, 15 Aralık 2017
Eyüp'ün Gayrimüslim Sakinleri ve Kiliseleri

2385

Eyüp'ün Gayrimüslim Sakinleri ve Kiliseleri

Reşat Ekrem Koçu, Eyüp kasabasında yüzyıllar boyunca gayrimüslimlerin de oturduğunu, Bulgarların sütçülükle ve bahçivanlıkla, Ermenilerin de türlü zenaatla uğraştıklarını anlatır. Nidayi Sevim, Eyüp'ün gayrimüslim sakinlerini ve Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi ve Surp Yeğya Ermeni Kilisesi’ni yazdı.

İlgili Yazılar
Haziresinde Beş Osmanlı Şeyhü l-İsl mı Barındıran Mescid
Haziresinde Beş Osmanlı Şeyhü’l-İslâmı Barındıran Mescid

Osmanlı Şeyhü’l-İslâmlarının 26’sı Eyüp Sultan’da medfun... Eyüp Sultan semtine defnedilen Şeyhü’l-İslâmların ilki Alâeddin Arabî Efendi’dir. En meşhuru ve gözler önünde olanı ise fetvaları ile ünlü, Kanuni döneminin kudretli ismi Ebussuud Efendi’dir. Nidayi Sevim yazdı.
25/05/2017 08:08
Nüfuz Sahibi Bir Hanım Şair Hubbi Hatun
Nüfuz Sahibi Bir Hanım Şair: Hubbi Hatun

Hubbî Hatun, Sultan II. Selim ve III. Murad devrinin şuara tezkirelerine geçmiş kadın şairlerin en bilineni olarak gösterilir. Şairliği yanında iyilikseverliğiyle de ün yapmış. Nidayi Sevim, Ayşe Hubbi Hatun'u ve Eyüp'teki türbesini yazdı.
10/09/2017 08:08
Osmanlı'da En Uzun Süre Bahriye Nazırlığı Yapan Paşa
Osmanlı'da En Uzun Süre Bahriye Nazırlığı Yapan Paşa

Hasan Hüsnü Paşa 12 Ocak 1881 ve 3 Aralık 1882 tarihleri olmak üzere Sultan II. Abdülhamid döneminde iki defa Bahriye Nazırlığı yapmıştır. İkinci defa getirildiği görevden 27 Temmuz 1903 tarihindeki vefatı ile ayrılmıştı. Bahriye Nazırlığı görevinde en uzun süre (23 yıl) bulunmuş kişidir.
03/08/2017 11:11
Piyer Loti 'Türk Dostu' da Al eddin Arab Efendi 'Türk
Piyer Loti 'Türk Dostu' da Alâeddin Arabî Efendi 'Türk Düşmanı' mıydı?!

Osmanlının yedinci şeyhülislamı olan Alâeddin Arabî Efendi, aynı zamanda Eyüp Sultan mezarlığına defnedilen ilk Osmanlı şeyhülislamıdır. Refakatçiniz, rehberiniz, elinizde bir krokiniz olmasa burada bir kabrin, hatta bir şeyhülislamın medfun olduğunu katiyen anlayamazsınız ve mezarını da bulamazsınız. Türbeden Alâeddin Arabî Efendi’ye dair ne bir kitabe ne de iz kalmış. Nidayi Sevim yazdı.
22/03/2017 08:08
Zevki Kadın'ın Kayıp Namazg hı ve Kıble Taşı
Zevki Kadın'ın Kayıp Namazgâhı ve Kıble Taşı

Zevki Kadın Namazgâh-Kıble Taşı daha evvelki yerinden kaldırılarak Eyüp Sultan'da bir mezarın kırık taşının yerine monte edilmiş. Sonradan beton yapıştırıcı ile monte edildiği hemen fark ediliyor. Nidayi Sevim yazdı.
12/02/2017 11:11
Giritli Miralay Hasan Bey'in Dönüp Dönüp Bakılası Mezartaşı
Giritli Miralay Hasan Bey'in Dönüp Dönüp Bakılası Mezartaşı

Mezarların içerisinde özellikle bir tanesi var ki, insanın yoldan geçerken dönüp dönüp bakası geliyor. Bu, bakıldığı zaman bir denizciye ait olduğu hemen fark edilen Giritli Miralay Hasan Bey’in yelkenli mezarıdır. Nidayi Sevim yazdı.
16/12/2016 10:10

İstanbul’un fethinden hemen sonra Fatih Sultan Mehmed Han, şehri imar faaliyetlerine girişmiş, konusunda uzman isimler imparatorluğun dört bir yanından davet edilerek bunlardan istifade dilmiştir. Eğitim, bilim ve sanat konularında da aynı yöntem izlenmiş, kararlar alınmış ve tek tek uygulamaya konulmuştur. İstanbul’un dört kadılığından biri de Eyüp Sultan’da oluşturulmuştu. Diğer kadılıklar bilindiği üzere Suriçi, Üsküdar ve Galata’da idi.

