En Çok Okunanlar
Son Yorumlananlar
Namaz Vakitleri
Not Defteri
Not Defteri
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eskişehir’in Melek Hocası Münir Derman
Eskişehir’in Melek Hocası Münir Derman

Münir Derman


Dr. Münir Derman, meslekî sahasında insanları ameliyat ederek dertlerinden kurtarır. Fakat o, insan problemlerinin sadece fiziksel sebepli olmadığını bilenlerdendir..
Güncelleme: 16:00, 16 Aralık 2012 Pazar

 

Kimi insanlar vardır. Doğdukları yerden çok yaşadıkları yerle anılırlar. O şehrin tarihinde özel bir yere sahip olurlar. İşte bu tür insanlardan biri de Dr. Münir Derman’dır. Trabzon doğumludur ama hayatının büyük bir bölümü Eskişehir’de geçmiştir.

Yaşı müsait olanlar, Eskişehir’de onu öncelikle doktor olarak hatırlarlar. Zira tabiplik hayatının büyük bir bölümü bu şehirde geçmiştir. Fakat, cami cemaati onu bir başka yönüyle, Eskişehir camilerinde kendine özgü bir dil ve üslupla yaptığı vaazlarıyla hatırlayacaklardır. Ona daha yakın olanlar ise onu aynı zamanda bir maneviyat ehli olarak bileceklerdir.Münir Derman

Felsefeden tıbba

1910 yılında Trabzon’da doğan Dr. Münir Derman’ın soyu, baba tarafından Kafkas Kartalı Şeyh Şamil’e, anne tarafından ise Ahmet Ziyaeddin Gümüşhanevî hazretlerine dayanır. Küçük yaşlardan itibaren maddi ve manevi ilimler konusunda tahsil görmeye başlamış, dokuz yaşında ise hafız olmuştur. İlkokulu özel Fransız okulunda tamamladıktan sonra liseye başlamış, ardından devlet tarafından üniversite tahsili için Fransa’ya gönderilmiştir. Burada felsefe ve psikoloji tahsili gördükten sonra tıp fakültesini de bitirerek doktor olmuştur. Bununla da yetinmemiş, Mısır El-Ezher Üniversitesi’nde ilahiyat tahsili de yapmıştır.

Münir Derman Hocayı önce Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde felsefe hocası olarak görürüz. Fakat bu uzun sürmez. Kısa bir süre sonra üniversiteden ayrılarak çok sevdiği doktorluk mesleğini yapmak için Doğu Anadolu’da göreve başlar. Daha sonra hükümet tabibi olarak Bozüyük’te görevlendirilir. Burada bir süre görev yaptıktan sonra davet üzerine Almanya’ya gider. Burada 15 yıl anatomi dalında öğretim üyeliği yapar. Daha sonra Türkiye’ye döner ve Eskişehir’de genel cerrahi uzmanı olarak doktorluğuna devam eder ve buradaki görevinden emekli olur.

Eskişehir’de kaldığı yılarda İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde de dersler verir. Müthiş bir bilgi birikimine sahiptir. Fransızca, Almanca, Rusça, Arapça’yı çok iyi şekilde bilen biridir. Fizik, kimya, matematik gibi fen bilimlerinde ve astronomide şaşılacak derecede bilgili olduğu, Eskişehir’de  hep anlatılan bir yönüdür. Bir diğer yönü ise imkânı olmayan hastasından ücret almaması, dahası onların ilâçlarını kendinin yaptırması ve şayet dışarıdan gelmişlerse yol ücretlerini vermesiydi.

Mesleği çok para kazanmasına müsait olmasına rağmen dünya malına hiç iltifat etmemiş, sade bir hayat sürmüş ve maddi olan her şeyden uzak durmuş Münir Derman Hoca. Nitekim, emeklilik sonrası Almanya’ya gitmiş, bir süre orada kaldıktan sonra Türkiye’ye döndüğünde hayatının son günlerini Ankara’da bir otel odasının mütevazı şartlarında, eşi ile birlikte yalnız başına, eski tanıdığı dostlarından oluşan mütevazı bir çevrede geçirmiştir. Zira bir eve dahi malik değildir.

Münir Derman'Garibin yeri tenhadadır'

Hayatının son iki buçuk senesini sağlık sorunları nedeniyle hastanede geçiren Münir Derman Hoca,  “dünyaya garip geldim, garip gitmem lazım. Garibin yeri tenhadadır.” diyerek sessiz bir köy kabristanına gömülmeyi vasiyet etmiş ve bu vasiyet gereğince 2 Aralık 1989 Cumartesi günü Hakk’a yürüdüğünde sevenleri onu Ankara’nın kuzeybatısında yaklaşık 15 kilometre mesafedeki Memlik köyü yakınında toprağa vermişler.

Camide bir doktor

Dr. Münir Derman, meslekî sahasında insanları ameliyat ederek dertlerinden kurtarır. Fakat o, insan problemlerinin sadece fiziksel sebepli olmadığını bilenlerdendir. Bu sebeple onu cami kürsülerinde bir vaiz olarak da görürüz. İlk gençlik yıllarında bazı vaazlarını dinlemek bana da nasip olmuştu. Aklımda kalan vaiz portresi ise şöyleydi.

