, 18 Haziran 2018
Mecburiyetlerin Peşinde Ömrünü Çürütenlere Bir Doz Gökhan Özcan

2142

Mecburiyetlerin Peşinde Ömrünü Çürütenlere Bir Doz Gökhan Özcan

Siyaset, ticaret, makam, hırs… Bunların peşinde ömrünü çürütenlere bir doz Gökhan Özcan tavsiye ediyorum. Şu anda elimde olan 'Gözağrısı' kitabından başlayabilirler. Gözağrısı, bağırmıyor ama sarsıyor. Yol gösteriyor ama zorlamıyor. Hatta yolu açıyor. Kalıp vaazlar vermiyor. Saf olanı bulmaya çalışıyor; arıyor, çabalıyor, didiniyor ve saflığın merkezi çocukluğa yolunu düşürüyor doğal olarak. Mehmet Akif Öztürk yazdı.

İlgili Yazılar
Cahit Koytak Şiiri Alçak Sesle ve Divanece
Cahit Koytak Şiiri: Alçak Sesle ve Divanece

'Yeni Başlayanlar İçin Metafizik'ten 'Alçak Sesle ve Divanece'ye kadar Cahit Koytak şiiriyle karşılaştığımız her an, en iyi bildiği işi, önüne çıkan her şeyi şiire dönüştürme işini hep aynı serin tavır içinde sürdüren bir şairin sessizliğiyle kuşatıldığımızı hissediyoruz. Şahin Torun yazdı.
04/06/2018 07:07
Musikişinas ve Edebiyat Tarihçisi Bir Şeyh Sadeddin Nüzhet Ergun
Musikişinas ve Edebiyat Tarihçisi Bir Şeyh Sadeddin Nüzhet Ergun

Sadeddin Nüzhet Ergun 45 yaşında vefat etmesine rağmen hayatı boyunca yoğun bir şekilde çalıştığından, folklor, edebiyat ve musiki tarihimiz üzerine elliden fazla eseri mevcuttur. O, kendi deyimiyle eserleri ile memleketi için faydalı olmaya çalışmıştır. Dilara Yabul yazdı.
25/04/2018 12:12
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar Ocak 2018
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Ocak 2018

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri yeni çıkan kitaplarından neleri göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Ocak-2018 döneminde Dünyabizim'e gönderilen yeni kitaplar...
01/02/2018 08:08
Doğuran kazan fıkrası faizcileri eleştirir
Doğuran kazan fıkrası faizcileri eleştirir

Şaban Abak ile ‘Tarifi Bende’ kitabı etrafında konuştuk..
13/03/2013 08:08
Peru dan Türkiye ye İlham Verici Bir Hayat
Peru’dan Türkiye’ye İlham Verici Bir Hayat

Sonradan Müslüman olanların hayatlarına baktığımızda en dikkat çekici noktanın bir arayışı ısrarla sürdürmek olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Neşe Kutlutaş da 'Companero Rosita' kitabında böyle bir insanın 'gerçek olamayacak kadar güzel' diyebileceğiniz gerçek hayat hikayesini anlatıyor. Mehmet Ali Başaran yazdı.
27/04/2017 08:08
Cağaloğlu Kan Kaybetmeye Devam Ediyor
Cağaloğlu Kan Kaybetmeye Devam Ediyor

Cağaloğlu kan kaybetmeye devam ediyor; Kitabevi de kapanıyor. MEB Kitapları yeniden yayında... Şeyh Hamdullah’ın Kur’an-ı Kerim’inin tıpkıbasımı yapıldı. Peki kimlere 'ücretsiz' dağıtılacak? Vadi Yayınları yeniden (mi)...Haftanın öne çıkan kültürel olaylarını M. Murtaza Özeren derledi.
26/11/2016 10:10

İnsan olmanın haysiyetine talibiz. Kirli bir dünyada yaşasak dahi kalplerimizi açık ve steril tutmanın, aklımızı sağ duyudan uzaklaştırmadan kullanmanın yüceliğine inanıyoruz. Üzerimize sıçrayan çamurdan kurtulamasak bile, üzerimizi temizleme davranışını kaybetmemeye çalışıyoruz. Gönlümüzü güzel tutmaya ve bunu dilimize yine güzel yansıtmaya çabalıyoruz. Biz, insan kalmaya çabalıyoruz. Beşer değil.

“Güzel söz, akıbetlerin kapısını açar. Güzel söz, güzel bir başlangıçtır. Güzel söz, sağlam bir kök, sağlam kök üzerinde sağlam bir gövde ve sağlam gövdenin bereketli dallarından meyveye dönüşen kâmil bir yapıdan hâsıl olur. Öyle ise güzel söz, güzel meyve veren bir ağaç gibidir” diyor Mustafa Yılmaz, Temmuz dergisinin son sayısındaki yazısında. Sanki Gökhan Özcan’ı anlatıyor. Gökhan Özcan’ın güzel söz söyleyip ve sözü güzel söyleyip insan kalabilmeye çalışmamızın önünü açmasını tarif ediyor sanki. Hız çağında yaşarken arada kaynayan güzellikleri görmemiz için çabalayan Gökhan Özcan’ı: “Her zaman değil belki ama, zaman zaman bir şeylerin gelip hayatın gidişatına bir dur demesi gerekiyor. Yoksa kilitlenip kalıyoruz içine düştüğümüz bu kör döngüye…

Biraz durmak, biraz dinlenmek, biraz dinlemek hayatın aslını, gerçeğini; biraz dönmek yüzümüzü insan olmaya doğru…

Hepimize iyi gelir aslında bu…”

Siyaset, ticaret, makam, hırs… Bunların peşinde ömrünü çürütenlere bir doz Gökhan Özcan tavsiye ediyorum. Şu anda elimde olan “Gözağrısı” kitabından başlayabilirler. Vadi Yayınları’ndan neşredilen eser, Özcan’ın, büyük kısmı 2000-2010 yılları arasında Gerçek Hayat dergisi ve Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan yazılarından müteşekkil. Aynı zamanda ‘Türkiye Yazarlar Birliği 2017 Yılı En İyi Deneme Kitabı’ ödülüne sahip olan “Gözağrısı”, hepsi yaklaşık iki sayfadan oluşan yazılardan oluşuyor. 197 sayfayı ihtiva eden kitabın ikinci baskısını yapması sevindirici bir gelişme. Türkiye’de, kavgaya gürültüye girmeyen bir kitabın ikinci baskısını yapması çok görülen bir şey değil.

