Baba Kitaplar - 16:05, 20 Şubat 2012 Pazartesi
Hz Zeyneb ile ilgili bir kitap okudum
Hz. Zeynep Camii

Hz Zeyneb ile ilgili bir kitap okudum
Kerbela Kahramanı Hz Zeyneb'i pek de tanımıyoruz nedense. O'nunla ilgili iyi bir kitap var elimde.


 

Masamın üzerinde onlarca kitap var. Satın aldıklarım, hediye gelenler bir de emanet olanlar... Acaba hangisini önce okumalıyım? Bu kadar güzel kitapların arasında birisini seçmek gerçekten zor. “Kerbela Kahramanı Hazreti Zeynep” kitabına ilişiyor gözüm… Sonra derinlere dalıyorum…

Düşünüyorum; ben Efendim aleyhisselatüvesselam’ın iki torununu yani Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i biliyorum ama onların aynı anne ve babadan başka kardeşleri de var. Neden ben şuana kadar Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in kardeşi Hz. Zeynep hakkında pek bir şey bilmiyordum? Hz. Fatıma annemizin huyca ve ahlakça kendisine benzeyen bu kızını neden tanımıyordum?

Oysaki bu ümmet her namazında onlara salavat getiriyordu. Ehl-i Beyt’e salavat getiriyorduk getirmesine ama onları yeteri kadar tanımıyorduk. Bu utanca son vermeli ve bir an önce Ehl-i Beyt’in şerefli pak mensuplarını tanımalıyım diye düşündüm.

Ama ortada bir de sıkıntılı bir durum vardı Ehl-i Beyt’i tanımalıydık tanımasına da mezhepsel bazı taassuplarla yazılmış kitaplarda birçok kabul edemeyeceğimiz bilgiler oluyordu. Bir tarafı aşırı yücelteceğim derken muhterem bazı kimseler küçültülebiliyordu. Bu konuya da dikkat kesilmeliydik…

Ayşe Bintüş Şati çok önemli bir isim

“Kerbela Kahramanı Hazreti Zeynep” adlı bu kitabı bir buçuk gün gibi bir sürede okudum. Kitap Alulbeyt Yayınları’ndan çıkmış. Yazarı Mısır’ın tanınmış Ehl-i Sünnet âlimlerinden Muhammed Ali Abdurrahman’ın kızı Dr. Ayşe Bintüş Şati… Bu hanımefendi aynı zamanda Mısır’ın en önemli edebiyatçılarından birisi... İnsanları harekete geçirici, tetikleyen bir dil ve üsluba sahip olan yazar, hanım yazarlar arasında bu özelliği ile müstesna bir şahsiyet.

Kitabı Ayetullah S. Rıza Sadr gözden geçirmiş ve bazı ilavelerde bulunmuş. Zannımca bu ilavelerden kaynaklanan bazı sıkıntılı durumlar var. Ayşe Bintüş Şati tanıyan edebiyatçıların ve fikir adamlarının bu şahane kitabı incelemesi ve şayet kitaba ek olduğu belirtilmeden eklenen yerler varsa onları ortaya çıkarması gerekiyor.

Hz. Osman’ın ölümünden sonra ortaya çıkan fitneli bir dönemi konu alan bu kitabın elimizdeki baskısında bazı ölçülere riayet edilmediğini görüyoruz. Hz. Aişe annemize yapılan ağır eleştirilerin bu kitabın orijinalinde olmadığı yönünde ciddi kuşkularımız var. Öyle ki Hz. Aişe annemizin Hz. Osman’ın ölümünden bile sorumlu tutulması (sayfa 70) bu kitap üzerinde oynanmış olma ihtimalini yükseltiyor. Bu da bize gösteriyor ki Ehl-i Beyti öğrenmek istediğimizde bir takım fitnelerin de içine düşmek gibi bir tehlike ile karşılaşıyoruz. Yine de bu bizim o pak “kevser”i öğrenmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Öğreneceğiz ama Kur’anî prensipleri de çiğnemeden bunu yapacağız.

O, müminlerin annesidir

Malumunuz olduğu üzere Efendimiz aleyhisselatüvesselam ahirete teşrif ettikten sonra Müslümanlar arasında bir takım sıkıntılar yaşandı. Bunlardan bir tanesi de bir tarafta Hz. Aişe annemizin diğer tarafta da Hz. Ali Efendimizin olduğu Cemel vakasıydı… Fitneli bir durumdu, zor bir denemeydi, Müslümanların bir kısmı birini bir kısmı da diğerini tutmak durumundaydı. Biz bugün binlerce yıl sonra bu olaylar hakkında yorum yapma cüretini kendimizde bulamıyoruz. Çünkü bir tarafta itaat emredilen “bizden olan bir ulul emr” var, diğer tarafta ise kıyamete kadar gelecek olan müminlerin “anne”si var.

Öyle bir durum ki ulul emre ittat farz ama anneye de “öf” demeye hakkımız yok. Biz annemize nasıl laf söyletmiyorsak, Ali Efendimizin yüceliğinden de şüphe etmiyoruz. Yine “dünya bir yana anne bir yana” vecizesini göz ardı edemiyoruz ama evliyaların piri Hz. Ali’yi de inkâr etmiyoruz. Bu konu çok laf götürecek bir konu olduğundan “bilenler”e havale ediyor, kitap hakkında birkaç hususu dile getirmek istiyorum.

