, 21 Temmuz 2018
Akademik Kıyafetler Nereden Geliyor

24771

Akademik Kıyafetler Nereden Geliyor?

Türkiye’de ilk akademik kıyafetimiz tarihi köklerimizden gelmiş. Peki, bugün neden Batıcı bir kıyafet ile karşı karşıyayız? Melih Turan yazdı.

İlgili Yazılar
İsmail Kara İsyan Ahl kı İlk Bakışta Bireyci ve Anarşist
İsmail Kara: İsyan Ahlâkı İlk Bakışta Bireyci ve Anarşist Görüşe Daha Yakın Gözüküyor

Bugün, verdiği kıymetli eserler ve yetiştirdiği öğrencileriyle yakın dönem Türk düşünce tarihine damgasını vuran ahlak filozofu, mütefekkir ve yazar Nurettin Topçu’nun vefat yıldönümü. Nurettin Topçu’yu, ''İsyan Ahlakı Peşinde & Nurettin Topçu Albümü'' kitabı etrafında, ona talebe olma talihine ulaşmış ve çalışmalarıyla yakın dönem düşünce tarihimizin nabzını tutan İsmail Kara Hocamıza sorduk.
10/07/2018 09:09
İsmail Kara 'Bir Kitap-Ömür' Diyerek Anlatmış Ali Birinci'yi
İsmail Kara 'Bir Kitap-Ömür' Diyerek Anlatmış Ali Birinci'yi

Ali Birinci, kitabiyat, matbuat, tarih, biyografi, terceme-i hal gibi kelimeler ile otomatik çağrışım yapan ilim adamlarının başında geliyor. Birinci hakkında konuşabilecek nadir isimlerden İsmail Kara, Dergah dergisinin yeni sayısında 'Bir Kitap-Ömür' başlığıyla Ali Birinci'nin iş ahlakını ve tarihçiliğini hatıraları eşliğinde yazmış. Mehmet Erken bu yazıya değindi.
12/06/2018 11:11
Kültürel ve Entelektüel Birikimiyle Örnek Bir Fikir Adamı İsmail Kara
Kültürel ve Entelektüel Birikimiyle Örnek Bir Fikir Adamı İsmail Kara

İsmail Kara, titiz bir araştırmacı, çalışkan bir ilim adamıdır. O, çatık kaşları, ciddi tavırlarıyla otururken dahi zihinsel olarak çalıştığı anlaşılan bir hal sahibidir. Nezaket, titizlik, sabır ve çalışkanlığı ile kitaplar arasında geçen bir ömür onun mütekâmil durumunu bir kat daha artırır. Çağdaş İslam ve Türk Düşüncesi, Türkiye’de din-siyaset ilişkileri üzerine söz söylemek, kıyısından köşesinden bazı yargıları dile getirmek isteyenlerin mutlaka uğrayacağı kaynakların başında o gelir. Abdulkadir Macit yazdı.
08/06/2018 09:09
İsmail Kara'dan Ramazan ve Kadir gecesine dair
İsmail Kara'dan Ramazan ve Kadir gecesine dair

'Gök kapısı açıldı, hemen duanızı yapın.' İsmail Kara'nın, 'Aramakla Bulunmaz' kitabında yer verdiği Kadir gecesi ile ilgili bir hatırasını ç-alıntılıyoruz.
22/06/2015 12:12
Kütüphane köstebeği derlerdi ona
Kütüphane köstebeği derlerdi ona!

Size Arapça konuşuyorum, çünkü Hz. Peygamber'in hanımları Arapça konuşuyorlardı, dolayısıyla size annelerinizin konuştuğu dille konuşuyorum.
03/01/2011 11:11
Bilgiden öte tavır üslup ahlak sahibiydi Kutuz Hoca
Bilgiden öte tavır, üslup, ahlak sahibiydi Kutuz Hoca

'Cumhuriyet Devri’nde Bir Köy Hocası & Kutuz Hoca’nın Hatıraları', yeni ilavelerle, 15 yıl aradan sonra 4. baskısı ile okuyucuyla buluştu. Abdullah Güner yazdı.
06/02/2016 08:08

“Selahaddin Eyyubi - İslam Birliğinin Mimarı” ana başlığı ile çıkan Derin Tarih dergisinin Ekim 2016 tarihli sayısında çok daha önceleri dikkat çekilmesi gereken ancak “maarif davamız” için gecikmiş bir konu var: “Akademik Kıyafetlerimiz Nereden Geliyor?”

Geçtiğimiz günlerde Dünya Bizim’de alıntılanan Nurettin Topçu’nun kitabının bir bölümünde geçtiği gibi, bugün akademik kıyafetler konusunda da, “aşağılık karmaşasından gıdalanan bu taklit içgüdüsü, zehirleyici bir parazit gibi bütün hür düşünceyi ve bahtiyar iradeyi bizde boğmuş bulunuyor.” Ancak, dergide konuyu ele alan İsmail Kara, modern eğitim sürecimiz gibi akademik kıyafetlerin ilk olarak 1948 tarihinde kabul edildiğinde aşağılık karmaşasından doğan bir taklit olmadığını, aksine yüceliğin tarihinden geldiğini ifade ediyor.

