, 26 Eylül 2016
Enderun usulü ter vih nedir nasıl kılınır

37775

Enderun usulü terâvih nedir, nasıl kılınır?

Yoran değil rahatlatan namazdır teravih… Bunun farkında olan ecdat, Enderun usulü terâvih ile namazı farklı makamlar kullanmak suretiyle renklendirir, ibadetin daha ruhanî bir neşve içerisinde tamamlanmasına ve bu sayede monotonluğun ve bıkkınlığın önlenmesine vesile olurmuş..

İlgili Yazılar
Teravihi sevdiren uygulama Enderun teravihi video
Teravihi sevdiren uygulama: Enderun teravihi (video)

Bu Ramazan ayında İstanbul'un 21 ayrı noktasında enderun usûlü teravih namazı farklı tarihlerde, Eyüp Sultan ve Sultanahmet Camii'lerindeyse her gece kılınıyor.
10/07/2015 13:01
Emrullah Hatipoğlu'na sorduk
Emrullah Hatipoğlu'na sorduk!

'İnsan olmak ve insan kalmak için İslam…' dedi.
13/08/2010 15:03
Mehmet Kemiksiz Enderun teravihini anlattı
Mehmet Kemiksiz Enderun teravihini anlattı

Mehmet Kemiksiz Hoca ile, eski bir Osmanlı geleneği olan ve bu Ramazan da birçok camide uygulanan cumhur müezzinliği ve Enderûn usûlu terâvih namazı üzerine konuştuk..
26/07/2013 16:04
Amerika'da Çocuklar İçin Yayınlanan Ramazan Kitapları
Amerika'da Çocuklar İçin Yayınlanan Ramazan Kitapları

Ramazan’a ve Ramazan bayramına dair ne tür hikaye kitapları bulabilirim diye araştırdığımda; hikayesi etkileyici ve ritmik, illüstrasyonu açısındansa oldukça cazip özelliklere sahip, çocukların hayal dünyasını fethedebilecek türden harika kitaplarla karşılaştım.
12/07/2016 14:02
Bülent Parlak Ramazan Ayı Bütün Ayların En Güzel Şiiridir
Bülent Parlak: Ramazan Ayı, Bütün Ayların En Güzel Şiiridir

''Ne zaman Ramazan ayı gelse evimizde kışkırtıcı bir heyecan başlar, akşam her zamankinden daha güzel bir karanlığa sahip olur, bütün aile başka bir yaşa taşınırdı. Çocuklar orta yaşlı bir güngörmüşe, büyükler ise on sekiz yaşında her şeyi hatmetmiş bir delikanlıya dönüşüverirdi.'' Şair Bülent Parlak ile Ramazan'a dair kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.
27/06/2016 11:11
Ümran Ay Ramazan Biraz da Gönülleri Şenlendirme Ayıdır
Ümran Ay: Ramazan Biraz da Gönülleri Şenlendirme Ayıdır

''İnsan bu ayın her anını değerlendirmek, bütün dünya meşgalelerinden azade Yaradanıyla daha çok hemhal olmak istiyor. Daha çok onun huzurunda bulunmak, kulluk vazifelerini daha çok yerine getirmek istiyor.'' Ümran Ay ile Ramazan'a dair kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.
19/06/2016 11:11

 

Terâvih namazının, Ramazan ayına mahsus olmak üzere yatsı namazından sonra kılınan namaz olduğunu hepimiz biliyoruz. Terâvih, “rahatlatmak, dinlendirmek, nefsi dinlendirmek, fasıla vermek”  manasına gelen “Tervihâ” kelimesinin çoğuludur. Fasılalarla kılınan namaz demektir. Tadı çıkarılarak, dualarla niyazlarda bulunularak, ferahlatan, yorulmadan zevkle kılınan namazdır terâvih. Ancak günümüzde bu manasından fersah ve fersah uzaklaştırılmış, uzaklaşmıştır. Artık hızlı hızlı kılınıp bir an evvel bitirilen, rahatlatan değil, yoran bir namaz olmuştur.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in, “Ramazan ayını inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek ihya eden kimsenin geçmiş günahları bağışlanır”  (Buhârî, “Salâtü’t-terâvih”,1) buyurmasından  yola çıkan âlimler bu hadisle Peygamberimiz’in bilhassa gece ibadetlerinin ve teravih namazının kastettiği yorumunu yapmışlardır.  Başlangıçta Terâvih Namazı bizzat Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından iki veya üç gün mescidde kıldırmıştır.  Ancak kılan cemaatin sayısının artması üzerine farz olur endişesiyle Resûlullah (s.a.v.) mescide gitmemiştir. Resûlullah’ın ikinci defa teravih namazı kıldırdığına dair bir rivayetin nakledilmemesinden hareketle teravihin risaletin son yılında teşri kılındığı (Teşri: Peygamber’in emri ve isteğiyle yapılan iş, ibadet.) görüşü vardır. Daha sonraları Hz. Ebû Bekir döneminde Teravih namazı kılınmaya devam etmiştir. Hz. Ömer (r.a.) Übey b. Ka‘b’dan cemaate teravih namazını kıldırmasını istemiş ve bu uygulama günümüze kadar sürüp gelmiştir.  (Saffet Köse, DİA, c. 40, s. 482)

