En Çok Okunanlar
Son Yorumlananlar
Namaz Vakitleri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sezai Karakoç neden Çankaya’ya gitmedi?
Sezai Karakoç neden Çankaya’ya gitmedi?
Bazılarında bir şaşkınlık... Neden, neden... Nasıl olur... Neden gitmez...
Güncelleme: 15:30, 30 Aralık 2011 Cuma

Sezai Karakoç, bugün oldu hâlâ anlaşılamadı. Aslında şöyle demeliydim: Sezai Karakoç’u kimi çevreler, kolaylıkla anlayabilecekleri halde anlamak istemiyorlar.

Peşinen söyleyeyim: Ödül verecek adamlar vardır, ödül alacak adamlar vardır. İşte Sezai Karakoç, ödül verecek adamlardandır. Çünkü Sezai Karakoç, ülkemizde bir şair-düşünür gibi değil, bir devlet lideri gibi hiç değil, bunların üstünde, bir halifetullah gibi yaşıyor. Bunların hiçbiri, hadi diyelim değil, bir Müslüman gibi yaşıyor; onun Allah’tan başka hiçbir otoritenin taltifine ihtiyacı yok.  Diğer taraftan, geleneğin gerçek manada dirilticisi Sezai Karakoç’un, geleneğe aykırı davranacağı düşünülemez.  Sezai Karakoç

Mevlana ve Karakoç

Gelenek dedik, gelenekten devam edelim: Anadolu Selçuklu döneminde başkent Konya’da yaşayan Mevlana’nın, Selçuklu sultanlarının ayağına gittiği görülmemiştir. Hatta, iç isyanlarda Selçuklu sultanlarının saraydan Mevlana’nın evine tünel yoluyla bağlantı kurdukları ve canlarını kurtarmak için Mevlana’ya sığındıkları da bir tarihi gerçekliktir. Çünkü, Mevlana’ya sığınan birinin toplum nezdinde dokunulmazlığı oluşmaktadır. Düşünelim, Mevlana Mesnevi’yi yazdı yahut Divan-ı Kebir’i tamamladı diye sultan onu saraya çağırabildi mi? Çağırıp takdir edebildi mi? Bu, abesle iştigal olurdu. Artık şunu biliyoruz: Sezai Karakoç, gerek eserleriyle gerekse de yaşantısıyla günümüzün bu küçük dünyasına ait değil, küçük bir dünyada büyük olarak yaşamaksa, hiç kolay değil. İşte, bu açılardan ben onu Mevlana’yla karşılaştırıyorum. Eğer, karşılaştırma yapılacaksa Sezai Karakoç, hiç mi hiç kendisine benzemeyen çağdaşlarıyla karşılaştırılmasın.

Onun en yakın akranı, 212 yıl önce dünyayı terk eden Şeyh Galip olabilir ancak. III. Selim’in sık sık Galata Mevlevihanesi’ne Şeyh Galip’i ziyarete gittiğini, ondan feyizlendiğini biliyoruz, kaldı ki Yavuz Sultan Selim’le birlikte Osmanlı padişahlarının hilafet sancağı taşımaya başladığı da unutulmamalı. Peki, mütevazılığıyla bilinen, ekranlara yansıdığı kadarıyla taksi duraklarında oturup taksicilerle çay içebilen bir cumhurbaşkanı, Sezai Karakoç’u Diriliş’te ziyaret edip ona hürmetini bildiremez miydi? Görüyoruz ve üzülüyoruz, Sezai Karakoç, yetiştirmesi, beslemesi kişilerle bile kıyaslanmaya çalışılıyor.

Gözleri onu arayanlar!

