Müstesna Güzeller - 16:00, 06 Temmuz 2012 Cuma
Adam olmak istersen seherde uyuma!
Ladikli Ahmet Ağa, Abdurrahman Büyükkörükçü, Tahir Büyükkörükçü

Adam olmak istersen seherde uyuma!
KON TV, her sene olduğu gibi bu sene de Ladikli Ahmet Ağa’yı anma programını Konya’dan canlı yayınladı.


 

Geleneksel olarak Ladik’te düzenlenen Ladikli Ahmet Ağa anma etkinliklerine her sene kıymetli ilim adamları ve ilahi yorumcuları katılıyor. Bu etkinliklerin her seneki değişmeyen ve vazgeçilmez ismi ise Konyamızın yetiştirdiği büyük âlim Tahir Büyükkörükçü Hoca’nın oğlu Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca… Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca’nın bu etkinliklerin değişmeyen ismi olmasının nedeni, hem Konya’da çok sevilen bir âlim olması, hem de merhum babasının Ladikli Ahmet Ağa’nın yakın dostu olmasıdır.Abdurrahman Büyükkörükçü

Hayırlı yayınları ile dikkat çeken KON TV, bu seneki anma etkinliklerini de canlı olarak yayınladı. Biz de televizyonumuzdan bu güzel programı takip ettik. Kuran-ı Kerim tilaveti ila başlayan program Prof. Dr. Dilaver Gürer’in kerametler konulu konuşmasıyla devam etti. Ardından Konya Müsemma İlahi Topluluğu kısa bir konser verdi. Konserden sonra ise Konya Merkez vaizi Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca bir konuşma yaptı.

Velilerin gönlünde bir yer bulun

Besmele hamdele ve salvale ile söze başlayan Abdurrahman Büyükkörükçü Hocamız, velilerin gönüllerinde yer kazanmanın Rabbimizin rızasına vasıta ve vesile olmasını umduğunu, bu dua ve niyazla bu Allah dostunun hatırı için buraya geldiğini söyledi.

Her sene Ladikli Ahmet Ağa’nın menakıbından bahsettiklerini, bu sene ise bunun yanı sıra bir de onun ahlakından bahsetmek istediğini söyleyen Abdurrahman Hoca, şu kıyamete doğru giden, çoraklaşan, yozlaşan ve manevi rahmet ve bereketten uzaklaşan dünyada onların ahlakını öğrenir de onlara benzemeye çalışırsak, onların yerini doldurmaya gayret edersek umulur ki Rabbimizin bize bu istidadı verebileceğini söyledi.

Ey insanlar, agâh olun!

“Ey insanlar, agâh olun, Allah’ın veli kulları, kendilerine korkunun olmadığı, mahzun da olmayacak kimselerdir” (Yunus, 62) ayetini nakleden Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca, Allah’ın veli kulları için gelecek korkusunun olmadığını, onların özel insanlar olduğunu söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:

Tahir Büyükkörükçü“Babacığımın tabiri ile onlar ısmarlama insanlar, seçilmiş insanlardır. Cenab-ı Hak Hazretlerinin özel iltifatta bulunduğu mübarek insanlardır. Daha yetişirken büyük insan olarak yetişen insanlardır. Hatta büyüklerden bazıları şöyle der; ‘Onlar anne karnında iken bile velidirler.’ Değerli kardeşlerim, onlardan bir tanesi olan İmam-ı Nevevi Hazretleri daha çocukluğunda Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu anne ve babasına söyleyivermiştir. Bir gece anne ve babasına demiş ki: ‘Çabuk kalkın, sahur geçiyor, imsak olmak üzere…’ Anne ve babası perdeyi açıp bakmışlar ki dışarısı zifiri karanlık. ‘Daha imsak vaktine çok var oğlum’ demişler. ‘Anneciğim babacığım görmüyor musunuz her yer aydınlık, her yer ışıl ışıl…’ demiş o zaman çocuk yaşta olan İmam-ı Nevevi… Anlamışlar ki o gün Kadir Gecesi.”

Velilerin bizim için çok önemli zatlar olduğunu söyleyen Abdurrahman Hoca, sözlerine şöyle devam etti: “Mademki ana karnında velidir, mademki çocukluğunda büyük insandır, mademki gençliğinde farklı kişidir, büyüyüp de kemale erdi mi onlara daha özel lütuflar, daha özel ikramlar lütfedilir. İşte bu kimseler için korku yoktur. Onlar imanda kemal sahibidirler, muttaki insanlardır. Haram helal çizgisinde çok dikkatlidirler. Dünya hayatında ve ahirette onlar için nice müjdeler vardır.”