Önceleri Terâvih namazı kılınırken, dört rekâtta bir selam verildikten sonra oturulup dinlenilirmiş. Sonra diğer dört rekâta geçer onu eda ederlermiş. Bu uygulama zaman içinde değişikliğe uğramış dinlenme fasılları yerini zikir ve salavatlarla değerlendirme şekline bırakmıştır. Hanefi Mezhebi’ne mensub olanlar bu namazı dinlenerek kılmışlar ve dinlenme fasıllarında da salavat ve zikirlerle değerlendirmişlerdir.

Acele kılınacak bir namaz değildir terâvih… Dinlenerek, Cenâb-ı Hakk’a yakaran ilahilerle coşup, huşu içinde zikir ve salavatlarla ilahiler eşliğinde kılınan bir namazdır terâvih… Unutulan bu terâvih namazının bir de yine unutturulan bir uygulama şekli daha vardır. Çünkü Türkiye'de musiki eğitimi almış müezzin sayısı azalınca 1950'li yıllarında bu gelenek tamamen ortadan kalkmış.  Osmanlı’da Enderun usûlü terâvih adını verdiğimiz bu uygulama günümüzde tekrar icra edilmeye başlandı bazı camilerimizde.

Şimdilerde Hüdai Tasavvuf Topluluğu'nu çalıştıran ve baş müezzinlik görevini üstlenmiş olan Mehmet Kemiksiz Hocamız, 1996 yılında, Üsküdar'da musiki yeteneği olan müezzinlere eğitim verip çevre camilerde Enderun usulü teravihi kıldırmaya başlamış. Ramazan-ı şerif ayına gireceğimiz şu günlerde de Enderun usulü teravih namazı kılınacak camiler il il açıklanıyor. Mesela Bursa’da 22 camide Enderun usulü teravih namazı kılınacakmış. İstanbul’da da semt semt Enderun usulü teravih namazı kılınacak camiler ve tarihleri yakında açıklanır. Merak ettim, bu teravih namazı nasıl bir namaz ki heyecanla ballandırıla ballandırıla anlatılmakta… Ramazan-ı Şerif’te oruçlu olacağımız için midir böyle ballandırmaları acaba?

“Ramazan Musikisi” başlıklı tezi bulduğumda mücevher bulmuş gibi oldum

Efendim, eskiden gezici teravih grupları şehirleri gezer, teravihleri kıldırırmış. Tilavetler arasında şerbet dağıtılırmış. İnsanların kulağı bu makamlara öyle duyarlıymış ki namaza geç gelen kişi, imamın makamından kaçıncı rekâtta olduğunu anlarmış. Bu usul ve tertipler sözlü olarak aktarıldığı için bugünlere ulaşan yazılı kaynaklar pek yok. Ancak, Sultan Abdülaziz'in torunu Mahmud Şevket Efendi’nin günlüğü hariç. İçinde dönemin teravihlerinin olduğu günlük yıllar sonra Emin Saraç Efendi Hazretleri’ne intikal etmiş. Bunun dışında da pek kaynak yok, olan kaynaklar da ya yetersiz ya hatalı ya da fazla ilmî, anlaşılmaz… Bu sebeple konuyu araştırırken önce çok zorlandım. Ancak bir tez çıktı karşıma…

