, 19 Haziran 2018
Doğu Türkistan'da bir Osmanlı emiri Yakup Bey

7327

Doğu Türkistan'da bir Osmanlı emiri: Yakup Bey

Doğu Türkistan bölgesinde Kaşgar Hanlığı'nın banisi Yakup Bey sade yaşantısı, güçlü iradesi ile tam da bir Müslümanda bulunması gereken özellikleri haizdi. M. Murtaza Özeren yazdı.

İlgili Yazılar
Doğu Türkistan daki zulmü anlatıyor
Doğu Türkistan’daki zulmü anlatıyor

Unutulmaması gereken bir halktır Doğu Türkistan halkı… Orada baskı ve zulüm gören Müslüman Türk kardeşlerimizi anlatan bir kitap Ahsen Utku’nun Doğu Türkistan kitabı..
28/01/2013 12:12
Çin İşkencesi'nde hatalar var ama
Çin İşkencesi'nde hatalar var ama...

Siyasi tarih meselelerini ne zamana kadar romanlara havale edeceğiz?! Emine Şenlikoğlu’nun Türkistan’ı anlatan ‘Çin İşkencesi’ yetkililerce de okunur mu?
18/02/2012 15:03
İnanmanın Bedelini İlkin Öncüler Öderler
İnanmanın Bedelini İlkin Öncüler Öderler

Doğu Türkistan’da ismi bayrak gibi dalgalanan ve kahramanlığından ötürü Osman Batur olarak bilinen Osman İslamoğlu (1899-1951) bir direniş sembolü olarak girmiştir şanlı Türkistan tarihine. Yavuz Ertürk yazdı.
29/04/2016 08:08
Unutulmuş bir ülkenin romanı
Unutulmuş bir ülkenin romanı

Doğu Türkistan - Urumçi işgal altında. 60 yıldır bağımsızlık mücadelesi veriyorlar. Bu roman işte o insanları anlatıyor. Ve elbet bir gün Doğu Türkistan özgür kalacak!
23/12/2010 11:11
Kara Türkistan Geceleri
Kara Türkistan Geceleri!

Türkistan kıyamı kaç yıldır sürüyor? Necip el-Kıylani'nin Türkistan romanından haberdar mısınız?!
11/07/2009 17:05
İsa Yusuf Alptekin demek Doğu Türkistan demektir
İsa Yusuf Alptekin demek Doğu Türkistan demektir

İsa Yusuf Alptekin'e göre Doğu Türkistan davası beynelmilel bir dava haline getirilmelidir. Esir kardeşlerimizin durumunu anlatmak, onları dünyaya tanıtmak lazımdır. Metin uygun yazdı.
17/12/2015 10:10

Yakup Bey, pek bilmediğimiz bir tarihi figür. Ona ilk olarak Çin tarihi hakkında bir yazıda rastladım, tabii bir “baş belası” olarak. Bu rastlaşmadan sonra biraz araştırma yaptığımda gördüm ki Yakup Bey Doğu Türkistan’da devlet kuran bir lider imiş. Çinlilere göre bir “baş belası” olması da buradan kaynaklanıyor.

Bazı kesimlere göre Yakup Bey maceracı bir baş belası olsa da, asıl itibarıyla İslam sancağını Çin, Rusya, ve İngiliz yönetimindeki Hindistan devletlerinin ortasında dalgalandırmış bir mücahid.

Yakup Bey Doğu Türkistan’da 1867 yılında, sayıları hiç de az olmayan Müslüman nüfusun özlemini çektiği İslami bir devleti kurmuş: Kaşgar Hanlığı. Bu devletin hayrete şayan seyrini aktarmadan önce Yakup Bey’i bir nebze tanıtması için biraz ansiklopedik bilgi verelim.

Bölge halkının sevgisini kazanmıştı

Tacik asıllı olan Yakup Bey, 1820'lerin başlarında, Taşkent şehrine yakın Pişkent'te doğdu. Yakup Bey daha gençliğinden itibaren Hokand Hanlığı'nda çeşitli devlet kademelerinde bulundu. 1853'te Ruslara karşı Akmescid'i savundu. Her ne kadar başarılı bir savunma yürüttüyse de Ruslar şehri el geçirdi, ancak hizmetleri göz doldurdu.

Yakup Bey daha sonra, Çinlilerin Kaşgar'ı kuşatması üzerine, bin kişilik bir ordunun kumandanı olarak Kaşgar'a gönderildi. Buradaki başarılı savunmasından ötürü bölge halkının sevgisini kazanıp yöneticilerin dikkatini çekti.

