, 06 Aralık 2016
Hz İsa'nın hadisleri kayda geçilmiş

6956

Hz. İsa'nın hadisleri kayda geçilmiş

Hz. İsa'nın 114 hadisi kayda geçilmiş, bu hadisleri nerde bulabiliriz?

İlgili Yazılar
Şule Yüksel Şenler'in Huzur Sokağı romanı video
Şule Yüksel Şenler'in Huzur Sokağı romanı (video)

Dünyabizim yazarlarından Yusuf Tunçbilek, Şule Yüksel Şenler'in 'Huzur Sokağı' adlı romanını tanıtıyor.
16/11/2016 15:03
M sık yi Batılılaştırmak Adına Heyecanı Söndürdük
Mûsıkîyi Batılılaştırmak Adına Heyecanı Söndürdük

''Bir Neyzen, İki Derya'', Şems ve Mevlânâ Hazretleri dairesinde ve Mesnevî'nin ilk on sekiz beyti üzerinden tamamlanan bir kitap. Bu söyleşi kitabında Kudsi Erguner, kendi tabiriyle 'neo-sufizm'i, modernleşen tarikatları, gelenekten kopuşu hiç çekinmeden eleştiriyor. Yağız Gönüler yazdı.
06/10/2016 13:01
Ayşe Sultan Babası Abdülhamid'i Nasıl Anlattı
Ayşe Sultan Babası Abdülhamid'i Nasıl Anlattı?

Ayşe Osmanoğlu’nun 'Babam Sultan Abdülhamid' isimli hatıratı, Sultan Abdülhamid’i ve dönemini anlatan önemli bir kaynak. Metin Uygun yazdı.
18/06/2016 15:03
Kemal Sayar'ın Her Kitabı Bir Şifa Çağrısıdır
Kemal Sayar'ın Her Kitabı Bir Şifa Çağrısıdır

Kemal Sayar, bu ülkenin derdini kavrayan ve çözüm üretmek için okuyucusuyla dertdaş olmak isteyen bir yazar... Onun kitapları da insana insanlığını hatırlatıyor. Yağız Gönüler yazdı.
08/06/2016 14:02
Osmanlı Dünya Tarihinin Neresindedir
Osmanlı, Dünya Tarihinin Neresindedir?

Kemal Karpat'ın öncülüğünde 1970'lerin ortalarında düzenlenen uluslararası sempozyumda ünlü tarihçileirn sunulan tebliğler, şimdi bir kitap olarak elimizde: Osmanlı ve Dünya: Osmanlı Devleti'nin Dünya Tarihindeki Yeri... Yağız Gönüler yazdı.
26/05/2016 08:08
Bir 'emin insan' bir 'doğal öğretmen'di Nusret Abi
Bir 'emin insan', bir 'doğal öğretmen'di Nusret Abi

'Sokak Sesleri', 1958’de Eyüp’te doğmuş Nusret Özcan’ın kendi kuşağında örneğine pek rastlanmayacak biçimde yazdığı “Gündelik Hayatımızın Tarihi”dir.
09/07/2015 12:12

Deprem yılı Adapazarı'nda halkın yıkılmışlığını fırsat bilen misyonerlerin aralarına değişik miktarlarda dolar da koyarak dağıttıkları zaman adını duymuştum ilk kez. İncil. O vakitlerden bir kaç zaman öncesine dek hakkında bildiğim tek şey uzak durmak gereken bir kitap olduğuydu. Ta ki; Robert Frager'ın “Kalp, Nefs ve Ruh” [Gelenek, 2003] adlı eserinin bir dipnotunda ismini okuduktan ve Üsküdar'da bir sahaftan satın alıp okuyana kadar.

“Toma'ya Göre İncil ya da Hz. İsa'nın 114 Hadisi” [Sufi, 2005] Ahmed Yüksel Özemre'nin Nag Hammadi Külliyâtı'nın bir parçası olan ve Mücahid Toma'nın yazıya geçirdiği Hz. İsâ'nın (a.s) mübarek dudaklarından dökülen 114 adet sözün/hadisin Müslümanca yorumu.

28276Ahmed Yüksel Özemre, 1966-67 tarihlerinde altı ay süreyle bulunduğu College de France'da Prof. Henri-Charles Puech'in verdiği derste tanışır, Toma'ya Göre İncil’le ve dersi takip eder. Fakat profesörün yorumları grek ikliminin meyvesi olan gnostisizm çerçevesinden bir bakış açısını yansıtır, kimi zaman da Manicilik, Sabiîlik ve Zerdüştîlik irfanına da değindiğinden bahseder .

