdulkadir Yuvalı ve Ahmet Halaçoğlu tarafından (Erciyes Üniv. Y.) ve aynı neşir 2008’de Babıali Kültür Y. tarafından; 2005’te Kenan Ziya Taş, Sadettin Baştürk ve Serkan Sarı tarafından (İlâhiyat Y.) yayınlanmıştır.

Ali EmiriBir özlü sözler antolojisi görünümündeki Ezhâr-i Hakîkat adlı eseri ise Hakikat Çiçekleri adıyla 2007’de Abdulkadir Demir tarafından hem çeviriyazı hem sadeleştirme yoluyla hazırlandı ve basıldı (Kaynak Y.).

Maceralı Yemen Hâtıratı hazırlığı

Ali Emîrî Efendi’nin Yemen Hâtırâtı adlı eserini ise Hece Yayınları’nın teklifi üzerine çeviriyazı-tercüme yoluyla ben yayına hazırlamıştım (Ankara 2007). Eser, yazma nüsha hâlinde idi ve üstelik ‘tebyîz edilmemiş’ yani temize çekilmemiş bir nüsha olarak kalmıştı.

Yayınevi bana bu eseri mikrofilmden fotokopiye aktarılmış bir hâlde verdi. Heyecanla üzerinde çalışmaya başladığımda çok geçmeden gördüm ki eser aslında bir hâtırat değil, özet bir Yemen tarihidir. Üstelik bu temize çekilmemiş nüshada sık sık sonradan satır aralarına girmeler yapılmış ve bunların işaret ediliş tarzı yer yer çok belirsiz... Bir de merhum Emirî’nin hiç ummadığınız bir yerde metni Arapçaya döndürmesi, çalışmayı biraz güçleştiriyordu. Sanırım % 90’ı Türkçe olan metne bazı Arapça kaynaklardan naklettiği bilgileri öylece bırakmıştı. Elbette eserini temize çekmiş olsaydı buraları yeniden düzenlerdi.

Merhumun yazısı çok zor okunuyordu

Hemen söylemeliyim; merhum Ali Emîrî’nin yazısını hiç de okunaklı bulmadım. Hatta kendisine yetişmiş ve yüz yüze görüşmüş olsam rahatlıkla söyleyebilirdim ve eminim kendisi de bana hak verirdi ki yazısı pek okunaklı değildi. E buna mikrofilmden aktarılan fotokopilerin kurşunî zeminli berbat görüntüsü de eklenince işim bayağı zorlaşıyordu. Canımı dişime taktım ve metnin bütününü çeviriyazı ve Arapça bölümlerini de tercüme yoluyla yayına hazırladım ve kabataslak olarak bitirdim. Fakat okuyamadığım yerler hâlâ vardı.Ali Emiri

Sonuçta bu yayına hazırlama işi oldukça uzadı. Yayınevinin sabrı taşıyor ve fakat ben metni nihayete erdirebilmek için çırpınıyordum. Öncelikle metinde geçen -birçoğuna ilk kez o metinde rastladığım- sürüyle yer adının altından kalkmağa çalıştım. Osmanlı Yer Adları Sözlüğü yeterli olmadığında MEB İslâm Ansiklopedisi’nde İhsan Süreyya Sırma tarafından yazılan “Yemen” maddesine başvurarak falan, yani uzun bir uğraştan sonra yer adları konusunu bir şekilde hallettim. Şimdi sıra eserde yine bolca geçen şahıs adları, hanedan isimleri vb. özel isimlerin halline gelmişti. Bunu için ayrıntılı Yemen Tarihi kitapları bulmalıydım. Merhum Emirî, Yemen tarihini tâa Hazret-i Resûl-i Ekrem döneminden başlatıyordu.

İşte bu aşamada artık yayınevinin sabrı tam anlamıyla taştı. Aldığım sert bir ültimatomla metne hemen son noktayı koyup teslim etmem istendi. Kem küm edip şahıs isimleri için kaynak karıştırmam gerektiği hususunu dile getirmem kâr etmedi. ‘Ama’ dedim, ‘metinde net bir çekim olmadığı için hâlâ okuyamadığım yerler var’… Bunun üzerine nereden zuhur ettiğini anlayamadığım bir CD-ROM ortaya çıktı ve onu alıp grafiker Bülent Bey’e vermem ve ekranda okuyamadığım yerler büyütülerek kelimeleri okumaya çalışmam istendi.

Hasbünallah… Bu CD-ROM daha önce neredeydi ki… Hem çarnaçar, hem biraz da sevinerek denileni yaptım ve hemen oracıkta bilgisayar teknolojisinin yardımıyla okumadığım kelimeleri büyültülmüş görüntülerinden okumayı başardım. Yayınevine kalırsa mesele hallolmuştu; bana kalırsa şahıs adları için de biraz vakte ihtiyacım vardı. Fakat metnin dizilmiş hâlini de yayınevine teslim etmiştim bir kere. Son düzeltmeler de bu metne eklenmiş durumdaydı. Dolayısıyle eser, bu hâliyle benden çıkmış oldu.

Ali Emiri

Eserin yayınından sonra, özellikle bahsettiğim o yer adları, şahıs adları, hanedan isimleri vb. özel isimler konusunda bir eleştiri yazısına da konu oldu Yemen Hatıratı. Yahya Yeşilyurt’un historystudies’te yayınladığı bir tanıtım-eleştiri yazısıydı bu.

Yemen Hâtırâtı meğer Yeşilyurt’un yüksek lisans tezi imiş ve tabii üzerinde oldukça etraflı bir şekilde çalışmış. Yazısında benim yanlış okuduğum bütün şahıs ve hanedan isimlerini tespit etmiş. “Ancak bünyesinde bir takım düzeltilmesi gereken aksaklıkları da barındırmaktadır.” cümlesiyle birçok haklı ve doğru eleştirisini sıralamış makalesinde Yeşilyurt. Hem bu eleştiriler, hem de bu eleştirilere verilecek cevaplar teknik olacağı için sizi sıkmak istemem zira Arapça kelimelerin farklı kişilerce nasıl farklı okunabileceğinin, bir harfin dahi okumada ve dolayısıyla anlamda meydana getirdiği değişikliklerin tafsili ziyadesiyle uzun...

 

Yahya Yeşilyurt'un bu Yemen Hatıratı neşri için olumlu bulduğu taraflar da var. Mesela Yemen Tarihi hakkında bir elin parmaklarının sayısını geçmeyecek kadar az kaynak bulunduğu; “yanlışları da olsa yayınlanan bu esere olumlu bir bakış açısıyla yaklaşmanın daha sağlıklı olacağı” gibi insaflı yargılarla bitiriyor. Doğrusu kendisine teşekkür borçluyum.

 

Yusuf Turan Günaydın yazdı