, 13 Aralık 2017
İstanbul insana büyük fırsatlar sunuyor

3485

İstanbul insana büyük fırsatlar sunuyor

Şehirde rant kültürünün yerini vakıf kültürü aldığında işler kolaylaşır; büyüklerimiz bu işi böyle çözmüş, şehri külliye külliye planlı bir şekilde büyütmüş. Cihad Meriç yazdı.

İstanbul'u seviyorum; fakat sürekli yaşamak beni hep düşündürmüştür. Kısa süreli ziyaretler, yılda birkaç kez uğramak, İstanbul'da sürekli yaşamaktan hep daha güzel gelmiştir. Bursa'da lise talebesiyken İstanbul ile aile kontrolünden uzak ilk buluşmamızı gerçekleştirdik ve sonra bu buluşmalar belli aralıklarla devam etti. İkamet etmeye başladığımda ilk  şunu öğrendim, zor da olsa bu şehri daha iyi tanımak için uzun süre yaşamak gerekir.

Bir buçuk yıl önce İstanbul bizi kendine alternatifsiz olarak çağırdı. Kısacası başka seçeneğimiz yoktu. Geçen sene Haziran ayında bu düşüncelerle alternatifi olmayan İstanbul tercihimizi yaptık. İstanbul içinde tercihler arasından yeşile yakınlık, kalabalıktan uzaklık, işimize yürüyerek gidebilmek, az da olsa mahalle kültürü kokusu gibi kırmızı çizgilerimize göre seçimimizi yaptık. Rabbimizin izniyle, İstanbul'u tanımamızın rahatlığı ve dostlarımız sayesinde kırmızı çizgilere uygun olarak  tayinimiz Çekmeköy ilçesi Taşdelen mahallesine çıktı. Taşdelen, orman turu yapabileceğimiz (bu ne kadar sürer bilinmez, insanın doymak bilmeyen hırsı ve rant aşkı beton ormanlarına dönüşümü hızlandırıyor.), okulumuza yürüyerek gidebileceğimiz, sakin bir mahalle! Elhamdulillah.

Boğaz'ın mavi sularının kokusu

Normalde kırk beş dakikada Üsküdar'a ulaşıyorum; günümü ve kadim İstanbul (Kaleiçi, Eyüp, Galata, Beşiktaş, Üsküdar ve çift taraflı Boğaz hattı) rotamı genelde Üsküdar başlangıç noktası olacak şekilde planlıyorum. Başka bir yere gidecek vaktim olmasa bile Üsküdar'a ve İstanbul boğazına ulaşmış olmak ruhumu dinlendirmeye yetiyor. Anormalde ise süre uzuyor, metro bittiğinde bu sorun da kısmen çözülecektir inşaallah.

Üsküdar'a ulaşmak, hac kafilesi uğurlama mekanı olmasından dolayı Medine toprağı sayılan beldeye yüz sürmek, betonlar arasında boğulsa bile kadim medeniyete selam vermek, Boğaz'ın kenarında bir çay içimliği demlenmek, dünyanın yükünü hafifletmek için bir selatin caminin veya daha kapsamlı adıyla söylersek külliyenin/imaretin gölgesinde oturmak... İşte bunlar ruhuma iyi geliyor. Dünyanın ağırlığını paylaşacağımız, yükü hafifleteceğimiz bir şeyler yapmalıyız, Boğaz binlerce yıldır ne kadar yük taşımıştır. Bir külliyenin taş duvarlarını seyrederek tefekküre dalmak en büyük zevklerimdendir. Boğaz'ın mavi sularının kokusu, benim için betonun, kaosun, trafik derdinin ve kalabalık gibi problemlerin panzehiridir.

İstanbul'a duyduğum bu muhabbete rağmen nasip olursa zorunlu görev bittiğinde bu şehirden ayrılmayı ve yine eskisi gibi yılda birkaç kez ziyarete gelmeyi düşünüyorum. Ya nasip, Allah Kerim.

Bu satırları sabahçı kahvesinde yazıyorum. Beni tanıyanlar, yazılarımı okuyanlar bilir; sabah medeniyetinin ve unutulmuş değerlerinin iflah olmaz takipçisiyim. Şunu da ekleyeyim, sabah namazı için ezan okunduğunda Taşdelen'den çıkıp namaza Eyüp mübarek beldesine yetişmişliğim var, yani o saatler veya gece namazı vakti yollar boş! İstanbul'u gezmenin en güzel vakti gece namazından sabah namazına kadar olan vakittir. Kısaca bu şehirde zorluklara rağmen seçeneğimiz çok ve burası İstanbul;  zenginliğin, imkanların, zorluğun, çeşitliliğin bol olduğu şehir.

İstanbul insana büyük fırsatlar sunuyor

Kim ne derse desin kimi gelecek, kimi gidecek, bu döngü böylece devam edecek. Bize düşen kadim şehri korumak ve çevresinin buna uygun genişlemesini sağlamak. Şehirde rant kültürünün yerini vakıf kültürü aldığında işler kolaylaşır; büyüklerimiz bu işi böyle çözmüş, şehri külliye külliye planlı bir şekilde büyütmüş.

İstanbul'da tarihi atmosfere girmek mümkün, aynı zamanda yaşadığım yer ormanın kenarında; hem hayra yakınım hem de kentin pisliğinden uzak sayılırım! Ne kadar şükretsek az. Rabbimiz bu nimeti hayırlara vesile kılsın. Amin.

İstanbul, çevre çeşitliliği yönünden de, yeni insan, yeni mekan tanıma imkanlarıyla da insana büyük fırsatlar sunuyor. Kaybolmadan, boğulmadan, dik durarak verimli bir hayat sürmek için ilk şart Rabbimize kulluk. İki gün tatili olan biri olarak bir günü ailemize, bir günü kendimize ve dostlarımıza ayırıyoruz. Aile gününde eşim, yedi yaşında oğlum Hüseyin Cemil ve dört yaşındaki kızım Meryem Sena bana eşlik ediyor. Evet çocuklarla gezmek, seyahat etmek kolay değil, nesillerimizin kendi yolumuzda yürümesi için onlarla birlikte bu zorluğa sabır göstermek zorundayız. Ben yalnız seyahat ederken de aklımın bir ucundan  "bu semte çocuklarla gelirsem şunu yapabiliriz, burada oynayabilirler" düşüncesi geçiyor. İstanbul yazılarım bu anlamda aile ile seyahate uygun olacak inşaallah. Belli bir planla hem ailemizin mutluluğunu hem de kendi mutluluğumuzu sağlayabiliriz. Bence seyahat de öğretilebilen bir meslektir. Çocuklarımıza ve çevremize bu kültürü vermeliyiz. Farkında yaşamak hayatın en önemli parçasıdır.

Nasip olursa yaşadığım, soluduğum İstanbul'u yazacağım. Bu yazıyı İstanbul'un kapısından giriş yazısı olarak kabul buyrun.



Cihad Meriç yazdı





Yorum
Kadim dost
Mustafa öz
Hocam kalemine yüreğine sağlık
29/12/2015, 18:36
Devamını bekliyoruz...
Nidayi
"Hoş geldiniz hocam" diyerek farkındalık uyandıran bu güzel yazıların devamını beklediğimizi ilan ediyoruz...
26/12/2015, 19:12