Şu an Çanakkale Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Halil İbrahim Önder Beyefendinin “Ramazan Musikisi” isimli yüksek lisans tezi. Bulup okuyunca bu tezi bulduran Rabbime şükrettim, yazan hocamıza da dua… Bu tez muhakkak kitaplaşmalı. Sadece Enderun usulü terâvih namazı mı var bu tezde? Hayır, mukabeleden Ramazan musikisine, cumhur müezzinliğinden temcide, salâlardan tekke musikisine, Hırka-i Saâdet ve Hırka-i Şerif ziyareti esnasındaki mûsikîden ilahilere, Karagöz müziğine kadar geniş bir alanda açıklamalar ihtiva etmekte bu tez. Üstelik Amir Ateş, Emin Işık, H. Hüseyin Top, İsmail KaraçamÖ. Tuğrul İnançer, Nuri Özcan, Orhan Okay, Mustafa Uzun, M. Ali Sarı, Nezih Uzel, Sadettin Ökten gibi muhterem hocalarımızla da konuyla ilgili bizzat röportajlar yapılmış. Epey teferruatlı ve sarih bir dille yazılmış tez. Mübalağa ettiğimi sanmayın ne olur, ben bu tezi bulduğumda mücevher bulmuş gibi oldum… O yüzden bu tez kitaplaşmalı diyorum sayın yayınevlerine…

İbadeti daha ruhanî bir neşve içerisinde tamamlamak için uygulanırmış

Osmanlı’nın bize bıraktığı devasa kültür hazinelerinden biri olan Enderun usulü terâvih namazı, Ramazan ayına ait geleneklerimizdendir. Başta selâtin camileri olmak üzere birçok camide, tekkelerde hatta konaklarda uygulanmıştır. Günümüzde neredeyse unutulmuş olan bu gelenek,  mûsikinin ibadete yansıyan güzelliklerindendir. Enderun denmesinin sebebi bu Terâvih namazı uygulamasının saraydan çıkıp topluma yansımasındandır.

Ramazan geldiği zaman sarayda görevli bazı mûsiki ehli yüksek rütbeli paşalar selâtin camilere giderek orada bu terâvih namazını kıldırırlardı. Zaten padişah hangi camiye giderse, hünkâr imamları da orada hazır bulunup, padişaha ve halka namaz kıldırıyorlardı. Böylece bu uygulama topluma yansımıştır. Saraydan yani saray okulu olan Enderun’dan yetişen hocaların kıldırdığı bu namaz bu sebeple Enderun usûlü terâvih namazı olarak adlandırılagelmiştir günümüze kadar...  Saraydan başlayıp en azından bütün büyük camilere yansıyacak kadar yaygınlaşan bu geleneğin tam olarak ne zaman başladığı bilinememektedir. Bu uygulama ve esaslarını ilk defa ortaya koyanın kim olduğuna dair net bilgiler de pek yok… Hatip Zakiri Hasan Efendi ve Itrî diyenler arasında ihtilaf olsa da, hem bu uygulama hem de diğer cami mûsikisine dair uygulamaların esaslarını Itrî’nin ortaya koyduğunu söyleyenler çoğunluktadır.

Enderun terâvihi uygulamasının amacı, namazı farklı makamlar kullanmak suretiyle renklendirmek, ibadeti daha ruhanî bir neşve içerisinde tamamlamak ve bu sayede monotonluğu ve bıkkınlığı da önlemektir. Terâvih, adından da anlaşıldığı üzere cemaati ibadet ederken aynı zaman da dinlendirmeyi esas alan bir namazdır. Bu namazın salavat-ilahi ve zikirler eşliğinde makamlarla kılınmasının başka bir amacı da cemaatin vakitlerini camide geçirmelerini temin etmek, onları sıkmamak, davet etmek, camiye gelmeye teşvik etmek, camiye gelenleri huşû içinde rahatlatmak, günlük işleriyle, sıkıntılarıyla dolu kafalarını boşaltmalarını sağlayabilmektir. Bir de toplumun kulağının bizim medeniyetimizin sesleriyle doldurulması ve bu güzel nağme ve seslerle kulakların pasını silip kalplerin inşirah bulmasıdır.

Enderun usulü teravih namazını her imam veya müezzin eda ettiremiyor. Bu namazı kıldıracak imam ve müezzinin donanımlı olması gerekir. Çünkü Kur’an’ın, tesbihatın, duaların tecvid ve kıraat kaidelerini bozmadan makam ile okunması belli bir bilgi birikimi ve donanım ister. Yani bu namazı güzel sesli ve makam bilgisi olan, mûsikişinas bir imam ve müezzinler topluluğunun kıldırması gerekir. Osmanlı’da nasıl uygulanmıştır bu Enderun usulü terâvih namazı,  onu aşama aşama bir öğrenelim dilerseniz.

