, 24 Mayıs 2018
Fatih Sultan Mehmed ve Dönemini Hangi Kitaplardan Okuyalım

2444

Fatih Sultan Mehmed ve Dönemini Hangi Kitaplardan Okuyalım?

Sultan İkinci Mehmet, yaşadığı yüzyıl Doğu ve Batı dünyasında çığır açan gelişmelerin ana tetikleyicisi olmuştur. Komutanlığı, mühendis yönü ve birden çok dili iyi konuşabildiği gibi; bilim adamlarını yanında tutabilmek adına gösterdiği çaba da herkesçe bilinir. On beşinci yüzyıl dünyasının teknolojik buluşları açısından da önemli bir yeri vardır. Süleyman Arif Özkut Fatih hazretleri hakkında yazılan bazı kitapları derledi.

İlgili Yazılar
Sevmediğinizi Sevdiremezsiniz Önce Biz İslam'ı ve Kur'an'ı Seveceğiz
Sevmediğinizi Sevdiremezsiniz; Önce Biz İslam'ı ve Kur'an'ı Seveceğiz

''Kur’an; Allah Teâlâ’nın biz kullarına bir 'cennet davetiyesi'dir. Bu davetiyenin içinde bizim nasıl cennetlik hale gelebileceğimiz yazılıdır. Dosdoğru bir hayat rehberidir.'' Gençler tarafından çok sevilen Aziz Mahmud Hüdâyi Camii’nin imamı Hafız Mustafa Efe, Ramazan ayına dair İbrahim Dizbay'ın sorularını cevapladı.
22/05/2018 08:08
Ahmet Güneştekin Sanatın İyileştirici Gücüne İnanıyorum
Ahmet Güneştekin: Sanatın İyileştirici Gücüne İnanıyorum

''İşlerimin kökenine baktığınızda gördüğünüz şey mitoslar olur. Mitoslar, benim için sadece renklendirilmiş grafik formlarla ifade edilebileceğim olağanüstü subjektif tarihselliklerdir. Mitolojilerden ele geçirdiğim ve dönüştürdüğüm her bir öğe, alegorik ve sembolik katmanlar üzerinde yoğunlaşarak bana özgü bir geometri oluşturuyor.'' Ahmet Güneştekin, sanat dünyası ve resimleri üzerine Ezgi Aşık'ın sorularını cevapladı.
20/05/2018 11:11
Dergi Fuarı Dolu Dolu Geçiyor
Dergi Fuarı Dolu Dolu Geçiyor

Kültür, sanat, çocuk, mizah, tarih, edebiyat, ekonomi, gençlik gibi alanlarda Türkiye'den yaklaşık 500, yurt dışından ise 25 ülkeden 150'den fazla derginin katıldığı 9. Uluslararası Dergi Fuarı’nın ilk iki günü oldukça yoğun geçti. Fuara dair izlenimlerimizi paylaşırken; fuar katılımcılarından Kadın dergisi yayın yönetmeni Kübra Sönmezışık'a, Kitabın Ortası dergisi yayın yönetmeni Ezgi Aşık ve Makas dergisinin yayın yönetmeni Deniz Ersoy'a fuar hakkındaki görüşlerini sorduk.
10/05/2018 13:01
Yeditepe Bienali ile Dünyada Bir İlki Gerçekleştirdik
Yeditepe Bienali ile Dünyada Bir İlki Gerçekleştirdik

''Vakıf, hizmet amacıyla kurulmuştur, dolayısıyla yaptığı bütün çalışmalarda birinci önceliği hizmet, güzeli ortaya koymak, muhafaza etmek ve geleceğe aktarmaktır. Amaç ve gaye budur. Yeditepe Bineali de bu kapsamda yaptığımız bir çalışmadır.'' Klasik Türk Sanatları Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Muhammed Emin Demirkan, klasik Türk sanatının ilk defa bienal şeklinde sergilendiği Yeditepe Bienali ve vakfın diğer çalışmaları hakkında Leyla Başaran'ın sorularını cevapladı.
06/05/2018 10:10
İslam Davetçileri Sıhhatli Bir Mantığa ve Ruhi İnceliğe Sahip Olmalı
İslam Davetçileri Sıhhatli Bir Mantığa ve Ruhi İnceliğe Sahip Olmalı

