En Çok Okunanlar
Son Yorumlananlar
Namaz Vakitleri
Not Defteri
Not Defteri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
N. Fazıl, Said Nursi ile röportaj yapmış
N. Fazıl, Said Nursi ile röportaj yapmış

Mehmet Kırkıncı Hoca ve Hekimoğlu İsmail


Babıali Sohbetleri’nde Mehmet Kırkıncı Hocayı dinledik. Sohbette ayrıca Mehmet Fırıncı Hoca, Hekimoğlu İsmail, Nevzat Yalçıntaş, Mehmet Şevket Eygi gibi büyüklerimiz de vardı..
Güncelleme: 11:00, 15 Ekim 2012 Pazartesi

 

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerine dünyada çok az kişiye nasip olan bazı nimetler nasip olmuştur. Bunlardan birincisi, eseri olan Risale-i Nur’un bugün dünyanın her tarafında okunması veya okutulmasıdır. Böyle bir nimet kaç tane mütefekkire, kaç tane müellife nasip olmuştur? Öyle ki onu okuyanlar bu esere adeta bir mürşid-i kâmile bağlanır gibi bağlanıyor ve onu sahipleniyorlar.

Üstada verilen ikinci büyük nimet ise sonradan her birisi birer üstad olacak talebeleridir. Bugün Üstad’ın talebelerine şöyle bir bakıyorum da her birisi bir pir-i fani olmuşlar. Nura gark olmuş sanki elleri, yüzleri… Onların kıymetini bilmeliyiz. Çünkü bizden sonrakiler belki de o nesilden kimseyi göremeyecekler. Benim görme lütfuna erdiklerimin her birisi başlı başına büyük birer şahsiyet…Mehmet Kırkıncı Hoca

Mustafa Sungur’u mu sorarsınız, sanki bir nur topu. Mehmet Kırkıncı’yı mı sorarsınız, tam bir hal ehli. Mehmet Fırıncı ise bambaşka, tarifsiz bir güzellik; sanki bir melaike… Bir de göremediklerim var ki her birisi ayrı bir güzellik… Şimdi soruyorum sizlere: Bir insanın talebeleri bu kadar güzel olursa, kim bilir kendisi ne kadar güzeldir?

Bediüzzaman Hazretlerinin talebeleri bugün bizim için adeta birer tarihî eser gibi kıymetliler. İnşallah İslam ümmeti bu güzel insanların kıymetini hakkıyla bilir. Onlarda samimiyetten, ihlastan, iyilikten başka bir şey bulamazsınız. Hele ben şu kendi gafil halime baktıkça, bir ömür boyu hizmet eden o zatları daha çok seviyorum.

Kırkıncı Hoca konuştu

ESKADER’in her hafta Perşembe günleri düzenlediği Babıali Sohbetleri’nin geçen haftaki konuğu Üstad’ın talebelerinden Mehmet Kırkıncı Hocaefendi idi. Bu söyleşi zannımca Babıali Sohbetleri’nin içerisinde en güzel olanlardan biriydi.

ESKADER başkanı Mehmet Nuri Yardım Bey’in açılış konuşması ile başlayan programı Mehmet Güllük Bey yönetti. Binlerce talebe yetiştiren Kırkıncı Hoca’nın ilim ve irfan saçtığını, onun talebelerinin dünyanın her yerinde hizmet etmeye devam ettiğini söyleyen Mehmet Güllük Bey, sözü sorularına cevap vermek üzere Kırkıncı Hocaya bıraktı.

Mehmet Kırkıncı HocaYeri göğü dolduran bir nurdur o

Kırkıncı Hoca Risale-i Nur’un yeri göğü dolduran bir nur olduğunu, Bediüzzaman Hazretleri’nin onları sürgünlerde, hapislerde yazdığını ve bugün Risale-i Nurların dünyanın en çok okunan eserleri arasına girdiğini söyledi.