Fethin ilham kaynağı olması vesilesiyle surların dışında, Haliç’e yakın bir konumda Halid Bin Zeyd Ebu Eyyub el-Ensari hazretleri adına bir türbe inşa edilmiş, etrafında külliye oluşturulmuştu. Türbenin yeri Akşemseddin hazretleri tarafından keşfedilmişti. Başta Bursa olmak üzere Anadolu’nun pek çok bölgesinden Müslüman aileler buraya davet edilmiş ve iskânları sağlanmıştı. Fatih, Eyüp Sultan semtini katıksız bir Osmanlı-İslam şehri olarak tasavvur ediyordu. Bunun için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı. Bu minvalde hocası Akşemseddin hazretlerine de burada ikamet etmesi hususunda ricada bulunmuştu. Hakikaten burası bugün dahi bu izleri ziyadesiyle taşımaktadır.

Evliya Çelebi’nin Eyüp tasviri

Osmanlı insanı hayattayken buranın manevi havasından istifade ettiği gibi öldükten sonra da buraya defnedilmeyi arzulamıştı. Eyüp Sultan bu teveccüh neticesinde adeta bir mezarlıklar şehrine dönüşmüştür. Padişahlar, hanım sultanlar, şehzadeler, sadrazamlar, vezirler, önemli devlet adamları, şeyh efendiler, sanatkârlar ve dervişler tarihi Eyüp Sultan mezarlıklarında önemli bir yekûn oluşturur.

Evliya Çelebi, 1630’larda, Haliç üzerinde Defterdar Camii’ne kadar olan bölgeyi tasvir ile düzlükteki Çömlekçiler Mahallesi’nde bağlı-bahçeli kat kat hoş manzaralı 1000 kadar evden, birçok konak ve bostanın varlığından söz eder. Yine Evliya Çelebi’ye göre bu mahallede 300 dükkânlı çarşıdan başka 250 çanak çömlekçi dükkânı vardır. Çömlek fırınları ve atölyelerinde çanak-çömlek, testi, tabak, yağ, bal ve su kapları, her türlü oyuncak imalatı söz konusudur. Bahçe ve bostanları, şehzade ve sultan hanımlarına ait konakları, saraya kar sağlayan kar kuyularını özellikle belirtmiştir. Ayrıca Çelebi, Eyüp Sultan semtini tarif ederken şöyle diyor: “Eyüp Sultan şehrinin suyu, havası, kadın ve erkeklerinin güzelliği methedilir. Ayan ve eşrafı çoktur. Halkının çoğunu bilginler meydana getirir. Eyüp Sultan şehrinin has ekmeği, kaymağı, yoğurdu, şeftalisi ve kayısısı meşhurdur. Eyüp Sultan Camii avlusundaki çınar ağaçlarına yuva yapan leylekler, her sene başlarından ikişer tel tüyü baştanbaşa nurlu Eyüp Sultan Camii kubbesi üzerine bırakarak hediye ederler.

Eyüp’ün gayrimüslim sakinleri

Fethin ilerleyen yıllarında Eyüp semtinin nüfus yapısında bazı değişiklikler de meydana gelmiştir. Savaş yıllarında çevrede bulunan 160 köyün boşalması sebebiyle bağ-bahçe ve çiftçilik işlerini yapacak insan gücü noktasında sıkıntılar yaşanmakta idi. Bu sıkıntı Doğu Anadolu’dan ve Balkan ülkelerinden getirilen gayrimüslimler marifetiyle çözülmek istenmişti. Daha ziyade Bulgar ve Arnavut kökenli gayrimüslimler bu köylerde istihdam edildi. Zamanla Eyüp Sultan semtinin yakın çevresinde de gayrimüslim çalışanlar ve ailelerinden oluşan bir nüfus kitlesi oluştu. 16 yüzyıldan itibaren burada artık hatırı sayılır miktarda bir gayrimüslim nüfus yaşamaktaydı. Dr. Elmon Hançer, Eyüp Sempozyumları çerçevesinde sunduğu bildiride Kömürcüyan ve Hovhannesyan’a atıfla Eyüp semtinde Bulgar ve Ermenilerin yaşadığını zikreder. Reşat Ekrem Koçu, Eyüp kasabasında yüzyıllar boyunca gayrimüslimlerin de oturduğunu, Bulgarların sütçülükle ve bahçivanlıkla, Ermenilerin de türlü zenaatla uğraştıklarını anlatır. Torkomyan da İstanbullu Ermeni ailelerin, 20. yy başında ününü hâlâ koruyan Eyüp bahçelerinde yetiştirilen kokulu güllerden reçeller hazırlandığını dile getirir.

Eyüp’teki kiliseler yapılana kadar gayrimüslim cemaat dini törenlerini Ayvansaray civarındaki kiliselerde icra ediyordu. Arşiv belgelerinde gayrimüslimlerin zamanla eğlence işleriyle uğraştıkları, bazı adab-ı muaşerat kurallarına uymadıkları ve Müslümanları incittikleri, bu sebeple Eyüp Sultan semtinden gönderilmelerini talep eden dilekçelere rastlanıyor. Ancak bu şikâyetlerden o günkü koşullarda netice alınıp alınmadığını tam olarak bilemiyoruz. Belki nasihat ve telkinlerle bu şikâyetlere konu olan tatsızlıkların önüne geçildiği ve bir anlaşma sağlandığı söylenebilir. Gerçek şu ki bugün Eyüp semtinde bulunan iki kilise öyle ya da böyle gayrimüslim cemaatin o günlerden bu günlere bir şekilde varlığını koruyarak geldiğini bize bildirmektedir.

