, 16 Ağustos 2018
Bir İslam siyaset düşüncesi klasiği Edebü l Vezir

6678

Bir İslam siyaset düşüncesi klasiği: Edebü’l Vezir

Maverdi’yi ilk olarak babamın kütüphanesinde yer alan Edebü’d-dünya ve’d-din adlı eseri ile tanımıştım. Bu kez Edebü’l vezir ile bizleri uyarmakta ve uyandırmakta. Kâmil Büyüker 'Bilge Yöneticinin Elkitabı' başlığı ile yayınlanan kitap hakkında yazdı.

İlgili Yazılar
Nasıl Yazmak Gerekir Ünlü Tarihçi Arnold J Toynbee den 5
Nasıl Yazmak Gerekir: Ünlü Tarihçi Arnold J. Toynbee’den 5 Tavsiye

Arnold Toynbee ardında onlarca eser bırakmış usta bir tarihçi ve çalışkan bir kalem. Hatıralar: Tecrübelerim adlı hatıratında, kendi tecrübelerinden hareketle eli kalem tutan, yazıyla uğraşan fikir işçilerine yazarlık hakkında 5 tavsiyede bulunuyor.
14/06/2018 12:12
Peygamberimiz nasıl bir ekonomik model uyguladı
Peygamberimiz nasıl bir ekonomik model uyguladı?

Tarihi arka planı, getirdiği normlar, denetim mekanizmaları ve devlet ile ilişkileri bağlamında Hz. Peygamber döneminde iktisat... Prof. Dr. Cengiz Kallek'in 'Hz. Peygamber Döneminde Devlet ve Piyasa' kitabına dair...
25/07/2011 08:08
Abdülhamit Kırmızı Tarihi insanlı yazan bir tarihçilik var artık
Abdülhamit Kırmızı: Tarihi insanlı yazan bir tarihçilik var artık

Şehir Üniversitesi Tarih bölümünden Doç. Dr. Abdülhamit Kırmızı ile tarihi, tarihçiliği, zamanı ve kitaplarını konuştuk.
16/07/2013 16:04
19 Yüzyılda En Çok İtibar Edilen Fetva Kitabı
19. Yüzyılda En Çok İtibar Edilen Fetva Kitabı

Bilim Sanat Vakfı Türkiye Araştırmaları Merkezi, önemli bir çalışmaya daha imza atarak 19. yüzyılda en çok itibar edilen bir fetva kitabını yayına hazırladı: Neticetü’l-fetâvâ. Kâmil Büyüker yazdı.
17/08/2017 08:08
Tezi Sanat Tarihinde bir ilk
Tezi Sanat Tarihinde bir ilk!

Türkiye'de Sanat Tarihi sahasında doktora yapan tek mimar olan Cansever'in bu çalışması, Türkiye'ye has bir garabet örneğiyle görünmezlikten/bilinmezlikten geliniyor.
12/01/2011 11:11
Vatanından bihaber çocukların yurtsuzluğu
Vatanından bihaber çocukların yurtsuzluğu

'Hayat hülasa edilemiyor' cümlesine sık sık rastlıyoruz, Mürid el-Barghuti'nin geri dönüş hikâyesini anlattığı 'Şairin Filistin'i adlı kitabında. Ahmed Sadreddin yazdı.
17/02/2014 12:12

Maverdi isminin bizim coğrafyada en fazla yankı bulan karşılığı “Edebü’d-dünya ve’d-din”dir zannımca. Zira ben de aklım erdiği zamanlarda babamın kütüphanesini hasbelkader karıştırdığım zamanlarda bu eseri kafama bir şekilde yazmıştım. Nitekim bu eser Maverdi’nin Türkiye’de defaatle basılan tek eseri olma özelliği taşıyor görebildiğim kadarıyla. Bu kez Maverdi, “Edebü’l Vezir isimli eseriyle bizlere uyandırıyor. Aslında en fazla ihtiyaç duyduğumuz şu zamanda bilge yöneticinin profilini çiziyor ve ona yol azığı olacak altın öğütleri sıralıyor.