Enderun usulü terâvih namazı nasıl eda ediliyor?

Enderun usulü terâvih namazı iki şekilde eda edilirmiş. Birincisi mûsikişinas bir imamın önderliğinde, cumhur müezzinlerinin (müezzinler topluluğu, müezzinler grubu) makam geçkileri ile yönlendirerek namaz kıldırmasıdır. İkincisi ise makam geçkilerini cumhur müezzinlerinin yaparak imama yol açması suretiyle kıldırılan terâvih namazıdır. Bu şöyle uygulanmaktadır:

Evvelce namaz kılınan cami-i şerifin bânisini anmak kastıyla okunan ve “salavatlama” diye tabir edilen salavât-ı şerife okunmaktadır. Buna gülbank veya tasliye de denir ve şöyledir: “Hz. Resûl-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin mübarek ruh-i şeriflerine salavat getirenlerin ilahi ahir ve akıbetleri hayrola. Pirimiz Bilâl-i Habeşi Hazretleri’nin ruhu şerifi için sahibü’l-hayrat ve’l-hasenat (camiyi yaptıranın yani banisinin ismi, söylenir) ve kâffe-i ehl-i imanın ruhları için el-Fâtiha.”

Sonra sünnet namazı kılınır. Sünnet namazından sonra müezzinlerden biri kâmet getirir ve yatsı namazının farzı ile son sünnet kılınır. Daha sonra terâvihe başlamak üzere müezzin başı rast makamında Sübhânellâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilahe illâllâhu va’llâhu ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi’llâhi’l-aliyyi’l-azîm” der ve buna mukabil diğer müezzinler hep bir ağızdan: “Allahümme salli alâ Muhammed” derler ve terâvih namazına başlanır. Terâvih namazı eğer ikişer rekâtta selam vermek suretiyle kılınıyorsa imam efendi selam verince müezzinler selama müteakip yine beraberce “Allâhümme salli alâ Muhammed” derler ve namaza devam edilir. İmam efendi iki rekâtı kıldırıp selam verince müezzinler hep beraber rast makamında ilahiye başlarlar: “Tevbe edelim zenbimize tübtü illallah / Lütfunla bize merhamet eyle aman Allah / Sen etmez isen bizleri kim affeder Allah / Lütfunla bize merhamet eyle aman Allah”

İlahi bitince dâvudî sesli müezzinler yine salavât-ı şerife söylerler. Ancak rast makamında başlayan salavat-ı şerife uşşak makamına tebdil edilir. İmam efendi yukarıda izah ettiğimiz üzere ikinci dört rekâtı ikmal edip selam verince müezzinler bu sefer uşşak ilahi söylerler:

“Allah emrin tutalım/ Rahmetine batalım/ Bülbül gibi ötelim/ Allah Allah Kerim Allah/ Rahim Allah aman Allah diyelim Ya Hû”

İlahi bitince uşşak makamında girilen salavât-ı şerife sabâ makamına veya bestenigâr makamına tebdil edilerek söylenir. İmam efendi namazı bitirip selam verince müezzinler bu sefer sabâ makamında ilahiye başlarlar: “Gel zikredelim/ Devran edelim/ Hakka gidelim/ Seyran edelim/ Fani dünyada ne gördün ey dil/ Aşkullah ile cevlan edelim”

İlahi bitince salavât-ı şerife ile eviç makamına girilir. İmam efendi yine dört rekâtı eviç makamında kıldırarak selam verir. Müezzinler bu defa eviç makamındaki ilahiye girerler: “Mevlam senin âşıkların/ Devran ederler Hu ile/ Yolundaki sadıkların/ Devran ederler Hu ile”

İlahi bitince eviç makamı olarak başlayan salavât-ı şerife acemaşiran makamına dönüştürülür. Yani eviç olarak başlayan salavatın “Allâhümme”den sonra “salli ala” kısmında muhayyer perdesine basılır ve acem perdesinde karar kılınarak acemaşiran makamına geçilmiş olur. İmam efendi surelerini bu makamda okuduğu namazı bitirip selam verince cumhur müezzinleri acemaşiran ilahiyi okur

İlahi bitince baş müezzin veya görevlendireceği müezzin arkadaşı âyet-i celilenin Rabbenâ Âmennâ bimâ enzelte ve’t-teba’nerrasûl”e kadarki kısmını okur, diğer müezzinler hep beraber, ara vermeden “Fektübnâ meaşşâhidîn” kısmını okurlar ve terâvih duasına geçilir. Bir müezzin kısa bir âmin çeker, müezzinler hep beraber “Ve’l-hamdü lillâhi Rabbilalemin” diyerek cemaati vitir namazına kaldırırlar.