''İnsanları İslâm'a çağırma metodumuz 'ameli' ve 'ahlâki' olmalıdır. 'Ameli' olmasıyla kastettiğimiz insanların İslâm'ı pratiğimizde görmeleri, 'ahlâki' olmasıyla kastettiğimiz ise davetçilerin güzel bir ahlâka sahip olmaları ve davetlerini bu güzel ahlâka dayandırmalarıdır. Müslüman, amel ve ahlâkıyla temeyyüz ettiği gibi; sağlam, güvenilir, sarsılmaz akidesi ve müsbet anlayışıyla da ön plana çıkar.'' Fatıma Leyal, Ebu’l Hasan En-Nedvi’nin hayatı ve fikirleri üzerine yazdı.
03/05/2018 12:12
Kitabın Ortası Dergisinin On Dördüncü Sayısı Çıktı
Kitabın Ortası Dergisinin On Dördüncü Sayısı Çıktı

Kitabın Ortası dergisinin Mayıs 2018 tarihli 14. sayısı çıktı. Dergide kitap tanıtımlarının yanında Ahmet Ağırakça, Mustafa Efe, Semah Alhalak, Muhammed Emin Demirkan, Melih Altınok, Ece Üner ve Ahmet Güneştekin ile yapılan röportajlar da geniş yer tutuyor.
01/05/2018 17:05

Havan topu, büyük ölçekte top pla­nı ve inşası, zırhlı gemiler ona ait buluşlardan bazıları... Hem kendi mü­hendislik çizimleri hem de dahi sayıla­bilecek sanatçı ve bilim adamlarına ça­lışmaları açısından sponsorluğu da onu, hem döneminde hem günümüze gelen süreçte sayılı insanlardan biri yapmak­ta... Bugün iki yüzü aşan dilde Fatih (con­quer) yani fetheden sıfatı ile tanınıyor ol­ması da İkinci Mehmet’i dünya tarihinde bambaşka bir yere koyuyor. Objektif tarz­da yazılan tüm eserlerde de görülür ki Fatih, her şeyden önce klasik tarzdaki Doğu hükümdarlarından da izler taşır. Bunun içinde dinibütünlük, divan şiirine merak ve bölgeye has bir takım sporlara yatkınlık vardır. Dinibütünlük meselesi aldığı eğitimin ciddiyetinden ve Osmanoğulları’nın tabi­atındandır.

Fatih Sultan Mehmed, matematikte Ali Kuşçu’dan; fıkıh ve tefsirde Hızır Çelebi, Molla Hüsrev, Molla Yegan ve Mol­la Gürani’den dersler alır. Yine bu isimler gibi devrinin en büyük âlimlerinden biri olan Akşemseddin de Fatih’in ho­caları arasındaydı.

Otuz sene tahtta kalıp, Doğu ve Batı’da takip edeceği siyaset ve uygula­yacağı stratejiyle Osmanlı Devleti’ni ger­çek ve büyük bir İmparatorluk seviyesine çıkaran Fatih, Papa tarafından kendisine yazılan Hristiyan olması ve Dünya İmparato­ru olma teklifini elinin tersiyle itmişti. Buna karşın İslam’a hizmette, hac yollarının güvenliği ve su dağıtımı konularında seferber olmuş, hatta Memluk ile karşı karşıya gelecek duruma düşmüştü. İşte bunlar sultanın gerçek dini yönünü göstermesi açısın­dan önemlidir.

Fatih Sultan Mehmed Hazretleri üzerine yazılan birçok eser olduğunu söylemiş olmakla birlikte bunlar arasından bir seçkiyi sunuyoruz.