Üstad Bediüzzaman ile ilk röportajı Necip Fazıl Kısakürek’in yaptığını hatırlatan Mehmet Güllük Bey, Kırkıncı Hocaya Necip Fazıl ile olan muhabbetini sordu. Necip Fazıl Kısakürek’in Erzurum’a 1971’de Büyük Doğu’yu çıkartmak için himmet toplantısına geldiğini ve Erzurum’un zenginlerinden Haldun Balkaya’nın evinde misafir olduğunu söyleyen Kırkıncı Hoca onunla olan görüşmesini şöyle anlattı: “Biz Necip Fazıl Bey’in kaldığı eve gittik. Bir sürü adamlar gelmişti onu dinlemeye. Necip Fazıl Bey ile oradakiler sohbet ediyorlar. Fıkhî bir konuda Necip Fazıl Bey bir şey söyledi. Ben de Necip Fazıl Bey’e; ‘Biz seni fetva kürsüsüne çıkartmadık. Sen kendi meselelerinden konuş’ dedim. Bir gün sonra beni sabah namazına bir yere davet etti. Sabah namazından sonra onunla bir yerde oturduk konuştuk. Epeyce bir şeyler anlattı. ‘Bu milletin kurtuluşu Büyük Doğu’ya bağlı’ dedi. Dedim ki; ‘Necip Bey biz senin konferanslarını çok dinledik, şimdi de sen bizi bir dinleyiver. Biz binlerce insanın takip ettiği Risale-i Nur yolundayız, Büyük Doğu’ya bizi niye davet ediyorsun?’ Sonra tabi başka şeyler de konuştuk. Bizden ayrıldıktan sonra İstanbul’a gidince Sabah gazetesinde ‘Erzurum’da bir mantık küpü ile karşı karşıya geldim’ diyerek bizden bahsetmiş. Aradan bir zaman geçti, Risale-i Nur aleyhine yazılar yazmaya başladı. Bugün gazetesinde Üstad’ın Tarihçe-i Hayat’ta savaşta ölen Hıristiyan gençlerin de masum olduğunu söyleyen yazısından yakalamış. Ona bize uymuyor diyor.”

Necip Fazıl’la 2. kez görüştük

Mehmet Kırkıncı Hoca, merhum Üstad Necip Fazıl Bey ile ikinci görüşmesini ise şöyle anlattı: ”Zübeyir Abi; ‘Necip Fazıl’dan randevu aldık beraber gideceğiz’ dedi. Evine gittik. Öyle bir evi var ki padişahın bile öyle olmaz. Necip Bey o gün gitti Tarihçe-i Hayat’ı aldı geldi. Üstadımızın o cümlesini bize okudu. ‘Bu’, dedi ‘bizim itikadımıza aykırıdır.’ Dedim ki: ‘Bizim Üstadımız Eşaridir, İmam Eşari’ye göre Peygamber gitmeyen bir kavim masumdur.’ İlgili ayeti okudum. ‘Ha teşekkür ederim’ dedi. Ertesi gün nurculardan bir grup geldi diye yazı yazdı, o zaman işi bizim lehimize döndürdü.”Mehmet Kırkıncı Hoca

Merhum Özal akıllı adamdı

Mehmet Güllük Bey’in merhum Turgut Özal’la ilgili sorusu üzerine merhum Özal’ın akıllı bir adam olduğunu ifade eden Kırkıncı Hoca; “Merhum Özal benimle çok istişare ederdi. Ona diyeceklerimizi derdik. Bir gün bana dedi ki; ‘Bu beş yüz milletvekili içinde 15 kişi benim düşündüğüm gibi düşünmüyor, bunlarla bu gemiyi nasıl götüreceğiz?’”

Oyumuzu Erbakan’a vermemizi istediler

Mehmet Güllük Bey’in Kırkıncı Hoca’ya sorduğu sorulardan birisi de Mısır’daki ihvan hareketi ile olan görüşmesiydi. İhvan-ı Müslimin’in reislerinden birisinin bir seçim arefesinde Türkiye’ye geldiğini ve bir evde toplantı düzenlediğini söyleyen Kırkıncı Hoca, o toplantıda olanları şöyle nakletti: “O reis bize dedi ki; ‘Oylarınızı Necmettin Bey’e vereceksiniz, orada toplanacaksınız.’ Bunun üzerine orada bulunan Sungur Abi’nin rengi kaçtı. Bir saatten fazla onu dinledikten sonra ona dedim ki; ‘Siz beni bir dinleyin. Keşke söze şöyle başlasaydınız, biz İhvan-ı Müslimin olarak hizmeti böyle düşünüyoruz, ya siz nasıl düşünüyorsunuz? Bunu bize bir sorsaydınız. Bizim yolumuz siyaset ve silah hareketi değil, irşat hareketi. Bizim sermayemiz Risale-i Nur. Biz onlar ile gençleri kazanacağız.’ Sonra da işte Risale-i Nurdan bir bölüm okudum.”

