, 29 Mayıs 2016
Bir bardak soğuk su içen beni hatırlasın

23953

Bir bardak soğuk su içen beni hatırlasın

Hz. Hüseyin bir çağrıdır bize çağlar ötesinden. O’nun serüveni bir folklorik öğe, bir mitolojik metin değildir. Bütün canlılığıyla yaşayan, bize örneklik teşkil eden bir hayattır..

İlgili Yazılar
K inatın her zerresine yayılan neşe ve sevinç
Kâinatın her zerresine yayılan neşe ve sevinç

Ramazan neşe ve sevinç ayıdır, ifadesini sıkça duyarız. 'Eski İstanbul Ramazanları' kitabında Ramazan'ın nasıl maddi ve manevi neşenin kaynağı olduğunu neşeli bir dille anlatıyor Halit Fahri Ozansoy. Serdar Arslan yazdı..
21/07/2014 10:10
Mübarek vakitleri nasıl değerlendirmeli
Mübarek vakitleri nasıl değerlendirmeli?

Ömer Tuğrul İnançer, günümüzde ezbere bilinen ancak hakikati ve manası tam kavranmamış mübarek vakitlerin hangi vakitler olduğunu, hangi sebepler ve sonuçlar neticesinde bu vakitlerin mübârek kılındığını 'Mübârek Vakitler' isimli kitabında bizlere aktarmış. Metin Erol yazdı..
06/07/2014 14:02
Oruçla konuşurken kendini bulmuşsan
Oruçla konuşurken kendini bulmuşsan!

Ali Haydar Haksal’ın Ramazan ayı ve oruçla ilgili metinleri Oruç Çağrısı adıyla yayımlandı. Kitapta ilk olarak yazarın oruç ile kurduğu arkadaşlık dikkat çekiyor.
29/07/2013 12:12
Gören gözler için melekler ordug hıdır oruç
Gören gözler için melekler ordugâhıdır oruç

Sezai Karakoç’un ‘Kıyamet Aşısı’ kitabında diriliş neslinden izler buluruz. Bir ‘diriliş nesli’, bir ‘inanmış adam duruşu’ nasıl olur, tarif eder bize..
17/06/2013 10:10
Bayramı armağan bilenlere selam olsun
Bayramı armağan bilenlere selam olsun!

İçinde mübarek bir hüznü barındıran neşveyle, neşeyle bayramı karşılayanlara selam olsun!
14/08/2013 14:02
Japonya'da da bulduk birbirimizi bayramda
Japonya'da da bulduk birbirimizi bayramda!

Salome, Japonya'da oruç tutmanın ve bayramı orada idrak etmenin anlam ve önemine dair romantik bir haberle karşınızda.
09/08/2013 10:10

 

Sıcak yaz günleri. Sarı sıcak… Mübarek Ramazan tam da bu sıcak günlerde misafir oluyor bizlere. Şimdi gitmeye hazırlanıyor. Hatta gidiyor yavaş yavaş. Gelişiyle seviniyoruz, hüzünleniyoruz gidişiyle. Varlığıyla şerefleniyoruz, şereflendiriyor hepimizi. Nefsin, heva ü hevesin karanlık kuyularından inancın, sabrın, direnmenin ipine sımsıkı sarılarak çıkıyoruz aydınlığa. Oruçla aydınlanıyoruz. Ruhumuz ışıldıyor adeta oruçla.

Durup nefes alıyoruz yaşamak denen debdebenin, gürültünün içinde. Durdurup hayat denen gürültüyü, içimize doğru bir yürüyüş… Tevazuun, merhametin, sadeliğin, tevhidin kılavuzluğunda bir iç yolculuğu, içe yolculuk… Yüce Yaratıcı’dan bir armağandır bize gelen, bizi kuşatan, bizi tutan Ramazan-ı Şerif. Bir büyük lütuftur oruç; İslam’ın garip gönüllülerine, yeryüzü yolcularına, inanmanın derin hüznünü içinde hissedenlere…

Kerbela çölünde Hüseyin de hasret kalmıştı bir bardak suyaKerbela, Hazreti Hüseyin

Ramazan geldi yine sarı sıcaklarda. Ne de güzel geldi. Belki de uzun gün boyu en çok suyu arıyoruz. Suya hasretiz gün boyunca. Bir bardak soğuk su… Kerbela çölünde Hüseyin de hasret kalmıştı bir bardak suya. Zulme başkaldırıdaki, kıyam orucundaki Hüseyin. “Kim bir bardak soğuk su içerse beni hatırlasın. Kerbela’yı ansın.” diyordu Hz. Fatıma’nın ciğer paresi, şehitlerin şahı Hüseyin. Aliyyü’l Mürteza’nın göz nuru Hüseyin. Kerbela çölünde susuz kalmıştı Hz. Resul’ün torunu. Cennet çocuklarının efendisi Hüseyin Kerbela’da bir bardak suya hasret… Sular sızılar Kerbela’dan beri. Sular sızılı…