Kayı II Cihan Devleti - Ahmet Şimşirgil 

Kayı adlı Osmanlı Tarihi serisinin ikinci kitabıdır. Eser iki bölümden oluşur. İlk bö­lümde İkinci Mehmet’in babası Sultan İkin­ci Murat dönemi ele alınır. Sultan Murat’ın ömrü isyanlarla mücadeleyle geçmiş, Anadolu’yu tekrar bir kılma girişimleriyle ve gaza hareketleriyle devam etmiştir. Bu sırada sevdiği şehza­desi Alaeddin’in aniden kaybı zaten salta­natta gözü olmayan İkinci Murat’ın tahttan çekilme niyetini hızlandırmıştır. Haçlılarla yapılan Edirne- Segedin barışının ardından Sultan Murat; “Varalım bir iki gün zikr edelim mevlayı/ Bize mi ısmarladılar bu yalan dünyayı” diyerek tahtı oğluna bırakmıştır. An­cak Haçlıların harekete geçmesiyle ordu komutanı sıfatıyla başa geçmiş, Varna’da Haçlılar mağlup edilmiştir. İkinci Murat Han’ın Edirne’de biraz kalıp geri dönmesi üzerine başkentte yeniçeri isyanı ve Vezir Çandarlı Paşa başta bazı devlet adamlarının memnuniyetsizliği baş göstermiş, İkinci Murat tekrar tahta geçmiş ve 1451’de vefat edene dek padişah olarak kalmıştır. Kitapta İkinci Murat’ın şahsiyeti ve Edirne başta olmak üzere vakıf eserlerinden, imar hareketle­rinden bahsedilerek ikinci bölüme geçilir.

İkinci bölümde ise Fatih Sultan Mehmet’in 1451’de tahta geçişinden 1481’deki vefatına kadar olan süre ele alınır. İstanbul’un fethi, Balkanlarda seferler ile Bosna, Arnavutluk, Sırbistan ile Mora’nın ilhakı işlenen konular arasında­dır. Fatih’in Uzun Hasan ile yaptığı Otlukbeli Savaşı ile Anadolu birliğini sağlama yolundaki adımları da kaydedilir. Dönemin edebi eserlerinden örneklere fazlasıyla yer verilen kitap akıcı bir şekilde okunuyor. Bu da alışılageldiğimiz akademik tarih metinlerindekinden farklı bir okumaya vesile oluyor. Sultanın ölümü bahsinde de Şimşirgil Hoca, Aşıkpaşazade ve Tursun Bey gibi devre ayna tutan isimlerden vefat sebebinin Nikris hastalığı olduğunu ifade ederek F. Babinger’e eleştiri getiriyor. Kitapta bunun yanında Fatih Sultan Mehmet’in divanından parçalar ve bölümler de nakledilmekle birlik­te Sultan’ın dini ve ilmi yönünden de bahisler mevcuttur. Fatih’in ders aldığı ulemadan İstanbul’un fethine müyesser olan Peygam­berce (s.a.) müjdelenmiş komutan olma özel­liğine, İslâm Vakıf kültüründen uygulamalarına kadar bize ciddi bilgiler sunuyor.

Gazavat-ı Sultan Murat Bin Mehmet Han - Halil İnalcık / Mevlüt Oğuz

Fatih Sultan Mehmet Han’ın ilk salta­nat döneminin anlatıldığı, döneminin meş­hur kaynaklarındandır. Sultan’ın ilk tahta çıktığı dönemi ve gençlik yıllarına dair olan vakaları da anlatır. Eseri önemli kılan, genç Sultan’ın ilk dönem­lerine dair bilgilerin yer almasıdır. Bilindiği gibi Fatih, birden fazla tahta çıkmıştır. Bu eserde de ayrıntılarına dair malumatımı­zın az olduğu bu dönemler anlatıldığından, Sultan’ın bahsi geçen özelliklerine ve ka­rakterine dair fikir sahibi olmamızı sağlıyor.

Ana kaynaklardan olan Ga­zavatname, bazı eserlerde geçtiği üzere Varna Savaşı’ndan önce bir taht değişikliği yaşandığı görüşüne katılmaz. Eski Sultan orduya komuta etmiştir. Gazavat’ta savaş sırasında şehit ve gazilerle savaşa katılan­lara yapılan ganimet paylaşımını ayrıntılı olarak görmekteyiz. Bunun yanında yapılan yeni tayin ve azillerde her işin ehline verilip genç Sultan’ın tamamen İslâmî usullere ri­ayet ettiği de dikkatlerden kaçmamaktadır. Araştırmacılara yönelik olan eser, döneme dair ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyenlerin başvurabileceği niteliktedir.