Cumhurbaşkanı, konuşmasında Sezai Karakoç için şöyle demiş: Fikir ve dünya görüşümün oluşmasında da en büyük katkıları olan kişilerden birisidir.Evet, cumhurbaşkanı hak bilirlikle konuşmuş, şimdi, bizim kültürümüzde bu bağlamda anlatılar vardır, hepiniz hatırlarsınız.  Hocanın talebenin ayağına gitmesini, aklı salim herkes kınar. Sezai Karakoç,  farkındalıkla yaşayan biridir. Bir de basından okuduk: Resepsiyonda bütün gözler Sezai Karakoç’u aramışmış, yok Sezai Karakoç’la gönül bağı kuracaklarmışmış, bu sözleri söyleyenler Sezai Karakoç’u sevmiyorlar bence. Sadece, sansasyonel haber üretmeye çalışıyor, Sezai Karakoç’un kutsi duruşunun üzerine gitmek istiyorlar. Eğer, resepsiyondaki kişilerin gözü Sezai Karakoç’u aradıysa, o gözlerin kültür dünyasından haberdar olmadıkları sonucuna varacağız ki, o halde bu gözlerin resepsiyonda ne işi vardı.

Bilenler bilir, Sezai Karakoç, otuzlu yaşlarından beri kutlamalara, ödül törenlerine, konferans veya sempozyumlara katılmamış, birkaç istisna dışında kimseye röportaj vermemiştir. Hele de edebiyat ortamı içerisindeyseniz, Sezai Karakoç’un bu yönlerini bilirsiniz. Ne olacak yani, cumhurbaşkanlığı ödül verdi diye, gıdım yerinden oynamamış bir adam kımıldayı mı verecek, hem de hareketlerin daha bir ağırlaştığı 78 yaşında.

Taş yerinde ağırdır, sözünü sizlere hatırlatmak isterim. Everest’i Allah’tan başka kim yerinden oynatabilir ki, hâlâ Türkiye Cumhuriyeti’nin bu gücü yok. Ne zaman mı bu gücü olur? Sezai Karakoç gibi üstatlar arzu ettiğimiz devletin başında değil, üstünde olduğu zaman.

Zafer Acar yazdı

 

 

 


YORUMLAR
Padişahlığı göstermek gerek
Abdullah Kara
Bugün devlet idarecilerini severim. Allah yollarını bahtlarını açık etsin inşallah ama bu üstadın tutumu sadece bu kişilere değil ki. Kim olsa aynı tavrı gösterecekti. Ayrıca bugünkü devlet zevatının sanatçıları kendi ayağına çağıracağına bu kadar muhabbet beslediği kişinin ayağına gitse tebdil-i kıyafetle (ki inşallah gidiyorlardır) daha uygun değil mi? Yoksa "Ben sana cumhurbaşkanı olamazsın demedim ki ... " denir.
18/02/2012, 13:10
Ya Padişah Çağırsaydı?
Engin Temiz
Diyelim ki Osmanlı devrine vuku buluyor bu olay ve Padişah hazretleri benzer bi nedenle Sezai Karakoç üstadı çağırıyor. Gitmeyecek miydi? Öyle ya, teşbih de hata olmaz, Cumhurbaşkanı devletin başı,sevgisiyle,muhabbetiyle,sizi örnek aldığını ifade edederek çağırıyor, gitmiyorsunuz. Hiç yakışık bi durum değil,ben yazara hiç katılmıyorum. Bu da bi nefis boyutu değilmi olayın? Prensibiniz varmış da asla bozmayacakmışsınız gibi...
13/02/2012, 10:09
poz vermek
berad
Gençliğinde verdiği birkaç ropörtaj birkaç fotoğraf dışında hemen hemen hiç gözükmeyen (kendi hareketlerinin dışında) biri olarak çankayaya çıksaydı herhalde en çok kendine aykırı bir davranışta bulunurdu ki çıkmadı mütevazi yayınevinde konuklarını ağırlamaya devam ediyor sanımca. Böylesi daha güzel içtiğim çayın ettiğin sohbetim değeri azalmadı kat kat arttı.
10/02/2012, 02:04
dunyabizim.com on Facebook