Erzurumlular latifeden anlar

Malumunuz olduğu üzere Erzurumluların geniş bir latife kültürü vardır. Erzurumlu hocalar da bu kültürden nasibini almışlardır. Kırkıncı Hoca 27 Mayıs darbesiyle ilgili bir hatırasını şöyle latifeli bir şekilde anlattı: “27 Mayıs 1960 ihtilalinde tutukladılar ve kampa aldılar. Darbeden bir hafta sonra bizi Sivas’a sürdüler, koğuşlara yerleştirdiler. 185 kişi orada tutukluyduk. Bunlardan 16’sı nur talebesiydi. Yaz günüydü, herkes kampta top oynuyor, geziyor. Dedim ki: ‘Arkadaşlar, böyle top oynamayla gezmeyle olmaz, gelin namaza başlayalım, Allah’a yalvaralım.’ Çok insanlar namaza başladı. Koğuşun birinde Demokrat Parti mensubu Tuncelililer vardı. Onlar Tunceli’nin ileri gelenleri idi. Biz onlarla birlikte kaldık. Biz namaz kılıyoruz, onlar yatıyorlar. ‘Niye namaz kılmıyorsunuz?’ dedim. ‘Bizim namazlarımız kılınmış’ dedi. Dedim; ‘İyi etmiş tamam da kim kılmış?’ Dediler ki; ‘Hz Ali kılmış.’ Dedim ki; ‘Keşke sormasaydım size kim kılmış diye… Ben Hz Ali’yi o kadar çok severdim ki Tuncelilerin namazını kılmış da Erzurumluların namazını niye kılmamış?’ Tunceliler namaza başladı, kamp şaşırdı. Orada altı ay Risale-i Nur anlattık.”

Fethullah Hocayı iyi bilirim

Son olarak Mehmet Kırkıncı Hoca Fethullah Gülen Hocaefendi ile olan münasebetini şöyle anlattı: “Fethullah Hocaefendi’nin hocası Osman Bektaş Hoca vardı, çok büyük bir âlimdi. Fethullah Hocaefendi ondan ders okuyordu. Fethullah Hoca on altı yaşında bir delikanlıydı, bir gün bizim medresemize geldi. Bir soru sordu, ona cevap verdim. Risale-i Nurlardan bahsettim. ‘Her akşam Murat Paşa Camii’nin medresesinde ders okuyoruz, istersen gel bir dinle’ dedim. ‘Beni bu Çarşamba günü götür’ dedi. Çarşamba günü aldım götürdüm. O gün 11. Lema okundu. O da dinledi. Bir gün sonra görüştük. Bana dedi ki: ‘Hocam senden sonra eve gittim, iki rekat namaz kıldım. Namazdan sonra Allah’a yalvardım, sonra bir rüya gördüm.’ O rüyayı ben şimdi unuttum yani. O günden sonra 1954’ten 1962’ye kadar Kümbet Medresesi’nde beraber kaldık. Beraber yedik, beraber içtik. Namazlarımızı o kıldırırdı. Sonra dersimizi de o okurdu. Öyle güzel ders okurdu ki; bir bakardım gözlerinden oluk oluk yaşlar dökülürdü. O zaman yine her gece teheccüdü var idi. Harika bir insandı, bulunmaz bir insandı. Her geçen gün ona muhabbetim arttı yani.”

Kırkıncı Hoca ne derse yaparım

Kırkıncı Hoca’nın konuşmasının ardından hasta olmasına rağmen tekerlekli sandalye üzerinde orada bulunan yazar Hekimoğlu İsmail Bey şunları söyledi: “Bendeniz Kırkıncı Hocamın talebesiyim. Ne derse baş üstüne derim, ne derse onun dediğini yaparım. Onun kitapları her türlü soruma cevap veriyor. Sağlıklı olsam Hocamın yanından ayrılmam ama yürüyemiyorum.”

Mehmet FırıncıKader üzerine yazdığı kitabı harika

Hekimoğlu İsmail Bey’den sonra Üstadın talebelerinden mütevazılığı ve yumuşak huyluluğu ile bilinen Mehmet Fırıncı Hoca kısa bir konuşma yaptı. Şöyle dedi: “Kırkıncı Hocanın Kader Risalesini şerh bağlamında yazdığı eserden hakikaten çok istifade ettim. Bu kitap İngilizceye çevrildi. Bir gün Sözler Yayınevi’ne bir Amerikalı şoför geldi, bu kitaptan bin tane istedi. Dedim ‘ne yapacaksınız bin taneyi.’ ‘Buna herkesin ihtiyacı var’ dedi. Müslümanların içinden çıkamadıkları bu meseleyi bu kitap çok güzel izah ediyor. Sonra; ‘Bize bu kitabı Amerika’da basmamıza izin verir misiniz’ dedi. Dedim; ‘Kırkıncı Hocama sormadık ama bana göre basın gitsin.’ Daha da gelmedi, demek ki orada bastılar.”