Fatih & Büyük Kartalın Gölgesi - Yılmaz Öztuna 

Yılmaz Öztuna, bu kitapta, tarihi olayları ele alırken kendine has konu-olay sınırlaması ve sınıflandırmasıyla Fatih ve dönemini ele alıyor. “Fatih’in Bizans Politikası” başlığı altında bu ülkeyle eskiden beri yaşanagelen sıkıntıla­ra yer verilmiş. Devamında Sultan’ın tahttaki ilk günlerinden itibaren İstanbul’un fethine niyetlendiğinden ve buna dayalı olarak yaptığı ic­raatlardan bahsediliyor. Feth-i Mübin’e giden süreçteki gelişmelerin, dünya ve İslâm dünyasındaki aksine de kitapta yer verilmiş ve Fatih’in fethin ardından Bizanslı aydınlara kol kanat gerip meclislerinde yer vermesi yönüyle ilmi yakla­şımı ele alınmış.

Kitapta 15. asır dünyasının siyasi güçleri­ne dair bir malumattan son­ra Fatih’in Balkan, Karadeniz ve Anadolu’da uyguladığı politikalar ayrı başlıklar halinde karşımıza çıkıyor. Her biri bugünlere gelen sü­reçte hüküm sürdükleri topraklarda baskın birer lider özelliği taşıyan bu güç odaklarıy­la yapılan mücadele ve sonuçta nüfuz altına alınmaları ise yine Fatih’in şahsi başarısıdır. Başarılı siyasi hamlelerine örneklerden biri Kırım’dan Ceneviz kolonilerini çıkarıp burayı Osmanlı’ya bağlı bir devlet haline getirmesiyken bir di­ğeri de Rönesans’ın başladığı İtalya’ya duydu­ğu merak ve planladığı harekâttır. İlk adımı da Otranto fethiyle gerçekleşmiştir.

Vefat haberi ise Venedik Elçisi tarafından şöyle ifade edilmiş: “La Grande Aquilla e Morta” Yani Türkçe manasıyla “Büyük Kartal öldü”…

Fetih ve Fatih - İsmail Hami Danişmend

İstanbul’un fethi ve özelinde Fatih’i anlatan kitapta, bu olayın Türk ve dün­ya tarihi açısından sonuçları üzerinde duruluyor. Danişmend, İkinci Mehmet’in iki yüzü aşan dilde “Conquer” (fetheden) sıfatıyla anıldığını ve bunun dünya tarihinde baş­ka emsali olmadığını ifade ediyor. Fethin ardından Ortodoks Hristiyan egemenli­ğindeki İstanbul’un Türk-İslâm kültürü ve dairesinde fethi ve yeni baştan imarı­nın tarihimiz açısından önemine değini­liyor.

Şehrin 1204’te Latin Hristiyanlarca yakılıp yıkılması ve sonrasında tamirinin yapılamaması, 1453’e gelen süreçte şehri sönük ve hantal bir görünüme sokmuş­tur. Ancak fetihten sonra İstanbul tam bir idari ve kültürel bir başkent olmuştur. Ve bunu Fatih’ine borçludur. Vakıf sistemini iş­leten İslâm hükümdarı Fatih’in, gelene­ğe olan bağı da burada gösterilmiştir. Bunun yanında Ortaçağ’da kaleler ardına saklanan feodal yönetim tarzını sona erdiren Sultan’ın, aynı zamanda din ve vicdan özgürlüğünün devlet tarafından güvenceye alındığı bir devlet yapısını kurarak bu devre ait bakış açısını da sonlandırdığına vurgu yapılır.

Büyük Türk Fatih ve Dönemi - Nicolae Yorga 

Kitap, büyük Balkan tarihçisi, eski Ro­manya başbakanı Nicola Yorga’nın 5 ciltlik Osmanlı Tarihi adlı eserinin, Fa­tih döneminin ayırılarak neşredilmesiyle ortaya çıkmış. Balkan kaynakları baş­ta olmak üzere dönemin siyasi ve dip­lomatik tarihi noktasında fazlasıyla yetkin olan Yorga, Fatih’le alakalı ola­rak olumsuz ve dini taassupla yaklaşan Batı dünyasına nazaran sultanın yeri ve değerini şu cümlelerle ifade eder: “Gerçek bir deha olarak kabul edil­meyecek olması halinde bile, olağanüs­tü bir şahsiyete sahip olduğu kesin olan 2. Mehmet, nadir bulunan bu özellik­leriyle yeni icraatı olan devasa ve par­lak fethi gerçekleştirmiş ve Osmanlı İmparatorluğu’nun görkemli güçlerinin daha yüksek siyasi amaçlar için kulla­nılmaya başlanması yalnızca onun saye­sinde mümkün olabilmiştir.”