İki gün Hızır aleyhisselam’ı görmese feryat edermiş

İşte bu zatlardan birisinin de Ladikli Ahmet Ağa olduğunu ifade eden Büyükkörükçü, Ladikli Ahmet Ağa’nın Hızır aleyhisselam gibi bir büyükle beraber olmasının ve ona talebe olmasının büyük bir nimet olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Birçok insanın aşkı ile yandığı, ah ömrümde bir defa elini öpebilsem, yüzünü görebilsem, elinden bir lokma yiyebilsem dediği Hızır aleyhisselam ile Ladikli Ahmet Amcamız bir ömür boyu beraber olmuşlardır. Ramazan Amcamızın naklettiğine göre Ladikli Ahmet Amcamız Hızır aleyhisselam’ı iki gün görmeseler derde düşer, yanar yakılır, hatta evin damına çıkar böyle feryat ederlermiş; ‘Üstadım neredesin’ diye…”Ladikli Ahmet Ağa

Sami Efendi’nin elini öpmüştük

Efendimiz aleyhisselam’a “Allah’ın veli kulları kimlerdir?” diye sorulduğunda, Efendimizin “Görüldükleri zaman Allah hatırlanan kişilerdir” dediğini nakleden Abdurrahman Hoca bu duyguyu Sami Efendi’yi ziyaret ettiklerinde hissettiğini söyledi. Babası ile gittiği bu ziyareti şöyle anlattı:

“İstanbul’da Mahmut Sami Ramazanoğlu Üstadımızın elini öptüğümüz zaman babacığım bana ziyaretten çıkarken gözyaşı ile demişti ki: ‘Evladım Abdurrahman, bu bir defa el öpmenin kadrini kıymetini bilirsen bu sana dünyada da ahirette de yeter.’ Çünkü Allah dostlarının gönlünde yer bulursanız onlar sizin elinizden tutarlar ve sizi esfel-i safilinden alay-u illiyyine bi-iznillah uçuruverirler. Onlar Allah indinde nazlı kullardır, kolay kolay kendileri için bir şey istemezler. Değerli kardeşlerim, Allah sevdiği zaman bir kulunu, onun yüzüne nurunu koyuyor da onun için biz onu gördüğümüz zaman Allah’ı hatırlıyoruz. Değerli kardeşlerim, her gördüğünüzü Hızır bilelim, her geceyi de kadir bilelim inşallah.”

Veliler nazlı insanlardır

Ladikli Ahmet Ağa gibi mübarek insanların hak katında nazlı insanlar olduğunu söyleyen Abdurrahman Hoca, bu konuda Mevlana’nın şu sözlerini nakletti: “Nerede o nazlı Allah kulu ki gönlünde Sultan Süleyman ordusuyla yerleşmiş olsun. O kul el açar da dua için semaya yönelir, ‘ya Rabbi’ derse gök ehline bir telaş düşer. Kul bir defa ‘Ya Rab’ derse Hak canibinden altmış defa ‘Lebbeyk kulum’ sedası gelir.”

Kerametleri çok bilinirdi

Yaşı müsait olanların hepsinin Ladikli Ahmet Ağa’nın kerametlerini gördüğünü,  diğerlerinin de kitaplardan okuduğunu veya hocalarından dinlediğini ifade eden Abdurrahman Hoca, evliyanın kerametinin Resulullah’ın hatırına gerçekleştiğini, sanki onun mucizelerinin bir devamı olduğunu söyleyerek babasının kendisine anlattığı şu anıyı paylaştı:

“Bir gün bir ağabeyimiz babacığıma gelmiş; ‘Hocam ben yeni bir araba aldım, arzu ediyorum ki bununla Ladikli Ahmet Amcamızı ziyaret edelim.’ Bunun üzerine ziyareti yapmış, hoş saatler geçirmişler. Tam çıkacakları zaman o ağabeyimiz cebinde arabanın anahtarı olmadığını fark etmiş. Bu abimiz, Ladikli Ahmet Ağa’yı görmenin heyecanıyla olsa gerek, koltuğun üzerine düşürmüş anahtarı… Kapıyı da dışardan bilmeden kilitlemiş. Sohbetten sonra bakıyorlar ki anahtar arabanın içinde… O ağabeyimiz ‘eyvah’ diyor; ‘Şimdi açmak için kilidini bozacağız’…  Uğraşıyorlar, açamıyorlar. ‘Acaba şu küçük camı mı kıralım’ falan diye düşünürken Ladikli Ahmet Ağa yanlarına geliyor; ‘Hayırdır, nedir bu telaşınız?’ diyor. Meseleyi anlatıyorlar. ‘Dur bakalım canım, telaş etmeyin’ diyor ve kuşağından küçücük bir çakı çıkartıyor, babacığıma veriyor; ‘Tahir Hoca evladım, bununla aç kilidi’ diyor. Babacığım bıçağı kilide Ladikli Ahmet Ağatakıyor, bismillah deyip tık diye çevirince kilit açılıyor. Daha sonra bu ağabeyimiz; ‘Benim arabam böyle kel bir çakı ile açılıyor muymuş?’ diye düşünerek evdeki bütün bıçakları kapıda deniyor ama hiçbiri ile açamıyor. Anlıyor ki keramet Hacı babamızın bıçağı ile Allah’ın lütfundaymış. Müfettihal ebvab olan Allah isteyince bütün kapılar açılıyormuş diye düşünmüş…”