Kerbela… Tarihin yüreğinde derin bir sancı. Zaman denen ulu kâtibin kalemindeki bir ince sızı. Yürekleri dağlayan, yüreklerin dağlandığı çığlık. Arş-ı âlâyı kaplayan ve hiç dinmeyecek olan çığlık. Yerin, göğün, vicdanın, vicdanı olanların en derinden sarsılışı. En derinden titreyişi insanlığın. İnsanlığın yüreğinde durmadan, durmaksızın kanayan yara. Ümmet-i Muhammed’in bilincinden sızan kan. Ümmetin gözünden her dem akan yaş. Bir uzun yas. Bir kanlı gözyaşı…

İnancın derin çığlığının bir isyan çağlayanına dönüştüğü yerdir orası

Kerbela, Hazreti HüseyinKerbela… Boğazda düğümlenen hıçkırık. Kalemin, kâğıdın bile anlatmaktan hicap duyduğu büyük dramımız. Evlad-ı Haydar’ın gönlümüzü paramparça eden serencamı. Gönül zembereğinin darmadağın olduğu an. “Gözel Ağam Huseyn”in, Peygamberler Şahı’nın dizinin dibinde yetişen Hüseyin’in şehadet şerbetini nuş ettiği bela çölü. Zalimliğe, haksızlığa, adaletsizliğe, her türlü iktidar oyununa isyanın, başını seve seve vermenin adıdır Kerbela. İnancın derin çığlığının bir isyan çağlayanına dönüştüğü yerdir orası. Evladı Ali’den, Ehl’i Beyt’in mazlumlarından bir damla suyun sakınıldığı utancın tarihin dört yanına sindiği yerdir Kerbela.

Hz. Hüseyin. Resul-i Ekrem’in ciğerparem dediği sevgili torunu. Kerbela’da aklın, vicdanın izanın kabul edemeyeceği türlü işkencelerle, açlıkla, susuzlukla şehit edilen Ehli Beyt’in nazlısı. Kerbela’da kanla sınanan Hamse-i Âl-i Abâ… Kerbela çölünde bedeni kılıç darbeleriyle şerha şerha yarılan peygamber torunu.

Düştü Huseyn atından Sahrayı Kerbela’ya/ Var Cibril haber ver Resul-i Enbiya’ya” diyordu Kazım Paşa. Düştü Huseyn… Ay vurur Kerbela yazılarına geceleyin. Hüseyin’in kanıyla sulanmış Kerbela yazılarına. Ayın şavkı düşer kan kızıllığına. Ayın şavkı düşer kandan bir derya olmuş Kerbela’ya. Hüseyin’in dudakları kurumuş susuzluktan. Yezit’in yüreği zalimlikten… Yezit’in yüreği…

Bir seher yeli eser Kerbela yazılarından. Bir seher yeli…  Hüzün makamında… Hüzün… Bir turna olup uçar Hüseyin. Kanadı kırık bir turna… Gelir konar yüreğimize hüzün makamında. Gelir konar… Yanar kavruluruz Hüseyin’in ateşinde. Yanar kavrulur… Yanarız Ortadoğu’da. Yanar Ortadoğu… Yanmak imiş yazgımız. Yanmak…

Şehadet kültürüyle yetişen zulme itaat etmezKerbela, Hazreti Hüseyin

Hz. Hüseyin bir çağrıdır bize çağlar ötesinden. “Şehadet bir çağrıdır.” O’nun serüveni bir folklorik öğe, bir mitolojik metin değildir. Bütün canlılığıyla yaşayan, bize örneklik teşkil eden bir hayattır. Zulme, tuğyana, sömürüye isyandır O’nun mesajı. Hüseyin’i merkeze almak, mücadeleyi, direnişi göze almak demektir. O, zalimliğe boyun eğmemiştir. Kanıyla ödemiştir kutlu mücadelesinin bedelini. O’nun öğretmeni Hz. Muhammed’tir. O’nun rahle-i tedrisinden geçmiştir. Bir çocuk nasıl yetişirse öyle yaşar. Şehadet kültürüyle yetişen zulme itaat etmez. Zalimi alkışlamaz. O’nun hayatını bir masal metnine dönüştürmek, mücadelesinin özünden koparmak O’nu ikinci kez katletmek anlamına gelir.

“Kim bir bardak soğuk su içerse beni hatırlasın. Kerbela’yı ansın.” demişti Hz. Hüseyin. Her su içtiğimizde analım O’nu. Hatırlayalım cennet çocuklarının efendisini.

Selam olsun O’na ve Kerbela mazlumlarına!

 

Muaz Ergü yazdı

Aykut Kuşkaya - Kerbela






İlgili Konular