, 24 Mart 2017
Kafasında kütüphane taşıyan adamlar

Dursun Gürlek, İbni Sina, Ali Emiri Efendi, Muallim Cevdet, Muzaffer Ozak

15393

Kafasında kütüphane taşıyan adamlar!

Dursun Gürlek’in ‘ayaklı kütüphaneler’ diye tabir ettiği insanların, bize ilginç gelebilecek farklı hususiyetleri varmış.

İlgili Yazılar
Muhafazakarlaşmadan tarih yaşanır mı
Muhafazakarlaşmadan tarih yaşanır mı?

Sâmiha Ayverdi’nin ‘Boğaziçi’nde Tarih’ kitabı, Osmanlı medeniyetinin Boğaz’dan okunmasıdır..
27/07/2012 14:02
Aşk izdivacı'ndan doğan yayınevi
'Aşk izdivacı'ndan doğan yayınevi

Sâmiha Ayverdi, Ekrem Hakkı Ayverdi, İlhan Ayverdi, Nihad Sami Banarlı, Ahmed Yüksel Özemre gibi isimlerin hatırasını yaşatan Kubbealtı Neşriyat'ı konuştuk.
19/01/2010 12:12
Mehmet Akif'in Hüzünlü Yolculuğu
Mehmet Akif'in Hüzünlü Yolculuğu

''33 yıllık dostu Mithat Cemal Kuntay, Mehmet Akif’e isyan etti: ‘Üç buçuk nazma gömülmüş koca bir ömr-i heder’ nasıl dersin? O hayatın boyunca vazgeçmediğin tevazuun ile bunu söylesen bile haksızsın Akif!'' Yaşar Süngü, Hicran Göze’nin ‘Mehmet Akif & Hüzünlü Bir Yolculuk’kitabına değindi.
08/01/2017 08:08
Fatih Sultan Mehmed'i En Güzel Anlatanlardan Biri S miha Ayverdi
Fatih Sultan Mehmed'i En Güzel Anlatanlardan Biri Sâmiha Ayverdi

Samiha Ayverdi, ''Abide Şahsiyetler'' kitabında birçok ismin yanında Fatih Sultan Mehmed’i abide şahsiyet yapan, onun ismini ölümsüz kılan özelliklerini, hizmetlerini, tevazusunu, yalnızca Allah rızası için iş görmesini, cihad etmesini anlatıyor. Metin Uygun yazdı.
06/01/2017 12:12
İnce Ruhlu ve Güzellik Müptelası İnsanların Şehri Bursa
İnce Ruhlu ve Güzellik Müptelası İnsanların Şehri: Bursa

''Bursa’nın, Allah vergisi doğal güzelliğini Türk zevk-i selimi ile taçlandırmış bir şehir olarak, Süheyl Ünver gibi ince ruhlu ve güzellik müptelası bir zat-ı şerifi etkilemiş olmasına şaşmamak gerek...'' Yasemin Dutoğlu, Hoca'nın 'Bursa Defterleri'ne değindi.
03/12/2016 13:01
Konya Süheyl Ünver'e Neler Borçlu Neler
Konya, Süheyl Ünver'e Neler Borçlu Neler

Kubbealtı Neşriyat, Ünver Hoca’nın defterlerinden seçkiler oluşturup yeni nesillerin istifadesine sunmakla, Türk kültürü için çok değerli bir hizmeti yerine getirmiş oldu. Yasemin Dutoğlu, ''Süheyl Ünver'in Konya Defterleri'' üzerine yazdı.
02/11/2016 10:10

 

Dursun Gürlek’in Kubbealtı Yayınları tarafından neşredilmiş olan Ayaklı Kütüphaneler isimli eseri, bize, hakiki kitap âşıklarını ve “ayaklı kütüphane”, “canlı kitap” gibi deyimlerin hakkını veren, kafasında kütüphane taşıyan, o zamanki Sahhaflar Çarşısı’nı çarşı yapan, kitapların kâdrini kıymetini en güzel bilen âlimleri anlatıyor.

Bu ‘canlı kitap’lardan kimler kaldı?Dursun Gürlek, Ayaklı Kütüphaneler

Bu kitabı geçen sene Bayezid’da düzenlenen, sırf Dursun Gürlek için gittiğim kitap fuarından almıştım. Allah’a hamd olsun ki, kendisiyle tanışma şerefine nâil oldum. Dursun Gürlek’in imzaladığı kitaplar ise şimdi kitaplığımda tatlı tatlı endâm ediyor. (Kimseye vermem!)

Daha kitabın önsözünde bahsedilen İbni Sina’nın ezbere kitap yazdırtan keskin zekâsına gıpta ederken, yemek yerken bile zamanı boşa geçmesin diyerek kitap okuyan Fahreddin Razi’ye hâyretler ediyoruz.

Sonra, ilim abidesi en büyük sözlük yazarımız Mütercim Asım’dan yıldızları konuşturan adam Hoca Tahsin Efendi’ye, “kitapların efendisi” Ali Emiri Efendi’den Sahhaflar şeyhi Muzaffer Ozak’a tanıdığımız/tanımadığımız nice ilim ve cevvâl zekâ sahibi kitap âşıklarının kısa fakat öz biyografilerini okurken “böyleleri de yaşamış” diyoruz içimizden. Her biri bir derya bu “canlı kitap” misâli âlimlerimiz hakkındaki bu kitapta anlatılan zevâtın bir kısmından tadımlık bahsetmek istiyorum. Belki hepimiz, hep birlikte kütüphanelere doğru ayaklanırız böylece, belli mi olur?