Granit gibi sağlam bir imanı vardı

Evliyaların imanının granit kayalar gibi sapasağlam olduğunu, o imanda tereddüte ve şüpheye yer olmadığını söyleyen Abdurrahman Hoca, onlara benzemek isteyenlere şu tavsiyelerde bulundu:

“Onlara benzemek istiyorsanız… Bütün evliyaullah geceleri seher vaktinde uyanık olarak veli olmuşlardır. Seher vaktini uykuyla veya gafletle geçirerek veli olmuş bir tek veli yok. Bu mümkün değildir. Ben, başta babacığım olmak üzere birçok Allah dostunun kerametlerini görmüş aciz bir kardeşinizim. Medine’de Erzurumlu Hattat Mustafa Efendi Hocamız vardı, onun da birkaç defa kerametine şahit oldum. Onlar bize hep derdi ki: ‘Geceleri seher vaktinde uyanık olun. Geceleri seher vaktinde ilahi rahmet yağar.’  Bu iş ne hocalıkla ne hacılıkla olur… Şu benim yaptığım vaazımı herkes yapar. Şu benim anlattıklarımı herkes anlatır. Herkes hoca olur. Ama evliya olmak başka bir şeydir. Babacığım derdi ki: ‘Abdurrahman evladım, adam olmak istiyorsan seher vakti uyuma.’ Bir de büyüklerimiz bize eskiden geceyi ihya eden insanların daha çok olduğunu söylerlerdi. Mesela Konya’da eskiden bir gece inen rahmet on bin kişiye dağıtılıyorsa şimdi bin kişiye dağılıyor.”

Veliler ibadete düşkündürler

Velilerin en önemli vasıflarından birinin de ibadet ve taata düşkünlük olduğunu söyleyen Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca, namaz kılmadan, Allah’a kulluk yapmadan veli olunmayacağını, ibadetlerin yanı sıra evrad-u ezkara titizlikle dikkat eden kimselerin veli olabileceğini söyledi. Velilerin vasıflarını anlatan Hoca şunları ekledi:Ladikli Ahmet Ağa

“Bir başka sıfatları da mahlûkata şefkatte güneş gibi olmaktır. Hepsi mütevazı insanlardır, yeri gelir toprağın üzerine oturur, bizlerle sohbet ederler; gurur ve kibirleri yoktur, kimseye tepeden bakmazlar. Onlar cömert insanlardır. Onların sofrasından yemek yemeyen kalmaz, onların nasihatlerinden istifade etmeyen kalmaz. Onlar kerem sahibidirler, cömerttirler, eli açık insanlardır. Onlar hakka hakiki tevekkülle tevekkül ederler. Şimdi insanımız torunlarına yetecek rızk kazanmış ama hâlâ rızık endişesinde…”

Kış ayında üzüm yedik

Son olarak Ladikli Ahmet Ağa’nın merhum babasının bizzat şahit olduğu kerametlerini anlatan Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca şunları söyledi: “Bir gün Ahmet Ağa, Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın kırk yıl günahına ağladığını, o ağladığı yerden bir pınar çıktığını anlattı. Babacığım da; ‘O sudan bize getirsen olmaz mı?’ demiş. ‘Olur, ama ben gelinceye kadar siz kırk rekât nafile namaz kılın’ demiş. Onlar namazlarını kıldıktan sonra Ladikli Ahmet Ağa elinde bir su ile gelmiş ve o suyu babam ve arkadaşlarına ikram etmiş. 1960 senesinde yine bir gün babacığım Ladikli Ahmet Ağa’ya; ‘Gittiğin yerlerden bize bir şey getir’ diye rica etmiş. Ladikli Ahmet Ağa, kışın ortasında elinde bir torba üzümle gelmiş. Dışarda kar kıyamet varken bu üzümü beraber yemişler. Hazret, bu üzümü az önce Endonezya’dan aldığını söylemiş.”

 

Aydın Başar haber verdi



TAMAM