Daracık sokakların arasında gösterişsiz sıradan yapılar

Bu kiliselerin ilki Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi’dir. İslambey Mahallesinde, Kanun Sokağının karşısında, yüksek bir set üzerindedir. Cuma Pazarının hemen arka kısmında yer alır. Elmon Hançer’in verdiği bilgilere göre: “Surp Asdvadzadzin Kilisesi'nin 17. yüzyılın ikinci yarısında inşa edildiği sanılmaktadır. Daha önce kilisenin yerinde bulunan küçük ahşap kilise 1785'te kısmen yıkılsa da, kalan kısımda ayin yapılmaya devam edilir. Kilise, Kırkçeşme Türbeleri'nin inşasında çalışan Ermeni yapı ustalarının ibadet edebilmeleri için, 1812 yılında ahşap olarak yeniden yaptırılır ancak zamanla harap olur. Halen kilisede bulunan bir kitabe, Surp Asdvadzadzin Kilisesi'nin 1827 yılında Dadyan ailesinin desteğiyle inşa edildiğini ve 1926'da Episkopos Sımpad Kazazyan'ın girişimiyle onarıldığını belgelemektedir. 1840'lı yıllarda iki kez daha onarılan kilise, 1855'te kâgir olarak yeniden inşa edilir…

İkincisi ise Surp Yeğya Ermeni Kilisesi’dir. Nişanca Mahallesinde, Karayel Sokağı üzerinde ve Kâhya çıkmazının karşısındadır. Murad-ı Buhari Tekkesi ile Pir Abdul Mecid Sivasi Türbesi arasında kalır. Eyüp Sultan ilçe merkezini kuşbakışı seyreder. Mehmet Nermi Haskan, kilise avlusundaki bir binanın kapısı üzerinde 1832 tarihinde yapıldığını belirten Ermenice bir kitabenin varlığından söz eder. Teyit edemediğimiz bir rivayete göre bu kilisenin ilk yapım tarihi Kanuni dönemine rastlar. Haskan, ayrıca F.C. İnciyan’a atıfla burada daha evvel bir kilisenin var olduğunu ve 1766 tarihinde kaldırıldığını, 1800 senesinde alınan fermanla yeniden yapıldığı zikreder. 1832 tarihli kitabe, yenileme kitabesi olmalıdır. Yapı, 1851'de kısmen onarılmış, son olarak da 1995'te restore edilmiştir.

Her iki kilise de özel bir şekilde ziyaret edilmediği takdirde bulunacak, görülecek bir yerde değildir. Daracık sokakların arasında gösterişsiz sıradan yapılardır. Ancak bütün Ermeni kiliselerinde olduğu gibi buradaki kiliseler de kale gibi yüksek duvarlarla çevrilidir. Yapıların içerisine girebilme şansımız olmadığı için fazlaca malumat sahibi olamadık. Dışarıdan birkaç fotoğraf çekmekle yetindik. Daha doğrusu belki müsaade isteyip içeriye girebilirdim lakin bura sakinlerini rahatsız edebilirim endişesiyle bu düşüncemden vazgeçtim. Bu arada Surp Yeğya Kilisesi’nin arka kısmında kalan kapısına mahalleliler tarafından ip gerilip çamaşır kurutulması bizi ziyadesiyle üzdü. Bu komşuluk hukukuna hiç de uygun değil. Kaldı ki burası bir dini mekan!..

Kiliseler hâlâ faal mi?

Tarihi süreç içerisinde bu kiliselerin etrafında oluşan Ermeni cemaati kendi okullarını da kurmuştur. Ancak bunlar günümüze ulaşmamışlardır. Gayrimüslim nüfus Eyüp Sultan’da tarihi süreçte zaman zaman azalmış ve çoğalmıştır. Yukarıda zikrettiğimiz üzere yapılar defalarca yıkılıp yeniden yapılmış veya tamir edilmiştir. Bugün Eyüp semtinde Ermeni nüfusu var mıdır? Varsa ne kadardır? Kiliseler faal midir? Doğrusu bu konular hakkında elimizde ciddi ve somut bir bilgi yok. Ayrıca böyle bir yaklaşım uzun bir çalışma ve araştırmayı gerektirir. Bu sebeple biz bu yazımızda sadece fiziki ve tarihi bilgilere yer vermekle yetiniyoruz.

Osmanlı-İslam şehri olarak tasarlanan Eyüp Sultan semtinde yer alan bu iki Ermeni kilisesinin mimari değeri ne olursa olsun, yüzyıllardır varlığını sürdürmeleri birlikte yaşama kültürümüz açısından kuşkusuz önemlidir ve medeniyetimizde hoşgörünün, adaletin, barışın naif bir yansıması olarak karşımızda durmaktadır…

 

Nidayi Sevim






İlgili Konular