Otuz beş yıl sonra yayımlandı!

Özemre bu İncil’in Fransızca'ya tercümesini okuduktan sonra, çizilen Hz. İsâ imajının diğer İncil’lerden farklı olarak, bizlerin irfânî çevrelerimizdekine çok yakın bir imaj olduğunu görür ve bu incili Türkçe'ye çevirip kendi yorumuyla yayınlamak heyecanı duyar. Fakat aradan çok uzun bir otuz beş sene geçtikten sonra, 2002'de Kaknüs Yayınlarınca kitap yayımlanır ve altı ayda ilk baskısı tükenir.

Hz.İsâ'nın (a.s) yazmış ya da yazdırmış olduğu bir İncil olmadığı için Hıristiyan aleminde din öğretisi adına kaleme alınan her eser İncil'dir. Bu eserlerin kilise tarafından onaylananları kanonik olarak adlandırılır. Apokrif olanları ise, daha çok gnostik doktrinleri yansıttıkları ve Hz. İsâ'nın avamın eline düşmemesi gereken öğretisini ihtiva ettikleri için gizli tutulan bâtınî vecheli olanlarıdır. Kilisenin, apokrif olanlarının ortadan kaldırılması gayretinden geriye kalan İncillerden biridir “Toma'ya Göre İncil”. (Thomas)

Nag Hammâdi Külliyatı nasıl bulundu?

Nag Hammâdi Külliyâtı'nın bulunuşunun adeta filmlere konu olabilecek hikayesi var. Şöyle ki; Yukarı Mısır'da, Kahire'nin 550 km güneyinde Nag Hammâdî ilçesinin 10 km kuzeyinde Cebelü-Târif'in (Yeni Dağ)  kayalık bir formasyonu olduğundan ve kayalar yüz elli kadar kovuk ihtiva ettiğinden, bunların 4.300 yıl kadar önceleri VI. hanedanlık zamanından itibaren, içleri traşlanıp boyanarak, yörenin idarecileri için mezar olarak kullanılır imiş. O kayalıkların eteklerindense ekinlerin gübrelenmesinde kullanılan bir toprak çıkarılmaktaymış. 1945 yılının Aralık ayında çevre köylerden birinde yaşayan Muhammed Ali as-Sammân kardeşleriyle birlikte sözü edilen topraktan tedarik etmeye giderler. Toprağı kazarken kırmızı kilden yaklaşık bir metre yüksekliğinde kırmızı bir çömlek takılır kazmalarına. Altın sanısıyla çömleği kırdıklarında papirüs sayfalı, deri ciltli bir düzineden fazla kitapla karşılaşırlar.Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre

Eve döndüklerinde mutfaktaki odunlu fırının yanındaki saman yığının üzerine bıraktığı papirüslerden, annesi soba yakmaya için faydalanır ve kitaplardan bazıları bu şekilde kaybolur. Babalarının katilini pusuya düşürerek öldüren kardeşler, polisin evde arama yaparken el koyabileceği korkusuyla para edebilecek antika kitaplardan bir kaçını muhafaza etmesi için bir rahibe verir. Yöredeki okullardan birinden bir tarih öğretmeni bu kitaplardan birini görüp, kıymetini takdir ettirmek üzre rahipten ödünç alarak Kahire'ye yollar.

Kahire'de antika eserleri el altından satanlardan biri kitaplardan birini tanınmış bir koptoloji uzmanına gösterir. Uzman, antikacıyı Kıptî Müzesi genel müdürüne yönlendirir. Müze müdürü ise bu cildi derhal satın alır. Nag Hammâdi Külliyatı'nın geri kalan kısmını ise kolleksiyoncu bir kadın alır ve uzun yıllar bu koleksiyonu devlete satma hususunda direnir ve ancak 1949 yılında ikna edilebilir. 1952 yılında da Nag Hammâdi Külliyatı Kıptî Müzesine aktarılır ve halen bu müzede muhafaza edilmektedir.

Aynı kaynağın pınarları

Peygamber Efendilerimiz'in hepsinin aynı kaynağın pınarları olduğunun adeta kanıtıdır Hz. İsa'nın (a.s) hadisleri. Havarilerinden hep Hakk’ı aramalarını ve aramaktan yılmamalarını, nefslerini tanımalarını, Allah'ı tanımalarının Hz. Peygamber’in (s.a.v) buyurduğu gibi ancak nefslerini tanımakla mümkün olacağını, zira Hakk'ın en parlak tecelligâhının insan olduğunu vurgular.