Abbasiler zamanında devletin yargı ve yasama organlarında önemli görevler almış Maverdi’nin önemli bir eseri olan Edebü’l Vezir, Bilge Yöneticinin Elkitabı (Klasik yay. 2014, 144 s.) ismiyle nihayet yayınlandı. Neden “nihayet” diyorum? Çünkü Osmanlı’da üç farklı tercümesi yapılmış, Sultan Abdülaziz zamanında yayınlanmış, ardından 1929, 1976 ve 1979 yıllarında Kahire, İskenderiye ve Beyrut’ta yayınlanmış eser geç kalınmış da olsa ennihayet okurla buluştu. İbrahim Barca’nın tercüme ve incelemesi ile okurla buluşan eser, İslam devletinin bizatihi içinde ve değişik kademelerinde görev yapmış Maverdi’nin, İslam siyaset ve idare düşüncesine dair önemli tecrübî metinlerinden oluşuyor.

974 yılında Basra’da doğan Maverdi, hayatının büyük kısmını Bağdat ve Basra’da geçirmiş. Yaşadığı dönemde Abbasiler dışında, Fatimiler, Bizans, Selçuklular, Gazneliler ve Endülüs Emevileri tarih sahnesindedirler. Abbasi devletinde ağırlıklı olarak kadılık ve müsteşarlık yaptığını öğrendiğimiz Maverdi, bir süre sonra halife ve emirleri ve valileri arasında ihtilafın çözümünde rol oynamıştır.

Aslında tefsir, nahiv, fıkıh usülü ve ahlak ilmine dair eserleri de olan Maverdi’nin İslam siyaset nazariyatçılarından olduğunu ve bu minvalde bu neşredilen eserle beraber aynı eksende dört eserinin daha olduğunu görüyoruz. “El-Ahkamüs-sultaniyye”, “Teshilü’n-nazar ve ta’cilü’z-zafer”, “Nasihatü’l-mülûk”, “Düreru’s-sülûk fî siyaseti’l-mülûk” adlı eserler İslam siyaset metodolojisine dair önemli eserleridir.

Vezir: Vizr, Ezr, Vezer

Bugün için adı vezirlik olan bir kurum olmasa da onun karşılığı olan makamlar var. Nitekim Maverdi eserinde vezirliği önce kelime anlamı ile değerlendirir ve üç farklı anlam verir. Birincisi “Vizr” kökünden gelip ağırlık anlamındadır. Ki “vezir, sultanın yüklerini taşır” der. İkincisi bel ve sırt anlamında “ezr” kelimesinden türemiştir ki bedenin sırttan güç alması gibi sultan da vezirden güç alır. Üçüncü olarak sığınak anlamına gelen “vezer” kelimesi üzerinde durur. Şu ayeti de delil gösterir: “Hayır, hayır! Kaçıp sığınacak yer (vezer) yoktur.” Bu görüşe göre ise “vezir, sultanın görüş ve yardımına sığındığı kimsedir” der. Bu anlamda siyaset kurumunun vezir üzerinden işlerini yürüttüğünü, bütün işlerin ona tevdi edildiğini de ilave eder.

Aslında halk arasında ne yaparsan yap kadir kıymetin bilinmediği kurumlardır bu müesseseler. Sorumluluğu fazladır, bir o kadar da takdir edeni azdır. Bunu dile getiren Maverdi şöyle der: “Senin birbirinden çok farklı yönleri olan bir görevin vardır. Sen, tebaayı yönetirken bir sultan da seni yönetir. Demek ki aynı anda hem yöneten hem yönetilensin. Reayayı yönetmekle meşgulken sultanın itaatine amadesin. O halde kendi zatında iki şeyi bir araya getirmiş oluyorsun: Biri itaat edilenin gücü, diğeriyse itaat edenin itaatkarlığı.” Bunun devamında da “hata yaptığında hesaba çekilirsin, buna karşılık iyilikler/elde ettiğin başarılar hesaba katılmaz” diye sözlerine ilave eder.