Yalçıntaş Hocamız çok vefalı

Programa katılanlardan birisi de Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş Hocamızdı. Hocamız da maşallah nerede bir Müslüman büyük anılıyorsa oraya iştirak etmeye gayret ediyor. Hem ilim adamı olarak hem de bir siyasetçi olarak Hocamızı bu tür toplantılarda görmek bizim için de çok memnuniyet verici. Çünkü böyle vefa ehli çok az siyasetçimiz var. Nevzat Yalçıntaş Hocamız, Kırkıncı Hoca ile ilgili şu tespitleri yaptı: “Ülkemizde bir olay cereyan ettiği zaman o olay manevi hayatla alakalı bir şeyse Kırkıncı Hocamız o konuda mutlaka bir şey söylemiş ve yazmıştır. TRT hakkında bendenize de fikirlerini göndermişti. O fikirler elimize geçer geçmez derhal hayata geçirmek için teşebbüste bulunduk. Hocamızın yazdıklarının bir bereketi vardı, mutlaka sonuç alınıyordu.”

Geçen sene Erzurum’a üniversitenin bir programına katılmak için gittiğini ifade eden Nevzat Yalçıntaş Hoca, oradaki akademisyen arkadaşlara ilk sorusunun “Hocamızı ne zaman göreceğim” sorusu olduğunu ifade etti. Kırkıncı Hocayı her Erzurum’a gittiğinde heyecanla ziyaret etmek istediğini söyleyen Nevzat Yalçıntaş Hoca sözlerini şöyle bitirdi: “Benim en büyük kazançlarımdan birisi onunla birlikte oturup sohbet etme imkânına sahip olmam olmuştur. Hal ehli ile oturup kalkmamda ne hissediyorsam aynı hisleri hocamla birlikte olduğum zamanlar da hissediyorum.”Mehmet Kırkıncı Hoca

Mehmet Şevket Eygi: “İslam’ı Erzurumlulardan öğrendim”

Son olarak gazeteci yazar muhterem Mehmet Şevket Eygi Bey büyüğümüz de kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasında şunları söyledi: “50’li yılların sonunda Erzurum’a Müslüman olarak gittim ama orada insanlığı ve İslam’ı daha iyi öğrendim. Nur talebeleri ile tanıştık orada… Kırkıncı Hocaefendi ile tanıştık… Onun sohbetlerinden çok istifade ettik. Erzurum’un hakiki dindarları çoktu; onlar gerçekten mütedeyyin insanlardı. Çok kanaatkâr insanlardı. Kur’an’a, sünnete, ahkam-ı İslamiye’ye son derece bağlı idiler. Kırkıncı Hocaefendi’nin sohbetlerinde bazen gençliğin heyecanıyla aşırı şeyler söylediğim zamanlar olurdu, o sabırla bunları düzeltirdi. Fethullah Gülen Hocaefendi o zaman genç bir molla idi, onunla da tanışmıştık. Erzurum’a ve Kırkıncı Hocaefendiye müteşekkir ve minnettarım.”

Bu güzel programın sonunda Mehmet Güllük Bey, Dursun Gürlek Hocamız ve Mehmet Kırkıncı Hocaefendi ile birlikte yukarı kattaki mescitte beraber namazlarımızı kılmak nasip oldu. ‘Farzların riyası olmaz’ hükmünce bu bahtiyar dakikaları da not düşmüş olalım. Programın çıkışında ise Mehmet Şevket Eygi Bey büyüğümüz ile güzel bir mekânda oturup sohbet etmek nasip oldu. İnşallah bu sohbetin detaylarını da anlatacağız.

 

Aydın Başar haber verdi


  • Google'a kaydet
  • digg'e kaydet
  • delicious'a kaydet
  • FriendFeed'de paylas
  • facebook'ta paylas
  • Haberi Paylaş
  • Yazdır
  • Arkadaşıma Gönder
YORUMLAR
maviye
Ahmet Can
Azıcık aklı ve insafı olan, onlarla konuşan nur talebelerinin ırkçılıkla zerre kadar alakasının olmadığını bilir. Ayrıca Risale-i Nur'ların orijinal yazma nüshaları meydandadır. Tahrif edilmeleri mümkün değildir. Sadeleştirmeyi kastediyorsanız o başka bir mesele. Sadece bir grup bunu yapmaya çalışıyor. Lütfen azıcık insaflı, vicdanlı ve iyi niyetli olalım...
21/10/2012, 02:32
tahrif
mavi
keşke bunlar ırkçılıkta yapmasalar....bir de sormak lazım gelir: risale-i nurda neden tahrif yaptıklarını bir açıklasalar...gerçi onunda açıklaması var...maslahat gereği....
15/10/2012, 12:54









ANKET

Sizce İstanbul'un nesi ilham verici?

Anket sonuçlarını görmek için tıklayınız...
Anket sonuçları getiriliyor. Bekleyiniz...

dunyabizim.com on Facebook