Her şeyden önce vaiz diye bildiğimiz kişilerden farklı bir dil ve üslubu vardır. İnsanların dinin zahirinde takılıp kalmamaları ve bâtına nüfuz etmeleri onun tebliğde en çok önem verdiği husustu. Sohbet dili çok ilgi çekiciydi. Vaazı esnasında cemaatle de diyaloğa girer, onlara sorular sorar ya da onların sordukları sorulara da cevap verirdi. Dikkat çeken bir yanı da çok şefkatli olmasına rağmen zahiren çok celalli olmasıydı. Şefkatini fark edenler ona Melek Hoca derlerdi. Bir Cuma vaazında Hz. Nuh ve tufan hadisesini manevi boyutuyla anlatmaya çalışırken cemaatten “Nuh’un gemisinin kaç direği vardı” diyen birine nasıl celallendiği bugünkü gibi hatırımdadır.

Yine cemaatin namaz esnasındaki tavrını eleştirdiği şu cümleler de aklımın hep bir köşesinde kalmıştır. Aşağı yukarı şöyle demişti. “Ey cemaat, namazınız, arkadan seyrettiğiniz zaman doğrudan doğruya soytarı oyununa benziyor. Allah’ın huzurunda alay olmaz efendiler! İmam ‘Allahu Ekber!’ demeden ön sırada hep secdeye başlar, daha ‘Selâmün aleyküm!’ demeden adam başını çeviriyor. Allah rızası için yapmayın bunu! Böyle yapmaya devam ederseniz buraya da artık gelmem. Ben size yanlışlarınızı Allah rızası için düzeltmeye çalışıyorum, siz hokkabazlık yapıyorsunuz! Yapmayın bunu rica ederim!”Münir Derman

Bir maneviyat ehli

Onun vaizliği işin bir yönüdür. O, manevi ilimlerde de derin bir irfanın insanıdır. Çevresini bu anlamda da irşad eder. Fakat onun bu yoldaki pek çok kişiden önemli bir farkı vardır: O, namsız-nişansız bir irfan ehli olmayı seçmiştir. Bu yüzden bir tarikat kurmadığı gibi kurulu olanlara da rağbet etmemiş, etrafına bu anlamda muhipler toplamamıştır. Ancak vaazlarından ve doktorluğundan kendisini tanıyan ve hakiki seven sayılı kimseler O’na yanaşmışlar ve ilminden istifade etmeye çalışmışlardır.

Basılmamış eserlerinin de olduğu bilinmekte

Geniş bir telifatı da olan Münir Derman Hoca, sohbetleri ve yazılarını Allah Dostu Der ki başlıklı beş ciltlik bir kitapta toplanmıştır. Yine üç ciltlik Su Kitabı, Muhiddin Arabi’nin Nasihatları ondan bugüne kalan eserleridir. Ayrıca basılmamış başka eserlerinin de olduğu bilinmektedir.

Sohbetlerinden bir bölümle bu bahsi şöyle bitirelim: “Yaprak, çiçek koparmayınız! Yaş ağaç kesmeyiniz! Dal kırmayınız!.. Yaprak, çiçek çiğnemeyiniz! Meyva kabuklarını, yaş yaprak, çiçek, taze dal, ateşe atmayınız! Bunlara dikkat ederseniz şu hadîsin müjdesine kavuşursunuz: ‘Nebatata kadar merhamet gösteriniz, bunda şefaat gizlidir.’”

 

Mustafa Özçelik yazdı


  • Google'a kaydet
  • digg'e kaydet
  • delicious'a kaydet
  • FriendFeed'de paylas
  • facebook'ta paylas
  • Haberi Paylaş
  • Yazdır
  • Arkadaşıma Gönder
YORUMLAR
kitap
MURAT
kitapları nerden temin edebiliceği konusunda tel ve adres verebilirmisiniz
23/05/2013, 15:57
MÜNİR DERMAN ESERLERİ
ESRA
Eserlerini türbedarından temin edebiliyorsunuz. Aradığınızda adresınıze kargoluyor.Allah aşkıyla samimi bir kalple okuduğunuzda kendisine canı gönülden bağlanıyorsunuz.Bu dünyada tanımadan sevdiğim yegane kişidir.Allah kayıp olan 11 ciltlik Kuran tefsirini okumayı nasip eder İnşallah..
12/03/2013, 16:21
vahdeti vücutculuk ve modern fetvası
Ali
Ömer nasuhi bilmen'in "vahdeti vucud fikri küfür değilse yeryüzünde küfür olan başka bir şey yoktur" sözü meşhurdur. Tasavvufta da sırları açıklamak yasaktır, çünkü insan sadece kelimelerle ifade edilebilecek kadar akla sıgan bir varlık değildir. Münir derman hocanın sırları kelimelere açıkça dökme çabası Bilmen hocanın meşhur sözünü ve yasağı hatılatıyor. Hayatta birden fazla doğrunun olduğunu bilen birisi olsamda, kendisinin kitaplarının sır olarak tarihte kalmasını daha uygun buluyorum.
29/12/2012, 21:42

İlgili Konular » Münir Derman |
dunyabizim.com on Facebook