, 23 Mayıs 2018
Yerel Yönetimlerin Kültür ve Sanat Politikaları Nasıl Şekilleniyor

675

Yerel Yönetimlerin Kültür ve Sanat Politikaları Nasıl Şekilleniyor?

Son günlerde çokça gündeme gelen kültür politikaları tartışmalarına İLKE Derneği önemli bir katkı yaptı. Faruk Yaslıçimen tarafından hazırlanan 'Yerel Yönetimlerde Kültür Politikaları' raporunu yayınladı. Munise Şimşek, rapora dair yazdı.

İlgili Yazılar
İslam Ahlak Düşüncesi Projesi Nasıl Ortaya Çıktı Neler Yapıldı Yapılacak
İslam Ahlak Düşüncesi Projesi Nasıl Ortaya Çıktı? Neler Yapıldı/Yapılacak?

İLKE Derneği geçtiğimiz günlerde çok kapsamlı bir projeyi ilim dünyası ile paylaştı: İslam Ahlak Düşüncesi Projesi. 2013 yılında başlanan proje kapsamında şimdiye değin pek çok konuşma, panel, çalıştay düzenlendi; aynı zamanda hem bu konuşmalar kitaplaştırıldı hem de ahlak ilmine dair kitapların tahkikli neşirleri yapıldı. Projenin koordinatör yardımcısı Kübra Bilgin Tiryaki, proje hakkında Mehmet Erken'in sorularını cevapladı.
27/03/2017 10:10

İLKE Derneği, 15 Mayıs Salı akşamı, yerel yönetimlerin kültür-sanat politikaları üzerine önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Faruk Yaslıçimen, bir süredir üzerinde çalıştığı “Yerel Yönetimlerde Kültür Politikaları” raporu üzerine bir sunum yaptı. Sunumun ardından dinleyicilerin de katkısıyla raporun belirlediği başlıklar etrafında önemli bir fikir teatisi gerçekleşti.

Yerel yönetimlerin kültür politikalarına katkıları mevzuu dünya genelinde ciddi bir literatüre sahipken ülkemizde yapılan çalışmaların sayısı oldukça sınırlı. Bu sebeple Faruk Yaslıçimen tarafından hazırlanan ve İLKE Politika Notları’nın altıncısı olarak yayınlanan Yerel Yönetimlerde Kültür Politikaları raporu ilkler arasında yer alıyor.

Kısa fakat önemli bilgilerin paylaşıldığı raporu, Faruk Yaslıçimen’in sunumundan da hareketle şu şekilde özetlemek mümkün.

Yerel yönetimlerin kültür ve sanata verdikleri önem giderek artıyor

Rapora göre devletin kültür politikalarındaki yeri ve katkısı tartışmalı bir konu. Daha çok sol yönelimli çevrelerin ileri sürdüğü, devletin kültür ve sanat alanındaki çalışmalara katkısının sınırlı olması yönündeki görüş gözden düşmüş görünüyor. Çünkü devletin kültür-sanat alanına altyapı ve maddi destek sağlaması kaçınılmaz. Burada mesele “Az yönetmek değil, daha iyi yönetmektir.

Yaslıçimen; Türkiye’de yerel yönetimlerin kültür ve sanata verdikleri önemin son 20 yılda giderek arttığı tespitini yapıyor: “Bu sebeple de halkla doğrudan irtibatlı olan yerel yönetimler sundukları kültürel etkinlik arzı bakımından Türkiye’nin başlıca kültür politikası üreten kurumları haline geldiler. Ancak onların kültür politikaları konusunda yaşadıkları sorunlara ilişkin yapılan çalışmalar çok sınırlı. Dolayısıyla bu raporun amacı bu sorunları tespit ederek sorunlu noktalara yönelik bazı tavsiyelerde bulunmak.”

Kültür politikaları son yıllarda Türkiye’de ciddi bir gündem oluşturdu. Bu ortam zamanla daha ciddi tartışmalara ve çalışmalara zemin hazırlayacak. Ki, 2017 Mart’ında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından organize edilen 3. Milli Kültür Şurası ve geçtiğimiz günlerde İstanbul’a yönelik düzenlenen kültür çalıştayı bu konuda önemli bir eşiğe geldiğimizi gösteriyor.”

Faruk Yaslıçimen, raporda yerel yönetimlerin kültür politikaları alanında tespit ettiği problemleri şu şekilde ele alıyor:

Kamu İhale Kanunu ve kültür sanatın ihale edilmesi

Yerel yönetimler kültür hizmeti alımını ihale etmek suretiyle bir şirkete devrederler. Bu alandaki suiistimali önlemek amacıyla çıkartılan Kamu İhale Kanunu’nun bazı eksikleri mevcut. Bu kanunla kültür-sanat işleri, herhangi bir mal alımıyla aynı kefeye konulmaktadır. Bu ise yapılan işin tabiatına uygun değildir. Bu durum kültürel ve sanatsal faaliyetlerin özgünlük imkânını daraltmakta ve tek-tipleştirmektedir. Söz konusu kanunun kısıtlayıcı yönlerinden biri de, yerel yönetimlerin ihtiyaç duydukları AR-Ge çalışmalarına kaynak ayırmalarına sorun çıkarmasıdır.

Koordinasyon sorunu

Sahadaki aktör ve etkinlik sayısının çok fazla olması koordinasyon problemine yol açmaktadır. Mesela belediyelerin kültür daire başkanlıkları ya da kültür müdürlükleri, ilçelerin kültür müdürlükleri, belediye meclislerindeki kültür komisyonları ile Kültür ve Turizm Bakanlığı çatısı altında çalışan il özel idarelerinin kültür müdürlükleri aynı sahada hizmet vermekte. Bu sebeple eşzamanlı olarak aynı alanda çalışan çok sayıdaki aktörün faaliyetlerinde çakışmalar yaşanmakta. Benzer faaliyetler farklı kurumlar tarafından tekrar edilmektedir.

