, 20 Eylül 2017
Rabb ül  lemin in Yakınlığının Şuuruna Erme Yolcuğudur Seyr-u

4632

Rabb’ül Âlemin’in Yakınlığının Şuuruna Erme Yolcuğudur Seyr-u Sülûk

Her ay düzenli olarak Süleyman Çelebi Hazretleri’nin Mevlid-i Şerif şerhini gerçekleştiren Ömer Tuğrul İnançer, geçtiğimiz günlerde Altunizade Kültür Merkezi'nde bu şerhine devam etti. Yavuz Selim İşleyen sohbetten notlarını aktarıyor.

İlgili Yazılar
Mevlid Müellifi Süleyman Çelebi'nin Bursa daki Mahzun Türbesi
Mevlid Müellifi Süleyman Çelebi'nin Bursa’daki Mahzun Türbesi

Süleyman Çelebi, 1422’de âlem-i ahirete göçer. Türbesi Bursa’nın Osmangazi ilçesinde açık mezar şeklindedir. Bir Peygamber sevdalısının sade ve yeşil ağaçlar altındaki kabrinin, Bursa’daki diğer türbelere nispetle daha az ziyaret edilmesi üzücüdür. Yavuz Selim İşleyen yazdı.
05/08/2017 11:11
Mevl d-i şerif ve 4 mevlidhan hafız efendi
Mevlîd-i şerif ve 4 mevlidhan hafız efendi

Türk mûsikîsinin ruhumda en çok tesir uyandıran formudur mevlid. Mevlîdler daha çok hafız efendiler tarafından benimsenmiş ve mevlîdhanlar arasında öne çıkanlar hep hafız efendiler olmuş. Ahmed Sadreddin yazdı.
08/09/2015 15:03
Mevlid geleneğine eğiliyor Maşuk'un Nefesi
Mevlid geleneğine eğiliyor Maşuk'un Nefesi

Bu topraklar üzerinde yaşayanların yolları Mevlid-i Şerif'le bir şekilde kesişmiştir. Mâşuk’un Nefesi de gençliği Mevlid’le yeniden buluşturma hayalinin ürünü… Kamil Büyüker yazdı..
17/11/2014 14:02
Salavatı hep ayaktaymış o Ahmedin
Salavatı hep ayaktaymış o Ahmedin!

Osmanlı döneminden üç güzel örnek anlattı İskender Pala, Rasulullah sevgisi üzerine.
21/04/2011 08:08
Tuğrul İnançer Bir cami kibre alet edilemez
Tuğrul İnançer: Bir cami kibre alet edilemez!

Ömer Tuğrul İnançer, Çamlıca Camii meselesinin Efendimiz’e karşı bir edepsizlik içerdiğini söyledi.
10/07/2012 12:12
Sır'rın gizlilikten başka bir anlamı var
'Sır'rın gizlilikten başka bir anlamı var

Ömer Tuğrul İnançer,geçtiğimiz günlerdeki sohbetinde, hemen her sohbetinde olduğu üzere yine hayatımızı tashih etmenin yollarını gösterdi. Ahmed Sadreddin etkinlikten notlarını aktarıyor..
14/11/2014 10:10

Her ay ev sahibi güzel etkinliklerle dikkat çeken Altunizade Kültür Merkezi'nin 14 Mart Salı günkü konuğu, İstanbul’un farklı kültür ve sanat merkezlerinde her ay düzenli olarak Süleyman Çelebi Hazretleri’nin Mevlid-i Şerif şerhini gerçekleştiren Ömer Tuğrul İnançer Beyefendiydi. Her ay kaldığı yerden devam eden ve devamlılığı olan “Mevlid Şerhi” nâmında bir söyleşi dizisi yapan Ömer Tuğrul İnançer Beyefendi, bu söyleşisinde de Mevlid-i Şerif şerhi yapmaya devam etti.