Ezberinden yazdırdığı kitapla aslı arasında hiçbir fark yoktu

İbni Sina kaçak olarak Isfahan’a gittiği sırada yanında hiçbir kitabı yoktur. Isfahanlı âlimler hâliyle onun en meşhur eseri olan “Kanun”u görmek isterler. İbni Sina “kitap yanımda yok ama ezbere yazdırabilirim” diye yanıtlar. Daha sonra Horasan’dan getirtilen asıl kitapla, ezbere yazdırdığı nüshâ karşılaştırılınca bir kelimenin bile eksik ya da fazla olmadığı farkedilir.

Bir kitabın kendisinde bulunmayan ikinci cildi için ta Yemen’e tayin istedi

Çocukluğundan bu yana topladığı bütün kitapları Millet Kütüphanesi’ne vakfeden Ali Emiri Efendi ise kafasında tam bir kütüphane taşıyan bir diğer “ayaklı kütüphane”miz. Kitaplarla ilişkisi hastalık derecesinde olan Ali Emiri Efendi, gündüzleri okuduğu yetmezmiş gibi, uyurken de gündüz okuduklarını tekrarlıyor ve hatta bu yüzden kimse yanında yatmak istemiyormuş. Evet, kitaplarla ilişkisi, Millet Kütüphanesikitaplara muhabbeti hastalık hâline dönüşen Ali Emiri Efendi’nin yoğun okuma temposu sağlığına zarar verecek boyuta ulaştığında doktoru kendisinden okumaya ara vermesini tavsiye ediyor. Emiri Efendi bunun üzerine istirahat için Mardin’deki dayısının yanına gidiyor fakat -adı üzerinde- kitap hastası değil mi, belli bir süre sonra dayanamayıp yine okumaya başlıyor.

Ali Emiri Efendi, bir kitabı elde etmek için gıkını bile çıkarmadan fedakârlık gösterir ve dolaştığı yerlerden sandık sandık kitaplar getirirmiş. Kendisindeki Arapça bir eserin –kendisinde olmayan- ikinci cildinin Yemen’de bir zâtta bulunduğunu öğrenince, derhâl tayinini Yemen’e istemiş. İstanbul’da kitap almak için bulunduğu yakadan diğer yakaya geçmeye naz edenlerin, üşenenlerin kulakları çınlasın.

Hatrı kalmasın, bu büyük kitap âşığı Emiri Efendi’nin ezberinde yüz bin beyit bulunduğunu da burada muhakkak size anlatmalıyım, herkes de öğrenmeli. Hayret etmek güzeldir; maksat, hayret edelim.

Kitap okurken çay, sigara içilmez

On bin cildi geçen kitaplarını belediye kütüphanesine bağışlayan Muallim Cevdet’in ise kitaba duyduğu aşk, kitaba gösterdiği hürmet bambaşka. Muallim Cevdet, kitap okurken, yazı yazarken, değil çay, tütün içilmesini bile uygun görmüyor, içenleri ise ikaz etmekten çekinmiyormuş. Bu tutumu abartılı bulan arkadaşlarımız muhakkak olacaktır. Eh ne diyelim, kitap âşığının hâlinden yine kitap âşığı anlar.Muzaffer Ozak

Sen önce şu Mızraklı İlmihal’i oku hele

Kitapların ve kitapçıların şeyhi Muzaffer Ozak ise ilim ve sohbet meclisine dönüşmüş kitapçı dükkânında, kimin hangi kitabı okuyacağına kendisi karar verirmiş. Şöyle ki, bir gün kapıdan içeri girip “Fusûsu’l Hikem var mı?” diye soran adama, “Al evlâdım, sen önce bir Mızraklı İlmihâl oku bakalım” diyerek cevap vermiş. Burada ilkokulu bitirmeden üniversiteye geçemediğimizi, daha dişimiz çıkmamışken et yiyemediğimizi hatırlayalım.

Dursun Gürlek, bu kitabı okumamızın neticesi olarak bizden ayağımızı kütüphanelere alıştırmamızı, kitap dünyasında ayaklanmamızı arzu ediyor.

İnsanın, ayaklanmaması elde değil. Ne duruyoruz?

 

Yeşim Sünnetçioğlu, hayret ederek ayaklandı





Yorum
en sevdiğim kitap
Ahmet Kemal YILDIZ
Aldım, okudum, babama da okuttum, çok beğendi. Bu zamana kadar okuduğum en etkileyici kitaptır, abartısız söylüyorum. 29 yaşımda bu kitapla tanıştım. Çok ilginç. Bu zamana kadar bu kitapları bize tavsiye etmedi hiç öğretmenlerimiz. Ben bu yaşıma kadar kitap kurdu olamadıysam, bunun sebebi benim tembel olmamdan başka, acaba hiç teşvik edilmemiş olmam olabilir mi? Ollabilir! Öğretmenler, Dursun Gürlek'in de dediği gibi, öğretmem olmuşlar! Yazık oluyor BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE, YAZIK!
10/07/2015, 17:10