Yakup Bey zaman içerisinde, gerek geldiği makamlar, gerekse halktan aldığı destek sayesinde kazandığı güç ile 1867'de Kaşgar, Hoten ve Yarkent'i ele geçirip Kaşgar Hanlığı'nı kurdu. Bundan sonra Yakup Bey’in ilgi çekici atılımları gerçekleşmeye başladı.

Hindistan, Rusya ve Çin arasında bir tampon bölge

Bir ateş çemberinin ortasında devlet kuran Yakup Bey’in esas düşmanı Çinlilerdi. O dönemde Çin’in kuzeybatısındaki Müslümanlar ayaklanmış ve şiddetli müdahalelere maruz kalmaktaydı. Kaşgar Hanlığı, Çin’deki Müslümanlar için bir umut, Çin için ise bir tehdit teşkil etti. Çin’e karşı avantajlı bir konum elde etmek adına Yakup Bey diplomatik ilişkiler gelişmeye başladı.

1872'de yeğenini Osmanlı İmparatorluğuna, Sultan Abdülaziz'e göndererek Kaşgar Hanlığı'nın Osmanlıya tâbiliğini beyan ettirdi. Kaşgar Hanlığı artık Osmanlı'nın Çin sınırındaki bir toprağı hükmündeydi. Yakup Bey'in yeğeni vatanına yanında Osmanlı'dan aldığı mühimmatın yanı sıra Osmanlı subayları olduğu halde geri dönmüştü. Bu geri dönüş Kaşgar'da büyük bir coşkuyla kutlanmış, gönderlere Osmanlı Devletinin bayrakları çekilmişti. Ayrıca Kaşgar'da Sultan Abdülaziz adına hutbe okutulup adına para da basıldı. Yakup Bey artık bir “Osmanlı Emiri”ydi.

Kaşgar Hanlığı, İngiltere yönetimindeki Hindistan, Rusya ve Çin arasında bir tampon bölge konumundaydı. Birbiriyle çekişmeli olan bu üç devletin Kaşgar Hanlığı üzerinde bulunan ayrı ayrı çıkarlarını çok iyi kullanan Yakup Bey, 1872'de Rusya ile bir ticaret antlaşması imzaladı. Böylelikle Rus-Çin çekişmesinde kendine bir yer tutmuş ve bir süreliğine dahi olsa Çin işgaline karşı kendini sağlama almıştı. Kaşgar Hanlığı daha sonra 1874'te İngiltere ile bir antlaşma imzalayarak Londra'da sefaret açtı ve İngiltere tarafından da tanınmış oldu.

1876'da II. Abdülhamit'in tahta çıkması ile Yakup Bey yeğenini yeniden Osmanlı ülkesine göndererek hem biatını takdim etti hem de yardım taleplerini iletti.

Şeriatla yönetilen bir devlet: Kaşgar Hanlığı

Yakup Bey bu derece büyük ilerlemeler kat ederken artık çıkar çarkı başka yöne doğru dönmeye başlamıştı. Çin, içerisinde yıllardır süren isyanları bastırdıktan sonra kuzeybatıdaki Müslüman devlete karşı güç toparlamaya başladı. Bunu gören Yakup Bey Çin'e karşı cihad çağrısında bulundu ve Çin'de zaten isyan halinde olan Müslümanların da desteğiyle Çin'le bir savaşa girildi. Ancak maalesef ne Rusya'dan ne de İngiltere'den gözle görülür bir destek göremedi ve mağlup oldu.

Yakup Bey savaş sürerken nedeni bilinmez şekilde vefat etti. Kimilerine göre dış güçlerin zehirlemesiyle, kimilerine göre de bir hastalık sonucunda vefat eden Yakup Bey'den sonra Kaşgar Hanlığı yıkılışa sürüklendi. Bir yandan Çin akınları bir yandan devam edegelen taht kavgalarıyla Kaşgar Hanlığı kısa sürede yıkıldı ve şeriatın hakim olduğu bir İslam devletinin sonu geldi.

Doğu Türkistan bölgesinde modern yapıya sahip olduğu varsayılabilecek bir devletin banisi Yakup Bey sade yaşantısı, güçlü iradesi ile tam da bir Müslümanda bulunması gereken özellikleri haizdi. Ancak, yaşadığı coğrafya ile sosyal hayatın çetinliği hem kendisinin hem de devletinin uzun ömürlü olmasına imkan vermedi.

Yakup Bey’in günümüze kalan birkaç paragraflık hayatı başlı başına bir monografi olabilecek zenginlikte. Umarım bir gün bir kitapçıda karşımıza Yakup Bey’in hayatı hakkında dört başı mamur nitelikte bir biyografi çalışması çıkar.

 

M. Murtaza Özeren yazdı






İlgili Konular