Ömer Tuğrul İnançer, konuşmasına, Miraç olayı vuku bulurken Peygamber Efendimiz (s.a.v) ile Cebrail Aleyhisselam arasında geçen konuşmaları aktararak başladı. Miraç hadisesi vuku bulmadan hemen önce Resulullah Efendimiz’in (s.a.v) Cebrail Aleyhisselam’a “Rabb’ül Âlemin beni niye davet buyuruyor?” sorusunu sorduğunu ve Cebrail Aleyhisselam’ın da “Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını affeder ve seni doğru yola iletir.” mealinde olan Fetih Sûresi’nin 2. âyeti ile cevap verdiğini belirtti. İbn’ül Arabî Hazretleri’nin bu konuya getirdiği açıklamayla konuşmasına devam eden Tuğrul İnançer, bu ayetin Efendimiz Hazretleri’nin (s.a.v) şahsı için inmediğini, günahların affedilmesinin Habib-i Kibriyâ Efendimiz’in (s.a.v) şefaati ile ümmeti için mümkün olacağını aktardı.

Şefaat-i Nebî

Günahların affedilme mevzusunun şefaat ile alakasını da açıklayan Ömer Tuğrul İnançer, ümmetin gelmiş geçmiş günahlarının affedilme sebebinin Allah-u zül-Celâl’in Habibi Edibi Zişan’ı olan Resulullah Efendimiz (s.a.v) olduğunu da aktardı. Bu bağlamda “Biz mutlaka bütün insanların efendisiyiz.” manasındaki hadis-i şerif ile bütün peygamberlerin şefaatlerinin de Peygamber Efendimiz (s.a.v) izniyle olacağını belirtti. Ömer Tuğrul İnançer, Fetih Sûresi’nin 2. ayetinde kastedilen manayı açıklamak için Yunus Sûresi’nin 94. ayetini örnek olarak verdi. “Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önceki bilgileri bilenlere sor.” mealindeki bu ayetin, “şüphede olan kişilerin Rahip Bahira ve Varaka bin Nevfel gibi eski hakiki bilgileri bilen zevâta sormaları gerekiyor.” anlamına geldiğini aktardı. Bu sebepten mütevellit Aleyhissalâtu vesselâm Efendimiz’in (s.a.v) şefaatinin tüm insanlara yönelik olduğunun altını çizdi.

Enbiya Sûresi’nde bulunan “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” mealindeki ayet gereği Resulullah Efendimiz’e (s.a.v) gelmiş geçmiş tüm insanlar için şefaat etme hakkı verilmiştir. Efendimiz Hazretleri (s.a.v)’nin bütün insanlara olan şefaatinin iki kısma ayrıldığını altını çizen Tuğrul İnançer, bütün Müslümanlar için olan şefaatin isminin “Şefaat-i Hassa”, bütün insanlar için olan şefaatinin ismininse “Şefaat-i Amme” olduğunu belirtti. Ömer Tuğrul İnançer, buna benzer bir durumun da evliyâullah hazeratı için vâki olduğunu söyledi. Bu bağlamda her insanın, özünde Allah-u zül-Celâl’in velisi olduğunu aktaran Tuğrul İnançer, burada da iki makam olduğunu belirtti ve bu makamların da tüm Müslümanları kapsayan “Velayet-i Amme” ve “Lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn” sırrına mazhar olanları kapsayan “Velayet-i Hassa” olduğunu açıkladı. Velayet-i Hassa’ya yaklaşmanın tek yolunun Efendimiz Hazretleri’ne (s.a.v) yakınlık olduğunun altını çizdi.

Bu hususları aktardıktan sonra sohbetin başındaki “Rabb’ül Âlemin beni niye davet buyuruyor?” sorusuna geri dönen Ömer Tuğrul İnançer, Mevlid-i Şerif’teki Sana cennetten getirdim bir burak/ Dâvet-i Rahman’dır ey Nûr-i Hak.” beytinin Cebrail Aleyhisselam’ın Efendimiz Hazretleri’ne (s.a.v) hitabı olduğunu beyan etti. Ayrıca Cebrail Aleyhisselam’ın Burak ile birlikte taç, hırka, kemer, pabuç gibi giysileri getirdiğini de aktardı. Resullulah Efendimiz’in (s.a.v) -kendi deyimiyle- uyuduğu için abdest almak istediğini belirten Tuğrul İnançer, hakikatte Risaletpenah Efendimiz’in (s.a.v) “Dide-i kalbi uyanık iken gözleri uyur idi.” ifadesine mazhar olmasına rağmen bu isteğinin Rıdvan Aleyhisselam’ın yardımıyla abdest alarak karşılandığını da belirtti.