Fatih’in genel karakteri ve siyasetini konu alarak başlayan kitap, İstanbul’un fethi ve bu hamlenin İslâm ve Batı dün­yası üzerindeki etkileri üzerinde duru­yor. Ardından Batı yani Balkan coğrafya­sına yaptığı kapsamlı harekâtın niteliği, buna karşı Macaristan başta olmak üze­re Batı dünyası ve Papa’nın haçlı sefe­ri teşebbüsleri ve neden yapılamadığı sorusuna da kitapta yanıt bulmak mümkün. Anadolu ve Karadeniz hâkimiyeti bağ­lamında beyliklerin hâkimiyetine son verilmesi ve Bizans mirasçısı Trabzon Rum İmparatorluğu’na yapılan sefer de o dönemin dünyasının dengeleri doğrultu­sunda incelenmiş: “Fatih devrinde Türkiye İmparator­luğu Avrupa’nın 15. asırda ilk merkezi devlet tipini teşkil etmiş ve Yeniçağ ta­rihinin siyasi tekamül bakımından bir fa­rikası olan bu yeni rejimin Avrupa’da ilk örneği olmuştur.

Fatih Sultan Mehmet ve Zamanı - Franz Babinger

Fatih devri üzerine yazılan en tartış­malı eserlerden biridir. Fethin 500. yılı münasebetiyle yazılan eser tarafsız ol­mamakla ve kaynaklar noktasında titiz davranmamakla suçlanmıştır. Alman kö­kenli yazar, o dönemle ilgili olarak bazıları ilk denilebilecek ve sonraki tarihçiler­ce kabul gören bilgiler de öne sürmüş. Bunlardan biri Fatih’in ölümüne dair ileri sürdüğü saray doktoru tarafından zehir­lendiği bilgisidir. “Hayrete seza” şeklin­de gelişme kaydettiğini söylediği Osman­lı donanmasının Avrupa donanmalarına üstün olduğunu dile getiren Babinger, Sul­tan’ın Avrupa’yı fazlasıyla etkilediği, kud­retinin Napolyon’la kıyaslanabileceği ifa­desine ek olarak Ortaçağ’daki insanların dünyayı görüş tarzında değişiklik yapa­rak zekâları etkisi altında bıraktığını da belirtmiş.

Yazar, Fatih’in geniş casus şebekesinin Batı’nın tüm sahalarına yayıldığını, Alman dev­letlerinden, Kuzey İtalya’ya uzanan şe­kilde yeni bir haçlı seferi için toplanılan mec­lislerde dahi o milletlerden elde edilen casuslar olduğunu belirtiyor. Babinger, iddiasını güçlendirme adına isim ve kaynak zikrederek bütün İtalya’nın son derece mahrem ve daimi bir Türk haber alma servisi ile örülü ol­duğunu ifade etmiş.

Yedi bölüm olarak ele alınan eser İkinci Mehmet’in doğumuyla başlar, ikinci bölümde ikinci ve kesin tahta çı­kışıyla devam eder. Buradan başlayıp altıncı bölümün sonuna kadar olan kıs­mın kronolojik ve konu başlığına uygun şekilde ilerlediğini görüyoruz. Son ve yedinci bölümde ise Fatih’in kişiliği, hü­kümdarlığı ve insani yönü ile devlet ve toplum hayatına ışık tutması aktarılır. Sanat ve edebiyatla bilim çevrelerinin vaziyetinden bahsettikten sonra Fatih ve Batı kıyasıyla sona erer. Ayrıca eserde şehzadelik şehirleri ve İstanbul çizim­leri ile değişik dönemlerde çizilen Fatih resimleri de yer alıyor.

 

Süleyman Arif Özkut