Yöneticilerin dayanacağı beş temel esas

Sözünü ayet, hadis ve sahabe beyanları ile delillendiren Maverdi, yer yer Hz. İsa (a.s.)’dan, Hz. Davut (a.s.)’dan nakillerde bulunur. Yine filozoflar, Hintli düşünürler, Beydaba ve Kelile ve Dimne’si alıntı yapılan isimler ve eserlerdir. Maverdi kitabında, vezirliğin esaslarını sıraladığı bölümde, beş maddede durumu özetler. O beş madde “Din”, “Adalet”, “Görevlere Ehil Olanları Getirme”, “Vaad ve Vaadinde Sadık Olmak”, “Ciddiyet”, “Hakkaniyet ve Doğruluk” olarak özetlenmiş. Aslında içinde yaşadığımız dünyada sarsılan onca değer arasında, zeminini kaybetmiş kurum, kuruluş ve idarecilerimizi özüne çağırıcı, esaslı ve sarsıcı metinleri görebilirsiniz.

Altını açıkçası çizmemekte zorlandığım neredeyse hepsi kıymettar cümlelerden, okuru uyandırmak adına bir seçki yapmakta beis yoktur sanırım:

* “Hakla mücadele eden, mağlup olur.”

* “Ey vezir! Kendinle başbaşa kaldığın zamanlarda biri seni ibadete teşvik eden, diğeriyse günah işlemekten sakındıran ve Allah için çalışan iki gözeticin olsun. Böylece ruhun/bâtının günah ve kusurlardan temizlenir.”

* “Adalet sadece mallara has değildir. Söz ve fiilerde de adaletli olunmalıdır.”

* “Adalet ve insaf bir arada yaşamanın müddetini belirler.”

* “Asaletli olmayan birisine iyilik etme ve akıldan mahrum olan kimseyle arkadaşlık etme. Çünkü asaleti olmayan, sadakatli olacağı yerde aldatır, akılsız da düzelteyim derken tahrip eder.”

* “Öfkene, seni doğru yoldan çıkartıp eğri yola sokabilecek bir güç verme. İçinde öfke olan hiçbir görüş ve konuşma, hatadan kurtulamaz.”

* “Doğruluk aklın gereği, dinin esası ve hakkın ikizidir. Oysa yalan, cehaletin hakim olduğu huylardan (ğarîze) kaynaklanır ve içinde aldatmayı barındırır.”

Eserin ilerleyen kısımlarında vezirliğin kısımlarını da irdeleyen Maverdi, vezirliği iki kısma ayırır: Tefviz vezirliği ve Tenfiz vezirliği. Tefviz vezirliğini yürütme ve tam yetkili vezirlik olarak niteler ve akid, hall ve görevden alma gibi sorumlulukları yerine getirerek idarecilik olarak tanımlar. Tenfiz vezirliğini ise istişare ve elçilik vezirliği şeklinde değerlendirirken bir nevi sultanın danışmanı, sultana görüş bildiren bir vezir olarak niteler.

Sevgisi/bağlılığı çok güzel olanın, fesadı/bozulması da çok çirkin olur

Devlet kurumlarında yaşanan sıkıntılı durumlara nazire olarak bir kurumda görevden alma nasıl olmalı, bakalım Maverdi ölçüyü nasıl koymuş:

Denilmiştir ki; Azil iki boşanma çeşidinden biridir. Nasıl ki sebepsiz yere boşanmak iyi bir şey değilse sebepsiz yere görevden almak da iyi bir şey değildir. Eğer görevli kişi, işini tam anlamıyla yaptığı halde bu görevden el çektirileceğine inanırsa/anlarsa, [işi bırakıp kendi özeliyle meşgul olur ve] kendi nefsine yönelir. Neticede bu zaman diliminde yapacağı işler sağlam olmaz. İşte sözü edilen bu çeşit bir azil, [yapılan işte] başarısızlığa veya [işten] bıkmaya neden olur. Denilmiştir ki 'seni sevindirene vereceğin karşılık, onu üzmek olmamalıdır.' Hikmet sahiplerinden birisi şöyle demiş: 'Sevgisi/bağlılığı çok güzel olanın, fesadı/bozulması da çok çirkin olur.'”

Aklın yolu bir. Maverdi, yönetici makamında olan insanları tefekküre ve hakikate çağırıyor.

 

Kamil Büyüker yazdı