En Çok Okunanlar
Son Yorumlananlar
Namaz Vakitleri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mısır'da bir taş ustasının elini öpecektim
Mısır'da bir taş ustasının elini öpecektim

Kahire’de usta bir zanaatkara tevafuk eden Yusuf Selman kardeşimiz anlatıyor.
Güncelleme: 12:00, 31 Ekim 2011 Pazartesi

Sizlere Kahire’de Khan El Khalili’de karşılaştığım bir gümüş ustasından bahsetmek istiyorum. Ülkemizde de gittikçe sayıları azalan ve fabrikasyon üretimin karşısında duramayan el işçilerimizle Mısır’dakiler de gördüğüm kadarıyla aynı kaderi paylaşıyorlar. Ancak tesadüf veya tevafuk neticesinde bu sayıları azalan zanaatkarlardan biriyle tanışmak ve işini icra ederken onu müşahade etmek şansına sahip oldum. Bahsettiğim kişi bu mesleği babasından devralan ve oğluna da öğreten doğma büyüme Kahireli bir üstad…

Zemalik’den Khan El Khalili’ye

Temmuz ayının son demlerinde Kahire’nin sıcak sokaklarında dolaşırken meşhur Khan El Khalili çarşısına gitmeye karar verdim. Yanımdaki arkadaşıma söylediğimde o biraz daha sonra geleceğini söyledi ve Hüseyin camiinin önünde buluşmak üzere ayrıldık. Zemalik’ten çevirdiğim bir taksiye bindim. Elbette önce sıkı bir pazarlık yaptık. Şöförün 20 Cuni (cüneyh) isteğine ben 10 Cuni veririm diyerek karşılık verdim. Ardından 15 Cuni’de karar kıldık. Kahire’nin kaldığım 10 günlük zaman zarfında hiç bitmeyen trafiğinin ve keşmekeşinin içinde Ümmü Gülsüm ve diğer adını bilmediğim ancak benzer tarzda eserler icra eden Mısırlı sanatçıları radyodan dinleyerek yolumuza devam ettik.

Şöförün hiç İngilizce bilmemesi, benimse sadece pazarlık edecek kadar Arapça bilmem neticesinde hiç konuşmadan, sadece korna ve bağrışmaları duyarak ilerledik. Trafiğin olmaması durumunda ki öyle bir durum var mı bilmiyorum, 15 dakika içerisinde rahatlıkla varılacak olan menzilimize 45 dakikada vardık. Hüseyin Camii ile Ezher Camiinin arasında taksiyi durdurup, 15 Cuni çıkardım verdim. Şöförün ‘bahşiş, bahşiş’ sözlerine pek aldırış etmeden ‘meassalame’ diyerek indim ve kalabalığın içinden Khan El Khalili’ye doğru ilerledim. İmam-ı Hüseyin (ra) Efendimiz’in mübarek türbesinin içinde bulunduğu Hüseyin Camiinde ikindi namazını eda edip, türbede niyaz ettikten sonra camiinin önünde hengameyi seyrederken arkadaşımı beklemeye koyuldum. Caminin önünde epey büyük bir alan mevcut ve bu alan seyyar satıcılar, lokantalar, nargilecilerle dolu. İnsanlar buralarda oturuyor, sohbet ediyor. Meydanda devamlı olarak bir uğultu, gürültü ve kaos durumu hakim. İmam-ı Hüseyin Efendimiz’in türbesinde sinezan okuyan kadınların sesleri, dilencilerin yakarışları, çocukların cıvıltısı, hanutçuluk yapan nargilecilerin bağırışları, korna sesleri… Tüm bu sesler arasında zamanla bir ahenk yakalamak ve tefekküre dalmak mümkün.

Khan el-Khalili ve ustamız Khan el-Khalili'de bir gümüş ustası

Arkadaşımın gelmesiyle birlikte çarşının iç kısımlarında dolaşmaya başladık. Değerli taş ve tesbih satan bir dükkana girip biraz alış veriş yaptık. Arkadaşımın aldığı bir taşı gümüşün içine oturtmak gerekiyordu. Tezgahtar bize bu işi yapan bir ustayı bildiğini söyledi. Khan El Khalili’nin daracık sokaklarından ve hanların içinden ilerleyerek bir yere çıktık. Ardından daracık merdivenlerden yavaş yavaş yukarıya doğru tırmandık. Tırmandık diyorum, çünkü o denli dardı. Ardından vardığımız katta gördük ki, bir sürü atölye… Gümüş ve Mısır turkuazından kolye, bileklik yapılmakta. Koridorlardan ilerleyerek bir dükkana geldik. Ancak dükkan dediğime aldırış etmeyin. Tahminim 10 - 15 metrekarelik bir alanda, bir masa 3 sandalye ve birkaç alet vardı. Tezgahtar bizi zanaatkar ustamızla tanıştırdı ve babası olduğunu söyledi. Usta İngilizce bilmediği için muhabbet edemedik, ancak kendisini izlememiz için izin istedik, o da bizleri kırmadı.

Dükkandaki masanın üzerinde babasının resmi, ayet el kürsi, hilal ile haçın iç içe olduğu bir magnet ki Mısır’da buna çok fazla rastladım, yan tarafta bir Kuran-ı Kerim, birkaç kitap, televizyon kumandaları, alet edavat, epey uzun bir zaman önce yazılmış olduğu anlaşılan tam olarak da ne olduğunu çözemediğim masaya yapıştırılmış sararmış bir kağıt üzerinde bir dua… Dükkanı bu şekilde incelerken yan taraftaki camiden gelen Kuran-ı Kerim tilaveti de ruhumuzu şenlendiriyordu. Usta bize çay ısmarladıktan sonra masasının başına geçti. Önce taşı alıp bir kenara koydu. Ardından bir çekmece açtı ki içinde bir dünya var… Oradan bir tel aldı. Başta ne olduğunu anlamadığım telin sonradan gümüş olduğunu bir suya batırıp çıkarınca renginin parlamasından anladım. Bir alet vasıtasıyla yaktığı ateş sayesinde teli kızdırıp şekil verebileceği bir hale getirdi. Ateşin altından yeni aldığı teli elleriyle tutması, çok da genç olmayan yaşına karşın el çabukluğu ile aletleri kullanabilmesi oldukça ilginçti. Ardından eliyle ve bir alet yardımıyla büküp tam taşın etrafını saracak vaziyete getirdiği gümüş telin içine taş nasıl girecek, derken ne olduğunu anlamadan taşı oraya oturtuverdi. Biz yaklaşık yarım saat içinde kararmış bir gümüş teli nasıl oldu da büküp, parlatıp o taşın etrafına sardırdı diye düşünürken, gümüşün üzerine bir madde ile küçük noktalar bırakarak taşın etrafını yer yer ışıkta parlayacak hale getirdi.

Mısırlılar genel olarak sıcak kanlı insanlar… Ustamız da bize oldukça samimi davrandı ve yaptığı el işçiliğine göre çok az bir ücret aldı. Sanatını icra ederken bize bol bol tebessüm dağıtan ustamızın elini öpmeye yeltendik, ancak izin vermedi. Sarılıp, selamlaşarak handan çıktık. Bir süre yolumuzu bulmak için çabaladıysak da, sora sora Bağdat bulunur sözünün doğruluğunu bir kez daha teyit ettik.

 

Yusuf Selman İnanç gezdi ve yazdı


YORUMLAR
khan el khalili degil
halit kahraba
Guze kardesim, keske ingilizcesi degilde Han el Halili seklinde yazsaydin
01/11/2011, 08:59
dunyabizim.com on Facebook