Şiir gibi yazılar

Şiir gibi bir kitap “Gözağrısı”. Alışıldık biçimde değil, bol paragraflı, paragrafların genelde iki üç cümleden oluştuğu ve alt alta sıralandığı bir kitap. Hayatın gözden kaçan inceliklerine, herkesin aslında umursuyormuş gibi yapıp dikkate bile almadığı yönlerine değiniyor bol bol. Bağırmıyor ama sarsıyor. Yol gösteriyor ama zorlamıyor. Hatta yolu açıyor. Kalıp vaazlar vermiyor. Saf olanı bulmaya çalışıyor; arıyor, çabalıyor, didiniyor ve saflığın merkezi çocukluğa yolunu düşürüyor doğal olarak. Denemelerinde bol bol çocuklukla ilgili değinileri, yazarın, saf olanı, kirlenmemiş olanı bulmaya çalışmasından. Fakat hayatın acımasız yönünü en çok çocukların yaşadığının farkında Özcan: “Güzel günlerdi ve geçti. Çocukluğun içimizdeki yankısı hiç kesilmese de dünya değişti. Dünya değişti ve her şey başkalaştı.

Belli ki büyürken farkında olmadan bir kıyıda unuttuk çocukluğumuzu ve çocuklarımızın çocukluğunu… Neye yaradığı bilinmez meşguliyetler ve hiç bitmeyen mecburiyetlerimizle yaşantımızın dışında bıraktık onları.

Başkalarınca tasarlanmış, tarifi yapılmış, içine kılavuzu konmuş paket eğlencelerin ellerine teslim ettik.

Büyüyorlar, büyüyecekler ardı ardına… Ve onlara masumiyetlerinin en saf, en berrak zamanlarında reva gördüğümüz bu oyunsuzluk, herkesi saran bir hayatsızlık olarak çıkacak bir gün karşımıza!”

Tek sesli bir koroda kendini kaybetmek

Her an ne yapacağımız dakika dakika yazılı artık. Aklımıza veya telefon ajandalarımıza. Şununla toplantı, bununla yemek, o iş, bu bilmem ne… Her günün bir adı var artık kendi isminden başka. Çalışmadığımız, bir işle meşgul olmadığımız zamanlar dahi planlarımız içine müdahil oluyor. O gün, ajandada yazan şeyi yapmadığımızda eksik hissediyoruz kendimizi. Hayatımızın her anının, ‘boş’ şeylerle dolu olduğunu görmememiz imkânsız. Bir şeylere mecbur tutulmaksızın, sadece kendimize ayıracağımız zamanlar özellikle kent hayatında çok gerilerde kaldı. Kentte kuralları kent koyar. Biz de başımızı eğer, vazifemizi yaparız. Hatta bundan bir mutluluk elde ederiz. Fakat Gökhan Özcan’ın bu konuda dediklerinden sonra acaba aynı mutluluğu koruyabilir miyiz? “Bugün size bir şey hatırlatıyor mu? Bana hatırlatmıyor! Böyle hiçbir şey hatırlatmayan, standart bir karşılığı olmayan günlere bayılıyorum.

Böyle günlerin içleri boştur; onları neyle istersek onunla doldurabiliriz. Ne yaparsak içimizden gelerek yaparız böyle günlerde, gerektiği için yapmayız.

Çünkü böyle günler bize hiçbir mecburiyet yüklemeyen sıradan ve şirin günlerdir. Bir şeyleri sıkılarak önemsemek ya da bir şeyler için sahte hüzünler geliştirmek zorunda kalmayız.

Sıradan günler popüler olmayan günlerdir; hiç kimse böyle günler için kendini hiçbir şeye zorlamaz. Hiç kimse tek sesli bir koronun içinde kendini kaybetme tehlikesi yaşamaz.”

Neyi kaybettiğini hatırla

“Gözağrısı”, baştan sona, insan kalabilme uğraşı verenlere neyi kaybettiğini anlatan, hatırlatan bir kitap. Hayatın karşıtlıklarının bol bol kullanıldığı denemelerde Özcan’ın cümleleri birer aforizma gibi. Tek tek cümleler dahi bütüne bakmadan anlam verilebilecek ve üzerine düşünülecek cinsten. Yalın bir anlatımın tercih edilmesi okumayı da kolaylaştırıyor.

Başucumuzda durup kendimizi hayata karşı yenik hissettiğimiz anlarda sığınabileceğimiz bir kitap aynı zamanda. Okuyacaklara tavsiyem başından sonuna roman okur gibi değil de, uzun zamana yayarak okumaları. Çünkü böyle okunduğunda özümsenmesi daha iyi olacaktır kanaatindeyim.

Bir güzel insan Gökhan Özcan. Onun kadar sözü güzel anlatmaya çalışan çok az yazar var Türk edebiyatında.

Sözü güzel kılanların kıymeti bilinmesi duasıyla bitsin bu yazı da.

Gökhan Özcan, Gözağrısı, Vadi Yayınları

 

Mehmet Akif Öztürk