“Böylece İstanbul Üniversitesi başlangıcını bu yönden de büyük Fatih’e bağlamış oldu”

Bir sahafta tevafuken kendisine 1948 yılına ait "Üniversite Öğretim Üyeleri Akademik Kıyafetleri" adlı bir kitapçık hediye edildiğini ve daha önce sahafları çok gezdiğini ancak böyle bir kitapçığa rastlamadığını ifade eden İsmail Kara, bu kitapçık ile eski yaraların depreşmesinin başladığını söylüyor ve meselenin peşine düşüyor.

Bize aktardığına göre 1948 yılında İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinin akademik kıyafetleri hakkında yönetmelik çıkınca iki grup harekete geçmiş. Bir tarafta o zamanlar İstanbul, Fetih ve Fatih konulu çalışmalara önayak olan ve eski(meyen) değerleri yeniden canlandırma peşine düşen Süheyl Ünver ve Ebulûla Mardin var. Diğer tarafta da yukarda adı geçen kitapçığı özenle Hıristiyan geleneğine göre hazırlayan "Batıcı" bir grup. Hangi grubun galip olduğunu biz, zamanın rektörü Kazım İsmail Gürkan’ın “İstanbul Üniversitesi’nin Başlangıcı” adlı eserden naklen öğreniyoruz. Gürkan, akademik kıyafeti tespit eden senatoda kendisinin de bulunduğunu ve seçtikleri kıyafetin sebebini şöyle açıklamaktadır: “İstanbul’u aldıktan sonra da Fatih (…) bizim ulemamız için de muntazam bir kisve yapılmasını emreylemiş, ancak Hıristiyan papazlarından tefrik edilmeleri için cübbelerin kol ağızlarından dirseklerine kadar açılmasını tensip etmiştir. (...) kabul ettiğimiz robun [cübbenin] örneğini [İstanbul Hukuk Fakültesi hocalarından, aynı zamanda medrese çıkışlı bir müderris olan] Ebulûla Mardin’in Meşihat müsteşarı iken giydikleri kıyafetten aldık ve bunun Fatih’ten bize kadar gelmiş olduğuna yine kendilerinden yukarı ki rivayet tarzında öğrendik. Böylece İstanbul Üniversitesi başlangıcını bu yönden de büyük Fatih’e bağlamış oldu.”

İsmail Kara böyle bir kıyafetin kabul edilmesinde, rastladığı kadarıyla, 1948’lerde “laiklik elden gidiyor”, “irtica üniversiteden içeri girdi” gibi tartışmaların olmadığını şaşırarak ayrıca ifade etmektedir. Yukarıdaki açıklamadan da anlaşıldığı üzere Türkiye’de ilk akademik kıyafetimiz köklerimizden gelmiş. Peki, bugün neden Batıcı bir kıyafet ile karşı karşıyayız?

İhsan Doğramacı’nın marifetleri

İsmail Kara, bu konuda ilk bozulmanın sebebini “YÖK tekkesinin piri Doğramacı’nın bidati” olarak açıklamaktadır. Ankara, İzmir Ege, Erzurum Atatürk üniversiteleri İstanbul Üniversitesine tabi olurken, 1968’de kurduğu Hacettepe Üniversitesi ile bu geleneği ilk bozan İhsan Doğramacı oluyor. Zamanın milli eğitim sistemine de uygun olmayan şartlarda kurulan bu üniversitenin ve 12 Eylül sonrası YÖK’ün müdahalesiyle üniversite eğitimini iyice yoldan çıkaran politikaların kıyafetleri etkilemesinin, diğerlerinin yanında küçük kalacağını söyleyerek hayıflanıyor Kara.

Üniversite hocalarının profesör, doçent gibi unvanlarının da taklitçi geleneğe ait olduğunu vurgulayan Kara soruyor: “Lütfen insafa gelin ve bir bakın nereden biçilip, dikilip geliyor bu siparişler, bu kıyafetler!!??”

Bundan yaklaşık 70 yıl önce köklerimizden gelen kıyafetlerin kabulü mümkün iken bugün neden Hıristiyan/Batı geleneğinin âdetiyle mezuniyet törenlerimiz taçlanıyor diye sormanın zamanının geldiğini bu yazısıyla bize hatırlatan Kara, kanaatimce zahiren küçük ama oldukça büyük bir meseleye dikkat çekmiş. Ayrıntılarına derginin Ekim sayısında ulaşılabilen bu yazının bize verdiği intibaha kulak vermemiz, “maarif davamız” ve “beklenen gençlik” için acilen gerekli. Ancak Karatay Üniversitesi’nin bu noktada bir adım attığını da düşünürsek diğer üniversitelere ilham olacağını da ümit edebiliriz o halde.

 

Melih Turan






İlgili Konular