Bu kurumlar arasında koordinasyon sağlanması halinde etkinlik sayısı azaltılıp nitelikli, kapsamlı ve yüksek bütçe gerektiren çalışmaların yapılabilmesine imkan doğabilir. Ayrıca bu konuda yerel yönetimlerin özel sektörle sağlayacağı paylaşım çok önemli. Katılımcı kültür politikaları üretebilmek için her alanda faaliyet gösteren mevcut aktörler arasında da bir koordinasyon sağlanmalı.

Kültür-sanat faaliyetlerinin içerik belirleme ve karar verme süreçleri

Her şeyden önce “kültürün değeri ve hangi alanın desteklenmeyi hak ettiği” konusu her zaman tartışmaya açık bir mesele olacak. Kültürel etkinlik üreten yerel yönetimlerin ömrü seçimlerle sınırlı. Bu da kültür politikalarının sürdürülebilirliği meselesini gündeme getiriyor. Ayrıca aynı sebepten dolayı belediyeler popüler içeriğe ağırlık veriyorlar. Bununla birlikte kültür-sanat alanında homojenlik de söz konusu değil. Türkiye’nin kültürel panoraması çok renkli ve mahalle içlerinde bile büyük farklılıklar gösterebiliyor.

Yerel yönetimlerde kültür politikalarının belirlenmesinde başkanlar, başkan yardımcıları, daire başkanlıkları ve ilgili müdürlükler belirleyici oluyor. Ancak bütün bunlar belediye başkanının siyasi pozisyonuna, kültürel ufkuna ve vizyonuna göre şekilleniyor.

Kültür-sanat politikalarının kalıcı ve devamlı olabilmesi için daha katılımcı ve muhatap odaklı hazırlanması gerekiyor. Bu açıdan da danışman niteliğinde hizmet veren üst kurullar devreye sokulabilir.

Muhatap odaklı kültür politikaları

Türkiye’nin kültürel renkliliği ve çeşitliliği düşünülürse özellikle metropoller için üretilen kültür politikalarında bunun dikkate alınması gerekmektedir. Bu sebeple kültürel etkinliklerin sunulacağı kitleye göre şekillenmesi, yani muhatap odaklı olması şarttır. Kültür merkezlerindeki faaliyetler bölgenin sosyo-kültürel ihtiyaçlarına göre şekillenmeli, yine altyapı yatırımları da buna göre yapılmalıdır. Büyük bir opera salonu Kadıköy’de rağbet görse de Anadolu şehirlerinde aynı ilgiye muhatap olamayabilir.

Çok amaçlı kültür merkezleri ve sürdürülebilirlik

Yerel yönetimlerin kültür politikalarına ayırdığı bütçenin büyük bir kısmı hâlâ altyapı çalışmalarına gidiyor. Bunlar arasında kültür merkezlerinin inşası önemli bir yer tutuyor. Bu sebeple kültür merkezlerinin ihtiyaç odaklı bir anlayışla inşa edilmesi gerekiyor. Diğer taraftan bunların çok amaçlı tasarlanmaları kullanım açısından işlevsel olduğu anlamına gelmiyor. Bu özellik devasa kültür merkezlerini kullanışsız hale getirebiliyor. Yine ebru, hat ve tezhibin aynı salonlarda aynı masalarda yapılması problemli. İnşa edilirken bu tür ayrıntıların gözetilmesi gerekiyor.

Bilgi Evleri projesi

Kültür politikalarının uygulanabilirliği ve sürdürülebilirliği geniş bir skalada kültüre katılım sağlayan, kültürden beslenen ve onu yeniden üretme potansiyeline sahip bir toplumsal taban gerektiriyor. Bu sebeple Yaslıçimen’e göre örgün eğitim, uzun vadeli kültür politikalarının geliştirilmesinin etkin araçlarından biri: “İstanbul’da 2005’ten bu yana faaliyet gösteren Bilgi Evleri bu açıdan daha işlevsel kullanılabilir. Farklı semtlerde farklı mahallelerde hizmet veren Bilgi Evleri’nde iyi seçilmiş kitaplardan oluşan ortak bir kütüphane kurulabilir. Bunlar zamanla mahalle kütüphanesi fonksiyonu kazanabilirler.”

Yine yerel yönetimlerin yaptığı yayınlar da üzerinde durulması gereken alanlardan biri. Yerel yönetimler bilfiil süreli yayın yapmakta, kitap ve ansiklopedi gibi eserler de basmakta. Fakat nitelik açısından bütün yayınlar aynı kalitede değil. Belediyeler farklı yöntemler deneyerek yapılan bu yayınların kalitesini artırabilirler. Örneğin üniversite veya bazı STK’larla yapılacak işbirliği bu noktada faydalı olabilir.

Gelenekli sanatlardaki pozitif ayrımcılık ısrarla devam ettirilmeli

Faruk Yaslıçimen’e göre yerel yönetimlerin katkıları sayesinde son yıllarda büyük bir canlılık kazanan gelenekli sanatlardaki pozitif ayrımcılık ısrarla devam ettirilmeli. Ancak yapılan bu çalışmaların daha sofistike hale gelmesi sağlanmalı. Mesela musiki, hat, ebru, tezhip gibi klasik sanatların modern ve klasik yorumlarının farklı merkezlerde ön plana çıkarılması ve desteklenmesi zamanla farklı ekollerin doğmasına zemin hazırlayabilir.

Faruk Yaslıçimen, raporun sonunda tespit edilen bu problemlerin çözümüne yönelik önemli tavsiyeler de sunuyor.

 

Munise Şimşek