Yalandan ve nefret ettikleri şeyleri yapmaktan beri durmalarını, tavsiyelerinden bir an olsun çıkmamalarını, ağızlarından çıkacak sözleri içlerinde temyiz etmelerini, vahdet murakebesi ve tefekkürüyle meşgul olmalarını, din kardeşinin ayıplarını örtmelerini ve onları kendi nefisleri gibi sevmelerini, kendilerini basiretsizlerin yönetmesinden sakınmalarını ister. Ayrıca dünyanın cazibesine kapılmaktan ve lezzetlerine aldanmaktan hazer etmelerini, söylediklerinden yola çıkarak kendisinin nasıl biri olduğunu tefekkür etmelerini, kendilerine tevdî edilen sırrı muhafaza etmelerini, herkesin hakkına âdil davranmalarını talep eder.

Bu temel prensiplerde havarilerini seyr ettiren Hz. İsâ'nın (a.s), bizlere söylediği, üzerimize alınmamız gereken hadisler, Toma'ya Göre İncil'i her müslümanın okuması gereken bir incil kılıyor. Kitaptan bizleri haberdar eden merhum Ahmed Yüksel Özemre'ye Hakk Tealâ'dan  çokça rahmet diler ve ilk kez basımını yapan Kaknüs Yayınları ve yeni baskılarını yapan Sufi Kitap şükranı çoktan hak ettiler.

 

Ahmet Öztürk hakikatin birliği dedi





Yorum
neden
Ömer asım
neden bu gibi konularda sanki Kur'an-ı bırakmış ve bırakılması isteniyormuş gibi bir algı oluşuyor insanlarda. Tabi ki Efendimiz hazretlerinin buyurduğunda sizin ıskaladığınız bin hikmet vardır
06/09/2011, 01:31
anlayana..
kemal ak
Bir gün Ömer (r.a.) elinde ehli kitaptan bir aldığı bir kitapla gelince Rasulullah buyurur ki "Ey Hattab’ın oğlu! Bu ne şaşkınlık? Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ben size bembeyaz, dupduru tertemiz bir hakikatle geldim. Ehl-i kitaptan bir şey sormayın. Çünkü, size söyleyecekleri bir gerçeği yalanlayabilir veya yanlış bir şeyi tasdik edebilirsiniz. Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, eğer Musa (as) şimdi aranızda yaşamış olsaydı, bana tabi olmaktan başka bir şey yapamazdı.”
02/09/2011, 00:23
İşi Ehline Bırakmak...
Adalı
İslam toplumunda meşru olan her mesleği yapan, her bilimi öğrenen-öğreten insanların bulunması elzemdir, bilhassa ehil olanların. İslamın ana gayelerini tam olarak kavrayamamış, ilim geleneğinden yoksun belki de sadece meal kültürüyle(!) ayakta durabilen insanımızın çok da okuması ya da okumadığında eksikliğini hissetmesi gereken bir kitap değil.
31/08/2011, 15:19
vahiy parçalanamaz bütündür
Ömer asım
efendi, vahyin evveli ve ahiri birbirinden ayrılmaz. Bahsettiğiniz veliler ve bilge zât-ı şerifler bunların en iyi örneğidir. Dar kalıplarda öğrenim gören ve yalnızca bir mevzuda ihtisas yapabilmiş, henüz kendinin farkında olmayan yazarlara pek de itibar etmemek lazım.. Ve ayrıca israiliyat dedigimiz menkıbelerden de hisse almak mümkündür, eğer komik sorularla kendimize mani olmazsak.. Vesselam
26/08/2011, 11:54
müslümanlar incile yabancı
mustafa mirza
içinde yahudi e hristiyan hurafelerin bulunduğu kitapları nakleden islami (!) kitapları okuyan müslümanlar incil ve tevrat okumaktan niye kaçınır ki ?

incilin ilk 20 sayfasında bize a.kadiri geylani ibn arabi said nursi ağzıyla geçmiş sürüyle şey buldum. sözler ve olaylar bunların değil incilinmiş. bu araştırmaları akademik düzeyde ve sivil yapılanmayla yapanlar da var.
Cemil polat beyin kutsal metin çalışmalarından bahsetmişti bir arkadaş.
Bencede üstüne gidilmeli.
25/08/2011, 17:02