Vitir namazı bitip selam verilince de geri kalan kısım cumhur müezzinliği kaidelerince tamamlanır. Müezzin başı, âyete’l-kürsiyi bitirip “zül celali Sübhânallah” deyince bir müezzin, makamı ve akordu bozmadan otuz üç kere “Sübhânallah” dedikten sonra “Sübhâne’l-kerimi dâimeni’l-hamdülillah” diyerek hamdeleyi diğer bir müezzine devreder. Öteki müezzin de otuz üç kere “el-hamdü lillâh” dedikten sonra “Rabbi’l-âlemine Teâlâ şânühüllahü ekber” diyerek ism-i celali diğer bir müezzine bırakır. Tesbihler böylece birbirine sıra ile bırakılıp söylenir. Bitince diğer bir müezzin “Lâ ilahe illallahü vahdehû lâ şerîkeleh lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” der ve bütün koro “Sübhâne Rabbiye’laliyyi’l- a’le’l-vehhâb” der ve duaya yani âminlere geçilir.

Âminler duanın en ilgi çeken tarafıdır. Birinci âmini alan müezzin girizgâh yaparak ikinci müezzine bırakır. İkinci müezzinin çektiği âmin için “Büyük âmin” tabiri kullanılır. Sebebi ise ilk âmin sözünün makamın güçlüsü üzerinde nefesin yettiği kadar uzatır ve bu arada dua mahiyetinde; “Yâ Hazreti Allah, şefaat ya Resûlallah veya “Yâ müfettiha’l-ebvâb ifteh lenâ hayra’l-bâb” gibi dualara benzer duaların okunmasıdır. Büyük âmin bitince başka bir müezzin karara gitmek üzere devralır ve kısa âminlerle koroya teslim eder. Koro da “Vel hamdü lillahi Rabbilâlemin” diyerek namazı tamamlar.

İmam efendi mihrabiyye (namazların sonunda ahlak ve sosyal konulara dair ayetlerden oluşan bir aşr-ı şerifin okunmasına mihrabiyye denilir.) okursa sonunda Fatiha çekerek namazı bitirir. Yok, eğer mihrabiyye okumuyorsa o zaman da müezzin başı “Kabülü Hakk celle ve alâ Fatiha” diyerek namazı bitirir. Terâvih biter ama coşku bitmez… Dâvûdî sadâlar yol açarlar semalara…

Hepsi bu mu? Elbette değil. Daha mihraba hâkim olan imamların rehberliğinde eda edilen başka bir uygulaması da var. Ama burada anlatmıyorum. Anlatamıyorum… Ballandırıla ballandırıla anlatılan bu Enderun usulü terâvih namazının devamını, inşallah kitaplaşırsa kitaptan alır okuruz.

Mehmet Kemiksiz, Enderun usulü teravih namazı anlattı: http://www.dunyabizim.com/soylesi/14107/mehmet-kemiksiz-enderun-teravihini-anlatti 

 

Fatma Toksoy yazdı





Yorum
enderun usulü
mehmet öztürk
1950-lerde tamamen ortadan kalktı ifadesi yanlış. Bir kaç yer hariç dense eyvallah. 1980-li yıllarda başka camilerde olmasa da sadece Nuruosmaniye camiinde bu usulle teravih kıldığımı çok iyi hatırlıyorum. Rahmetli babam da Küplüce camii müezzinlerinde Hafız Şevki Efendi merhumun idaresinde 1950-60lı yıllarda Üsküdar camilerinde bu usulu uyguladıklarını naklederdi. Ayrıca Muzaffer Ozak Efendi de Türk Tasavvuf Musikisi Vakfında enderun usulünü hiç terkettirmemişti.
07/06/2016, 13:32
Enderun Usulu Teravih
Nureddin Ergür
Tatbikat için arşiv kayıtları ve teravih ilahileri için Kaynak : http://www.muzafferozak.com/teravihler.html
08/07/2013, 12:40