Yenilgi gibi görünen zafer

Kitabın ilk kısmı güzel bir roman edasıyla başlıyor. Bu ilk sayfalarda çok hoşuma giden bir cümle ile karşılaşıyorum. Hz Zeyneb’i tarif ederken yazar şöyle diyor: “Görünürde yenilgi gibi olan ancak ebedi zafer olan ve görünürde zafer sayılan ancak aslında kesin bir yenilgi olan olayları çok iyi bir şekilde ayırt edebiliyordu.”

Annesinin kızı Zeynep

Kitaptan öğrendiğimize göre Efendimiz, kızı Zeynep’i ahirete yolcu edince bu olaydan çok müteessir olmuş ve kızı Fatıma’nın yeni doğan kızına onun ismini vererek bir nevi onun anısını yaşatmak istemiş. Yani bu ismi ona Efendimiz aleyhisselatüvesselam bizzat vermiş.

Hz. Fatıma annemiz kadar ince duygulu, hassas, nazik bir insanın kızı olan Hz. Zeynep de aynı annesinin özelliklerini taşıyormuş. Mesela onun gibi evden pek az dışarı çıkarmış. Öyle ki onu nadir olarak gören birisi ne kadar nurlu bir simaya sahip olduğunu rivayet ediyor. Evliyalar serveri bir baba ve cennet hatunu bir annenin elbette böyle nurlu bir evladı olacaktır. Ne var ki bu nurlu evlat bir müddet sonra babasını, bir müddet sonra da iki kardeşi ve çocuklarını ahirete uğurlayacaktır.

Bu mübarek insanın annesine bezeyen en önemli özelliklerinden birisi de tıpkı annesi gibi genç yaşta bir olgunluğa sahip olması. O da annesi gibi dünyanın süsüne ve gösterişine meyletmemiş, süslü bir hayattan uzak bir şekilde yaşamış. Nitekim insanlığa hocalık eden, ders veren şahsiyetlere baktığımızda hepsinin sade hayatı tercih ettiklerini görüyoruz. Hz. Zeynep de bu özelliği ile kıyamete kadar ümmetin hanımlarına örnek olacaktır.

Kerbela Vakası

Babası Hz. Ali’yi ve ağabeyi Hz. Hasan’ı şehit olarak veren Hz. Zeynep hayatının en büyük acılarıyla hicretin altmış birinci senesinde Kerbela’da karşılaştı. İçlerinde evlatlarının da olduğu yetmiş üç tane Peygamber evladının şehadetine şahitlik ederek dünyanın en derin acılarını yaşadı. Çoluk çocuk demeden katledilen bu pak insanların her birisi acı bir şekilde can verdi.

İçlerinden çocuk yaşta olan Kasım, Hz Hasan’ın oğluydu. Yezid’in askerilerinin amcası Hz Hüseyin’e iliştiklerini görünce öne atıldı ve o çocuk hali ile amcasını savunmak istedi. Fakat bir kılıç darbesine kolunu kaptırdı. Elleri bir deri parçası ile vücudundan sarkıyordu. Acılar içerisinde canını teslim etti. Diğer bebeler de benzer şekilde öldürüldü. Bütün bu olaylar Hz Zeynep’in gözlerinin önünde vuku buldu.

Kalpler Hz Hüseyin’le kılıçlar Yezid’le

Araplar Hz. Hüseyin’e “Kalplerimiz seninle ama kılıçlarımız Yezid’le diyordu.” Bu söz tam da günümüzü hatırlatıyor. Tavuk gibi kesilen mü’min ve mü’minelerimiz için hiç bir şey yapamıyoruz. Kitapta dikkatimi çeken bir ayrıntıda şuydu: Bazı Kûfeli gençler Hz Hüseyin’e yardım etmek istiyorlar, ama Yezid’in zulmünden korkan anneleri “Ona yardım edecek bulunur” diyerek kendi evlatlarını göndermek istemiyorlar. Kerbala şehitlerinin kafaları kesilmiş olarak Kûfe’den getirildiği vakit de bu kadınlar ağlamaya başlıyorlar. Vaktiyle evlatlarını göndermeyen bu insanlar şimdi utanmadan ağlıyorlardı. Bu durum bana bazı riyakâr tavırları hatırlatıyor. Televizyonda aç açıkta insanları görünce ağlayan ama onlar için hiç bir şey yapmayan zihniyet gibi…

Bu kitap

Bu kitap şuana kadar tanıyamadığım Hz. Zeynep’i tanıma yolunda benim için bir adım oldu. Genel itibari ile güzel olan bu kitabın sıkıntılı taraflarını ise yukarıda arz ettim. Hz. Zeynep, Kerbela olayının bir şahidi olarak da bizim için önemli. O sıra küçük yaşta olan Hz. Hüseyin’in küçük oğlu Hz. Zeynel Abidin’i koruyup kollayarak hayatta kalmasına vesile olduğu için de ayrıca önemli. Bu annemizi rahmetle anıyoruz.

 

Aydın Başar okudu



TAMAM