Delilsiz hiçbir yere varılmaz

“Çekdi o demde Burak’ı Cebrail

Önüne düştü ana oldu delil.”

Efendimiz Hazretleri’nin (s.a.v) getirilenleri kuşandıktan sonraki hadiseler için Süleyman Çelebi Hazretleri’nin bu beyitini okuyan Ömer Tuğrul İnançer, bu beyitte kullanılan delil kelimesine dikkat çekti. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) -kılavuz ve yol gösteren anlamına gelen- delile ihtiyacı olmamasına rağmen bu kelimenin kullanılmasının delilin/rehberin çok önemli olduğunun bir göstergesi olduğunu belirtti. Ayrıca bizim delilsiz hiç bir yere varamayacağımızı göstermek için bu kelimeyi kullandığını da ekledi.

İmam-ı Âzam Ebu Hanife Hazretleri‘nin bu husustaki bir kıssasını anlatan Tuğrul İnançer, Harem-i Şerif’te evvelden küçük çocukların da içlerinde bulunduğu, gelenlere yardım eden bir delil grubu olduğunu ve bu gruptaki kişilerin gelenlere usûlü öğrettiğini belirtti. Kıssaya göre İmam-ı Âzam Hazretleri kendisine yardım için gelen küçük çocuğa “Sen zahmet etme, ben yaparım.” demiş ve küçük çocuğa hediye vermiş. Ardından Harem-i Şerif’e doğru bir adım atmış. Tam o anda çocuk arkadan seslenmiş: “Biliyorum dedin ama ilk adımını sol ayakla attın.” İmam-ı Âzam Hazretleri’nin -insanlık hali icabı- heyecandan dikkat etmemiş olabileceğini aktaran Ömer Tuğrul İnançer, bu kıssanın da bizlere yolların delilsiz gidilmeyeceğini gösterdiğini buyurdu. Miraç vakâsında da Cebrail Aleyhisselam’ın Efendimiz Hazretleri’ne (s.a.v) delil olduğunun altını çizdi.

Ömer Tuğrul İnançer, Cebrail Aleyhisselam’ın, Resulullah Efendimiz’e (s.a.v) Burak’ı anlatırken, “Burak’a Allah âşıkları biner.” cümlesini arz etmesi üzerine Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) “Benim bineğim Burak değildir, benim bineğim Rabb’ime olan muhabbetimdir; delilim de Rabb’imdir. Fakat Rabb’im seni gönderdiyse ona da riayet ederim.” buyurduğunu aktarıp bizi Hakk’a götüren yegâne şeyin muhabbet olacağının altını çizdi. Bu muhabbetin ve Allah’a vasıl olma yolunun yol yürümek olmadığını belirten Tuğrul İnançer Beyefendi, tasavvufta seyr-u sülûk denilen manevî yolculuğu da şöyle özetledi: “Şah damarından yakın olan Rabb’ül Âlemin’in bu yakınlığının şuuruna erme yolcuğuna seyr-u sülûk denir. O şuura ermeye de visal denir.”

Varlık âleminin bir sınırı olduğunu söyleyen Ömer Tuğrul İnançer, Miraç yolculuğunda varlık âleminin hududu olan Sidret’ül Münteha’ya kadar Cebrail Aleyhisselam’ın rehberliği ile giden Efendimiz Hazretleri’nin (s.a.v) varlık âleminden çıkınca yola yalnız başına ve delilsiz gittiğini belirtti. Miraç bahsinde bütün insanlar içinde tek hür kişinin Efendimiz Hazretleri’nin (s.a.v) olduğunu aktaran Ömer Tuğrul İnançer, Hz. Mevlânâ’dan iktibasla sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz ne kadar hür olsak Ay’a da çıksak, hep Sidret’ül Münteha’nın içindeyiz fakat varlık âleminin hududundan çıkan tek kişi Resûl-i Kibriyâ Efendimiz Hazretleri’dir (s.a.v). Dolayısıyla tek hür O ’dur. O ne derse biz O’na inanırız.”

Allah cümlemizi muhabbet-i Muhammedî ile birleştirsin.

 

Yavuz Selim İşleyen